serdar@dm-consultancy.com

Girişimci - Entrepreneur

Girişimci – Enterprneur (okunuşu - antröpırönör) Ne kadar tılsımlı bir sözcük olduğunu kabul etmeliyiz.
 
Girişimci, evrensel bir tanımla, herhangi bir konuda yeni bir usul, yol veya yöntem bulan veya uygulamaya koyan kişi anlamı taşımaktadır. Ama genel kanı, bir işi kimsenin aklına gelmeyecek değişik usuller ile yapmaya kalkan kişinin girimci olduğudur. Bu konu ciddi bir aldatmaca olarak kendi pazarını yaratacak şekilde tüm dünyada gelişmektedir. Örneğin aracınızla bir yerde durmak istiyorsunuz, aracınızı sizin adınıza park eden kişi bir girişimci çünkü sizin bu işten para kazanmayı düşünme yetiniz biraz doğrusal düzleme sahip. Diğer bir çarpıcı örnek, internetten simit satışıdır. Seneler önce bu olayı duyurmak için medya uzun haberler yaparak konuyu abartarak köpürttü, öyle ki bu parlak fikrin sahibi ve destekleyicilerini birçok kez ekrana çıkardı ancak bu işin üç aya kalmadan sonlandığını kimse dile getirmedi. Bu çeşit iş heveslerinin girişimcilik olarak adlandırılması ya bilinçli olarak belli pazarlama taktiklerinden biridir veya kara cehalet olarak adlandırılabilir. Pazarlama taktiği genelde bu tip işlerin pompalanması ile ona ayak uyduran veya elinde hazır destekleyici ürünleri olanlar tarafından geliştirilmektedir. Simitçiye teknolojik cihazların satılması, onu örnek alan her şehirde birkaç kişi olsa hiç akla gelmeyen bir pazar oluşmasına yol açar. 
 
Son aylarda tüm dünyada sosyal medya yönetimi buna ilginç bir örnektir. Herkes her yerde kendisi ve gittiği yerler hakkında etrafa yayın yaparken bunu yapmakta becerisi az olan veya zamanı yeterli olmayan kişiler için medya desteği ciddi bir pazarlama etkisi yaratmaktadır. Nasıl kendimden daha fazla söz ettiririm diye düşünürken farkında olmadığınız paraları bu sözde girişimcilere vererek onların sayılarını artırmakta olduğunuzu sonradan anlayabilirisiniz. Sıkça internetten firmanızın arama motorlarında ilk sıraya yerleşeceği programlar, web sitenizin uçacağı ve internete giren kim olsa önce sizin sitenize uğramadan geçmeyeceği gibi onlarca mesaj alırsınız. Bu işlem girişimcilik sayılabilir mi, şüphem var ancak tartışma devam etmektedir. Konu uçsuz bucaksız ve kuralları da olmadığı için nereye çekerseniz oraya gidecek nitelikte.
 
Benim dikkat çekmek istediğim konu ise turizm ve yeme içme sektöründe kısa dönemli açılan ve kapanan tesislerin sayı olarak fazlalığı ve buralarda harcanan emek, malzeme ve paranın hiç de küçümsenmeyecek mertebelerde olmasıdır.  Bir restorana girersiniz ve tüm masaların dolu olduğunu, garsonların hızla önünüzden geçerken masaların boşalıp dolduğunu görürsünüz. Birikimiz varsa ve parayı ne yapmanız konusunda kararsız iseniz işte size tam bir girişimcilik serüveni başlangıcı. Zaten işi bilmeniz de fazla gerekmiyor. Hemen bu tesisin ve diğerlerinin nasıl işlediklerine bakarsınız, biraz piyasa bilgisi toplarsınız, etrafınıza evde yemek pişirmeyi bile bilmeyen danışmanları alarak bir yer kiralar, dekorasyona başlar ve ekibi kurarsınız. Girişimci olduğunuz için malzemenin nereden ve nasıl alınacağı, mönü içinde neler olacağı, hangi tür üretim ve servis yapacağınız gibi gereksiz detaylarla uğraşarak vakit kaybetmek yerine işe girişirsiniz. Tesisin rengi bir yerden, dekorasyonu diğer yerden, aksesuarlar evden, süslemeler dostlardan, tabak çanak kopya çekerek, çalışanlar rakiplerden çengelle alınarak işe koyulursunuz. Bakarsınız ki, ilk ay fena değil, üçüncü ay baş başa, altıncı ay gelenler sayı olarak azalmakta, dokuzuncu ay gelirler düşmekte, on ikinci ay çalışanların suratları zam isteğine göre büzülmekte ve siz işten soğuyarak devretmek için etrafta başka girişimci aramaya başlamışsınız. 
 
Bu basit örneği hizmet verdiğim pazarın bir sorunu olduğu için ele aldım. Belki diğer sektörlerde bundan farklı örnekler vardır. Vurgulamak istediğim, girişimci kavramını yanlış olarak kullanılarak çoğu kişiye farklı gaz verilmesidir. Eğer tanımı evrensel boyuta göre yaparsak, girişim için yenilik şartı vardır ve bu aslında itici bir güçtür. Belki bizde tasarlama ve icat konusundaki eksiklik bizi bu yöne itmiştir veya bu durum toplum içinde bir statü belirtmeye başlamıştır ama içi boş ve ham hayaldir. Konuyu eğer sosyolojik açıdan ele alırsak, kişilerin kendi işinin patronu olmalarının toplumda üst seviyede yer alması bir sonuç olabilir. Başkasının yanında çalışacağına kendi başına iş yapmak ve hele girişimci kartvizitine sahip olmak egoları şişiriyor olabilir. Bugün en fazla sıkıntısını hissetmemiz gereken ancak küçük patronculuk oyunlarıyla yana ittiğimiz marka oluşturamamanın en önemli etkisi budur. Firmalar adeta amip gibi parçalanarak benzer bir sürü ufak atölye veya büroya dönüşmektedir.  
 
