serdar@dm-consultancy.com

Her şeyi bilen insanlar topluluğu

Son yıllarda pek sık karşılaştığım şey, yanlışlardan doğru çıkarmaya gayret etmektir. Bu saçma saplantı bakalım ne zaman geçerliliğini yitirecek?

Adeta bir salgın hastalığa benzeyen bu davranış biçimi tabi ki sadece fikir sahibi olup bilgi fukarası kesimler tarafından rağbet görmektedir. Öyle bir garabet sistemi kurgulanmıştır ki, bir saatteki dişlilerin ahenkli çalışması yerine günde iki kez doğru zamanı göstermesi marifet olarak kabul edilmektedir. Bu düşünce sistematiği politika gibi kaygan bir zemin için uygun olabilir ama teknik konularda eklektik görüş, düşünce ve uygulamalar her zaman can kaybına neden olmaktadır. Örnek olarak bir turizm veya sağlık tesis projesini ele alalım. Endüstriyel binaların yapı ve işletme özellikleri bakımından pek çok önemli farklılıkları vardır. Eğer bir oteli konut gibi yaparsanız müşteri sorunları her zaman karşınıza çıkacaktır. Benzer şekilde herhangi bir hastaneyi otel gibi planlarsanız ve inşa ederseniz büyük sıkıntıların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Peki, neden bu örnekler sürekli olarak birbirini takip etmektedir? Sektörel bakış açısıyla neden düzelme, iyileşme, daha iyisini yapma çabası eksik kalmaktadır? Kişisel görüşüm, inşaat sektörünün büyük bir bunalımda olması, özel ve uzmanlık gerektiren yapıların inşası bakımından ileri ülkelerle aramızdaki açığın süratlenen hızla açılmasıdır.

Endüstriyel bina projeleri tasarımdan başlayarak kullanılacak malzemelerin yerli imalatları ve montaj sorunları halen en büyük problem olarak durmaktadır. Geçen yıllara bağlı olarak sayısı artan turistik yapıların sektör ve paydaşları bakımından bir anlam ifade etmemesi ve biten her inşaatın adeta devam eden şantiyeler gibi yenilenen veya sağlamlaştırılan çalışmaları içermesi karşısında firma ve sektör ileri gelenlerinin ciddi olarak düşünme gereksinimleri olmalıdır. Diğer bir olasılık ise herkesin bu işten memnun olmasıdır. Aslında sistemde bir değişim ve iyileşme olmadığı için bu olasılık ağırlık taşımaktadır. Ama kazın ayağı öyle değil. Yurt dışı piyasa ve podyumlarda neden yer alamadığımız sorusunun da ciddi bir yanıtı bu noktada yatmaktadır. Dünya uzmanlık için çaba gösterirken, her endüstriyel binanın her farklı bölümü uzmanlar tarafından projelendirilip, özel malzemeler ile donanırken bizde halen ortaya karışık durumu devam etmektedir. Hani bir yerde kişiliksiz, tatları birbirine karışmış ve niteliği içinden çıkılmaz durum desteklenmektedir.  

'BEN BİLİRİM' KAFASI

Çoğu meslektaş, özellikle şantiye çalışmalarında her konuyu bilip her konuda uzman olmak gibi bir garip ruh halindedirler. Göremedikleri ise bu tutumun onlara ne daha fazla gelir getirmekte olması ne de bilgilerinin gelişmesidir. Tabi yan gelir elde edenler olmaz mı? Ancak herhalde aptal gururu devreye girip her şeyi kendisinin yaptığı düşüncesi içinde eriyip gidiyorlar. Kendileri belli dallarda uzman olabilme fırsatlarını da ıskalayıp sıradan, vasat tesisler ortaya çıkarıyorlar. Bu konuda öyle ilginç başarıları(!) ortaya çıkıyor ki, neresinden tutsanız lime lime elinizde kalıyor. Örneğin önemli bir binanın tören alanı ilk yağmurda su içinde kalıyor. Bilgisayar sistem odası üst kattan akan sularla harap oluyor. Otelin depoları ile mutfak arasındaki mesafe yokuşlu ve tuzaklarla dolu. Öyle ki arazi vitesine sahip olamayan personel her taşımada arıza yapıyor. Hastane çamaşırhanesi risklerle dolu ve adeta mikroplar geziye çıkıp odaları ziyaret ediyorlar. Tüm bunların sorumlusu öne çıkan ego ve “ben bilirim” kafasıdır.

