rersoy@mersoy.com

Neşet Koçkar ve Thomas Cook

Neşet Koçkar ve Thomas Cook

Öncelikle ilk makaleme göstermiş olduğunuz teveccühe teşekkür ederek başlamak istiyorum yazıma. Gayet güzel geri dönüşler oldu.İnşallah devletimizin değerli büyükleri de çözüm önerilerinde sunduğum bu yazıyı  okuma teveccühü göstermişlerdir.

Bugünkü yazım, yine Thomas Cook ile alakalı. Daha doğrusu Sayın Neşet Koçkar’ın  vizyonu, Thomas Cook’un batışı ve tüm bu değerler ışığında devletimizin önemli bir Türk yatırımcının yanında yer alması gerekliliği ile alakalı.

Öncelikle Thomas Cook’un ne denli değerli bir şirket olduğunu ve özellikle Thomas Cook’un dünya üzerinde bir numaralı destinasyonunun Dalaman olduğunu hatırlatmakta fayda var. Her ne kadar şahsım Thomas Cook kontratçısı Sayın İlhan Özmen’i pek sevmesem de – ki  kendisi başkan adayı olduğum GETOB seçimlerinde Thomas Cook otellerini arayıp Rıza Ersoy’a yani bendenize ‘’oy vermeyin’’ diye uyarı ya da tehdit nasıl adlandırırsanız adlandırın- demişse de ve Türkiye konaklama sektörünün özellikle Dalaman’da bu denli düşük fiyatlara satılmasına vesile olanlardan biri olmuşsa da – bu Thomas Cook'un değerini azaltmaz. Thomas Cook, Türkiye ve özellikle Dalaman bölgesi için gerçekten büyük bir değerdi.

Sayın Neşet Koçkar’ı hiç tanımam. Ne ben onu hayatımda bir kere gördüm, ne de o beni görmüştür. Tabii ki her operatörün kontratçısını tanıdığım gibi, Anex Tour’un kontratçılarını da tanır ve özellikle kendi bölgemdeki  Anex kontratçılarını çok severim. Bütün bunları yazmamın sebebi yazımın objektifliğine dair  bendenize inanmanız içindir.

Sayın Neşet Koçkar, Rusya ve Ukrayna piyasasında yakalamış olduğu başarıyı Global bir hale getirmeye çalışmış ve hisse değeri düşen Thomas Cook’a yatırımda bulunmuştur. Eğer ki başarılı olsaydı, ilk defa bir Türk yatırımcı global olarak dünya üzerinde söz sahibi olacaktı. Belki de bu vizyonu ortaya koyan ve bunun için adım atan ilk Türk yatırımcısı olmuştur.

Zamanında TURSEM isminde Türk yatırımcıların sahip olduğu ve Türk turizmine büyük katkı sağlamış, konaklama fiyatlarının artan rekabet neticesinde yükseldiğini görmüştük. Nakit akışından kaynaklanan bazı zorlanmalar yaşaması ve o günkü hükümetin Tursem’e destek vermemesinden dolayı TURSEM batmıştı.  Ve olan Türk turizminin yerli oyuncularından birinin kaybolmasına ve her zaman olduğu gibi gene Türk konaklama sektörüne olmuştu. Bugün hemen hemen benzer bir durumu Thomas Cook’un batışından dolayı yaşayabiliriz. Bır önceki yazımda bazı çözüm  önerileri sunmuştum.

Şimdi bu durumda Anex ile ilgili değil yazım. Tamamen Thomas Cook ve Sayın Neşet Koçkar ile alakalı: Bakınız Thomas Cook’un en büyük hissedarı  Çin firması. İkincisi ise  bir Türk, yani Neşet Koçkar. CEO’su ise  Alman. Diğer yöneticileri de gene Batı Avrupalı vs. Burada kuracağım korelasyon şudur: Eğer şirketin büyük sermayedarları İngiliz veya Alman olsaydı, bu şirketin batmasına ve 21 bin kişinin işsiz kalmasına Alman veya İngiliz hükümeti izin verir miydi? Tabii ki vermezdi.

