Birgül Akgül

Resepsiyonist olmak

Resepsiyonist olmak

Günde kaç saat aynı noktada ayakta bekleyebilirsiniz?

Linkedin'de bir gönderi karşıma çıktı.

Biraz özetleyerek sizlerle paylaşıyorum.

''Resepsiyonistleri 8 saat boyunca sabit bir noktada dikilmeye zorlamak, turizmin pırıltılı vitrinine yakışmayan bir anlayıştır. Bir insanın iskelet sistemini ve sağlığını hiçe saymak, kurumsallık değil vicdan borcudur. Varis sancılarıyla ve zonklayan ayaklarla güne devam etmeye çalışan bir personelden samimi bir misafirperverlik beklemek ise sektörün en büyük yanılgısıdır. İnsanı sadece bir dekor gibi gören bu yaklaşım, acilen terk edilmelidir.''

Haklı mı? Kesinlikle haklı.

2000-2001 yıllarında Servis & Bar bölümünde staj yaptım. İlk stajımda çalışma saatleri bir hayli uzun iken 2. stajımda nispeten kısalmış ve 10 saate düşmüştü. O arada gözüme resepsiyon bölümünü kestirmiştim çünkü mesaileri 8 saatti. 2002-2003-2004 yıllarının yaz aylarında Ege'de resepsiyonist olarak çalıştım. Mizacıma uygun olan bu görevde mutluydum ancak bir sorun vardı. Sabit bir noktada gün boyu ayakta dikilmek. Diğer departmanlar hareket halinde iken resepsiyon çalışanları bel ve omurgayı zorlayan bir duruşla gün boyu ağrı çekiyorlar. Hareket halinde olmak ile sabit bir noktada dikilmek arasında dağlar kadar fark var.

Londra Resepsiyon Ekibi, 2007
Martı Resort Hotel, 2002 

2004 yaz aylarında, sezon sonu ne yapacağımı kara kara düşünürken Hotel Guide'ı açtım ve İstanbul'da ne kadar 5 yıldızlı otel varsa hepsine CV'mi gönderdim. Ne Çırağan Palace bilirdim ne Divan Oteli. Tek kriterim ismin yanında 5* ibaresini görmekti. Sezon bitti, ses seda yok. Okul bitmiş, iş yok… Ailemin yanına dönmeden haydi dedim bir İstanbul kaçamağı yapayım. Atladım otobüse, ilk stajımda tanıştığım arkadaşımı ziyarete, İstanbul'a gittim. İstanbul'daki 2 veya 3. günümde Bakırköy Ebuziya Caddesinde gezerken telefonum çaldı. Yanımda bu kez o yaz birlikte çalıştığım başka bir arkadaşım var. Sokak gürültülü, telefondaki ses Birgül Hanım merhaba, bize CV göndermiştiniz. Sizi Diva otelinden arıyorum diyor. Söylediği şeyleri anlayamadığım için ben de tekrar ediyorum. Diva Oteli kulağıma, meşhur Arena'da izlediğimiz kötü yola düşürme haberlerinden fırlamış bir otel ismi gibi çalınıyor, kesin kötü bir otel diye düşünerek Diva Oteli'mi şeklinde tekrarlıyorum. Hayır Divan Oteli diyor. Ben Divan der demez yanımda yürüyen turizmci arkadaşım büyük bir coşkuyla bana bakıp Divan mı diyor? Uzatmayayım, İstanbul'dayım gezmeye gitmişim ve aylar önce gönderdiğim CV'ye ben oradayken dönüş olmuş. Resmen mucize. İş görüşmesine davet edildiğimde ancak ben buraya spor kıyafetlerle geldim diyorum, sorun değil diyorlar.

İş görüşmesine gidiyorum çünkü büyüğe saygımız var, gel demişler gitmek lazım diyerek biniyorum Bakırköy-Taksim dolmuşuna ve Divan Oteli'ne varıyorum. Kıyafet falso olsa da yüzde o samimi gülümseme var. 20 yaşında bir genç. Meğer özgeçmişimdeki otellerden birinde ön büro müdürü Selim Bey'in yakın arkadaşı çalışıyormuş. Onu arayıp hakkımda bilgi almış. 1Resepsiyonu öğrenmek için bir kış okuldan sonra 18-22.00 saatleri arasında deskte ücretsiz çalıştı, alın demiş.” Ön büro müdürü ile ilk görüşmem güzel geçti, bir de genel müdürle görüşmen lazım ancak şimdi toplantıda, sen biraz Taksim’i dolaş gel, biz seni arayalım dediler. Otelden Taksim neresi ağalar edasında çıktım, baktım insanlar sağa yürüyor (Elmadağ istikameti) ben de biraz o yöne yürüdüm, oyalandım. Sonra geri çağırdılar. Hiç unutmam, Genel Müdür Haluk Bey, yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı taradı da taradı, kot pantolon, sarı tişört ve alakasız bir mont. Kıyafet falso ama güler yüzlü tamam hayırlı olsun dedi. Gezmeye gittiğim İstanbul'da iş bulmuştum. Orada olmasam hususi görüşmeye gidemezdim, telefonum çaldığında yanımda arkadaşım olmasa Diva isminden korkup görüşmeye de gitmezdim. Bu hikâye bana hep çok enteresan gelmiştir. Ne güzel bir kısmet değil mi?

