serdar@dm-consultancy.com

‘’Rezaletin kazananı olmaz’’

‘’Rezaletin kazananı olmaz’’

Turizm bir ticari faaliyet olarak ekonomik değere sahiptir ama uluslararası ticaret ayağının var olması ve küresel gelişmelere açılırken önemli dengelerin gözetilmesi gereklidir. Bunun nedeni ise ülkemizin yıllardır süregelen şaşı bakışının körlüğe adım atmasıdır.

Salt turizm gelirine kafayı takarak ve sektörel kazanım ve iyileştirmelere bakmadan doğrudan hasılat eksenine odaklanmak sayısız yol kazasına neden olacak özelliktedir. Çift şeritli yol olması gereken ticari ilişikleri tek şeride düşürmek yolun sonuna kadar giderek duvara toslamak ile eş anlamlıdır. Basit bir anlatımla bir ticari metanın ne kadar basit, ucuz ve niteliksiz olduğunun ilanı o ürünün alınmayacak bir niteliğe sahip olduğunu ilan eder. Alınırsa da en düşük bedelle elde edilen bir seviyedir. Buraya nasıl ve neden geldik?

Öyle ya, bacasız ekonomi veya beyaz fabrikadan sarı renkli ve aşağılayıcı bir mesaj içeren maskeye kadar dibe vuruşun bir anlamı olması gerekir. Sektöre gönül veren, para kazanan, yatırım yapan, ekonomik olarak daha iyiye gidişi hayal eden herkesin hem kendine hem de paydaşlarına önemli soruları sorması gerekir. Yanıt gelmese bile durum tespitinin yapılması daha da kötüye gitmeyi durduracak en önemli göstergedir. Aksi takdirde ortaya çıkan rezaletin turizme hiçbir katkısı ve faydası olmayacaktır. Tersine kaybettirecekleri oldukça büyük olacaktır.

Çoğu kez tekrarlanan ve hatırlatılan sektörün irtibatta olduğu ve birlikte beslenerek büyümeleri beklenen diğer yan sektörleri temsil eden meslek sahiplerinin de söz hakları olmalıdır. Ticaret bir değiş tokuştur ancak burada kritik bir denge unsuru vardır. Eğer denge kaçarsa onun adı başka bir şey olur. Bir malın ederi ve değerini onu satın alan kişi belirler. İşte ticareti anlamayan kafa buradaki incelikten haberdar değildir. Sadece karşı taraftan alınacak paraya odaklanınca bütün dengeler ortadan kalkar.

Sektörün tüm paydaşlarının bazı soruları sormaları gereklidir. Örneğin;

-Bu hamlenin körebe oyunu gibi önüne geleni tutma mantığı geçerli yöntem midir?

-Veya belli bir süreden beri turiste karşı oluşturulan negatif görüşler ve algının son halkası mıdır?

-Kendi ülkesinde yabancı kişileri el üstünde tutan ve imtiyaz veren kafa yüz yıl öncesinin hortlaması mıdır?

-Ticaret yasaları ile bilimle, akılla izah edilemeyecek son rezalet videonun tanımı nasıl yapılmalıdır?

-Ürünü basit ve ucuz gösteren bir reklam o ürünün reel satın alma değerini artırabilir mi?

-Ticaretin her dalı ve ürünün her çeşidi bilim, bilgi ve deneyim ile yoğrulmadan değer kazanabilir mi?

Belki en çarpıcı sorular şunlar olmalıdır;

-Teknolojinin ve iletişim becerilerinin yüksek olduğu bir dönemde sadece reklam ile göz boyamak olası mı?

-Test sayıları, test güvenilirliği, açıklanan sayılar ve istatistiki bilgiler bağımsız ve tarafsız bir niteliğe sahip mi?

-Yanlı, hatalı rakamlar ve resmi ağızlardan çıkan sadece vaat sözleri ile hedef saptırmak olası mı?

-Aşı ile ilgili durum kabak gibi ortadayken, kırmızı renkli risk haritaları sosyal medyada dolaşırken sarf edilen güvenlilik lafının ve sözünün bir değeri var mı?

-Tesislerde güvenlilik planlarını kapsayan mesafe ölçütlerinin nerede nasıl uygulandığına dair örnekler mevcut mu?

-Yurt dışından ülkeye gelme planı yapan bir yabancı dostunuza bu şartlar altında ve kendinizden emin olarak gelmesini tavsiye edebilir misiniz?

Salgının turizm sektöründe önemli bir iyileştirme süreci başlatması fırsatı olabileceğini daha önceki yazımda belirtmiştim. 18 ay hiçbir şey yapılmadan son aşamada sarı maskeye indirgenen hataların bir hesabı olması gereklidir. Yapılabilecekler arasında, mesafe konusunun irdelenerek tesislerde proje yenilenmesi çerçevesinde güvenli ortamlar oluşturmak olasıydı. Söz konusu olan daha fazla doğa ile uygun çözümler konaklama ve yiyecek içecek sektörünün bugün ve yarınki çözümleridir. Ne ki hiçbir ilerleme ve proje düzenlemesi henüz söz konusu değil. Maske ile ilgili olarak tüm imalatların tıbbi ve güvenilir standartta olması için geliştiren yöntem ortada yok. Sadece uygun olmayan ürünler marka bile açıklanmadan cezai uygulamalar ile adeta halka şikâyet ediliyor. İyi de bu güvensiz ürünler nasıl ticari meta haline dönüşüyor ve satılabiliyor? Nerede bu işi yetkilisi ve sorumlusu?

Son olarak turizm ve onu besleyen yan sektörlerin “aşı” konusunda ısrarlı olmaları gereklidir. Çünkü örnekleri daha önce de verdiğim serbestlik kazanmış ülkelere yeni olarak ABD katılarak aşılama işini sona doğru getirerek maskeleri çıkartma seviyesine geldiğini ilan etmektedir.

Siz turist olsanız, salgınla mücadelesini kazanmış olan bir yere mi yoksa yüksek risk taşıyan bir ülkeye mi giderdiniz?


Bu Makale 15.05.2021 - 20:00:18 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.