tneyisci@akdeniz.edu.tr

Ağaçların odalara girdiği, caddeleri Mustafa Kemal kokan kent: Sofya

Ağaçların odalara girdiği, caddeleri Mustafa Kemal kokan kent: Sofya
Bu yazıyı okurken, mümkünse, arka planda Fikret Kızılok “La Vie Est Breve” çalıyor olsun.

İstanbul’a Antalya kadar yakın Sofya gerçek bir ağaç kenti. Ihlamur, kestane, çınar, kavak, meşe, huş… Sofya’da ağaçlar binalardan çok daha baskın, çok daha ön planda ve belki de çok daha yaşlı. Bunu söyleyen benim gibi bir ormancı değil, ünlü bir şairimiz, Nazım Hikmet. Bakın 1957 yılında Sofyalı sevgilisi Münevver’e Varna’dan yazdığı Sofya’da adlı şiirinde mısralara nasıl dökmüş bunu; “Sofya’da ağaç duvardan önce, duvardan güzel / Sofya’da ağaçla insan karışmış birbirine / hele kavak / neredeyse odaya girip / kırmızı kilime oturacak”.

Bulgaristan Turizm Bakanlığının davetlisi olarak yaz sonuna doğru gittiğimizde (10-15 Ağustos) ıhlamur çiçekleri için biraz geçti belki ama ne gam, Münevver’in doğduğu şehir bilene, hissedene 365 gün ıhlamur kokar şekerim. “Şehirler gülüm, caddeleriyle değil / anıtını diktiği şairleriyle büyük oluyor” diyor Nazım aynı şiirinde. Sofya’da Nazım anıtına rastlamadım ama Sofya’nın neredeyse her caddesi Nazımın sevdiği ağaçlarla yemyeşil ve gölgeleri insanlarla dolu parklara götürüyor sizi.

Sofya sadece ağaçları ve parkları ile de gezilmeye değer bir kent. Alexander Nevski Kilisesi, Aziz Nikolas Rus Klisesi, İvan Vazov Tiyatro Binası gibi görkemli yapılar yıl boyu aynı görüntüyü sergilerlerken çevrelerindeki farklı ağaç türleri aydan aya, eğer haftadan haftaya değilse, farklı renklere, tonlara, kokulara, seslere bürünerek bu yapılara şiirsel boyutlar katıyor. Hangi mevsim, hangi ay ziyaret ederseniz edin farklı bir Sofya’yı ziyaret ediyor olacağınız kesin. Sofya’yı ilk baharda ziyaret etmekle sonbaharda ziyaret etmek arasında dağlar kadar fark olduğunu keşfetmelisiniz. Bunu sağlayan da büyük ölçüde Nazım kokulu ağaçlar. Deneyimli bir turist rehberi olarak Sofya gezinizi bir yürüyüş ve ağaçlarla tanışma gezisi olarak planlamanızı ve mutlaka gerçekleştirmenizi öneririm. Korkmayın yorulmazsınız. Yorulduğunuzu hissettiğinizde sizi kucaklayıp dinlendirecek bir park ya da sizin kucaklayıp yorgunluğunuzu emanet edebileceğiniz bir ağacı yanı başınızda bulacaksınız. Eşimle birlikte konakladığımız Hyatt Regency otelinden çıkıp bir mimar Sinan eseri olan Banyabaşı Camiine kadar yürüyüverdik şöyle bir. Azize Sofya Klisesi, Serdika kalıntıları, Merkez Hal Binası, Aziz Nedelya Klisesi, Vitosha Caddesi, Noel Baba Rus Klisesi, Borisova Parkı aralarından geçerek yaklaşık iki buçuk saat sürmüş yürüyüşümüz ve tam 17 bin adım atmışız. Bahane ettiğimiz yorgunluğumuzu A. Nevski Meydanı’nda bir kafede ıhlamur ağaçları altında buz gibi bir bira ile attık.

SofyaAğaçlarla insanların birbirine karıştığı Vitosha Caddesi Nevski Meydanında mola

Arka planda dinlemekte olduğunuz Fikret Kızılot şarkısı bitmeden, bir başka sevda hikayesine geçmenin zamanı. Bunun için kent merkezinin irili ufaklı onlarca parkından Kristal Parka uğramamız gerek. Rehberimiz Türkoloji eğitimi almış ve şu günlerde Orhan Pamuk’un en son kitabı “Veba Geceleri” romanını Bulgarcaya çevirmeye çalışan İvo hikayeyi bize orada anlattı.

