tneyisci@akdeniz.edu.tr

Portakalı soydum, başucuma koydum

Portakalı soydum, başucuma koydum

Milenyum kutlamaları öncesi. Kış turizmine ilk adımın atılmaya çalışıldığı acemi yıllar. Yer; Kemer Bölgesinde bir konaklama tesisi. Ağaçların yapraklarını çoktan döktüğü, asgari ücretli soğukların kendini hissettirmeye başladığı zamanlar. Konuklar 8 otobüs dolusu Alman. Haftalık paket turlar. Toplam 8 hafta. Pamukkale ve klasik Antalya (PAS) turu pakete dahil. Henüz her-şey-dahil pandemisi patlak vermemiş. Rehberlerden biri de benim.

Turlar çok başarılı geçiyor. Müşteriler memnun, satışlar mükemmel. İlk birkaç haftadan sonra, diğer rehber arkadaşlarımdan bazıları benim turlarda neler yaptığımı merak etmeye başladılar. Sonradan anladım ki, tur sonrası müşteriler aralarında turun akıllarında kalan etkinliklerini paylaşıyorlarmış. Benim yaptığım ufak bir-iki farklı dokunuş çoğunluğun ilgisini çekmiş. Ne mi yapıyordum?

Kış aylarında portakal bahçeleri, yılbaşı çamlarına benzer muhteşem manzaralar sunarlar. Kemer o zamanlar portakal bahçesi denizi, eğer okyanusu değilse, gibiydi. İlk tura çıkmadan, yol kenarındaki kolay ulaşılabilir portakal bahçelerinden birinin sahibi ile konuştum ve her tur başına yaklaşık 75 kg portakal parasını peşin ödedim. Her turuma kısa bir portakal toplama molası ekledim. Dağıttığım plastik torbalara (o zamanlar tepki yoktu) portakallar dolduruldu. Müşterilerin çoğu hayatlarında ilk kez ağacından bir portakal koparıyordu. Bazı müşteriler kopardıkları portakallardan birkaç tanesini taa ülkelerine kadar götürüp torunlarına armağan etmişler. Gönderdikleri kartpostallardan öğrendim. İnanmayacaksınız ama, o zamanlar internet yoktu. Üstelik yolculuk, portakal soyma yarışmaları ve şakaları ile neşelendi de.

Diğer dokunuş, benim bir rehberlik klasiğim olan, yol üzerindeki sıradan bir köye gerçekleştirdiğimiz rötuşsuz kısa ziyaretti. O köy ve köylülerle bir arada olmaktan, onların yaşamına tanıklık etmekten büyük keyif aldıklarını hatırlarım. Farkı yaratan bu iki dokunuş müşterileri memnun etmeye yetmişti. Belki de bu küçük dokunuşlar nedeniyle, en memnun edilen (bahşiş ve komisyon dahil) rehberlerden biri de bendim.

Ne mi anlatmak istiyorum?... Çok basit. Ne yaparsanız yapın, yaptığınıza kendinizden bir değer katın. Sevgili Sağlamtuç’un çok haklı olarak altını çizdiği gibi, ticaret evet de, sen bunun üzerine kar marjından başka ne ekleyebildin, ekleyebiliyorsun? Kritik soru bu. Ekleyebilmek yaratıcılık gerektirir. Özellikle de yenilenme (rekreasyon) talebiyle gelen insanlara dokunan, dokunmak durumunda olan turizm sektöründe. O küçücük yaratıcı dokunuş “kar marjına” tavan yaptırabilir, onu bir ticari başarıya dönüştürebilir. Gerisi, adı özel sektör ya da serbest ticaret olarak da konsa, devlet memurluğundan öte bir şey değildir.

Yaklaşık 8 aydır tüm dünya daracık kapalı mekanlarda, endişelerle dolu, dingin bir yaşama mahkum oldu. Bu durum birkaç ay daha sürecek gibi de görünüyor. Aşı, insanlar üzerindeki bu yükün, bu baskının yavaş yavaş kalkmasını gündeme getirecektir. Bu içinde bir taraftan rekreasyon, yenilenme (fiziksel, ruhsal) ihtiyacını, bir başka ifade ile turizme katılma ihtiyacını patlama noktasına çıkarabilecek potansiyeli barındırırken diğer yandan da turizme ayrılabilecek gelirlerde göreli bir azalmaya da işaret etmektedir. Pandemi sonrası turizm bu iki parametrenin güçlü etkisi altında biçimlenecektir.

Yeniden normalleştirilecek profili derinlemesine anlamaya, ne tür ürünler talep edebileceğini öngörmeye çalışmak öncelikli hedef olmalı. Yüksek oranda empati ve yaratıcılık gerektiren bu konu netleştirilmeden diğer konulara kafa yormak, deyim yerindeyse, devlet memurluğundan öte bir şey olamaz.

Bu değerler kimin nereye, ne için, nasıl gideceğini belirler. Elon Musk da olsanız gerisi buna göre şekillenmek zorundadır.

Özetlersek; 2021 ve sonrasını kazanmak istiyorsanız, 2020’nin özel ve özgün koşullarını ve bunun turizm talebi üzerindeki olası dönüşümlerini, izdüşümlerini derinlemesine analiz etmelisiniz. Bu talebin hemen bir yıl öncekinden çok ama çok farklı olacağı kesin, çünkü insanı çok farklı. Bu yeni “yeniyi” anlayabilenler, kavrayabilenler, kişi, ülke ya da tesis fark etmez, fark yaratacaklardır…

Bazen bir portakal fark yaratabiliyor. Bazen de portakalı soyulup başucumuza koyulabiliyor…

Cümlenin sonunu getirmeye gerek var mı?


Bu Makale 08.12.2020 - 18:01:50 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Tibet Urungu - 22.12.2020 - 07:11

    Ne yaparsanız yapın, yaptığınıza kendinizden bir değer katın????

  • expo 2016 da fark üretin - 09.12.2020 - 01:43

    Sayın Yazarı yıllardır atıl durumda olan ne halka ne yoredeki köylülere ne de ülke ekonomisine katkı saglayan bu alana deger katın ! makalenız deki gibi bir fark yaratın. bu alanı artık yaşam alanına turizme kazandıracak bir proje üretin! sizler konusursanız tartısırsanız en mantıklısı ortaya cıkacaktır! onerıler sunun bu alan ıcın. bır taş atın diğerleri de baksın bi incelesin!!! 1*- sadece turistlere yönelik pasaport ile giriş yapılabilecek kapsamlı bir Kumarhane yapın alanı ıkıye bolun ve ırılı ufaklı kumarhaneler olsun. oteller olsun ıcınde ve etrafında kı arsalarda da moteller butık oteller olsun. 2*- orta doğu ve asyanın Genclık turızm merkezı olun! DIsneyland ı buraya getırın dırek ısmı ıle! bu alanı komple eglence merkezı yapın. 3*- Turizm ve Tarım fakültesi yapın , bu alana en az 10.000 öğrencili güzel kapsamlı iş garantili bilinçli tarımcılar turizmciler yetiştirin fark yaratan yeni nesiller yetiştirin. 4*- sizler de bunları harmanlayıp daha farklı bırseyler orta ya koyun. konusun arkadaslar bu alana ne yapılırsa en guzelı en degerlısı olur? karma projeler yapın.

  • Mahnut Aydın - 09.12.2020 - 12:27

    kaleminize sağlık. teşekkür ederim .

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.