İNŞAATI HIZLI BİTİRMEK BİR ÖVÜNME NEDENİ OLUYOR

Bu davranış şeklinin kime ne kazandırdığı sorusunun yanıtı ise işten daha fazla kar amacı olarak belirlenmektedir. Uzmanlık gerektiren disiplinlerin kendine özgü, bağımsız çalışmalar sonucunda tüm sisteme uyarlanma çalışması yerine tek bir dalda ilerlemek kolay gelmektedir. İnşaat devam ederken diğer birim ve yapıları birbiri ile uyum beklemeden sonuçlandırmak sözde hızlı inşaat ile övünme meselesi haline gelmiştir. İnşaatı hızla bitirmek, bir şekilde saygınlık olarak ele alınmaktadır. Bu kafa yapısının derecelendirilmesi ise okuyucuya aittir. Tüm bunlardan ortaya çıkan sonuç ise, endüstriyel tesis proje ve imalatlarında geriye gidişin göstergesidir. Basit örnekler verilmek istenirse, ev tesisatı ile endüstriyel bina tesisatının ürün özelliği, malzeme kalınlığı ve çaplar bakımından fazla farklı olmaması hayret vericidir. Diğer çok ilginç örnek ise atık su giderlerinin çap, konum ve uygulama bakımından oldukça eski çağlarda kalmış olmasıdır. Eğer bu tesisatlar cihaz bağlantısına uygun yapılmazsa sorun o tesis yıkılana kadar devam edecektir. Bir bulaşık makinesi, buz makinesi veya soğuk oda giderlerinin ne kadar farklı özellik taşıdığını anlatmaya bu sınırlı yer ve satırlar yetmez. Tabi ki burada sorulması gereken bu farklıkların kimin umurunda olduğudur.

YAPILAR VE ÖZELLİKLER

Aslında endüstriyel yapıların bina kodlarının mevcut olması gereklidir. Bu uygulama ileri ülkelerde bu şekilde yerine getirilmektedir. Öyle ki bir sürü özel şartlar maddeler halinde, açık, anlaşılabilir ve en önemlisi uygulanabilir şekilde hazırlanmıştır. Bu işlemler yapılmadan bina çalışmaya başlayamaz. Bizde “bayındırlık pozları var” diye itiraz gelebilir. Bunun bahsetmeye çalıştığım konu ile yakından uzaktan alakası ne yazık ki yoktur. Zevahir kurtulsun kafası ile kaleme alınmış olan birim fiyat ve teknik şartnameler uygulanması zor engeller olarak yüklenicilerin karşısında durmaktadır. Her proje özel şartlar ve kapsam dışı imalatlar gerektirebilir mi? Sanki bir Mars sathına veya bir Ay yüzeyine bina inşa ediliyor. İş karmaşık olunca da bunu uygulama safhasında irdeleyecek yetişmiş personel bulunamayacağı için sistem tam bir karmaşa içindedir.

GIDA RİSKİ GÖZARDI EDİLİYOR

Bir basamak sonra ise cihaz üreticilerinin karmaşası başlamaktadır. Kamu düzenleyici görevini yapmadığı veya yapmak istemediği için endüstriyel binalarda işler toz duman ilerlemektedir. Hâlbuki birçok imalat ve inşaat kalemi için standartların oluşturulması gereklidir. Tesislerde en fazla risk ortaya çıkartan yangın, böyle düzenlemeler olmadığı için süregelmektedir. Ancak yangın kadar görülmeyen veya yıkıcı etkisi ortaya konmayan gıda riski göz ardı edilmektedir. Oysa sadece toplu yemek üretimi değil her gıda üretimi veya satışı yapan tesisin gıda güvenliği şartlarına tam olarak sahip olması gereklidir. Bu noktada en fazla dile getirilen konu ise tesisin işletme izni alması ile eksikliklerin birbiri ile alakasız gibi gösterilmeleridir. Böylece bu tesisler geçici izinle açılış yaparak işletmelerini ağır aksak sürdürmektedirler. Gıda depolama veya üretim alanlarında yapısal olarak mevcut sıkıntıların daha sonra giderilmesi olanaksızdır. Eğer hijyen zaafı ile inşaat tamamlandıysa, o tesiste her zaman zaaf olacaktır. Bunun sonrasında zehirlenmeler, hastalıklar doğal karşılanmalıdır.  

Eleştirel bir bakış açısıyla ele alırsanız bir okul mutfağı çok özel proje çalışması gerektirir. Yaşlara göre fiziki ve ergonomik şartların bilinmesi yanında uygulama safhasına geçerken gıda tüketiminde yol gösterici ve sağlıklı beslenme alt yapısının proje içinde yer alması gereklidir. Bu özellik eksik olursa son yıllarda sıkça duyulan obezite sorun değil normal bir sonuç olacaktır. Bugün yaşanmakta olan sağlık sorunları gördüğünüz gibi yapıların proje safhasında ele alınmazsa çözüm yerine tedavi tedbiri gibi ıvır zıvır ile uğraşır dururuz. İleri ülkelerde kamu yönetim ve denetimi tüm bu etkileri azaltacak tedbirleri ortaya koymakta ve yanlış yapanın istisnasız yaptırımlarla karşılaşması doğaldır.

