erdogangumus1@gmail.com

İkizdere'de turizm ve bir kış masalı

İkizdere'de turizm ve bir kış masalı

Kalem seni kırarum doğru yaz deduğumi

Sitem etme yarume ağlatma sevduğumi

Kalem senun ucuni keserim bıçağilan

Mektup yazdum o yare yolladum uçağulan

Ey kalem delumisin amani bilurmisun

O yare selamumi bir desan elur musin

Fotoğraflar-Gülcan Acar

Rize’nin İkizdere ilçesinde bulunan 2400 rakımlı Çağrankaya yaylalarında, yanık bir ses kış gecesinin beyaz sessizliğini yırtarken, yüreklerde bir hasret, bir sevda olup duygu seline dönüşüyordu.… Türk Halk Müziği sanatçısı ve doğa dostu Sinan Akçal’ın bu buğulu sesi vadilerde sabaha dek yankılanıp durdu… Kışın bu zemheri günlerinde konakladığımız yayla evlerinin buz gibi soğuğunda, bu ses yüreğimizi ısıtırken, odun ateşiyle narlanan kuzine sobası, etrafına dizilmiş biz yürüyüşçülerin bedenini okşuyordu.

cagildere5

Yeşilin her tonunun birbirine geçtiği, renklerin adeta dans ettiği büyülü bir coğrafya olarak bildiğim Karadeniz’i, bu defa beyaz sessizliğe büründüğü bir mevsimde tanımış oluyordum. Bulunduğum üç kısacık gün zarfında yaylaların, hırçın Karadeniz’e “barış elini uzattığı” bir masal diyarında hissettim kendimi. Geçit vermez dağlara, çağıl çağıl akan derelere, çoşkun akan şelalelere, masmavi denize selam durarak...

Çağrankaya Kar Yürüyüşü Platformu’nun daveti üzerine, coğrafyasına hayran olduğum Karadeniz’in bu kez doğusunda, yani Rize’nin İkizdere ilçesinde alıyordum soluğumu. Şimdiye kadar 7 defa organize edilen yaylalardaki kar yürüyüşünün bu sene 8’incisinin yapıldığını duyduğumda etkinliğe katılmak üzere hiç tereddütsüz yola çıkıyordum.

cagildere

Etkinliğin ilk günü, yürüyüş için gelen misafirlerin de katılımıyla görkemli bir açılışa sahne oluyordu İkizdere ilçe merkezi. Elbette Karadeniz denilince olmazsa olmazı; kemençe ve tulum eşliğinde horon vurularak… Bu coşku seli birazdan başlayacak yürüyüşe kadar sürdüğü gibi yürüyüş boyunca da kesintisiz devam edecekti.

Yürüyüş başladığında, Kaçkar dağlarının uzantısı Çağrankaya yaylalarında bir masalın içine gireceğimi doğrusu tahmin etmemiştim. “Ayaklarıyla değil yüreğiyle yürüyen” insanların buluşmasına şahit olmuştum. Elimi uzatsam tutacak kadar yakın duran, ayaklarımızın altındaymışcasına vadileri saran bulutlar, denizi andırır davetkâr görünümüyle bir rüyanın içine alıveriyordu tüm doğaseverleri. Dostluğa, kardeşliğe, dayanışmaya, barışa ve sevgiye yelken açmak üzere… Bu bir rüya mıydı? Yoksa bir kış masalı mı?

cagildere2

Bu seneki yürüyüş için de önceki yıllarda olduğu gibi 2000-2500 m rakımdaki yaylalarda, yaklaşık 24 km’lik bir güzergâh planlanmıştı. Büyük Yayla, 2400 rakımlı Kurtlar Yaylası’na çıkış ve 2250 rakımlı Aşağı Yayla, birinci günün güzergahı olacaktı. Yürüyüşçülerin bir kısmı Kurtlar Yayla’sında, diğer bölümü 3,5 km ilerideki Aşağı Yayla’da konaklayacaklardı. İkinci gün her iki grup Aşağı Yayla’da birleşerek yaklaşık 12 km’lik bir yürüyüşün ardından İkizdere’ye transfer edilmek üzere toplanma merkezine varılacaktı.

İlk günkü yürüyüş kapalı bir havada gerçekleşiyordu. İki metreyi aşkın kar yüzeyi, önde gidenlerin adımlarıyla sertleşmiş, yürüyüşü daha kolay hâle dönüştürmüştü. Yürüyüşümüze durmaksızın tulum sesi eşlik ederken, cep telefonlarından çalan Karadeniz ezgileri de herkesi keyiflendiriyordu. Tam bir şenlik havasında Kurtlar Yaylası’na ulaşıyorduk. Dile kolay ilk günkü yaklaşık 10 km’lik yürüyüşümüzü, amansız kış şartlarının hüküm sürdüğü Karadeniz coğrafyasındaki yaylalarda karlara bata çıka tamamlamıştık. Planlanan yürüyüş rotasına göre ertesi gün 13-14 km’lik bir yolumuz daha vardı.

