fetikuyucu@gmail.com

Nakit yaratmak varoluş nedenidir

Nakit yaratmak varoluş nedenidir
Türk turizm sektörü geçmiş yıllarda da birçok sosyo-ekonomik kriz ve tehditle karşı karşıya ve ticari, mali ve idari maliyetlere maruz kalmıştır.

Kasım 2019 dan bu yana küresel anlamda dalga dalga yayılan corona salgını artık öngörülebilir olmaktan maalesef çıkmış durumdadır. Dolayısıyla belirsizlik halinde mali, ticari ve idari tedbir almakta oldukça zordur. Ancak panik halindeki davranışlar daha çok maliyetlere katlanmamıza neden olabilir.

Ülkemiz kamu yönetimi otoritesi, başta Sağlık Bakanlığı, olarak tek yönlendirici otoritedir. Tüm ülkelerde olduğu gibi birinci otorite Sağlık Bakanlığı ve bağlı kurumlardır. Kamuoyu ise onların yönlendirici, bilgilendirici duyurularına uymak uygulamak durumundadır.

Kamu otoritesi bugüne kadar kamu sağlığını ön plana olan politikalar geliştirmiş akabinde ise bu salgının oluşturmaya başladığı mali tedbirleri almaya başlamıştır. Bunlar mali ve idari tedbirler kamuoyu beklentilerini tam karşılamayabilir ama bir yerden başlaması çok önemlidir.

Corona salgını tüm küresel yapıda öncelikli sektörleri direkt etkiler duruma gelmiştir. Bunları havayolu taşımacılığı ve horeca sektörü gibi sektörlere indirgediğimiz anda bile yaklaşık olarak 1,4 trilyon dolar direkt gelir yaratan sektörlerden bahsetmiş oluyoruz. Bu sektörler kamu tedbirleri ile durma noktasına gelmiş bazı ülkelerde ise karantina nedeniyle durmuştur. Ülkemizde de alınan bu tedbirler tüm ülkelerde olduğu gibi hizmet sektörünün ana sektörü olan turizm sektörünü ağır ve direkt olarak etkilemiştir.

Turizm sektöründe son dönemlerde gerek kamu gerekse STK’lar ve sektör örgütlerince, yaşanan olağanüstü durum için çözüm arayışları devam etmektedir. Bu arayışlarda geç kalmamak gerekmektedir.

Bugün corona salgını sebebiyle turizm sektöründe tek gerçek ”Nakit yaratmaktır. Çünkü nakit yaratmak sektörün varoluş nedenidir’’

Özellikle nakit akışının çok yavaşladığı ve (sektörün mevsimsel ticari döngü özelliğinden dolayı) ikame pazarlardan da nakit ikamesinin transfer edilemediği şu günlerde sektör için nakit yaratmak, südürülebilirliğin önemli bir güvencesi kısacası var olmak demek.

Tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemiz kamu yönetimi de mali tedbirleri dün açıklamıştır. Önemli olmakla birlikte uygulanabilir ve yerinde olması çok önemlidir diye düşünmekle birlikte, bu sağlık salgınında popülist uygulamalardan uzak durulmalı gerçekler ve durum üzerinden hareket edilmelidir diye düşünmekteyim.

Turizm sektörü mali desteklerine gelince, bazı mali destekler tabi ki önemli. Örneğin kamusal yükümlülüklerin ertelenmesi (birkaç aylığına!) önemli ancak en önemli konu bu sektörde nakit akışı ve ödemeler sisteminin durmuş olmasıdı. Doğmamış ve doğmayacak olan bir gelirin vergileri de olmayacağı için bu tür bir destek bir ihtiyaçlara cevap vermeyecektir.

Turizm, stoğu olmayan bir iş koludur

Turizm sektörü tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemiz Içİnde yüksek önem derecesindeki gelir kaynağıdır 2020 Hedefi 40 milyar dolar gelirdir. 2019 yılında yaklaşık 35 milyar dolar gelir elde edilmiştir. Turizm sektöründe ilk etapta kısa süreli seyahatler etkilenecek akabinde ise orta ve uzun seyahatler dediğimiz tatil ve kültürel amaçlı seyahatlar çok keskin olarak olarak düşecektir. Ülkemizde yaz tatili ve kültürel amaçlı seyahatler genelde yüksek volüme Nisan – Ekim aylarında ulaşmaktadır. Bu turistik hareketin gelirleri de bu aylarda oluşmaktadır. En önemlisi ise bu toplu tatil seyahatları tur operatörleri aracılığı ile yapılmaktadır. Küresel oyuncu olan bu organize kurumlar kitle turizm hareketlerini belirleyici ve yönlendirici konumdadırlar. Bu alanda yanlış yönetimlerin ve stratejilerin çok önemli kurumları bile sistem dışına attığı da bir gerçektir. (2019 Thomas Cook vakası). Turizm sektörü bu kurumlar için en yüksek riski barındırmaktadır. Çünkü tahminen yüzde 2 civarındaki marjlarla nakit akışını yönetirler. Bu kurumlar sermaye yoğun kurumlar olmayıp bir organizasyon yapılarıdır. Daha doğrusu kanal yöneticisi durumundadırlar. Turist ile destinasyonu nihai anlamda konaklamayı buluştururlar. Ancak sektörde hem çok önemli bir fonksiyonları vardır hem de bir çok iş kolunu beslerler. Ancak olası krizlerde ilk önce etkilenirler, risk ve kriz yönetimi bu organizasyonların normal dönemde bile hep gündemlerinde olmalıdır.

