Do You Have A Pick-up Service?

    Feyzi Açıkalın
    Köşe yazısını paylaş : | Yazıcı Dostu Gösterim | Arkadaşına Gönder
    Sabah saatlerinde Kuzeyli bir acentenin yabancı rehberi arıyor.

    Sabah saatlerinde Kuzeyli bir acentenin yabancı rehberi arıyor. Selam kısmından sonra, bir müşterilerinin diş sorunu olduğunu, yardımcı olup olamayacağımı soruyor. “Yes” diyorum, dönüp kendi diliyle konuğuna da bilgi veriyor; arkasından ekliyor: “Do you have a pick-up service?”…

    Bu soruya alışığım. Hastanın durumunun acil olmadığını, yürüme sorunu yaşamadığını öğrendikten sonra, “Hayır hanfendi, hastayı aldırmak için pikabımız yok, isterseniz Cadillac gönderelim” demiyorum tabi’i ki… Başlıyorum aklımca ders vermeye: “Bildiğiniz gibi uluslararası normlarda olduğu gibi Türk dişhekimliğinde de böyle bir uygulama yoktur. Hasta kendi olanaklarıyla hekime gelir…”. Daha cümlemi bitirmeden rehber hanım gayet “cool” bir ses tonuyla, “Peki o zaman biz de hemen bir başkasını ararız” deyip pat diye telefonu kapatıyor…

    Bozuluyorum ama ona değil. Yirmi sekiz yıllık meslek yaşamı boyunca asla bu konularda ödün vermemiş bir hekim olarak, turizmin dişhekimliğini ne hale getirdiğini düşünüyorum. Sakin bir kıyı kasabasına girdiği zamanki masumiyetini, yıllar içindeki kar maksimizasyonuna bağlı dönüşümüyle yitiren turizm hareketini düşünüyorum. Ve de en önemlisi bu uğurda yöre halkını, tüm işkollarını, meslekleri dejenerasyona uğratışını irdeliyorum…
    Her zamanki soru kafamda; “Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan?”… Tur operatörleri mi daha kolay satış yapabilsinler diye böyle “İndecent proposal” larda bulunur, yoksa biz mi zaten duruma teşneyiz? Yani, yaşamında bir kez bile dişhekimini ayağına çağırmaya cesaret edemeyecek Kuzeyliyi, fütursuzca böyle bir teklifte bulunmaya biz mi özendirmişiz?

    İlçe temsilciliği yaptığım günlerde sahte dişçilerle uğraşırdım; savcılık ta, soruşturma açamaya bile gerek duymazdı… Bir diğer sorun da tabelalara “dentist” yazıp yazılamayacağı konusuydu. Kimler, ilçede şimdilerde artık çok masum kalan bu yasakları delmeye çalıştılarsa, yine o hekimler otel resepsiyonlarına yasal olmayan şekilde reklamlarını asıp, resepsiyon görevlilerine komisyon verme olayını başlattılar. Aynı gurup(!) turizmin yarışmacı ruhunu kavrayıp bu kez diş müşterisini(!) otelden aldırma atağına(!) girdiler.

    Yetmedi, belirli bir sermaye birikimi elde eden sözde rehberler, dişçi(!) kiralayarak “No name!” klinikler açtılar; tabelasında yalnızca bir cep telefonu olan… Altın yumurtlayan Alanya’ya parsadan pay kapmaya gelen girişimci(!) dişhekimleri klinikler kurdular; olaya büyük ölçekte soyundular. Böylece, hadi ahlaksızlık demeyelim, her türlü etik dışılığı mubah gördüler.

