serdar@dm-consultancy.com

Turizmin kitabı tekrar yazılabilir mi?

Turizmin kitabı tekrar yazılabilir mi?

İki önemli deyiş ile başlayalım.

“Temel yanlış atılmışsa üzerine inşa edilen bina yıkılmaya mahkûmdur.”

“Sorunları yaratan ortam içinde çözüm olası değildir''

İlk aşamada turizmde sorunlar olduğunu ve bunun her geçen gün artarak girift hale geldiğini kabul etmek tedaviye başlama kararını kolaylaştıracaktır. Yine dikkat edilmesi gereken önemli ikinci madde, sektör olarak turizmin bağlı olduğu yan sektörlerin de aynı tedavi sürecine alınması şartıdır.

“Kirlilik ile turizm uyuşmaz!” Bu düsturu biraz açmak gerekli diye düşünüyorum. Çünkü normal yaşam devam ederken turizm bundan ayrı düşünülemez. Yani diğer deyişle turizm için özel önlem almaya gerek yoktur. Bu düşüncenin gelişmediği ülkeler turizmde bir adım ileri gidemezler. Bazı zamansal iyileşmeler veya sayısal rekorlar olsa da genel anlamda sorun ortada duruyor olacaktır. Temiz kapsamı içine artık evrensel boyutta tartışma konusu olmaya başlayan “temiz hava-su-gıda-enerji” kavramları girmiş ve ülkeler özellikle son zamanlarda yaşanan doğa olayları ile önlemleri konuşmaya başlamışlardır. Diğer önemli bir tartışma konusu ise “temiz politikacı” üzerinden sürdürülmeye başlamıştır. Yakın erimde çok çarpıcı örnekler ortaya çıkacak gibi görünmektedir. Başka bir önemli unsur olarak “gürültü-radyasyon-atıklar” ciddi projeler kapsamında ele alınmaktadır. Şimdi tüm bu farklı olguların arasında biz neredeyiz sorgulaması yapmak fayda getirebilir.

Turizm getirisine turist ekseninde yapılmakta olan makyaj tutmamış, foyalar akarak etrafı kirletmeye devam etmektedir. O halde en uygun önerme, sistemin bütününü aynı seviyeye getirmek olmalıdır. Buradan anlaşılması gereken, şehirlerde hava-su-gıda-enerji kaynaklarının temiz olması, gürültü ve radyasyon kirliliğinin sona erdirilmesi, atık yönetiminin ciddi olarak ele alınmasıdır. Ancak bu kararların doğru ve halk adına alınabilmesi için “temiz politikacı ve politikalar” gereksinimi en üst düzeydedir. Güncel olarak dünyanın çeşitli ülkelerinde gelişmişlik farkı gözetmeden ortaya çıkan çarpık yönetime karşı direnişler büyük bir değişimin ayak sesleridir. Artık politik söylemler ile atılan palavralar, söylenen yalanlar ve vatandaşı aldatma taktiklerinin sonu görünmüştür. Bu durumu iyi analiz edip tedbir alan ülkeler süreci başarılı olarak yönetecektir.

Şehirlerde temiz hava olması için çok basit mühendislik tedbirleri vardır ve kolaylıkla uygulamaya konabilir. Havanın önemi büyüktür çünkü hem diğer unsurların temiz olmasını sağlar hem de nefes ile vücuda alınan kirlilik sonucu hastalıkları önleme etkisine sahiptir. Havanın temiz olması suyun ve gıdanın da temiz olmasını sağlayacak özelliktedir. Temiz su konusunda özellikle belediyeler eliyle çok fazla yapılması gereken, aslında basit önlemler vardır. Genel prensip olarak vatandaşın musluktan su içebilmesi için gerekli alt yapı düzenlenebilir. Bu çok devasa proje gibi görünse de, en akılcı çözüm etaplara ayırarak çözümleri uygulamaktır. Böylece ilk aşama ana dağıtım şebekesi iyileştirmesi yanında yeni binalarda merkezi filtre sistemleri uygulanması olabilir. Benzer sistem diğer binalara kademeli olarak uygulanarak düzeltme işlemi tamamlanabilir. Bunun vatandaş ve ülke ekonomisine iki önemli katkısı olacaktır. İlki, bugün en ucuz ambalajlı suyun metreküp fiyatı 450-550 TL iken evlerde 10-12 TL den tüketim olasıdır. Aradaki fiyat farkı korkunçtur. İkinci önem ise, ambalajdan gelen sağlık sorunlarının önüne geçilerek hastane yoğunluğunun düşürülmesidir. Gerçi bu son dönem sağlık tesislerinin felsefesine aykırı olsa da genel halk sağlığı için gereklidir. Hava kirliliği ölçümlerinde ülkemiz oldukça kirli olarak görünmektedir. Ülkeler ve şehirlerdeki kirliliği gerçek zamanda izlemek için çeşitli programlar mevcuttur. Meraklı olan kolaylıkla bilgilere ulaşabilir. Ama aynı şekilde yabancı turist de aynı programları kullanarak tatil programını yapmaktadır. Böylece kirli olan bölgelerin tercih edilmeyeceği ortadadır.

