feyzia@superonline.com

Turizmde kriz yoktur!

Son günlerin başlıkları, “Son 30 yıldır turizmde yaşanan en ciddi kriz” şeklinde oluşturuluyor. Bu söylem yanlış…

Bilmeyenler için: Irak diktatörü Saddam 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’e girdi. Bölgesel yakınlık nedeniyle Türk turizmi bunun yansımalarını eylül ayı itibarıyla görmeye başladı. Derken turizm sezonu bitti, kriz ucuz atlatıldı…



1991 Şubat’ının sonunda ise ABD bıçak gibi bir Körfez Savaşı ile Saddam’ı geri çekti. Ama sorun hemen çözülmedi. Hatırlanacağı gibi, nisan ayında 36. Paralelin üstüne Kürtleri korumak amacı ile uçuş yasağı getirildi. Sonra da Çekiç Güç, Keşif Güç vs. isimlerle, ABD ağırlıklı askeri koalisyon bölgede güvenliği sağladı. Çekiç Güç, harekatı uygulayan ABD hava birliğinin adı olan Poised Hammer’den esinlenmişti. O zaman nedendir bilinmez, birliğin adı olan “Kalkık Horoz!” farklı tercüme edilmişti!

Gelişmelerin sonucu olarak 13 Temmuz’dan başlayarak düğmeye basıldı ve ülkeye turist yağmaya başladı. Üç ay boyunca boş oturan esnaf 1991 sezonu sonunda kredilerini öder hale gelmişti. Yani kriz kelimesinin tanımına uygun olarak, birdenbire, hiç beklenmedik şekilde ortaya çıkan bölgesel sorun çözülmüştü. Oysa bugün yaşadıklarımız bir kriz değil…

Bir hekim olarak konuşayım: Vücuttaki, başta AIDS olmak üzere çok tehlikeli virüs ilk belirtilerini ağız içindeki ve çevresindeki yumuşak dokularda gösterir. Kılcal damarlardan zengin bu yapı vücudun en hassas, kırılgan noktasıdır. Bir anlamda, sigorta ilk burada atar. Af buyurun, kıçınızdaki sivilce ile ağız içi mukozasındaki uçuk bir değildir. Demek istediğim, adına yanlışlıkla kriz denilen, aslında bağıra bağıra gelen bir tehlikenin, bir ülkenin çöküşünün ilk belirtisi turizmde baş göstermiştir…

Konuşuyoruz; “O uçağı düşürmeyecektik!”… Peki, kasım ayında, uçak düşmeden önce Antalya’da yapılan G20 Zirvesi sonrası Putin bizi ima ederek, IŞİD’i destekleyen dost ülkelerden bahsetmemiş miydi? Türkiye’nin, Suriye’de yaşanan soruna yakınlığı nedeniyle güvenliksiz bir ülke oluşundan da öte, bölgenin kan çanağına dönmesindeki aktörlerden birisi olarak suçlanmaya başlamasının sonuçlarını görmüyor muyduk? Açın notlarınıza bakın, Rus ve Alman turistin 2015 yılındaki azalışına.


Ülkemiz zor günlerden geçiyor. İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla ipleri iyice eline alacak ve daralan, farklı bir yapı oluşturacak güçlü bir Almanya var. Biz, bu ülke ile ilişkiyi yumuşatabilmek, yeni yapıya entegre olabilmek yerine, diklenmeler böbürlenmelerle dolu mesajlar sallıyoruz; kim üstüne alırsa diye…

Turizm Bakanı Antalya’ya turizm istişaresi için geliyor.  Bugünlerin rutinine uygun olarak şehit taziyesi ve ardından açık olan bir müzeyi “açıyor”. Gün boyunca dinleniliyor. Akşam iftar sonrası çaylar içilirken de turizmin sorunları masaya yatırılıyor! Bakanın ziyaretinin tek somut sonucu, Kurban Bayramı’nın dokuz güne çıkabileceği müjdesi oluyor!

Kendimizi kandırmanın alemi yok… Diyelim ki, sokaktaki mısırcıyı, simitçiyi ziyaret ettik, devlet babanın talimatı üzerine halkın moralini yüksek tuttuk; belediye de her türlü vergiyi, harcı indirdi; bankalar kredi borcunu öteledi. Peki, seneye ne yapacağız? Muhtemel bir dehşet senaryosu sonrası gelen referandum/seçimin ardından hala dünyayla kavga eden bir anlayışla yönetiliyorsak? Bırakın turizmi, bu ülkeyi parçalanmaktan nasıl kurtaracağız; asıl soru bu…




Bu Makale 11.07.2016 - 10:55:19 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • travelertuncalp - 28.06.2016 - 09:50

    Tamamı ile katılıyorum...

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.