Gündüz hava sıcaklığı artılarda seyretmiş olsa da gece karanlığı ile birlikte ayaz yüzünü göstermeye başlamış, Çağrankaya Yaylaları’nda “Göğe yakın toprakların insanları”, bu soğuk kış günlerinde, kollarını, yüreklerini açmışlar, Anadolu insanının misafirperverliği ile çoktan bizleri ısıtmışlardı bile.

cagildere11

Ertesi gün güneşli bir gökyüzü ile güne uyanıyorduk. Sabahın ilk ışıkları, masmavi gökyüzüyle birleşmiş “Yaylamıza hoş geldiniz!..” dercesine gülümsüyordu doğaseverlere. Belli ki açık ve güneşli bir havada gerçekleşecekti ikinci günkü yürüyüşümüz. Yayla evinde yaptığımız kahvaltının baş tacı elbette ki yöresel tatlardı; mıhlama, Rize kavurması, minci(tulum peyniri), tereyağı ve Karadeniz yaylalarında üretilen bal, sofralarımızı süslüyordu…

Harika bir kahvaltının ardından Aşağı Yayla’da konaklayan grupla birleşmek ve yürüyüşümüzü tamamlamak üzere yola koyuluyoruz. Bir gün önceki kara bulutlardan eser yok. Coşkumuza katılan güneş bugün sıcak yüzünü gösterirken, vadileri süsleyen bulutlar bir deniz hissi veriyor; yaylalar alabildiğine bembeyaz!. Kameraman arkadaşım Sabri Savcı’nın, duygularını öğrenmek üzere uzattığı mikrofona konuşan bir doğasever, adeta haykırırcasına sesleniyor; “Çocuklarınızı AVM’lere değil yaylalara hapsedin!..”

cagildere8

Platform yöneticisi Hasan Kuy, tamamen gönüllülük esasıyla yıllardan beri çaba gösterdiklerini, arkadaşları Hakan Karagöz ve Ali Rıza Coşkun ile başlattıkları yürüyüşün artık halka mal olduğunu, hedeflerinin, bölgelerinde turizmi yılın 12 ayına da yaymak ve bozulmamış doğasıyla memleketlerini doğaseverlere tanıtmak olduğunu anlatıyor. Sonra bana dönerek ilk defa katıldığım yürüyüşle ilgili duygularımı öğrenmek istiyor. Vadiyi saran bulutlara bakıyorum:

Bazen bizi saran kara bulutları dağıtmak isteriz ya!… Gölgede üşüyünce güneşin kollarına atarız kendimizi… Bazen de bulutların denize dönüştüğüne şahit oluruz… Dalıvermek isteriz derinliklere korkusuzca…Tıpkı Çağrankaya Yaylaları’nda olduğu gibi…Ben bir masal dünyasında yolculuk yaptım…Duygularımın özeti işte bu!..”

cagildere17

İkizdere’de turizm/İkizdere turizmde parlayan yıldız…

Son yıllarda İkizdere turizm yatırımcılarının da gözdesi ve turizmde parlayan yıldızı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Sahip olduğu eşsiz doğası, zengin yer altı ve üstü su kaynakları en önemli avantajları İkizdere’nin… Cimil, Anzer, Ovit ve Çağrankaya gibi doğa harikası yaylalara sahip. Coşkun akan dereleri ve üzerinde tarihi kemer köprüleri, dik yamaçlı vadileri ile görenleri kendine hayran bırakıyor bölge. Dünyaca ünlü Anzer Balı’nın üretildiği Anzer yaylası (Ballıköy) İkizdere’ye 40 km uzaklıkta. Yaylada konaklama için pansiyonculuk da yapılıyor.

İkizdere’ye yolu düşenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden birisi de yapım tarihi 1849 olan Şimşirli Köyü Camii. Tamamıyla kestane ağacından inşa edilen camii, ahşap işçiliğinin en güzel örneklerini görebileceğiniz bir özelliğe sahip.

Termal su kaynaklarıyla da sağlık turizminde iddialı olduğunu gördüğümüz İkizdere’de 148 oda ve 350 yatak kapasiteli Ridos Otel, özellikle son yıllarda gerek yurt içinden gerekse yurt dışından bir hayli rağbet görüyor.

cagildere4

Ovit Tünelinin açılması ile ulaşımda sağlanan kolaylık turizmin canlanmasında diğer bir etken. Özetle İkizdere kış turizmi, sağlık turizmi, kültür-doğa turizmi, spor, kongre, gençlik ve 50 yaş üstü turizmi için potansiyeli oldukça yüksek değerlere sahip. Her mevsimde trekking, dağcılık faaliyetleri yapılabileceği gibi fotoğraf tutkunlarının vazgeçemeyecekleri adreslerden biri diyebilirim. Unutmayın ve tatil planlarınıza mutlaka alın!... Bütün bu özellikleriyle İkizdere, önümüzdeki yıllarda adından sıkça söz ettirecek gibi…

cagildere15


Bu Makale 03.04.2019 - 11:19:09 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.