Divan otelinde resepsiyonist olarak çalıştığım dönemde öyle aydın insanlarla tanıştım ki. Ekibin harikalığı bir yana, lobide yazarlar, bürokratlar, kanaat önderleri otururdu. Tabii gençliğin verdiği toylukla ben kimseyi tanımazdım. O güzel insanlar deske gelir tatlı tatlı konuşurlardı. Rahmetli Turgut Özakman ''Şu Çılgın Türkler'' kitabını çıkardığında, imza günleri için Divan'da kalırdı. İsmime imzalı kitabını kütüphanemin baş köşesinde saklarım. Öyle güzel günlerdi ki…

Bir gün ayakta dikilmekten belimiz, bacağımız, ayaklarımız delicesine ağrıyor. Lobi boş olduğu için arkadaşım Mete ile deskin içindeki duvara yaslandık. Görenin anlamayacağı şekilde, çaktırmadan, yarım ağız muhabbet ediyoruz, pozisyonumuz dik değil ancak her an toparlanacak kadar eğimli, duvardan destek alarak kendimizi dinlendiriyoruz. Mete birden bir noktaya odaklanıyor, gördüğü şeyden emin olmak istercesine ''Birgül, Ömer Koç mu o'' diyor, öyle bir toparlanıp resmiyete bürünmüştük ki anlatamam. Korkmuştuk da haliyle. Elbette bir şey olmadı. Ömer Koç girdiği ortamda kendini göstermeyen, öyle kendi halinde bir beyefendi ki. Bir süredir lobide kitap okuyormuş. Ne zamandır orada olduğunu bilmediğimiz için panik olmuştuk. Peki, neden? Hafifçe deske yaslanıp kendimizi dinlendirdiğimiz için.

2004-2006 yılları arasında Divan Oteli'nin resepsiyonunda çalıştım, oradan Londra'ya, bu kez de dil eğitimi almak için gittim. Ayrılırken Genel Müdür Haluk Bey git, 3 ay kal, pozisyonunu tutalım geri dön dedi. Daha uzun kalacağım diyerek ayrıldım. Sağ olsun kalmam için farklı alternatifler önerme nezaketinde bulundu, hiç unutmam o inceliğini.

Londra'ya gittim. Öğrenci vizesi ile haftada 20 saat çalışma iznim var. Kaldığım eve yakın noktadaki otellere gidip CV bıraktım. Fidelio biliyorum, lise ve üniversitede turizm okumuşum, mesleki İngilizcem iyi ve ucuz işçiyim. Ben bir umut denerken, çok geçmeden evime de yürüme mesafesindeki 4 yıldızlı Copthorne Tara Kensington otelinden arandım. Resepsiyonist olarak part-time işe alındım. Oryantasyonun ardından deske çıktığımda bir de ne göreyim? Aman Allahım! Deskte tabure var. Resepsiyonistler oturarak çalışıyor. Yıl 2007. Nasıl şaşırdım, nasıl şaşırdım anlatamam. Deske göre ayarlanmış uygun yükseklikteki tabureler misafirle göz göze gelecek seviyedeydi. İlk uyarımı ise karşımda misafir varken deskte çalan telefonu açtığım için almıştım. Hani bizde 3 kereden fazla çalmayacak kuralı vardır ya, orada bana karşında misafir varken onun sırasını telefondaki misafire vermiş oldun, aynı anda tek bir iş yap demişlerdi.

Londra Resepsiyon Ekibi, 2007
Londra Resepsiyon Ekibi, 2007

Finale geldiğimde aynı post altında sektörü terk ediş hikayesini paylaşanların yorumlarından bir derleme yaptım. Bakın ne diyorlar.

Günde 8 saat ayakta durma zorunluluğu, topuklu ayakkabı dayatması ve yetersiz izinler nedeniyle severek başladığım otelcilik kariyerimi noktaladım. Sektördeki bu yanlış uygulamalar, profesyonel hayatımda yeni bir sayfa açmama neden oldu; şimdi dış ticaret sektöründe çok daha huzurlu ve memnunum.

Bir düzenleme yapma zamanı uzun yıllar evvel gelmiş ancak sistemi olağanlaştırıp kanıksadığımız için değişim ihtiyacını görememişiz. 2026 kış renovasyonu bütçesine resepsiyon desklerinin dönüşümü de eklenmeli. Küçük bir düzenleme, çalışan memnuniyetinde çığır açabilir. Erken davrananlar kazanacaktır.

Bana gelirsek, 24 yaşımın sonunda otelcilikten merkez ofis yapısına geçtim. Sektörü terk etmedim ancak hayal ettiğim koşulları sunan şirketlerle çalışmayı seçtim.

Kıymetli Sektör Öncüleri,

Unutmayalım ki Türk Misafirperverliği, Türk insanına has bir kimliktir. Türkiye'nin turizmde iyi olmasının temelinde bu DNA vardır. Kendi insanımızı tutamayıp yabancı istihdamını artırmak, en önemli rekabet gücümüzü kaybetmemize neden olacaktır. Küçük düzenlemeler, büyük değişimler yaratabilir.

Bu vesile ile 15-22 Nisan Turizm Haftamızı kutluyorum.

Tüm jeopolitik zorluklar ve krizlere rağmen iyi ki turizmciyiz.


Bu Makale 15.04.2026 - 16:46:44 tarihinde eklendi.


Kullanıcı Yorumları
  • Resepsiyon bankosu

    A.Atilla Gözeğer 15.04.2026 - 06:11

    Çok güzel ve anlamlı bir düşünce. İç mimarlar otel resepsiyon dizayn ederken düşünmeli . Bankolar bankalardaki yeni uygulama gibi olmalı , bu bir konfordur, misafirler de ayakta durmamalı. Bazı otellerde GR desk lerinde c/in c/out yapılmaktadır. Hadi otelciler gösterin bu değişimi. ????????????

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.