serdar@dm-consultancy.com

Turizmin geldiği nokta

Turizm diğer ticaret dalları gibi para kazandıkça gelişir ve geliştikçe para kazanır. Bu yöntem meşhur “kazan kazan” önermesine iyi bir örnektir.

İyi de turizm son yıllarda rotası ve kaptanı olmayan bir gemi gibi dalgalı seyir izlemektedir. Ama ilginç olan bu dalgalanmalarda tek bir odak seçilmiş görünüyor. O da sadece satış ve pazarlama faaliyetleri. Mesleki yeterlilik sahibi olan duayen kişiler karar aşamasında etkili olmadığı hatta sistem içinde bile yer almadığı için sürekli bir yap boz faaliyeti sürmektedir. Dikkat edin, politikacı ve STK başkanları sadece kelle sayısı, doluluk oranı ve devletin vereceği teşviklere odaklanmış durumda. Çoğu yazar da tesisin oda fiyatı üzerinden farklı resimler çekmeye çalışıyor. Tüm bunlar sistemdeki muazzam kafa karışıklığını ortaya koyan göstergelerdir. Yoksa politikacının salt söylemiyle gelecek misafir sayılarını milyon mertebesinde artırmakla yıl sonu sayılarının birbirini tutma olasılığı sıfırdır.

Turizm sektörü henüz çevre-tesis-çalışan eşkenar üçgenini anlamış değildir. Belki de denklem çok karmaşık ve zor olduğu içindir! Sadece bu üç etken bilimsel ve abartılardan uzak ele alınsa, turizm için yeniden toparlanma umudu ortaya çıkabilir. Buradaki kısır döngü, üçgenin bir kenarı olan tesisin sadece bir kısmı, yukarıda bahsedilen, yatak satış fiyatına odaklanmaktır. Bu sarmal içinde her şey dâhil denen kurgu da önemli bir kafa karışıklığı yaratmış ve halen yaratmaktadır. Tipik bir ticari görüş ve bilimsel yapıdan uzak tavır ortadadır. Ancak aşma zorluğu olan ve belki de kangren olan sapkın düşünce burada düğümlenmektedir. Çünkü bu alışkanlık turizmin geleceğini de son derece büyük bir karmaşa olarak tehdit etmektedir. Dolayısıyla bu yanlışlıktan ne kadar önce kurtulursak kazanım için adımlar atılmaya başlayacaktır. Bunun önemi ise, her ne kadar dile getirilmekten kaçınılsa da, mevcut krizin 8-10 yılda ancak eski seviyesine dönme gerçeğidir. Diğer ülkelerin bu süre içinde nerelere gelmiş olacağı belki de hiç merak konusu edilmeyecek bir detay olarak kalacaktır.

Eğer sektör, içinde olduğu durumu iyi değerlendirip, yansız ve doğru bir açıdan gerçeği görecek şekilde bakmayı becerme yetisine ulaşırsa iyileşme süresi olabildiği kadar kısalacaktır. Ne ki, görünen henüz olan biteni kavramakta zorluk çeken bir paydaşlar topluluğudur. İlginç olan, bu yapının kendi içinde çok fazla bölümlere ayrılmış olmasıdır. Ancak bölümler arasında pozitif iletişim ve bilgi alış verişi olanağı olduğundan bahsetmek zordur. Bu kısa tanımdan sonra kazanım olasılığı kaçtır, herkes kendine göre hesap yapabilir.

TESİSLER

Tesisler kısmına gelince, çoğu kez rakamlar ile göstermeye çalıştığım, çok yüksek maliyetlerin ortada olması ve buna göre kazanımın normal şartlarda, kriz olmasa bile, olanaksız olduğunun anlaşılmaması gerçeğidir. Yatırımcının büyük paralar harcaması onun şanından değil, proje tasarımından uygulama ve işletmeye alma aşamalarındaki eksik veya yanlış bilgilerden kaynaklanmaktadır. Çünkü piyasada olabilirlik çalışma kıstasları hakkında bile ortak görüş yoktur. En basit ve temel matematiksel verilerin alt alta yazılıp toplanmasında büyük farklılıklar söz konusudur. Bu davranışın herhangi bir kazanım ortaya çıkartmamış olmasına rağmen rağbet görmesi ise başka bir abukluktur.

Tesis proje, tasarım ve inşasında teknik normlar ve malzeme konularında çok büyük sıkıntılar vardır. Bunların ne olduğu ise milyon dolarlık sorudur. Yanıtlar ise diğer bir milyon dolar gerektirir. Ama bu soru yanıt olmadan zaten bu rakamlardan daha fazlası boşuna harcanmaktadır. Nasıl olabilir? İşte bu nedenle turizm mantığı yeniden ele alınmazsa herhangi bir kazanım söz konusu olamayacaktır. Ancak bu çarpık sistem içinde oluşan bir sürü tesis alt yapı sorunları nedeni ile farklı kullanıma da uygun olmayacak bir özellik taşıyacaktır. İlk aşamada göz önünde olan ulaşım güzergâhı, tesis ile çevre ilişkisi, bina tarzı, havalandırma ve çöp atık yönetimi şeklinde belirmektedir. Bina içinde ise fiziki büyüklükler, konfor gereksinimleri, oda boyutları, oda hizmeti için gerekli ergonomik alt yapı, ses-koku-gürültü yalıtımı, enerji tasarrufu tedbirleri eksiktir. Bütün olarak bakılırsa tüm sayılanların proje aşamasında basit ve kolay çözümleri vardır. Buradaki en büyük uyarı, her binanın kendine özgü yapı ve konumu olduğu gerçeğinin irdelenmesi ve aynı büyüklük ve mimariye sahip olsa bile bulunduğu konumun tesis için büyük farklılıklar ortaya çıkaracağı gerçeğinin göz önünde tutulmasıdır. Bilinen tüm bu detaylar neden çözülmez ve tesis yıllarca aynı aksaklık içinde boğuşur sorusu ise yanıtlanması en pahalı ve zor sorudur.

