serdar@dm-consultancy.com

Turizmde arayışlar - Teknik Boyut

Turizm ülkemizde halen yılın belli bir zaman diliminde yapılmakta olan çalışmalar şeklinde algılanmaktadır. Bu olgunun tüm yaşamda ne gibi etkiler yaptığı henüz dikkate alınmamaktadır.

Bunun en önemli ve belki de tek nedeni alt yapı oluşturulmadan ve kavram bilinci yerleştirilmeden tesislerin birbiri ardına yapılarak sözde hizmete açılması ve buradan elde edilecek çoğu sanal olan sahte gelirlerin abartılı olarak insanların beyinlerine şırınga edilmesi süreci olabilir. Yani temel olmadan bina inşa etmek veya okuma bilmeden kitap okuyor görüntüsü vermek gibi. Hâlbuki bütün dünyada özellikle son onlu yıllarda hizmet farklı bir sektör olarak ele alınmaktadır ve bir dizi olmazsa olmazlar yerine getirilirse ancak bir kazanç söz konusu olmaktadır.

Eğer hafızalarınızı tazelerseniz, 1980li yıllarda ortaya atılan ve özellikle inşaat sektörünün birden ama temelsiz olarak büyümesine yol açan turizm halen ve aradan geçen süre içinde alınmış olması gereken derslere rağmen sadece tesis inşası olarak ele alınmakta ve tüm hesaplar bunun üzerinden yapıldığından bir türlü gerçek sorun ele alınamamaktadır. İnşaat sektörünün mimari tasarım ve inşaat usulleri olarak farklı ve ciddi bir özeleştiri yapması gerektiğinin altını özellikle çizelim. Ziyaret ettiğim tesislerde o kadar basit ancak inşaat sırasında yapılmış olması gereken bir dizi hatalar ve eksikler bizi gelecek açısından sıkıntıya sokmalıdır. Çünkü her inşaat bir eğitim dosyasıdır ve o projede çalışan tüm profesyoneller mutlaka birden fazla çıkartım elde ederler. Eğer bunlar kötü birikimlerse o kişi nereye giderse ve hangi tesiste çalışırsa çalışsın aynı hataları yapacaktır.

Bugün tarafsız bir gözle baktığınızda tesislerin neden 2-3 yılda bir yenilenme çalışmaları yapmak durumunda olduğunu anlamak zor olmalıdır. Benzer şekilde mekanik ve elektrik ana yapı dışında hemen her şey aynı süre içinde değişmektedir. Aslında bu işlemler için harcanan paraların işletme geri dönüş sürecini ötelediğini de görmek gerekir. Bu davranışın iki nedeni var.
1.    Projelerin detay çalışmalarının eksik yapılması ve projelendirme süresinin kısa tutularak inşaat devam ederken çözüm bulmanın bir kötü alışkanlık olarak içimize sinmesidir. Buna örnek olarak kapı ve geçişlerdeki rampalar, kısa ve sert dönüşler ile tesisat problemlerinden bahsedilebilir. Ancak göz ile görülebilir alanlarda yapılan bu tip falsoların gözden kaçırılması adına uygulanan yöntemler oldukça eğreti ve şekilsiz olmaktadır.  
2.    Proje tadilatlarının sürekli hale gelerek çoğu kaçak mahallerin oluşturulması ve bu şekilde tesisin bitirilmesidir. Bunu görmek çok basittir çünkü projeleri incelerseniz inşaat sırasında yapılan eklentiler başınızı döndürebilir. Tabi ki bazıları tesisin yaşaması için elzem özelliktedir. Çünkü bir şekilde fazla itibar edilmemiş ve belki de unutulmuştur. Bugün çoğu tesiste ruhsat dışı projelendirilmiş yapılar bulmak tesadüf değildir.

Ancak bu yanlışlıklar nedense hiç kimseye bir çıkartım etkisi göstermemektedir. Proje sırasında doğru çözümler işletmenin planlandığı gibi çalışmasını temin eder. Ancak detaylar çözülmeden imalata girişilmesi ve çoğu zaman deneye dayalı yapım usulleriyle devreye alınan tesislerde kayıplar oldukça büyük rakamlarla ifade edilir seviyededir. İşte bu noktada işletme ne yaparsa yapsın harcama kalemlerini kontrol etmekte zorlanmaktadır. Genel bir pratik olarak bu kadar tesis yapıldıktan sonra belli bazı kritik konuların teknik çözümler olarak üstesinden gelinmiş olması gerektiği düşünülse de uygulamada bunun tam da tersi durum söz konusudur. Hatta bazı tesislerde yatırımcının kendi firması inşaatı yapmakta olmasına rağmen işletme özelliklerinin göz önüne alınmaması nedeniyle zaman içinde büyük zorluklarla karşılaşmaktadırlar.

