fetikuyucu@gmail.com

Turizmde yüksek sezon yabancı giriş sayıları ve kur, faiz, parite, enflasyon ilişkisi

Turizmde yüksek sezon yabancı giriş sayıları ve kur, faiz, parite, enflasyon ilişkisi

Değerli dostlar, geleneksel hale getirdiğimiz turizm sektöründe yüksek sezon değerlendirmesinde; Jeopolitik gerilim, belirsizlik, sektörel kaos (Thomas Cook vakası) ve beklentilerin kolay yönetilemediği bir yılı daha geride bıraktığımızı görüyoruz.

Bu yılın büyük sürprizi küresel sektör yapıcı Thomas Cook’un iflas şokudur. Bu konuda görüşlerimi bir önceki yazımda kaleme almıştım. Bu vakanın artçıları devam edecektir. Bu koşullar ve gelişmeler altında yine de 2019 yılını rekorlar yılı olarak adlandırdık. Bu sayısal gelişmeleri (büyüme adet olarak!) gerçekte rasyonel bir şekilde analiz edebiliyor muyuz?

Bu konuda nitelik ve nicelik meselesi konusuna çok girmek istemiyorum. 2019 yılında sayısal büyüme yıl genelinde yüzde 17 artışla devam ediyor. Büyüme kaynaklarında Rusya Federasyonu başı çekmeye devam etmektedir. Avrupa’da ise önemli kaynak sağlayıcılarında halen büyüme rakamı beklentileri karşılamamakta ve geçmişte gerçekleşen rakamlara da hala ulaşılamamıştır.

Değerli okurlar, tüm sektörlerde olduğu gibi turizm sektöründe de trendler, kararlar ve davranışlarda değişim çok hızlı ilerlemektedir. Tüketicilerde algı ve karar alma da parametreleri çok hızlı değişmekte, sektörler de bu duruma / değişime ayak uydurmada çok zorluk çekmektedirler. Turizm bu değişimden nasibini alan sektörler arasındadır. Tatil kararları artık geleneksel metotların dışına çıkmış, sosyo ekonomik / jeopolitik koşullar, çevre, insan hakları, özgürlükler, ulaşım kolaylığı ve dijitalleşme önemli gelişme göstererek karar alıcıları etkiler duruma gelmiştir. Bu ana parametrelere sahip destinasyonlarda gelişme gözle görünür şekilde artmaktadır.

Turizm sektörünün net döviz sağlayıcı sektör olması sebebiyle döviz açığı olan ülkelerde olası döviz krizlerinde dört elle sarılınan, önemi ortaya çıkan, kısa süreli geçici para ve maliye politikaları ile desteklenen bir sektör konumundadır. Ülkemizde de bu durumun çok değiştiği söylenemez. Net döviz sağlayıcılığı yanında istihdama da katkısı yüksek olan turizm sektörü çok daha fazla desteklenmelidir. Özellikle son bir yıl ve aylarda turizm sektörüne olan ilginin ana nedeni döviz açığını kapamada başrol almasıdır. 2018 yılında toplamda 30 milyar USD turizm geliri elde eden sektör cari açığın önemli bir finansman kaynağı olmuştur.

2019 yılı toplamında da 34-35 milyar USD gelir beklenilmektedir. (Hatırlatmakta yarar var, 2014 yılında 34 milyar USD idi turizm gelirleri) Ancak salt bu rakamlara bakmak nitelik açısından da anlamlı değildir.

Turizm sektörüne getirilen vergiler konusunda ise farklı düşünmekteyim sektörün hala ciddi destek politikalarına ihtiyacı olduğunu ve bu vergileri (Konaklama vergisi ve TGA vergisi) ödeyebilecek olgunluğa ulaşmadığını düşünüyorum. Sektör çok mu kazandı, sektörel borçluluk mu azaldı, rekabet üstünlüğümüz mü arttı, kişi başına gelir mi arttı …? Bu vergiler kitle turizminde fiyat artışlarının önünde baskı oluşturacak ve maalesef paket tur fiyatlarının içine alınacaktır. Sektör yeteri kadar (özellikle kitle turizm) olgunlaşmadan, büyümeden bu vergileri ikame edecek bir gelir artışını kısa vadede sağlayamaz.

Ana konumuza gelecek olursak yukarıda açıklamaya çalıştığım makro düşünülere rakamsal değişimlerle birlikte bakalım. (Rakamlarda Antalya Hav. Yabancı girişleri baz alınmıştır)

Her şeyden önce yüksek sezon yabancı misafir giriş sayıları ile para piyasası parametreleriyle olan ilişkisine bakalım. Özellikle bölgemizde kitle turizminin çok önemli bir potansiyeli yüksek sezon dediğimiz Mayıs – Ekim aylarında gerçekleşmektedir. Satış hacimlerimizin yaklaşık % 80-85’i bu olaylarda oluşmaktadır. Oransal olarak yüksek satış hacminin bu aylarda oluşmasıyla birlikte gelir/ gider kalemlerinin de çok büyük kısmı yine bu aylarda oluşmaktadır. Tabii ki doğal olarak maliyetlerimiz ve karlılıklarımız da bu aylarda oluşmaktadır. Bu aylarda volatilite de yüksek olmaktadır. Yönetsel hataların yapılmaması ve/veya en asgari düzeyde tutulması gereken aylardır. Özellikle bu aylarda etkin yönetim, risk primini azaltacağı gibi kar maksimizasyonuna da yardımcı olmaktadır.

Aşağıdaki tabloda, 2014 ile 2019 yılları arasında Antalya ili yüksek sezon yabancı giriş sayıları ve bazı rakamsal parametreler bulunmaktadır.

2019 yılında bir önceki yıla oranla sayısal anlamda rekorlar yılı olarak adlandırılan dönemde büyüme % 12’dir. Yıl geneli büyüme ise % 17’dir.

Bir önceki yılda önemli gelirler kur farkı gelirleri idi. 2019 yılında ise ortalama $/TL kuru 2018 yılına oranla % 7 artış göstermiştir. Aynı dönemde ortalama €/TL kuru da % 3 oranında artış göstermiş. Aynı dönem yüksek sezon yabancı ziyaretçi girişleri % 12 oranında artmıştır. Çok önemsediğimiz parametreler arasında yer alan €/$ paritesi ise 2018 – 2019 arasında dolar lehine gelişme göstermiştir. Borçlanmada ana parametre olan libor ise bu dönemde borçlu lehine gelişmiş ve önemli oranda düşüş göstermiştir. Enflasyonda ise yükselme 2018 ve 2019 yılının önemli maliyet kalemi ve operasyonlar üzerinde önemli baskı oluşturmuştur. Döviz kuru artışları enflasyon rakamı altında kalmıştır. Reel anlamda karlar azalmıştır. Büyüme tarafı bu olumsuzluğu kompanse etmiştir.

Özellikle aşağıdaki tablo incelendiği zaman veriler özellikle yüksek sezon dönemlerinde doğru yönetilmezse bilançolar ve gelir tabloları üzerinde, ciro ve kar kaybı oluşturmasına sebebiyet verebilmektedir.

antalya_turist_sayilari_ve_turizm_gelirleri

“Her şey göründüğü gibi olsaydı, elinize aldığınız deniz suyu mavi olurdu’’


Bu Makale 06.11.2019 - 10:19:11 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
Yazarın diğer yazıları
Tüm Yazıları
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.