TİCARİ YAKLAŞIM

Birkaç kez bizim ticari alt yapımız ve düşünce sistematiğinin eksik olduğunu paylaşmıştım. Bir ürünün maliyeti ile onun fayda katsayısı çok farklıdır. Nedense hizmet ve imalat sektörlerinde her şeyin tek elden yapılması şeklinde eklektik bir alışkanlık var. Müşteri bir dükkâna veya tesise girince her türlü gereksinimini oradan karşılasın ve tüm para içerde kalsın düşüncesi. Doğru mu? En büyük yanlışlık ve hatalı tutumdur bu ama kime anlatılabilir? Bu düşünce eksikliğinin marka yaratamamak ile de tam olarak örtüşen ilişkisi vardır. İrdeleyelim.

Sadece çay veya kahve veya krep veya sandviç üretip satan yerli bir marka var mı? Tesis planlaması ve işletme açısından seçkin üretim yapmak faydaları neler olabilir?

*Tek ürün için ham madde temini, depolama, ürün haline getirme, hizmet ve atık yönetimi kolaydır.

*Ürünün geliştirilmesi ve yeni farklı tarzlar oluşturmak olasıdır.

*Tesis dekorasyon, sunum ve elde edilen gelir basit ve kolay kontrol edilebilir özelliktedir.

Bunlara çalışma ortamı, kalifiye eleman ve eğitimi, ücretlendirme, sosyal haklar gibi ilaveler yapılabilir. Ama en kritik nokta gelişime açık olması ve sürekli yenilikleri ileriye taşıyan yapısıdır.

Peki, neden bu yapılmıyor? Çünkü işletme içeri giren müşterinin çay, kahve, krep, sandviç, kebap, sulu yemek, tatlı ve her ise kendinde kalmasını istiyor. Güzel fikir belki ama yine tesis planlaması ve işletme açısından irdeleyelim.

*Her ürün için ayrı ham madde, üretim alanı, pişirme, hizmet çıkışı, fiyat belirleme gibi ilave girdiler söz konusu. Bunları da kabul edelim. Ne sunulacak? Veya farklı soralım, hangi ürün markalaşacak?

Görüldüğü gibi yanıt söz konusu değil. Fakat piyasaya bakın, dondurmacı her türlü yemek hizmeti veren türe dönüştü, lokanta dondurmaya girdi. Gelişme ve ilerleme söz konusu olabilir mi?

Sanayi ve imalat olarak ele alalım. Bir firmayı ihaleye teklif vermesi için çağırıp teknik şartnamesini yazdığınız örneğin bir ocak fiyatı istiyorsunuz. Size ocak ile birlikte tüm cihaz ve yardımcı malzemeyi hatta sizin hazırladığınız projeyi bile yapmayı teklif edebiliyor. Ürünleri inceliyorsunuz, bir kısmı kendi atölyesinde imal edilmiş, bir kısmı fason üretimden gelmiş, diğer kısmı ismi iyi bir üreticiden kopya ile çoğaltılmış. Tam bir karmaşa. Fiyatlar bütün paket hedef alındığı için dalgalı ama cihaz bazında teknik yeterlilik söz konusu olmayınca dip rakam öne çıkıyor.

Üretim özgün değil ve gelişmeye yönelik iyileşme veya icat söz konusu bile olamaz. Basitçe her ürün için sadece tek bir araştırma geliştirme mühendisi firmada çalışacak olsa ürün sayısı kadar mühendis bordroda olmalıdır. Bu olmayınca, yazdığınız teknik özellikler ki emniyet ve dayanıklılık konusunda taviz olmaması gerekirken detaylar devreden çıkıyor. Her üretici yüzlerce ürünü imal ediyor ama ne kadar arkasında duruyor, bu işlerden ne kazanıp ileriye dönük teknik yatırım yapıyor, ürünle gelişen teknik kadro istihdamı söz konusu mu soruları açıktır.

Ticari beceriye gelirsek, bir ürünü ortaya çıkarıp dünya markası olmak için onun kalbini dinlemek ile olur. Bazı dünya markası olan firmalar paslanmaz saç imalatı bile yapmadan tüm parçaları kendi teknik norm ve kalite seviyelerinde dışarıdan alıp sadece montajını yaparak ürünlerini geliştirebiliyor ve dünya sıralamasındaki yerlerini üste çıkartabiliyorlar. Sadece bakış açısı ve ticari zekâ kullanımı ile bu tür çözümler olasıdır.

Aynı yöntem imalat, hizmet ve diğer ticari dallarda da söz konusu olabilir. Gıda üretimi, sağlıklı ve uzun saklama, ürün geliştirme, enerji kullanımı gibi ucu açık pek çok konu ilgilenilmek için bekliyor. Görüleceği gibi turizm sadece tesis ve misafir demek değil. Ne kadar erken anlarsak o kadar kısa zamanda bahis konusu edilen aşamaları kurgular ve uygulamaya geçebiliriz.          

Bu Makale 08.06.2018 - 09:48:53 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • kerem - 01.05.2018 - 08:43

    Bir orta doğu ülkesi olarak görüldüğümüz için fiyatlarımız İspanya otellerinin üçte biri! Fiyatların normal seviyeye gelmesi için Orta doğu ülkesi imajımızdan kurtulmalıyız. Gerisi teferruattır!

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.