serdar@dm-consultancy.com

Defolu, kusurlu, özürlü, bozuk

Aynı tanım değişik ifadeler ve turizmi tarif ediyor. Bugün içinde olunan ve yıllardır geliyorum diye bağıran meşhur kriz sanki dün oluşmuş gibi tüm paydaşlar hayret içinde. Tek kurtuluş bakan değişikliği, teşvikler ve tanıtım artırılması, şirketlerin borçlarını affetmek, uçaklara benzin kıyağı ve bu kadar masraf nereye yazılıyor bilmiyorum ancak gün sonunda nurlu ufuklar naraları ile kandırmaca devam ediyor.

Bir parantez, yakın zamanda mali aflarla ödemelerden kaçınmış olan kişilerin devlet kademelerinde görevlendirilmesi buna benzeyen vakalarda aynı yolun izlenmesi için büyük bir kapı açmıştır. Bu tip dengeleri gözetmek bu kadar zor mudur? Neredeyse politik ve ticari hayat sadece örneklemeler ile hızla geriye gitmektedir. Liyakat, şeffaflık, hesap verilebilirlik firmaları, kurumları ve devletleri ileriye götüren tek ve çok önemli bir unsurdur. Bakalım ne zaman farkına varacağız?  

Turizmi bir bütün olarak ele almadıktan sonra gidilecek yer yok. Bu sektöre hizmet veren profesyonel kişiler örneğin kıyılarda yapılaşmanın neden devam ettiğini sormuyor. Bireysel veya kooperatif türü düşük kaliteli ve yüksek maliyetli bir o kadar da mevsimlik olarak işletmesi pahalı alışkanlık yerine orta büyüklükte oteller yapıp onları yerli turizme açmayı ve kalan kısımları doğal alanlar olarak geliştirmeyi aklına bile getirmiyor. Belki tüm bu basit işlem karmaşık bir muhasebe gibi algı yaratıyor olabilir. Ancak turizmde aynı düşünce kafası ile sadece kişi değiştirerek yeni çözümler almayı sanmak saflık veya başka bir tanım ile açıklanabilir.

Mevcut ekonomik tablonun tasarrufu işaret etmesi gerekiyor. Bu her türlü yapısal kararlarda devam etmesi gereken bir yöntem olmalı. Nereye kadar? Tekrar toparlanıp işler iyi gitmeye başladığında belki farklı bir yeni sistem geliştirilebilir. Bu düşüncenin çok ciddi olarak ele alınması gereklidir. Bugün sanki her şey düzelmiş ve turistler kapılarda bekliyorlar gibi görüntü yaratan beyler bu krizin en az on yıl sonra ve eğer gerekli tedbirler alınırsa eski seviyesine geleceğini biliyor ve dalgalarını geçiyorlar. Benzer şekilde turizme konulan dar görüşlü kelle sayısı yerine dünyada bir milyar turistin ne kadarını almalıyız hesapları ve planları yapılması daha doğrudur.

Son kertede yaşanan ekonomik ağır darbelerden nasıl korunacağımız ile ilgili yetkili kişilerden tek bir uygulanabilir öneri gelmemektedir. Dolar indi mi çıktı mı sanki at yarışı oynanıyor. Ama ülke çok büyük ve onulmaz yaralar alıyor. Peki, nasıl tedbirler alınabilir?  Örneğin yeni tesislerin inşaat maliyetlerini düşürecek pek çok teknik önlem kolaylıkla alınabilir. Konfor ve teknik alt yapı olarak hiçbir ödün vermeden çok daha düşük maliyetli tesislerin yapılması geri dönüşü olumlu dereceye getirecek önemdedir. Yine bu dönemde özellikle işletme masraflarına doğrudan etki eden mutfak ve çamaşırhane işleyiş prensipleri gözden geçirilebilir. Çünkü bu iki önemli merkez kazanım alanı olarak ortaya çıkmalıdır. Bugüne kadar sadece oda satmak ile gelinen yolun sonu görünmüştür.

