Erdoğan Gümüş

Bir doğa yürüyüşünün ardından

Bir doğa yürüyüşünün ardından
Bu hafta sonu uzun zamandır ara vermiş olduğum doğa yürüyüşlerinden birisini daha gerçekleştirdim.

Ankara’ da bulunan bir  Trekking Doğa Grubu ile Gerede Mandıra’dan başlayan ve Taşlar Yaylası’nda biten doğa yürüyüşümüz 15.2 km. sürdü. Çoğunluğu orman içinde geçen yürüyüşümüz, zaman zaman zor şartlar altında olsa da oldukça keyifliydi. Grup liderimizle birlikte 29 kişilik ekip olarak hepimiz parkuru tamamlayarak bir başarıya, bir doğru etkinliğe daha imza attık. Yürüdük, yürüdük alabildiğince yürüdük. Yorulduk, ama ne gam biz bu yorgunluktan keyif aldık. Ayaklarımıza vuran yorgunluğa rağmen eğlendik, doğaya özgü sohbetlerimizle neşelendik. Söylemesi ayıp belki a dostlar (ama) “Dün yine biz çocuklar gibi şendik.”

Neden mi?

Şehrin keşmekeşinden, gürültüsünden, yoğun trafiğinden kaçıp kendimizi doğaya teslim ettik. Ankara’nın gri havasından uzaklaşıp, yeşile sığındık. Son yıllarda büyük şehirlerde adeta moda hâline gelen çılgıncasına AVM’ lerde gezmek yerine dağı, taşı, toprağı, kısaca doğayı tercih ettik. “Özgürlüğün lüksünü yaşamaktı amacımız.”

Grup liderimiz’in;

-Haydee... arkadaşlar yürüyüşümüz başlıyor,

Deyip öne geçmesiyle, ormana dalışımız bir oldu adeta.

Sıralanmıştık asker mangası gibi art arda,

Kaybolma riskimize karşı elinde telsiz, sağlam bir bekçi gibiydi artçımız en arkada.

Yüksekliği 10-15 metreyi bulan karaçam ve sedir ağaçlarının gölgesinde yürüdük.

Kâh yokuş çıktık, 

Kâh eğimlerden iniş,

Tepeler aştık, dereleri geçtik,

Anladık ki,  keyiflidir bu gidiş.

3-4 kilometrelik fasılalarla mola verdik çeşme başlarında,

Tazelenmişti yine bir şiir hafızamda.
 
Ne güzel ifade etmişti üstat Necip Fazıl, “Su” şiirinde;

“Su duadır, yakarış, ayna, berraklık, saffet;

Onu madeni gökte altınlar gibi sarf et! ”

Kana kana içtik pınarların sularından,

Gönderdik bir dua hayrat sahiplerine arkalarından… 

Yürürken bir sosyal paylaşım sitesinde rastlamış olduğum veciz bir ifade geliyor aklıma; “Burayı nasıl anlatsak? Yere düşen yaprak sesi en büyük gürültü mesela!” 

Ben de düşünüyorum burayı nasıl anlatsam acaba?

Çam ormanında  yere düşen yapraklar olmasa da,

Kurumuş dal parçaları ve kozalakların, ayaklarımızın altında ezilirken çıkardıkları;

Ahenkli seslerdi,  

En büyük gürültü mesela...

Ne müthiş bir keyif!

Bu ahenkli çıtırtılar,

Bize tatlı bir müzik ziyafeti çektirmekteydi adeta!

Mor ve beyaz çiğdemlerdi, yol kenarlarında sevincimizi kucaklarcasına açan,

Turuncu ağılı mantara şaşmamak mümkün mü, çürümüş ağaç kökünde hayat bulan?

Kıpkırmızı gelin mantarı…

Güzelliği ile zehrini saklamış, bir gelin çiçeği gibiydi  toprak üstünde,

Elbette hak ediyordu ölümsüzleşmeyi deklanşörlerimizde.

İşte bu keyifli yürüyüşümüzdü,

Hafta sonu sabahı Mandıra’dan başlayan,

Akşam vaktinde Taşlar Yayla’sında “Hoş bir seda” ile son bulan.

Kalın sağlıcakla

Erdoğan Gümüş

05.10.2016/ANKARA

Bu Makale 13.10.2016 - 11:09:32 tarihinde eklendi.


Kullanıcı Yorumları
Henüz yorum yapılmadı.
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.