    Farkındaysanız, olayın sahte içkiden, kıkırdaktan imal edilmiş köfteden hiç farkı yok… Sermaye emek ilişkisinin geleneksel olarak kurulmadığı, böylece ucuz iş gücü sömürüsüne dayalı bir ekonomik hareketin görüldüğü; gelirlerin kayıt altında tutulmadığı; üretime dönük faaliyetlerin yöre zenginliğinde ilk sırayı almadığı; halkın eğitim düzeyinin sınırlı olduğu bir bölgeye giren turizm herhalde o yöreye uygun bir model uygulamaktaydı. Bu model de, ne yazık ki her türlü bozulmayı birlikte getirdi…
    İnsanın ağırına gidiyor… Saygı duyulan bir mesleğim var zannediyorsunuz. Kendinizce ahlaklı olmuş, mesleki kuralları tamıyla uygulamışsınız ve hastalarınızı da bu konuda eğitmişsiniz. Yabancı hastalarla olan ilişkinizde de, bırakın dişhekimliğindeki hizmeti, insan kalitesi olarak iyi bir portre çizdiğinize, ulusunuzu temsil ettiğinize inanıyorsunuz. Sonra, daha sabah mahmurluğunu bile atamamış bir rehberin, sizin ne denli iyi servis verip vermeyeceğinize aldırmadan yaptığı telefon konuşmasına muhatap oluyorsunuz…

    Zavallı mesleğim… Bir taraftan hükümetin özel dişhekimliğini baltalayıcı; hekimi ya özel klinik ya da devlet hizmetinde sömürü düzeninde çalıştırmaya zorlayıcı, aşağılayıcı uygulamaları; diğer taraftan turizmin küresel, kaçınılmaz diye tanımlanan sömürüsü; insanları ilkesizleştirmesi, sıradanlaştırması… İnsanı mesleğinden soğutan; bırakma sürecini hızlandıran…



    Feyzi Açıkalın
    feyzia@superonline.com

    Kullanıcı Yorumları

    Kayıtlı yorum bulunamadı...

    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Yazarın diğer yazıları :
    42 nolu işletme; Alantur
    Oradaydım...
    Turizme bakan da yok, Bakan da!
    Kuru vaziyette kruvaziyer turizmi
    Bir masal anlat, masal içinde...
    İlk haftanın Z raporu
    'Alanya Turizm Meclisi' ne ne dersiniz?
    Sağlık turizminde devlet düzenleyici mi oyuncu mu?
    Keşke “Cittamed” Olabilseydik…
    Turistini Bekleyen Şehir
    Hurghada’dan Alanya’ya
    Neden Geldiler, Ne Dediler?
    13 Haziran’da Ne Olacak?
    Akdağ golf derken…
    Gazipaşa’da inecek var…
    Eğlenen Hollandalı…
    Spor turizmi mi, spor yoluyla tanıtım mı?
    Kolombiya’da barış kazanacak mı?
    27 Eylül Dünya Turizm Günüymüş!
    Batılı turist neden önemliydi?
    Minnettarmış!
    Alanya Alman’ını Kaybederken
    Engelliler Projesi Ciddiyet İster
    Terzi Marika’dan Yardımsever Monika’ya
    Do You Have A Pick-up Service?
    Günay'ın 6 yılı
    Hayatımız çakma!
    Turizmi Düzeltme Toplantısı
    Kafası kıyak gezenler
    Turist senin yüzünden gelmiyor!
    Medcruise Alanya toplantısı
    Son turizm bakanı
    İnsan inanamıyor
    Turistin ürkekliği
    Yabancı düşmanlığı nasıl gelişir?
    'Biz yolumuza siz yolunuza'nın turizmdeki açılımı nedir?
    Hangi yıllara geri döndük?
    AB karşıtlığı olarak Müslüman dostu turizm
    Turizmde kriz yoktur!
    Bayramda neden kızdık?
    'Kuru üzüm değil' diye başlamışlar…
    Makale Arşivi
    Bizi Takip Edin
    Facebook Twitter
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    2017 sezonundan ne bekliyorsunuz?

    2016 yılı ile aynı olur
    2016'nın üzerine çıkarız
    2016'daki sayılara bile ulaşamayız
    Ücretsiz Abone Olun