serdar@dm-consultancy.com

Tutumluluk

Tüketim kaynaklarınızı irdelediğiniz oldu mu? Büyük bir olasılıkla olmuştur çünkü medya denen görsel ve yazılı etkileşim araçları size boyalı gazeteler ve çeşitli marifetli cam pencerelerden bağıran TV ler sürekli tüketim yapmanızı önermektedir.

Al, al, bir daha al. Büyük tezgâhın nasıl işlediğinin detayına girmek konuyu saptırabilir, bu nedenle arzu edenlerin beyin yıkama teknikleri ile ilgili yazılmış bir sürü kitap ve makaleye göz atmalarında sayısız fayda vardır. Elbise dolabınızı açın ve askıda kaç giysiniz olduğunu, kaçını hangi zamanlarda kaç kez giydiğinizi eleştirel bir gözle değerlendirin. Kullanmayıp, elinizi atıp giymekten vazgeçtiğiniz giysi sayısı %50 den az ise dolabı kapatın. Ancak tersi ise, işe başlamalısınız. Neleri severek giydiğinizi, renk beden ve kumaş cinsi olarak kullanmaktan rahatlık duyduğunuz giysiler dışında bir yere giderken giyip sonra çıkartarak tekrar askıya astığınız, rengi ile uyuşmadıklarını kibarca dolabın dışına çıkartın. Aynı işlemi iç çamaşırı, çorap, ayakkabı, erkekler için kravat, koku, şampuan, sabun için yapın. Kabarık bir eşya yığını ile karşı karşıya iseniz, bu giysilere size bugüne kadar hizmet ettikleri için teşekkür edip güzelce katlayıp torbalara doldurarak gereksinimi olan kişiler için ayırın. Geri kalanları da altı ay sonra aynı işlemi tekrarlayarak elden geçirin ve bu alışkanlığınız olsun. 
 
Söz: Bir şeyi ne kadar severseniz o kadar sık kullanırsınız.
 
Bu işlem size ne kadar gereksiz şeye parasal yatırım yaptığınızı gösterecektir. Toplama yaparsanız içinizin sızlayacağı ve gerçekten sahip olmak istediğiniz diğer bir şeyi neden alamadığınız hakkında doğru bir bilgi sahibi olabilirsiniz. Yine de bu çalışma sonrasında alacaklarınız konusunda daha seçici ve dikkatli olacaksınız. Çünkü artık çok fazla şeye sahip olma yerine severek kullandığınızı etrafınızda göreceksiniz. Çok önemli olan bir yaşam kuralını da içimize sindirmemiz gerekiyor. Yaşam sıkışıklığı sevmez ve eğer bir şey almak istiyorsanız eskiyi bırakmanız faydalıdır. Bu eşya, araba, ev, iş ve hatta eş bile olabilir. Yerini boşaltmazsanız yeniyi nereye koyabilirsiniz? Aynı, kafanız düşüncelerle dolu ise yeni bir fikir içeri girmemesi gibi. 
 
Söz: Yaşamda yeniye yer açmanız gerekir yoksa eskiyi tekrarlar durursunuz.
 
Diğer bir köşeye bakalım. Buzdolabı veya kilerinize eleştirel bir gözle bakın. Kıtlık veya savaş mı var ki bu kadar tıka basa dolu? Yine dış gözünüzü kullanarak bakın, sebzenin dayanma ömrü, meyvenin yumuşamaya başlaması, peynir ve diğer gıdaların bozulma zamanları hep kısıtlıdır. Tüm alış verişi gıdaların sürekli taze kalacağı miktar ve sıklıkta yapabilme alışkanlığı kazanırsanız onların vücudunuza faydaları daha fazla artacaktır. Gıda üretimi ve tüketimi bozulan çevreye koşut olarak ilerleyen süre içinde sorun yaratacak boyutlara ulaşmaktadır. Fazla tüketim gıdanın yapay olarak üretimi ve daha yüksek oranlarda depolanması, nakliyesi gibi ilave sorunları taşır. Artık tüm dünyada hızla üzerinde çalışılan gıda üretimi ile tüketimi arasındaki bekleme süresini en aza indirme çalışmalarına destek verici alt yapı oluşturulması zamanı geldi geçiyor. Üretim ile tüketim sürecine geri dönersek ürünü korumak için bugün kullanılmakta olan kimyasal malzemeler ile kuru ve soğuk saklama usullerinin yatırım ve işletme maliyetlerinin göz önünde bulundurulması faydalıdır. 
 
Söz: Gerekli olan kadarını tüketirseniz her zaman tazesini bulursunuz. 
 
Garip ancak ileri teknolojileri kullandığımız çağımızda plansız ve niteliksiz nüfus artışına paralel olarak dünya nüfusunun 1/6 oranında insan açlık sınırında bir deri bir kemik yaşam savaşı vermektedir. Diğer taraftan özellikle genç nüfusun dünya çapında dengesiz ve niteliksiz beslenme nedeniyle ciddi sağlık sorunları çekmektedir, öyle ki WHO verilerine göre obezite oranı dünyada %10 seviyesindedir. Bu iki uç noktayı yuvarlatarak yaşayan insan soyuna katkı sağlamak olasıdır. Politika bu noktada devreye girerek birkaç tröste destek olacak yapıyı oluşturur ve bilinç eksikliğindeki büyük topluluklara zararın üstünü kapatacak süslü ve yaldızlı paketler sunar. Fast food bu düşünce felsefesinden yola çıkılarak oluşmuştur. Azaltılan emek ücretlerine karşı beslenmenin ucuz çözümü ortaya konmuştur. Aslında işin temelinde mevcut olan uygun olmayan çalışma koşulları, uzun çalışma saatleri ve kapitalist tezleri destekleyen şartlar insanların dar bir cendereye sokulmasına neden olmuş, çıkış için ise daraltılan zamanı telafi edici çabuk ve ucuz yemek olanakları ortaya atılarak desteklenmiştir. Salgın hastalık gibi bu mağazalar her gün yenileri açılarak çoğalmış, ortaya çıkan fasit daire daha niteliksiz gıda katkıları kullanarak daha fazla üretim modelleri oluşmasına yol açmıştır. Tüketilen kaynak et ürünleri olduğu için suni etler ortaya çıkmıştır. Buradan oluşan suni şartlar suni bedenleri oluşturmuştur. 
 
