serdar@dm-consultancy.com

Kazan kazan

Çoğu kez ortaya atılan bir sözü sihirli olarak kabul ederek onu şişirme görevini masumane bir şekilde yapabiliriz.

SERBEST PİYASA ANLAMINI KİM TAKAR?  
 
Bu durum genelde bir konuda bilgi edinmeden kulağa gelen veya dillerde gezinen bazı kırık dökük fikirler ile desteklenir. Örneğin, bir işletme yönetme deneyimi olmayan bir kişi başarılı bir işletmenin nasıl olması gerektiği hakkında görüşlerini paylaşabilir. Veya hiç imalat yapmamış bir şahıs üretim usulleri üzerine uzunca bir söylev verebilir. İşte belki de günümüzde sahip olduğumuz ve halen kullanmakta olduğumuz onca ileri teknoloji cihazlarla ulaşabildiğimiz bilgileri yüzeysel, hazmetmeden ortaya dökmek bu sonucu ortaya çıkartmaktadır. Öyle ki bize çok hoş olarak gelen bir uygulamanın aslında nasıl bir etki ortaya çıkarttığı artık bizi ilgilendirmez. İşte bu tavır tipik bir algıda eksiklik olarak açıklanabilir. Algımız iyidir belki ama eksik olursa bir işe yaramaz. Bu aynen biraz ölmüş, biraz gebe kalmış gibi tanımı olsa bile gerçekleşmesinin olanaksız olduğu bir durumu ortaya koymaktadır.
 
1980 lerde ortaya atılan serbest piyasa ekonomisi nasıl ki yanlış algılama ile her şeyi yapmak mubahtır tarzında etkileşim ortaya çıkartmışsa, 2000 li yıllar sonrasında ortaya atılan “kazan kazan” tanımı da aynı yanlış algı akıbetine uğramıştır. İcra edilen hangi iş dalı olursa olsun bu tanımın ortaya atıldığı ilk yıllarda herkes yaptıklarından daha fazla kazanma hayaline girmiş ve bunu da savunmaya çalışmıştır. Ancak gerçek hiç de öyle değildir. 
 
Neydi peki serbest piyasa ekonomisi? Ekonomik davranışların serbestlik içinde gerçekleşmesi ve bu yolla daha fazla katma değerler ortaya çıkartılarak iş alanlarının artırılması ve dolayısıyla işsizliğin azaltılması böylece refah genişlemesi sağlamak amacını gütmekteydi. Tabi ki piyasa şartlarının ve mevcut düzenleme ve yasaların geçerli olduğu bir sistemden bahsediliyordu. Ama uyanık bir takım kişiler bunu farklı ve yanlış bir şekilde yorumlayarak özellikle imalat alanında büyük tahribatlar oluşmasına neden oldular. Çünkü kuralsızca para kazanmak amacını birinci maddeye yerleştirerek firmalarının her türlü işlerini düzenlemeye kalktılar. Bu ilk öncüleri kötü taklitleri de izlediler ve sonunda imalata bağlı üretim oldukça geriledi. 
 
Turizm sektörü bütün olarak bu çarpık yapılaşmayı çok iyi ele aldı ve önüne çıkan her alanı tesise çevirmek için manevralar yapmaya başladı. Orman ve denizlerin talanı, ekilebilir topraklara konut inşası kaçınılmaz sonuçlardı. O günlerde ortaya çıkan çılgınca yapılaşma akıllı bir sistematik içinde düzenlense, tesislerin oluşum şartları ve çevreye doğal uyum şartları anlayışlı bir şekilde ele alınarak geliştirilse belki bugün turizm gelirleri bakımından olmamız gerektiğini düşündüğümüz seviyelere ulaşmıştık. Uygulanabilir ve denetlenebilir kuralları ortaya koymak, yasalar oluşturmak ve bunları kontrol edebilmek işin en önemli kısmıdır. Ne ki bunlar hiç ele alınmadan ve sürekli olarak farklı bazı zorlamalar ile bir şeyler yapılıyor izlenimi yaratılmaya çalışarak ortaya kuralsız sonuçlar atılarak ilerlemenin olanaksızlığını anlamak gereklidir.
 
KAZANMAK AMA NASIL?