Daha yaratıcı ve yöresel pek çok çalışma ile değişik sunumlar ve usuller keşfedilebilir. Artık yabancı mutfaktan kopya çekip misafire sunmak yerine yerel tatlar, tarifler ve özgün örnekler ortaya çıkmalı ve bu fikirler desteklenmelidir. İthal malzemeler yerine yöresel tatlar öne çıkartılabilir. Çünkü maliyetler böylece düşürülebilir. Ancak bunu yapmak için mutfaktaki şeflerin gerçek yaratıcılıklarına dönmeleri gerekir. Yurt dışında olduğu gibi kendi gıdasını üretecek, kendi tesisine özel damak tatları yaratacak, yeni pişirme teknikleri geliştirecek, falan filan. Mutfakta son gelişmeler ne diye sorulsa kaba tuz serpme işlemi ve etin içine türlü sebze, meyve doldurarak kimliksiz pişirmeler olarak tarif edilen bir kültürsüzlük devam etmekte.

Çamaşırhane artık otel dışında yıkama yapılan bir alan oldu ve birim parça fiyatı en belirleyici unsur geldiği için yıkama kalitesi ve çarşaf ömrü gibi parametreler geri planda kalmaktadır. Bu yöntemin kötü tarafı bilgi birikiminin ortadan kalkmasıdır. Tesise özel bazı fark yaratacak unsurlar sıfırlanmış olmakta ve hangi otele giderseniz aynı malzeme ile karşılaşmanız sıradanlaşmaktadır. Aslında sadece bu özellik otel tercih sebebi olabilirdi.

Kriz ortamı ile birlikte otellerde tadilat ve yenileme işlemleri durmuştu. Son zamanlarda otellerin el değiştirmesi ile tadilatlar yapılmaya başlandı ancak görüldüğü kadarıyla kısmı tadilat değil yenileme adı altında büyük değişiklikler yapılmaktadır. Bu büyük bir yanlışlıktır. Şu anda en ekonomik çözümler ortaya konmalı ve cihazların ömrü uzatılmalıdır. Kriz geçtikten sonra istediğin kadar yenileyebilirsin ama bu gün eldekini en az harcayıp geliri en fazla elde etme günüdür. Kime anlatıyorsun? Kimseye!

Bizim sıcak içeceğimiz çaydır ve batının kahvesi bir türlü çayı geçemiyor. Ama çay öyle kötü yapılıp sunuluyor ki, sanki bunu içme der gibi. Tabi ki iyi çay için su, cihaz ısısı ve çay kalitesi önemli. Bunların bir araya geldiği tesisi bulmak oldukça zor. Bu krizler belki de bizi zorla dünyada hızla planlamalar yapılan yerel ve doğal kavramı ile tanıştıracak gibi görünüyor. Keşke daha iyi şartlarda tanışıp daha fazla katkılar ile turizmi geliştirme olanağı olsaydı. Yine de bu konuda projeler yapılabilir. Bu konuda her zaman profesyonel destek verebiliriz.

Mevcut tesisler ve yeniler için tam ve en fazla ekonomi sağlayacak donanımlar üzerine geliştirici çalışmalar yaparak enerji tasarrufu, su geri kazanımı, doğal ve sağlıklı ürünleri susuz yetiştirme, musluktan akan suyu kullanmak basit çözümlerdir. Atıklardan enerji elde etmek gibi bugün dünyanın her aşamada büyük oranlarda kullandığı sistemleri yurt içine dönüştürerek kullanıma sokmak zorunluluğu vardır. Temiz enerji olmazsa olmaz bir şart olarak tüm sektöre tavsiye edilmeli ve kolay çözümler hayata geçirilmelidir.

Görüleceği gibi, sıradan ve basit pek çok kolay tedbir alınarak turizmin üstündeki ağırlık kaldırılabilir. Yapılması çok kolay ancak güçlü bir irade gerektiriyor. Bunun için illa hükümet yasası da gerekmiyor. Tesisler kendi çaplarında bu planların paydaşları olabilirler.        

Bu Makale 13.08.2018 - 13:29:17 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • tuncay neyişçi - 15.08.2018 - 04:00

    basit işleri başaramayanlar karmaşık işleri kavrayamazlar, sorunun çözümünü bir başkasında, bakan ya da cumhur bakanında, ararlar. dediğiniz gibi turizmi bir bütün olarak elma becerisini gösteremeyince bir yere gidilemez. gidilemiyorda zaten. unutulan, ya da farkına varılamayan bakan ya da cumhurbaşkanın sizlerin teker teker sahip olup sunduğunuz ver,ler üzerinden karar verdiğidir. siz doğru veriler toplarsanız doğru kararı kendiniz de verebilirsiniz. teşekkürler

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.