Söz: Tabiatı terk eden insan adeta bir plastiğe dönüşmektedir. 
 
Son yıllarda yaşamakta olduğumuz ve “küresel” cilası ile her ülkeye yutturulan riski ve zararı ortaklaşa üstlenme projeleri son sürat devam etmektedir. Öyle ki ABD tarafından yaratılan hayal dünyası ve pembe dizilerin mal olduğu çöküntünün kaç trilyon doları işaret ettiği henüz sır gibi saklanmaktadır. Amaç dünya hâkimiyeti ile insan köleler yaratmak ve sürekli düzeni sürdürebilmektir. Bunun için eğer dikkat ettiyseniz siyahî bir başkan ortaya konmuş ve hep cambaza bakılması tavsiye edilmiştir. Bizler cambaza bakınca her ülkeden bir sürü tür ve çeşit cambazlar artarak sahneyi kaplamaktadırlar. Şu anda dünyanın en temel sorunu adaletsizliktir. Bunu sadece mahkeme ve yasalar olarak görmek en büyük aymazlıktır. Küresel tröst kuralları yereli yok ederek büyük karteller ile gıda, giyim, yaşam ve iş gücüne doğrudan müdahale etmektedir. Çalışanlar daha fazla tüketmeye, kullanılan metalar daha yenileri ile değiştirilmeye, konfor algısı değiştirilmeye süratle devam etmektedir. Her kesim ve her çeşit insan son teknolojik cihazlarla haberleşmekte ve güya dünyadan haberdar olmaktadır.
 
Söz: Teknoloji tabiatla uyumlu olursa insan hayatını kolaylaştırır.  
 
Son model cihazlardan verilen haberler sadece yönlendirilmiş ve duyurulmak istenen haberlerdir. Çoğu kez ortalama bir cihaz almanız gerekse de siz son teknolojiyi almak durumunda kalırsınız çünkü fiyat aralığı o şekilde ayarlanmıştır ki, sürekli daha pahalıya yönlenirsiniz. Peki, son model bir TV veya cep telefonuna sahipsiniz, bu cihazı hakkını vererek kaç kez kullandığınızı hiç hesapladınız mı? Ya da telefon ile satılan fotoğraf makinesi için boşuna verdiğiniz parayı? Buradan teknolojiye karşı olduğum çıkmasın ama gereksinimleri karşılamada abartıya dikkat çekmek istiyorum. Çünkü dünyada yaklaşık 7 milyar insan varsa bunlardan 1,5 milyarı günde 1 dolar kazanca mahkûm yaşamaktadır. Bu insanların kaderi değildir bu yaşadıkları, sadece abartılı tüketimin sonucudur. Dikkat edin son on yıllarda bize tüm dayatılan modellerde günlük veya kişi başına çok düşük bedellerle bir şeyler yapılmakta olduğu ima edilmektedir. Örneğin bir kişiden günde 1 kuruş tahsil edecek bir sistem kurgulansa, yıllık 365 kuruş kimseyi rahatsız etmez ancak günde 1 kuruşu 7 milyar insanla çarpınca ortaya çıkan rakam asıl kapitalizmin iştahını kabartır.
 
Söz: Ufak birikimler dağları oluşturur.
 
Dünyadaki en yakın kriz olan 1980 yılından beri başa geçen tüm yönetimler işte bu noktadan hareket ederek vatandaşlarından para tırtıklamaktadırlar. Sürekli olarak giydirilmiş kuruşlar oldukça fazla para ve birikim ortaya çıkartmaktadır. Ülkesine yatırım yapmayan ve harcamaları kısıtlamayan yönetimler için zor günler yakında gelecektir. Belki inanmayacaksınız ama ABD tasarruf sistemini 1980 den beri kendi uygulama alanına sokmuştur. Keza diğer Avrupa ülkeleri de son yıllarda muazzam tasarruf tedbiri almaktadır. İşte bu nedenle temiz enerji kaynaklarına yönelmekte ve fosil yakıtlar yerine daha güvenli olan kaynakların gelişmesine çalışmaktadırlar. Japonya yaşadığı nükleer felaketten sonra tün santrallerini kapatmış ancak alternatif enerji kaynaklarını devreye sokarak büyük enerji kaynakları yaratmaktadır. Son zamanlarda jeotermal kaynaklar yanında mantarlar ile enerji üretmek konusunda endüstri geliştirmektedirler. 
 
O halde, temiz enerji, toplu taşıma, organik gıda, temiz su ve deniz, verimli topraklar, geniş yeşil ve orman alanları, spor tesisleri oluşturmalı ve harcamalarımızda konforumuzu azaltmadan kısıntılara gitmeliyiz.  Hani sofradan tıka basa doymadan kalkmak var ya, tam da öyle.   
 

Bu Makale 16.09.2013 - 11:04:11 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.