Bir aşama sonrasında ortaya çıkarılan felsefi yaklaşım da yanı anlaşılmaz fakat yanlış yorumlama ile yerini almıştır. İşin basit anlatımı ise çok farklıdır. Burada iş için karşı karşıya gelen iki tarafın daha etken bir rol ile birbirlerine kazandırması söz konusu iken, algıda yanılgı bunu sadece bir tarafın iki misli daha fazla kazanması olarak öne çıkartılmıştır. Örneğin bir inşaat projesinde yatırımcı ve yükleniciyi ele alalım. Yatırımcı tamamen kazanırsa yüklenici zarar eder veya tersi durumda işin sağlam ve kaliteli olma şansı neredeyse olanaksızdır. O halde algımızı değiştirerek her iki tarafın daha iyi iş yapacakları şartları uygulamaya sokmak elzemdir. 
 
Bugün her projede karşılaşılan en büyük çarpıklık belki de kontratların tek taraflı olarak yapılması ve hiçbir düzenleyici etkisi olmadığıdır. Öyle ki, tek taraf diğerine kesin baskı kurmaktadır. Bunu ispat etmek oldukça kolaydır. İş yapmak için önünüze konan kontratın başlıklarını ve firma adlarını değiştirin bakın karşı taraf bunu kabul edecek mi? Özellikle inşaat sektöründe işveren konumundaki yüklenici veya kamu bu yanlış uygulamayı sonuna kadar kullanmaktadır. Tabi ki sonuçta hemen her projede davalık durumlar ortaya çıkmakta ve süreç inşaat hızında gelişmediği için geriden gelen kararlar çoğu kez uygulanamaz etkiye sahip olmaktadır. Sonradan düzeltme ve yenileme çalışmaları, ilave ödenen harçlar, cezalar inşaatı sorun merkezi haline getirmektedir. 
 
İnşaat sektörünün gelişmemesi, büyük ve marka şirketler ortaya çıkartamamamızın belki en önemli nedenlerinden birisi budur. Şimdi gelin bir ufuk turu yaparak ortada olan bu olumsuzluğun kazan kazan sistemi ile nasıl kolaylıkla çözüldüğüne bakalım. Bir kontrat yapılırken iki tarafın yapması gerekli işler açıkça yazılır, iki taraf için edinimlerin yerine getirilmediği zaman cezai şartlar oluşturulur, sıkıntı ortaya çıktığında mahkeme öncesi uzlaşma etabı devreye sokulur ve taraflar burada ortaya atılan maddelere uyarsa sorun oluşur mu? Bir taraf diğerini yaşatmayacak şekilde baskıcı maddeler ile kendini korumaya çalışırsa, sonuçta işler yapılır ancak sektör gelişmez. Sürekli ekipler değişir, başka alt yükleniciler bulunur ve işin suyu çıkartılır. 
 
Amerika’yı yeniden keşfe çıkmak yerine bağımsız müşavir olarak üyesi olduğum dünya müşavirler birliği FIDIC normlarını hem özel hem kamu projelerinde kullanabilsek kazan kazan olgusunu anlar ve maliyetleri düşürerek daha kaliteli yapılara sahip olabiliriz. Benim ilginç bulduğum, kendi içinde sistemin nasıl işlemesi gerektiğini özetleyen ve olayın ruhunu güzel bir şeklinde anlatan aşağıdaki karikatür çizimini sizlerle paylaşmak istiyorum. 


 
Bu çizimi de göz önünde tutarak, kazan kazan için başlıca 5 ana madde göz önünde tutulmalıdır.
1. Düşünce yapısı – Dürüstlük, olgunluk, aklıselim ile hareket edebilmek,
2. İlişkiler – Paydaşlarla birlikte çalışabilme, paylaşım ortak noktalarının tespiti,
3. Anlaşmalar – Hedeflenen sonuçlar, kurallar dizini, hesap verilebilir yönetimler,
4. Destekleyici sistemler – Aynı kalıpları ortak sistematik haline getirmek,
5. İşlemler – Uygulama yöntemleri, yönergeler. 
 
Bu maddeler proje gelişirken hem işlemler hem de kişiler için kullanılabilecek yapıdadır. Ancak bu şekilde iki tarafın birbirine değil ama yaptıkları işte birlikte kazanımları söz konusudur. Bu felsefi noktayı atlamadan seviyeyi belirlemek, buna uygun düşünce tarzı oluşturmak ve projelerde daha fazla teknik bilgi ve deneyimi işin içine katmak sürekli gelişime açık bir yapıyı tarif edecektir.
 

Bu Makale 07.10.2013 - 11:02:26 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.