Bunları izah etmemin ana nedeni Türk turizminde yerli ve bazı kaynak pazarlarda piyasa yapıcısı olan tur operatörlerimiz mevcuttur. Özelikle Rus ve BDT pazarında bunların güçlü olarak kalması turizm endüstrisi için oldukça hayati öneme sahiptir. Burada hiç şüphe yok ancak yönetim kaliteleri ve stratejileri sorgulanmalıdır. Artık nakit akışına dayalı yatırım, yönetim ve stratejik kararların / hataların telafi edileceği bir ortam olmayacak. Belki bazı bedeller ödeyeceğiz ve sistem dışı kalmalar gerçekleşecek.

Konaklama da ise artık kitle turiminde oda sayısı sarhoşluğunu bırakmak, mevcut kaliteyi arttırma yoluyla ayrışmamız gerekmektedir. Yoksa eleştirdiğimiz orta alt gelir tuzağına mahkum kalmaya devam edeceğiz .İnsan kaynağını bu dönemde mümkün olduğu kadar stabil tutmalı, bilinçlendirmeli ve bu krizde bazı fedakarlıkları birlikte yapmaya ikna etmeliyiz. Gelecek varsa, tesis varsa insan kaynağıda var olacak. Ancak tüm taraflarca doğru ve dürüst bi yönetişim sergilenmelidir.

Gelelim Turizm Sektöründeki kişisel mali önerlerilere;

1. Tur operatörlerine mali tabloları ve kamu sorumluluğu çerçevesinde (1998-1999 Rusya-Asya krizinde uygulanmıştı) pazar payı, büyüklük, vb kriterlerlerle Eximbank vb özel ihtisas kamu bankaları aracılığıyla sermaye benzeri uzun vadeli kaynak aktarmak, daha sona menkulleştirmek, kalitelerini arttırmak,

2. Yerli hava yolu şirketlerine, özellikle charter şirketlerine, mali yapıların göre benzer destek vermek veya geçici olarak kamulaştırmak. Çünkü sektörün gelecekte bu şirketlere ihtiyacı var,

3. Konaklamada ise, ilk önce istihdam kaybını önleyecek finansal destekleri vermek, yasal yükümlülükleri ertelemek, vergi yükünü geçici olarak kaldırmak,

4. Kitler turizm tesislerine verilen ilave turizm teşviklerini durdurmak, kaliteyi teşvik etmek, oda sayısını sabitlemek, ilave tahsis ve teşvikleri 5 yıl süreyle vermemek,

5. Mevcut ödemelerini finansal sistemdeki paydaşları atacılığıyla ilave limitler ile desteklemek, orta vadeli kredileri anapara faiz olarak yeniden finanse etmek,

6. Bunların dışında, sektördeki doğal seleksiyona ve regülsyona izin vermek.

7. Borçlanma ve yatırım kriterlerine limitler getirmek suretiyle finansmana erişimde sermaye oranı şartı koyarak aşırı yatırım ve risk iştahını engellemek.

Bu tedbirler çoğaltılabilir ana kalemler olarak kararlı ve amasız olarak düşünülmeli çok geçmeden uygulamaya konmalı ve turizm sektörünün geleceği için bunlar yapılmalıdır. Gün, kişisel ve kurumsal çıkarlardan uzak durarak, turizmin geleceğini hazırlama günüdür.

‘’Zaferin büyüklüğü mücadelenin zorluğu ile ölçülür’’


Bu Makale 19.03.2020 - 15:51:57 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • deniz tüfekçi - 25.03.2020 - 12:37

    yapılması gerekenler bunlardır.Ne bu güne kadar gördüğümüz bir talebi göreceğiz ne de bu kadar çok oda, eleman gibi unsurlara gerek duyulacak.hem talepteki azalma hem de teknolojinin işsiz bırakacağı kesimler turizmin geleceğidir.

  • Doğan - 20.03.2020 - 12:58

    Merhabalar, Maaşallah siz de yazınızda mevcut yönetim gibi işverene vermişsiniz de vermişsiniz. Turizme emek veren binlerce/milyonlarca çalısanın zaten sezonluk çalışması sebebiyle düzenli bir gelir akışının olmayışına, kış döneminden henüz çıkılmış olması nedeniyle Covid-19 bahanesi ile işten çıkarılan, askıya alınan veya ücretsiz izne yollanan çalışanların işverenden sosyal haklarını, devletten işsizlik ödeneğini alamıyor oluşuna hiç değinmemişsiniz. Evet, firmaları ayakta tutmak birinci öncelik elbette. Onlar ayakta duracak ki bizler ekmek yiyebilelim. Bizler ayakta duramıyorken sektörden kimler ekmek yiyebilecek? Devlet işsiz kalan ya da bırakılan kişilere destek adına tek bir madde bile açıklamadı. Robotlaşmaya gidilemeyen bu sektörde para kadar insana da yatırın ehemmiyet arz etmiyor mu sizce de? İstihdamı rica minnetle sağlamaya çalışmak acizliktir. Bunun yerine devlet mevcut çalışanların istihdamını korumak adına birkaç milyar TL bütçe ayırabilirdi. Nitekim mültecilere dahi 40 milyar $ yani ortalama 250 milyar TL harcama yapabiliyorken bu rakamın 1/10'u emekçilere pekâla ayrılabilirdi. Ben hakkımı işçinin hakkını savunmayan kimseye helâl etmiyorum. Varsa içinizde kul hakkından zerre çekincesi olan, onlar düşünsün, sözüm meclisin bizzat kendine; dışını-içini kayırmıyorum.

Yazarın diğer yazıları
Tüm Yazıları
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.