Bu bana 15 Eylül 2008’de batan LehmanBrothers ve sonrasında tüm dünyada yaşanan ekonomik krizi hatırlattı. 613 milyar dolar borçla batan LehmanBrothers’da – ki Amerika’da kurtarılmayan yegane çok büyük yatırım bankasıydı- asıl fonlara para yatıranlar özellikle Araplardı ve gene bir kısım Ruslardı.  Yani giden para öncelikle Arapların oldu ve Arapların paraları iç edildi.  Ancak Merrill Lynch’ten, GoldmanSachs’a, AIG’den, FannieMae’e daha bir sürü Amerikan şirketi çok daha kötü durumda olmasına rağmen ABD Merkez Bankası’nın (FED) bilançosunu genişletmesi yani para basması ve ABD hükümetinin yetkisiyle kurtarıldı. Nasıl olsa LehmanBrothers’da batan Arap sermayesiydi. O niye kurtarılsın ki?

Sayın Cumhurbaşkanımız’ın eleştirdiği o meşhur 'rating agencies’ın (kredi derecelendirme kuruluşları) LehmanBrothers’a verdiği not neydi biliyor musunuz? LehmanBrothers, batmasından birkaç gün önce AA veya A2 derecesi verilen bir yatırım bankasıydı.Yani en yüksek notun sadece bir altı. Bu konuya genel Türkiye ekonomisi ve rating agencies adı altında başka bir yazımda oldukça detaylı bir şekilde değineceğim.

Şimdi tüm bu öngörüler ışığında çözüm önerim şudur: Öncelikle Türk Devleti, atanan kayyuma karşı Neşet Koçkar lehinde çok büyük bır lobi yapmalı. İkinci büyük hissedarın ve bir Türk’ün parasının iç edilmesine karşı büyük bir karşı koyuş göstermeli. İsim hakkı mı satılacak, Thomas Cook üçe mi bölünecek veya her ne karar verilecekse, kayyuma şu hatırlatılacak:  bir Türk’ün ve onun arkasında maddi ve manevi olarak Türk devletinin olduğu herkese lisan-ı münasip bir şekilde anlatılacak. Ve buradan ne pay koparılırsa koparılacak.

İkinci çözüm önerim direkt konaklama sektörüyle alakalı: Konaklama sektörüne Thomas Cook’un borcu kimilerine göre 450 milyon GBP kimilerine göre 850 milyon GBP. Yani şöyle düşünün: Avrupa Birliği (AB), Suriyeli mülteciler için Türkiye’ye 3 milyar Euro para verecek. Onun 1 milyar Euro’sunu geri aldı zaten. Eğer tur operatörlerinin konaklama sektörüne olan ödeme periyodu, faturadan 60 veya 90 gün sonra olmamış olsaydı, bu kadar borç oluşmazdı. Türkiye  Cumhuriyeti  Kültür ve Turizm Bakanlığı'na çağrımdır: özellikle Batı Avrupa ödemelerini tüm operatörlerı çağırarak, fatura tarihinden 14 güne düşürmek. Buna göre kanun koymak. Konaklama sektörünün elektrik, su, personel, alkol ve bilimum giderleri peşinken, neden konaklama sektörü faturadan sonra 60 ila 90 gün bekliyor?  Bunu bana biri açıklasın lütfen.

Umarım her şey yolunda gider ve dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma iddiasında olan Türkıye Cumhuriyeti Devleti, gerek Neşet Koçkar’ın ve özellikle de konaklama sektörünün haklarını layık-ı veçhile anlatır.

