serdar@dm-consultancy.com

Bilim ve ilim turizm ile uyumlu değil mi?

Bilim ve ilim turizm ile uyumlu değil mi?

Gelecek yılların turizm potansiyelini ortadan kaldıran mevzuatların turizmin gündeminden tamamen çıkartılmalı ve tahribatlar durdurularak Türkiye’ye özgü yeni projeler yapılmalıdır.    

*Tarihi kalıntılar, eski eserler turizm ile ne kadar bağlantılıdır?
*Acaba yeni yüzyıl ve ileri teknoloji denen kavram eski ve tarihi reddeden bir tavır içinde midir?
*Doğa diye adlandırılan dağ, orman, deniz, nehir, akarsu, bitki, hayvan nitelikleri nedir?
*Oksijen deposu olan dağlara siyanürlü metal araması izni neden verilir?
*Tarihi kalıntılar üzerine otel ve AVM yapılması normal, sıradan bir ticari girişim olabilir mi?
*Turizmde mevcut sorunlar tespit edilip çözülebilir mi?
*Sağlık turizmi kavram ve uygulama pratikleri bakımından elle tutulur bir tanıma sahip midir?
*Gurme turizmi tanım ve kavram olarak yeteri kadar belirgin mi?
*Yoğurt, döner, rakı, kebap tanımları kaptırıldı şimdi sıra dolma benzerlerinde mi?
*Yabancı TV ye tanıtım reklamı veren büyük yerli firma neden yabancı turizmini tanıtır?
*Döviz artışı ile paralel olarak oda fiyatlarını artırarak gelir rakamı yükselir mi?
*Turizm her sene misli ile çoğalarak artabilir mi?

Bu sorular yakın geçmişten çokça haber yapılmış konulardan derlenmiştir. Tek bir tanesi bile büyük sorun yaratacak ve tepki verilecek olan bu sorulara turizm camiası sus ve pus. Nedense ülkedeki kurumların sene sonu iç hesaplaşma ve yeni sene hedefleri de yok. Eğer olsa yukarıdaki her bir soru ele alınıp sorun olarak görülen kalemlerin akılcı çözümleri ortaya konarak sektör içinde ilerleme gerçekleşebilirdi. İlginç olan mevcut durumun herhangi bir rahatsızlık yaratmadan normal-MİŞ gibi hissiz davranılması ve çözüm önermesi yerine hemen her yıl tekrar tekrar ısıtılıp soğutulan bayat fikirlerin tam da orta yerde durmasıdır. Bu hantal ve sağlıksız durumun en fazla sektör paydaşları tarafından ele alınıp çözüm için ortak akıl oluşturulması hemen hemen olanaksız hale gelmiştir. Bunun en büyük nedeni sorun olduğu gerçeğinin kabul edilmemesidir. Her kişi ve firma kendine göre yöntemler geliştirip belki günü kurtarıyor ancak bu konuda ileri devletler ile aradaki makas zaman içinde artıyor. En büyük riski ise bir süre sonra değer olarak bilinen ve başka ülkelerin sahip olmadığı zenginliklerin artık para etmeyeceği ve alıcı bulamayacağı gerçeğidir. Sanal olarak sektör sahip olmadığı büyüklüklere bazı rakam oyunları ile geliyormuş gibi görünse de bu işlemin çıktısı yapılanları yalanlayacak nitelikte. 

Tekrar sorulara dönersek, turizm ile ilgisi olan yönetici pozisyonundaki kişilerin ivedi olarak yanıtları gözden geçirmesi çok büyük faydalar sağlayabilir. Her bir soru için 3-5 satır yazı yazılmaya kalkışılsa kalın bir ciltli kitap oluşabilir. Ama bunları görmezden gelerek bu sektöre en büyük zararın verildiğinin bilinmesi de gereklidir. Ne – Nasıl – Neden sorgulaması yapılarak yapılacakları ciddi bir iş sıralamasına koymak çok fayda getirecektir. Bugün açıkça görünen bilinçli olarak veya cehalet ile eldeki turizm bakımından çok zengin tarihi değerlerin bir şekilde ortadan kaldırılması olgusudur. Bunu yapanlara sessiz kalmak dilsiz şeytanlık değil midir?