Özet olarak projelendirme süresi, detay çözümler, işletme bilgisinin projeye aktarılması, işletme masraflarının kontrol altına alınmasına olanak sağlayacak tedbirler, enerjinin ve suyun geri kullanılması gibi mühendislik çözümlerinin kullanılmasına gerek vardır. 

SOSYAL BOYUT


Teknik kısma bir virgül koyarak ülkemizdeki turizmin sosyolojik yapısına bakalım. “Hizmet vermek” bu coğrafyada nasıl algılanıyor? Öyle ya, atalarımızın geldiği Orta Asya’dan Anadolu topraklarına kadar tarafsız bir gözle kesit aldığımız zaman bir uyuşmazlıkla karşı karşıya olduğumuz ortadadır. Hele kültürel yozlaşmanın başladığı karman çorman Osmanlı devrinde hanedan kadar hanedan olmayanların aynı hükümran tavır ve davranış içinde olmaları belki de bugün yaşanan olumsuzluklar kilidinin göbeğini teşkil etmektedir. Hizmet vermenin yapısal olarak zorluğu yin-yang düzleminde hizmet almanın zorluğuna da eşit olmaktadır. Dolayısıyla iyi hizmet vermeyen kişilik davranışı iyi hizmet de alamaz değerler dizisini ciddiye almak ve buna uygun eğitim programları uygulamak belki birçok sorunu çözecek özelliktedir.

Bu tanımlamayı pozitif manasıyla ele alırsak, iyi hizmet veren iyi hizmet alır şekline ulaşırız. Bu ise yaşamın tek kuralını iyi anlatan bir düsturdur. Önce vermek ve bunun karşılığı almak gibi evrensel bir sistemin var olduğunu unutmamak gerekiyor. Basit olarak örnekleme yaparsak, toprağa tohumu verirsiniz o da size meyvesini verir. Karşınızdaki kişiye “günaydın veya iyi günler” diye hitap edersiniz o da size benzer bir hitap ile geri döner. Bunun negatifi de tabi ki söz konusudur ancak burada konumuz değil. Kafalar eğer vermek olgusunu anlarsa zaten toplumsal ölçekte belli bir seviyeye ulaşmak oldukça kolay olacaktır.

Çarpık ekonomik uygulamalarla insan kavramı ve ilişkisi bir şekilde gündemden çıkartılmıştır. Elinde gücü tutmaya çalışan politik erk insanı sadece bir oy sayısı olarak görmektedir ve bu yönde insanı yalnızlaştırmak ve becerisiz kılmak amacındadır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak satın alınabilir cihazların etkili güçlerine bakılırsa bu gidişatın tersine gelişmesi gerekmektedir. Ancak buradaki paradoks eldeki kapasitenin boşa kullanılması nedeniyle insanlar arası etkileşimin azaldığı şeklindedir. Dikkat ederseniz tam da bu noktada hizmet alanındaki eksiklik kendini belli etmektedir. Çünkü içine kapanan insanların dışa dönük bir kimlikle iyi hizmet vermesi beklenemez. Zaten hizmet kavramını en iyi sindiren ve uygulayarak buradan para kazanan ülkelerde insanlar hizmetin bir iş kolu olduğu ve iyi yapılan işin sürdürülebilir bir modele karşılık geldiğinin farkındadırlar.

Turizm gibi kırılgan ve doğrudan bireyin kişiliği ile ilgili olan sektörde gelir elde etmek ve gelecek için model oluşturmak ilk önce insana değer vermek, eğitmek, işinin kazandırdığı değerin farkındalığını oluşturmak, hizmeti bir yaşam tarzı olarak hazmettirmek ve bunun gereklerini yerine getirmek çabası ile gerçekleştirilebilir. Birey olarak sorgulanması gereken şey tanımlardır. Eğer tanımlar doğru ve tam yapılmışsa çözüm kolaydır. Ama amorf bir tanım hiçbir şey açıklamadığı gibi içinde ilgisiz şeyleri de barındırabilir. Buna güncel bir dille torba tanım da diyebiliriz. Yani, birbiri ile benzemeyen bir sürü konuyu aynı torba için bu süreç içinde kendi görüşlerinin dayatmak işin en kolay tarafıdır. Peki, bu tutum anlık durum kurtarma değilse sektör olarak bir düzelmeden bahis edilebilir mi?

Tesisler tekniğine uygun yapılar olarak çevreye uyumlu ve işletme safhası düşünülerek itinalı ve titiz olarak inşa edilmelidir. Bununla birlikte tesisi yıkılana kadar ayakta tutacak çalışanlara değer vererek onlardan değer elde etmek basit bir formül olarak hepimizin dikkat etmemiz gereken önemli bir husustur. Aksi halde daha çok kalınma planları, turizm toplantıları, yeni modeller üzerinde çalışır ama havanda su dövmek dışında bir adım ilerleyemeyiz.

Ne dersiniz?   


Bu Makale 19.11.2012 - 10:43:41 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.