Buradaki dezavantajı algılamak ve anlatabilmek oldukça zordur. Çünkü sistem kendi kabuğunu çok sağlam örmüştür. Diğer taraftan her yıl on binlerce firma ve şirket kurulup on binlercesi yine kapanmaktadır. Aradaki maddi kayıplar nedense kimseyi rahatsız etmemektedir. O zaman bu yanlış sistem çökene kadar bu şekilde gidecek ve doğal ayrışıma uğrayarak evrim geçirecektir. Dikkat ederseniz masum bir kavram veya tanımlama ne kadar büyük sıkıntıları beraberinde getirmektedir. 
 
Girişimciliğe devam ederek irili ufaklı yüzlerce firmanın yer aldığı endüstriyel mutfak ve çamaşırhane sektörünün hangi noktada olduğunu irdelemeye çalışalım. On bin metrekare fabrikası olan ile on metrekare atölyesi olan iki firma aynı işe teklif verebilir mi? Yanıldınız, rekabet serbest piyasa etkisi ve girişimcilik ruhu ile her projeye her firma fiyat hazırlayabilir! 
 
ÇÖZÜM NASIL OLABİLİR?

Girişimcilik ruhu diye dile dolanan tanımlamayı icat tarafına doğru döndürmek her sektörün yararına olacaktır. Sadece bir tek bu işlem yapılabilse, fikri olan teknik insanlar içinde bulundukları firmalar için çalışacaklar, emeklerinin karşılığını alarak konusunda ilerleme sağlamaya gayret edecekler, bunun doğal sonucu ise büyüyen firma kültürü ve iş becerisi artarak çoğalacaktır. Benzer örnekleri restoran veya otel için uyarlarsanız hizmet kültürünü geliştirecek yöntemleri öne çıkarmak olanağı bulunabilir. Eğer biraz itinalı ve olumlu bakış açısıyla konu gözden geçirilirse bu eylemin muazzam bir kaynak olarak kullanılması olasıdır. Çalışma ortamını iyileştirecek, kalite bakımından ilerletecek bu gibi çözümlerin devreye alınması fayda sağlayabilir. Yine de anahtar konumundaki etken işveren ve çalışan ilişkilerini düzenleyecek her türlü görüşün kültürel alt yapısının farkında olarak uzun erimli bir çalışma planının izlenmesidir.      
  
Bu konunun irdelenmesi ve bazı tedbirlerin alınması hem gerçek girişimcileri ortaya çıkartacak hem de yanlış anlamadan dolayı harcanan paralar ve umutların boşa gitmesini önleyecek özelliktedir. Bir iş sahibi olmak için işin her türlü inceliğini bilmek oldukça önemlidir. Örneğin bir restoran işletmesinde başarı için tek anahtar, bu işe soyunan kişinin masa düzenini, müşteriye hizmet kavramı başta olmak üzere gıdanın satın alınması, kontrolü, pişirilmesi, temizlik, garson denetimi gibi esas işlerin tümü hakkında bilgi ve deneyimi olmasıdır. Ticaretin altın kuralı bir malı alırken kazanmaktır ve eğer bu örnek uygulanırsa kalitenin ilk aşamalardan başlaması tüketiciye daha üst seviyede hizmetin temeli olarak işletmenin tanınması, yıllanması ve ün sahibi olması anlamınadır. Bir sonraki aşama ise marka olmaktır. Dikkat edilirse tüm bu aşamalar belli sıkıntıları taşımakla birlikte işin keyifli olan bölümü hem gelen müşteri memnuniyeti hem de kazanç olarak elde edilecektir. 
 
Dolayısıyla girişim ve girişimci kavramlarının daha fazla geç olmadan tekrar ve doğru bir şekilde tekrar yapılması ve böylece her sektörde ilerlemenin yollarının açılması anlamına gelecektir. Bazı aşamalar devlet katkı ve denetimi ile yürütülmelidir ve bu çalışma asla özel sektör oluşumuna karşı değil fakat bir düzenleme ve denetleme şeklinde gelişebilir. Belki çok basit bir örnek ancak ileri bir ülkede bir inşaatı teknik olmayan, teknik sorumluluk almayan hiç kimse yapmaz. Çünkü bu zaten olanaksızdır. İşte aramızdaki en bariz fark burada karşımıza çıkmaktadır. Girişimci her istediğini her istediği gibi yapan kişi veya firma değildir. Kurallar içinde yeterli serbestlik ve sektörü ileriye götürecek her türlü çalışma ve ticari faaliyet bu amaca hizmet edebilir. Kamunun düzenleyici etkisi bu aşamada sadece yol gösterici ve düzenleyici bir rol olmalıdır. Bunun tek nedeni ise her ne kadar kişisel gibi görünse de bir girişimci veya yatırımcının her türlü faaliyeti, kazancı ve kaybı kamu varlığı ile doğrudan ilintilidir. Tüm gelişmiş ekonomilerde uygulanan ve sabit olan bir kural, yatırımcının veya girişimcinin harcama ve kaynak tüketimi bakımından kuralsız değil ancak kamu yararının en ön planda olduğudur.  
 
Bu konuda çok geride olan konumumuzu ne kadar yükseltirsek verimlilik ve yenilikler bakımından ileri ülkelere erişme adımlarını atmaya başlarız. Bu güzel ülkeye çok basit hatalar ve yanlış yönetim nedeni ile boşuna vakit, emek ve kaynak harcatmak doğru değildir. 
 

Bu Makale 30.12.2013 - 11:01:07 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.