Örneğin binlerce yıllık tarihi eserlerin yenilenme çalışması adı altında tahrip edilmesinde yaygınlaşma eğilimi göstermektedir. Bu cüret nereden gelir, kim bu firmalara iş verir konusunda turizm camiasının çok ciddi tavır alması beklenmelidir. Tarihi taş duvar üzerine sıva atmak, alçı levhalar kullanarak tamir yapmak, dokuyu tamamen ve beceriksizce ortadan kaldırmak kimsenin haddi olmamalıdır. Eğer bize kalan mirasları torunlarımıza aktaramazsak onların haklarını yemiş olmaz mıyız? Neden bu hoyratlık?   

Üç yıldır kriz içinde debelenen turizm akıl almaz şekilde rakamsal algı yönetimine kilitlenmiş durumdadır. Sade rakamlar ile gelirin arttığı ve işlerin düzeldiği henüz görülmemiştir. Bunları bir kenara koyup çok ciddi planlar yapmak gereklidir. Tesis bakımından çok abartılı ve bir o kadar gereksiz şatafatlı binaların para kazanması olanaksız olsa da sayı ve kapasite olarak büyük potansiyeli işaret etmektedir. Yıllardır tamir edilmemiş ve yenilenme çalışması yapılmayan yüzlerce tesisler de dikkate alınırsa belki artık yeni tesis inşa etmek yerine inşaata harcanan paraların daha akılcı bir şekilde sistem içinde dönmesinin sağlanması doğru olacaktır. Tıkanıklık bir sonraki planlama için fırsat bile yaratabilir ama görünen bu kadar deneyime rağmen ders alınmadığı şeklindedir. Tüm bunların üzerine tuz biber eken bazı anlaşılmaz düzenlemelerin ortaya konması ise farklı bir acınası durumdur.

Örneğin deprem fay hatları ile oynayarak imar izinlerinde düzenlemeler yapılması, açık arkeoloji alanlarına tesis inşaatı için ruhsat verilmesi, SİT alanlarında ÇED korumasının kaldırılması gibi. Gelecek yılların turizm potansiyelini ortadan kaldıran mevzuatların turizmin gündeminden tamamen çıkartılması gereklidir. Tahribat durdurularak bize özgü ve uygulanabilir farklı pek çok projeyi hayata geçirerek toparlanma yoluna girilmesi tavsiye olunur. Yoksa bir başka ülkenin yaptığını yapmak ve oradaki modeli kopyalayıp uygulamaya çalışarak bir yere varmak olanaksızdır. Çünkü iç dinamikler, kişisel iş yapma biçimleri, sosyal ve kültürel farklılıklar titizlikle ele alınmadan ve irdelenmeden yapılacak herhangi bir benzeştirmenin başarı şansı yoktur. 

Görüleceği üzere her işte olduğu gibi turizmin de bilim ve ilim kullanılarak bir yerlere varması olasıdır. En azından bu güne kadar biriktirilmiş olan deneyimlerin artık eleştirel süzgeçten geçirilip fayda ve kazanım elde eden yeni bir modele geçilmesi gereklidir. Atmasyon dilekler yerine akılcı projelere odaklanmak büyük fayda ve kazanımlar getirecektir. Bu kapsamda 2019 yılı için aşağıdaki tedbirlerin alınması önem arz etmektedir.

*Su kaynakların korunması yanında tesislerde suyun ikinci kez kullanımına uygun projeler yapılması,
*Temiz hava-su-gıda-enerji kapsamında yeni ve uygulanabilir projeler geliştirilmesi,
*Enerjiyi daha az kullanarak tasarruf elde edici tedbirlerin projeler kapsamına alınması,
*Gıda üretim alanında geleneksel tohum ve üretim modellerinin modernleştirilmesi,
*Üretilen gıdaların daha emniyetli ve bozulma riskini azaltan teknik tedbirlerin proje uygulamaları,
*Pişirme ve sunum konularında geleneksel ve yöresel tedbirlerin proje diline aktarılması,
*Özgün ve özellikli yemeklerin sunumları ile ilgili projeler hazırlanması,
*Sağaltımla ilgili yeni ve farklı sistemlerin projelendirilerek uygulamaya konması.

Tüm maddeler ilk bölümdekiler gibi itina ile irdelenmeli ve yeni ancak sürdürebilir modeller ortaya konarak turizm camiası ile uygulanması sağlanmalıdır.  

Yeni Yılda Değişim ve Gelişimle Akılcı Projelerin Uygulanması Dilekleriyle.


Bu Makale 24.12.2018 - 12:42:29 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.