Temiz gıda ise daha çetrefillidir. Çünkü kirlilik hem fiziksel ve çevresel hem de kimyasal düzlemdedir. Burada gelişmiş ülkelerin yöntemini izleyip öncelikle kimyasalları azaltıp, tohumları doğal ve yerli elde etmek ama aynı zamanda GDO ya kesinlikle karşı durmak önemlidir. Bu konuda yeterli kamu bilgi birikimi ve aydınlatması yoktur. İnsan ve doğa zararlısı olan kimyasalların nasıl ortadan kaldırılacağı, etkisi görülen ve daha önce kullanılan zehirlerin kalıntılarının nasıl temizleneceği konularında bilimsel ve uygulamalı işlemler başlatılmalıdır. Besin çeşitliliği ve yöresel farklılıklar ciddi bir planlama olarak ele alınmalı ve coğrafi alanlarda en uygun gıda çeşitlemesine olanak verecek projeler teşvik edilerek uygulanmalıdır. Her ürün her ortamda yetişse bile içindeki besleyici maddelerin farklılığı artık ele alınmalıdır. Aslında bu program anlamlı bir turizm geliştirme planına dönüşebilir ve böylece yurt sathında yöresel özgünlükler ve damak tatları ortaya çıkabilir. Sadece bu zenginlik yabancı turistin büyük ilgisini çekecek niteliktedir. Artık ortaya karışık tembelliğinden ve zevksizliğinden vaz geçmek zamanı gelmiştir.

Enerji konusunda ilerleme beklenen veya olması gerekenden çok geridir. Bugün güneş alma oranı %30 seviyesinde olan ülkeler fosil yakıt serüvenini bırakıp, nükleer santrallerini kapatıyor ve temiz enerjiden faydalanma oranını %90 seviyelerine getirebiliyorlarsa bizim her mevsim güneş alan, üç tarafı denizlerle çevrili ve akan nehirlerin bahşedilmiş olduğu coğrafyamızda teknik anlamda daha ilerici projeleri yapabilmemiz gerekiyor. Bunun alt yapısının kamu yani devlet eliyle akılcı olarak düzenlenmesi ve dar boğazların giderilmesi önemlidir. Enerjide dışa bağımlılık bu şekilde sona erdirilebilir ki sadece bu tedbir ülkeyi düze çıkartabilir. Daha turizm konusuna başlamadık dikkat ederseniz! Bu kapsama “sıfır enerji binalar” kavramını sokarak mimari ve mühendislik tasarımlarda yapılacak düzenlemeler ile kazanımlar artırılabilir. Bu aşama çok ilginçtir çünkü bir bina veya tesisi normal olarak veya sıfır enerji kavramına uygun yapmak arasında maliyet farkı önemsenmeyecek kadar azdır.

Gürültü karmaşanın besinidir. Çoğu kez suni olarak yaratılan gürültü odaklanma sorunu yaratarak itaat eden toplumlar ortaya çıkartabilir. Ama şehirlerde gürültü kaynakları basit teknik çalışmalar kullanılarak giderilebilir. Radyasyon konusu toplumsal anlamda önem verilmesi gereken bir sıkıntıdır. Dünya bu konuda ilginç uygulamalar yapmakta, ileri ülkeler atıklarını gelişmemiş ülkelere depolamakta ve bunun için ekonomiye girmeyen kayıtsız bedeller ödemektedirler. Nereden bakılırsa sorunun büyük olduğu ortadadır. 30 yıl önce sınırlarımız dışında oluşan bir kaza sonucunda halen Çernobil etkisi devam ediyorsa, lösemi hastalığı önlenemiyorsa, bu konuda daha ciddi tedbirle almak ve her türlü radyasyona DUR demek gerekliliği vardır.

Atıklar ise tam bir kandırmaca safhasına girmiş görünmektedir. “Sıfır atık” olarak pazarlanan kavram sadece bir sostur. Alt kısmı ise vıcık vıcık kirliktir. Bu konuda pek çok yazı yayınlanmaktadır ama esas ana konu gözden kaçırılmaktadır. Çünkü son zamanlarda çöp ithali ile dünyanın çöpünü kabul etmeye başladığımızı öğreniyoruz. Bu sakıncalı durumu iki dalda ele almak gereklidir. Birincisi atık önleme kavramının geliştirilmesi ve alt yapı çalışmalarının bilimsel düzeye getirilmesi. Böylece atıkların değerlendirilmesi ve tekrar fayda elde edilmesi konusundaki yetersizlik giderilebilir. İkinci olarak sıfır atık kavramının oluşması için gereken bütünsel çalışmaların ve farkındalığın başlatılmasıdır. Yani atık daha ortada yokken atığın nasıl dönüştürüleceği bilgi ve uygulamalarının hazır olması önemlidir. Henüz bu inceliğin farkında değiliz.

  • Burada kısaca anlatılmak istenen maddelere turizm bakanlığı ilgi gösterir mi?

  • Yetkililer bu konuda iyileştirme çalışmaları başlatır mı?

  • Kurullar, toplantılar, teşvikler yerine yazıda önerilen maddeler ele alınabilir mi?

  • Yoksa “benim oğlum bina okur, döner yine okur” alışkanlığı ile devam mı?


Bu Makale 19.11.2019 - 10:33:45 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.