Instagram: rersoy76

 


Bu Makale 07.10.2019 - 19:56:16 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Abbas ekizler - 09.10.2019 - 08:06

    Kamu adina ise ozaman bize neden devlet yardim etmiyir ? Bizi bir banka dolandirdi . Ingilteredeki acentamizi kayip ettik . Dava acacaktik engellemeye kalkti . MOHK 5718 Sayili kanunun 47 maddesine gore dava lonrada olmasi lazim . Gerekli bakanliklara yazdik . Sizleri engellemeye calisarak ta anayasamizin 90 maddesine karsi geliuir dememize ragmen devlet bize yardim etmiyir .. imzalanan uluslar arasi antlasmaya bile saygi gostermiyen bankaya devlet birsey yapmiyor . Sizce bu kamu nun zararina olmaz mi ??

  • Mehmet Yolaç - 08.10.2019 - 05:54

    Değerli yeni ve heyecanlı (lütfen yanlış anlaşılmasın heyecanının turizme veren anlamda demek istiyorum) arkadaşımız, örneklemeyi siz tekil baza indirmişsiniz biz değil. Kamu yararına olacak eylemleri kamunun kendisi ile mütalaa etmek lazım, ayrıca örnekleriniz tekil ve şahıs odaklı.

  • RIZA ERSOY - 08.10.2019 - 01:58

    Degerli Okuyucular, Oncelikle yazıma gosterdiginiz ilgi için teşekkürler. Ancak konuyu tek bir kişiye indirgemek gibi bir düşüncem yok. Meselenin kamu yararına olduğu fikri ve pek tabıı kı yurtdışında yatırım yapan ve global bir sirkette bir Turk un olmasının onemine vurgu yapmakla beraber örneklemeler verdım. Tursem de tıcarı bır sırkettı. 100 milyon dolar borç verılmıs olsaydı, bugun belki de Turk turizmi başka bır yerde olurdu. Kapitalizmin en vahşi yaşandığı ülkede - ki kendim de Amerika'da bahsettiğim yatırım bankalarından bırınde staj yaptım- neden acaba o bankalar FED'in bılancosu artırılarak kurtarıldı? Demek ki kamu yararına bır olay vardı ve olaya devlet dahil oldu. Devlet ticari işletmelere destek verdi. He bana kalırsa da cok da çirkin bir düzen içerisinde destek verdi. Ama verdi. Lütfen olaya bu yönden bakarsanız ne demek ıstedıgımı daha ıyı anlarsınız. Thomas Cook'un üçe bölüneceği vs konuşuluyor. Burada da devletin Neset Kockar'ın arkasında durması Turk turizminin yararına olur. Söylemek istediğim budur.

  • Feti KUYUCU - 08.10.2019 - 11:03

    Sn yazar, bu bir ticari konusun kamunun ticari bir bakış açısı ile herhangi bir ticari kuruluşa destek vermesi kamu yararı olmayacağı gibi gelecek içinde doğru ve rasyonel davranış olmaz.Bu bir regulasyondur.Ancak stratejik düşünce ise kamu destekli olabilir.Kişi veya kurumların kurtarılmasına yönelik kamusal davranis rasyonel değildir.Bu ülkede ve serbest piyasa / rekabet koşullarına yatırım riski tamamen yatırımcının şahsi ve kurumsal riskidir.Bu riskler ortaya çıktığında kamu desteği vb sübvanse beklenemez. Her özgür irade ile yapılan yatırım getiri ve götürüsü alınan risktir.Bu konuda her yatırımcı için aynidir. Her yatırım risk içerir, yatırımcı bu riski bilerek alır.

  • Mehmet Yolaç - 08.10.2019 - 09:42

    Bir şirketin hisse senetlerine ticari kazanç elde etmek için yatırım yapmış bir tüccar için devlet neden araya girsin? Bu şirket batmayıp hisse senetleri 2 ye 3 e katlanıp değer kazanıp bu tüccar koyduğu miktarın 3-4 katını kazanç elde etseydi devlet ile bölüşecek miydi?

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.