Turizmin/Turistin KDV’si

Turizmin/Turistin KDV’si

Emekli olmadan çok önce, Akdeniz Üniversitesi’nin ilgili bölümlerindeki akademisyen arkadaşlarıma özelde Antalya genelde Türkiye’de turizm sektörünün ülke ekonomisine gerçek katkısını araştırmaları önerisinde bulunmuştum.


Böyle kapsamlı bir akademik çalışma ne üniversitem ve ne de başka üniversiteler tarafından gerçekleştirilmiş değil. Ya da benim haberim yok. Bazı akademisyenlerle konu üzerinde tartıştık. Edindiğim genel izlenim lokomotif sektörün ekonomik katkısının sanıldığı ya da iddia edildiği kadar yüksek olmadığı yönünde. Konu ilgili uzmanların tartışmasına açık.

Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde turizmden elde edilen gelirin yaklaşık yarısının mal ve hizmet ithalatı yoluyla geri döndüğü biliniyor. Bu değere yurt dışına giden turist vatandaşlarımızın gerçekleştirdiği harcamaları da eklemek gerek diye düşünüyorum. Neyi nereden ne kadar kazandığınızı, neyi nereye ne kadar harcadığınızı net bir biçimde anlamadan devasa sektörün yönetilmesi mümkün olabilir mi?

Sektör duayenlerinin pek çoğunun bu konuyu farklı forumlarda senelerden beri dile getirdiklerinin, tartışmaya açtıklarının bizzat tanığıyım. Siz okuyucuların da tanık olduklarından eminim. Ancak güvenilir rakamlar henüz ortalıkta görünmüyor olduğundan, mitolojiler üzerinden sonuca gitmeye çabalıyoruz.

Bu konu her şey dahil, turizmi on iki aya yaymak, yeni nicel rekorlar kırmak vb. konulardan daha öncelikli ve daha can alıcı gibi geliyor bana.

Bu konu netleştirilmeden turizmi on iki aya yayabilmek nasıl gerçekleştirilebilir? Aksine, bu ve benzeri konuları irdelemeden, sayısal rekorlar kırmaktan rahatlıkla söz edebilirsiniz.

Daha önce yazdığımı sanıyorum; adı, sayısal değeri ne olursa olsun, Antalya’da gerçekleştirilen büyük bölümüyle turizm değil! Eğer havaalanından giriş yapıp bir konaklama tesisinde belirli bir süre kaldıktan sonra ülkesine aynı yoldan dönenleri turist olarak tanımlamıyorsak. Bunlar turist olmaktan çok müşteridirler. Sunulan hizmetin bedelini öderler, ülke ve ülke insanı ile hiçbir ilişkiye girmeden ülkelerine geri dönerler. Bunlar hemen hiçbir katma değer yaratmazlar, yaratamaz duruma getirilmişlerdir. Müze, ören yeri girişleri, esnaf şikayetleri bunu kanıtlıyor. Yapılan ticarettir. Para kazanabilirsiniz de, kaybedebilişiniz de.

Eğer bu ziyaretçilerin ekonomiye katkılarını anlayacak isek, ödedikleri paket fiyatın (ki kişi başı harcama bu rakam üzerinden hesaplanıyor) üzerinde turist başı katma değeri de hesaba katmak gerekmez mi? Örneğin, İtalya’yı ziyaret eden turistlerin sadece dondurma (konaklama tesisi dışında) tüketmek, ipek kravat almak, vb. için gerçekleştirdikleri harcamaların, buna neden oldukları katma değer de diyebilirsiniz, büyüklüğünü incelemeden turizm gelirleri konusunda ileri sürülen iddialar boşta kalır. Bu benim bu tür turizm gelirlerinin (katma değerlerin) bizim ülkemizin konaklama tesislerinden elde ettiği gelirle karşılaştırılabilir olabileceğini iddia etmeme benzer.

Turizm, ulaşım ve konaklama tesislerinden elde edilen gelirle sınırlı olarak görülürse, bırakın turizmden ekonomik kazanç sağlamayı, turizmi on iki aya yayabilmeyi de başarabilmek olası değildir. Turizm mümkün olan en yüksek katma değeri yaratan, yaratması gereken bir sektördür. Üstelik bu katma değer sadece mali değil, en az onun kadar sosyal ve kültürel katma değerleri de ifade eder, etmesi zorunludur. Turizmi ticaretten ayıran en başat değer budur.