Yaşadığım canlı örnek, bir özel okul mutfak projesinde olmaması gereken hızlı yemek (fast food, junk food) ve kola unsurlarının projeye okulun vakıf başkanının zorlaması ile konularak işletilmeye çalışılmasıdır. Oldukça pahalı bir okul olmasına rağmen vakıf başkanının her mağazadan yüzbinlerce dolar para beklentisi projede büyük ihtilaflar ortaya çıkartmıştı. Karşı duruşa rağmen gerçekleştirilen adı geçen işletmelerin akıbeti, 5 yıl sonra bir denetime takılarak öğrenci sağlığını tehdit edecek riski ortadan kaldırma yaptırımına maruz kalacaktı. Ama o süre içerisinde sağlıksız beslenme ile karşı karşıya kalan öğrenci ve veliler yasal haklarını aramayarak sisteme hizmet etmişlerdir.

UZMAN GÖRÜŞÜ ALINMALI

O halde yasaları koyan merci konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmasa da uzman görüşü almalı ve uygulama bu şekilde devam etmelidir. Kamu endüstriyel yapılar için çok dikkatli hazırlanmış ve kolay uygulamaya açık yöntemler belirlemezse konu sürekli tartışma halinde kalacaktır. Örneğin, gittiğiniz bir restoran veya otelden ayrılırken yemek sonrası ortamdaki tüm kokuları giysinizle üzerinizde taşımaktasınız. Buna itiraz hakkınızın da olması gerekmez mi? Projelendirme ve uygulama aşamasında oldukça basit önlemler söz konusu iken, işletmede sanki beklenmeyen bir şey gibi ortaya çıkmış gibi gösterilen benzer detayların basit ve bir o kadar ucuz çözümleri olduğunu lütfen aklınızda tutunuz.

Bilgi, deneyim, uygulama, görüş paylaşımı ve koordinasyon değer taşımazsa tesislerde iyileştirme söz konusu olamaz. Gerçek bu kadar yalındır. 

Bu Makale 04.05.2015 - 10:06:26 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Serdar Sağlamtunç, FCSI - 22.04.2015 - 08:46

    @A few good man. Çok güzel bir özet görüş olmuş, tam da 1980 den beri gelen karmaşayı anlatıyor. Elinize sağlık. İşte bu tip eleştirel bakışların daha fazla dile getirilmesi gerekli. Yoksa birkaç STÖ ha bire turist sayısını girdi çıktı sayıp, hükümete saygı sunarak, şube açarak bu işler düzelmez. Önce tespitteki gibi bir yatırımcının nelerle karşılaştığı irdelenmeli. Bu yapılsa çözüm basit. Sonra kamu vergilerimizle ne yapıyor onu sorgulamak ve düzelmesini sağlamak gerekli. Yurt dışında şu anda Türkiye turizm bakımından anılmıyor bile. Bakmayın efenilerin her toplantıda yeni çözümler ortaya koymasına. Dışarıdan bakan birisi bu konuşanların bugün iktidar olduğunu sanır. Güzel bir deyiş vardır: Bazı kişileri bazı zamanlar kandırabilirsiniz ama herkesi her zaman kandıramazsınız. Cilalar döküldü, kral çıplak. Enkazı kaldırıp olması gereken işlemleri başlatmak gerekli yoksa bu kadar gereğinden fazla masraflarla yapılan tesisler çalışamaz ve para kazanamaz hale gelecek. Bu bir kehanet değil sadece matematik.

  • A few good man - 21.04.2015 - 10:35

    Otel yatırımımızı bu dönemde çok moda olduğu için yaptık.Yabancı bir markadan franchise da aldık.(tabii ki 5 yıldızlı) Satış ve pazarlama kökenli bir genel müdür atadık ki oteli hemen satıp yatırımımızı bize hemen geri döndürsün.İnşaatı bir an önce bitirelimki hemen misafir girsin otele bizde dünyanın parasını kazanalım.Düşünsenize ne güzel bir lobby yapmışız otelimize daha memleketten akrabalar gelip bakacak çay içeceğiz beraber.Odalarda çapkınlık yapacağız , adam ağırlayıp iş bağlayacağız o bizim vitrinimiz. O yüzden bu detayların ne önemi var.Binayı diktikmi tamamdır velhasıl oteller güzel yerlerdir.Restoranda yemeğini yersin,Spada masajını yaparlar, odasında keyfine bakarsın.Otel ilk sene istediğin kadar para kazanmadımı ? Hiç sorun değil.Eski satış pazarlama müdürlerinin kurduğu istihdam büroları (headhunter) bize her zaman cebinde menili , saçları güzel taranmış ve ağdalı konuşan ve genel müdürcülük oynayacak genç bir arkadaş hemen buluverir, yeterki biz paradan haber verelim. Bugün ve geçtiğimiz 10 senenin Türk şehir otelciliğinin özeti işte bu.O Yüzden biz istediğimiz kadar yazarın anlattığı konulara değinelim nafile.Anlamayacaklar ve çok fazla bir şey değişmeyecek.

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.