feyzia@superonline.com

Bayramda neden kızdık?

Bayrama ilişkin en iyi özeti sabahları köpeğini dolaştırmaya çıkan bir arkadaşım geçti. Söylediğine göre, "hayvan" diye nitelenen o canlı pet şişe atıklarıyla oynamayı çok sevmekteydi. Bayramın ilk günü, her zamanki gezindiği parkurda "insanlar" tarafından yol kenarlarına atılan çöplerin çokluğu karşısında köpek şaşkına dönmüş ve çaresizlik içinde havlamaya başlamıştı...

Aslında yaşananlarda bir tuhaflık yoktu. Bırakın çevreyi, yaşadığı mekanın bile düzeni konusunda zaten kaygısı olmayan bir toplumduk. Münferiden ve seyrek oranda sergilenen kural tanımazlıklara aldırmazken, bu davranışların bayram konuklarının "akınlarıyla" yoğunlaşıp, kısa zamanda şehri teslim almasıyla dehşete düşmüştük. Olay aslında bu denli basitti...

Şehir bayramda istiap haddini aştı, lağımlar taştı, insanlar buna şaştı! Ama asıl ilginç olan halkın tepki veriş şekliydi... Tepki verenler şehri ne denli sahiplenmekteydiler? Örneğin en basitinden; Alanya'yı esir alan yüksek devirli motosiklet gürültüsünü; sahilleri petrol ürünleri atığıyla doldurabilecek yeni dolum tesisi inşasını; bir türlü gündeme gelemeyen katı atık tesisini hangi resmi dilekçelerle gündeme getirmişlerdi?



Şehri teslim alan zihniyetin turizmi öteleyen politikalarına turizmciler hangi platformlarda karşı çıkmaktaydılar? Gittikçe muhafazakarlaşan, kırsalın düşüncesinin hakim kılındığı Alanya kent merkezinde, bu dayatmaya itiraz eden olmuş muydu? Turizmi ve turizmciyi düşman belleyen akımı önlemekte ne denli ön almaktaydılar?

Gelelim konuklara; Yeni Türkiye inşasıyla hayat bulmuş, palazlanmış Anadolu insanına... Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla birlikte mağdur duruma getirildiği söylemi üstüne politikalar inşa edilip, iktidarlar kurulan Türkiye vatandaşlarına...

Anadolu insanı çok zorlu bir Ramazan ayı geçirmiş; uzun ve sıcak günler ona öyle koymuş olmalı ki, çoluk çocuk şöyle bir ferahlamak istemiş... İkincisi, kadim halkımız iktidara oy vermiş olsa da, süren gergin politikalardan yorgun. Bayram nedeniyle bir şeylere ara verildiğini seziyor. Yaz aylarının çok daha sıcak geçebileceğini sezip, enerji depolamak istemiş olabilir...



Üçüncüsü, kriz yüzünden kendisine sunulan tatil fırsatlarını değerlendirmeyi düşünmüş olmalı. Bu düşüncesini, akıl almaz istekleri ve davranışlarıyla otelciye kan kusturarak yaşama geçirdiğini duyuyoruz. Bir bölümünün de, "battı balık yan gider" misali, onca borcun, kredinin arasında ortam değişikliğine gittiğini biliyoruz.

En önemlisi son gurup: Abaza Anadolu erkeği! Son model arabayla gelenler genelde iki kişiyken, boyası solmuş Şahinlerdekiler full kapasite yol almakta. Kadınını eve hapsedip, sıcak denizlere ferahlamaya geliyorlar. Parasını verdikleri sürece ya her şeyi satın alabileceklerini ya da kuralları kendi istekleri doğrultusunda bozabileceklerini umuyorlar. Çünkü bu şehir onlara böyle anlatılmış...

Umarız Alanya yaşayanı ve yöneticisi bu bayramdan ders almıştır. Alanya’nın kurallarla yönetilen ve denetlenen bir şehir olduğunun gösterilmesi, masum olduğuna inandığım Anadolu erkeğinin şehre ilişkin inanışını kırar. Asıl sorun Alanya halkında; bakalım, yakınmasını 365 güne yayıp, kent yaşamını sürdürülebilir kılmayı sağlayabilecek mi? Bu yolda otoriteyi önlem almaya zorlayabilecek mi?






Bu Makale 17.08.2016 - 18:44:01 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Turan - 11.07.2016 - 11:58

    Eğitim şart!!!! önemlisi Eğitim? kulür parayla satin alinamaz!!!! Çünkü bu şehir onlara böyle anlatılmış..parasini odedik istedigimizi yapariz iste gercekler!!!!!

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.