Antalya’dan bir başka örnek; Antalya kabul ettiği turist büyüklüğüyle eşdeğer oranda sebze, meyve, çiçek gönderen bir kenttir. Bir başka ifade ile, turist sayısında rekor kırılıyorsa, sebze, meyve ve çiçek ihracatında da benzeri rekorlar kırılıyor. Ancak, konaklama tesisleri duvarları arasına sıkıştırılmış turizm bu ikisini bir araya getirip katma değer yaratmayı beceremiyor. Avrupa’nın hemen her kentinde yerli yabancı insanların dikkatini, ilgisini çeken haftanın her günü hizmet veren açık-kapalı pazar yerlerinin (sebze, meyve, çiçek, yeme, içme, vb.) bir benzerine Antalya’da rastlamanız mümkün değil. Üstelik geleneksel günlük Pazar yerlerine gösterilen ilgi ortadayken. Bu tür katma değer alanları konaklama tesisi müşterilerinin “turist”e dönüşmesine de katkı sağlar.

Bu haliyle turizmden (dar bir kesim) para kazanıyor olabiliriz, ancak özelde Antalya genelde Türkiye sahip olduğu özgün değerlerin bolluğu ve çeşitliliğiyle bunun çok üzerine çıkmayı hak ediyor. Yeter ki turistlerin katma değerlerini artırabilmenin, onları müşteri olmaktan çıkarıp turiste dönüştürebilme yollarını aramayı turizm politika ve stratejilerimize dahil etmeyi becerebilelim...



Bu Haber 26.02.2020 - 15:38:55 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Değerli Hocam - 09.03.2020 - 01:48

    Sizlerin değerli makalelerinizi okuyarak Turizmi anlamaya çalışıyorum. Türkiye'de Turizm = Otelcilik demektir. Turizm Teşviği = Otellere verilir mantığı vardır. Otelin içindeki esnafa bir masayı 20 bin euroya kiraya veren anlayış, başkasının para kazanmasını istemez! Ceplerinde para olmasına rağmen devlet teşvikleri ile 5 parasız yeni oteller açarlar! Alternatif Turizm Alanları geliştirmek gerekir! Expo 2016 alanına 2 milyar TL para harcandı şuan ne durumda? Orası Ülke Turizmine Nasıl Geri Kazandırılmalıdır? DİSNEYLAND vb Gençlik Eğlence alanı olarak projelendirilmelidir ve Özel Sektör tarafından işletilmelidir. Devletin işletme gücü yoktur. 2 tl lik malzemeyi 4 tl ye yaparlar yine zarar ederler. Giriş çıkış kayıt altında olacak ne kadar turist girdiği kaç tanesinin acenteler vasıtasıyla girdiği ne harcadığı belirli olacaktır. Mutlak surette bu alan Turizme kazandırılmalıdır. Tur Operatörleri Havalimanından Otele gidene kadar turistlere şunları söylüyorlar: Sakın dışarda alışveriş yapmayın biz sizleri anlaşmalı güvenilir yerlere götüreceğiz vs vs gibi kelimeler ile turisti korkutuyorlar. Öncelikli olarak Otellerin Turizme Katkısı Tartışılmalıdır. İstihdam sağlıyor diye ver teşviği otellere.. yazın çalıştırdığı kişileri ekim deyince kapı önüne koyuyorlar ondan sonra kalifiye eleman yok! tabi olmaz gidip zincir markette çalışırım daha iyi diyorlar... Expo 2016 Alanını Hayata KAzandıracak projeler düşünmelisiniz.

  • Birgül Akgül - 28.02.2020 - 10:54

    Hepimizin atladığı bir şey var. Antalya pazara, kültürü ile değil otelleri ile girdi. Ultra herşey dahil otellerle kuşatılmış olan bu şehir tam bir otel mezarlığı durumunda. Kontrolsüz bir şekilde çoğalan oteller, herkese dağıtılan teşvikler ile adım başı otel var. Gelen turist üç kuruş ödeyip paşalar gibi el bebek gül bebek el üstünde tutulup gönderiliyor. Neredeyse giderken ceplerine harçlıklarını da koyacağız. Turist neden sokağa çıksın hocam? Yediği önünde, yemediği ardında. Antalya bu saatten sonra asla konuşulan konuma gelemez. Bu pazarda ürün çeşitliliği yok. Lütfen artık gerçekçi olalım. Elimizdeki bu. Bunun da altına düşmesin, yeter.

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.