Sofya 1Kristal park, iki yanda ıhlamur ve çınar ağaçları ortada Stefan Stambolov anıtı

Ortadaki fotoğrafta görünen bina Askeri Klüp binası. Bu binada 11 Mayıs 1914 gecesi Askeri Ataşe Mustafa Kemal’in, Topkapı sarayından özel izinle getirttiği börk serpuşlu yeniçeri kıyafetiyle katıldığı bir maskeli balo düzenlenmiş. Bu baloda özel ve anlamlı kıyafeti ile dikkatleri üzerinde toplayan Mustafa Kemal ev sahibi general Stilyan Kovacev’in kızı Dimitrina Kovaçeva ile dans eder. Aralarında umutsuz bir aşk hikayesi yaşanır. Umutsuzdur çünkü general Mustafa Kemal’in Dimitrina (Miti) ile evlenme isteğini, askeri nedenlerle, ret eder. Rivayete göre Dimitrina ölmeden önce ablasına rüyasında Atatürk’ü gördüğünü söyler.

Aslında Mustafa Kemal, yine bir Balkan kenti olan Manastır’da / Makedonya Askeri Lise öğrencisi iken de Eleni Krinte adlı bir Rum kızıyla da benzeri bir aşk hikayesi yaşamıştı. Manastır’da Mustafa Kemal’in Eleni ile birlikte kahve içtikleri söylenen kahvehaneye de uğrayıvermiştim şöyle bir. Sofya Manastır arası yaklaşık 370 km.

Kızılok’un şarkısında da geçtiği gibi, genç Mustafa Kemal “Cumhuriyet” düşüncesi ve buna ilişkin kadın hakları gibi devrim tahayyüllerini Sofya’da yaşadığı günlerde geliştirmeye başlamış olmalıdır. Sofya caddelerinde dolaşırken etrafınıza bu gözle de bakmanızı öneririm. Özetle; Sofya sadece ıhlamur değil biraz Mustafa Kemal biraz da Nazım Hikmet kokan bize yakın, ev sahibi gibi hissedebileceğimiz bir kenttir.

Ortadaki resimde görünen anıtın sahibi uzun süre başbakanlık yapmış devrimci, şair Stefan Stambolov’un da bir suikast ile sona eren, Osmanlı Sultanlarına da uzanan, hüzünlü bir öyküsü var. Bu arada Sofya’nın bir açık hava heykel (klasik, çağdaş) müzesi olduğunun da altını çizmeliyim.

Biz Türkler kendimizi, nedense, Rumlara (Yunanlara) daha yakın hissederiz de Bulgarlara biraz mesafeli dururuz. Bulgaristan’a adım atar atmaz bunun farkına varıyor ve Bulgar komşularımıza haksızlık ettiğimizi kavramaya başlıyorsunuz. Yemeklerden, sokak adlarına, halk danslarına kadar öylesine çok ortak yönlerimiz var ki… Bundan önceki bir yazıma “Balkanları İhmal Ettik” adını vermem biraz bu da yakın komşuluk, bu uzun sürmüş (400 yıl) birlikte yaşam ile ilgili. Türk ve Bulgar turizmcileri bu konu üzerinde düşünmeli ve iki ülke arasında turizm hareketliliğini artırabilecek yeni politikalar geliştirmelidirler. Bunun bölge turizmine olduğu kadar bölge halkları arasındaki barış ve kardeşlik anlayışının gelişmesine de önemli katkıları olacaktır.

İyi ve kötü günleriyle birlikte yaklaşık 4 asır birlikte yaşamış toplumların, turizm aracılığıyla, birbirlerini anlamaya ve önyargılarından kurtulmaya ihtiyaçları var. Bunu Balkan ülkelerine yaptığım her ziyarette derinden hissediyorum.

Bulgaristan Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen gezi hem benim hem de ekip arkadaşlarım için son derecede faydalı oldu. Bansko Kayak Merkezi, Sandanski, Leşten, Kovachevitsa, Dövlen Filibe gibi güzel yerler gördük, yerel kültürle tanışma fırsatı bulduk. Dört gece 5 gün süren yoğun gezimiz hakkında yazmaya devam edeceğim.

Son sözü yine usta şairimizin sevgilisi Münevver’e yazdığı şiirin son dizelerine bırakalım; ama kendi evin kardeş evinde bile unutulmuyor / şu gurbetlik zor zanaat

Kendi adıma, kardeş evinde baba evinde gibi hissettim.

Sofya 2Sofya sokaklarında iki kardeş şairin heykelleri ve takım arkadaşlarım


Bu Makale 25.08.2021 - 17:00:16 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Melih DAŞGIN - 28.08.2021 - 10:16

    Sahip olduğu potansiyelinin farkında olmadan sürekli ertelemişiz Bulgaristan'ı. Belki de hayatın bizi böylesine güzel bir organizasyonun bir parçası ve bu denli harika insanlarla birlikte gidişimize hazırladığı için olmuş olabilir mi? Çok şey öğrendim bu gezide, hem komşu Bulgaristan hakkında hem de ilerde nasıl bir gezgin olmam konusunda... Emeklerinize ve kaleminize sağlık. Saygılarımla

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.