serdar@dm-consultancy.com

Turizmde değişim ama nasıl?

Belki farkındasınız, eski alışkanlıklarınızın, etrafınızdaki çoğu şeyin eskisi gibi olmadığını ve fazla çaba gösterseniz bile parçaların yerine oturmadığını sık olarak şaşkınlıkla izliyor olabilirsiniz.

Bir şekilde güce boyun eğen, içi boş sadece mekanik düşünceler ile bu düşünceler içinde yer alan görüşlerin gerçekleşmesi ideali etrafında, lidere biat eden, körü körüne ortaya atılan bir sürü ipe sapa gelmez fikirlerle oluşturulan birçok yasanın kabul edilerek hayata geçirildiği yapay atmosferin anlaşılması, uykudan uyanmak yanında bireysel, toplumsal ve küresel anlamda boyutlarda değişimlere ulaşılması kaçınılmaz sonuç olacaktır. Yaşanılan deneyimler ve hayal kırıklıklarının burukluğunu elde tutarak artık hatasız bir ileriye yöneliş rotası çizilebilir. Alın teri, el emeği, işçi hakları, halkın zenginleşmesi iradesi ortaya konulmalıdır. Böylece çalışanın refaha ulaşmasıyla eş anlamda ülkenin içinde olduğu büyük dar boğazdan kurtulması olasıdır. Gerekli olan düşünce değişikliğidir. Eski kurallar ile yeni düzeni kontrol etme olanağı yoktur. O halde ilerleme istiyorsak kendimizden başlayarak değişimi kabul etmemizin vakti gelmiştir. 
 
Turizm açısından baktığımızda düzeltilmesi gerekli olan en büyük kavramın büyük bir plan yaparak bunu zaman içinde uygulamaya koymak olmalıdır. Bu öneri tüm yapının elin tersiyle yıkılıp atılması değil ancak en süratli bir şekilde çürük yapıları yenilemek ile olabilir. O halde işe kavramdan başlamak ve bunun üzerine yapı taşlarını yerleştirmek en doğru yöntemdir. Dar görüşlerle kısa erimli planlar yerine perspektifimizi genişletmemiz şarttır. 25-50 ve 100 yıllık planlar yapabilmek o kadar da zor değildir. Ancak sorun her işe politik açıdan bakılması ve politikanın adeta bir hanedanlık olarak yanlış algısıdır. Kamu hizmetinin belli ve sınırlı süreler içinde bir bayrak yarışı gibi yapılması konuya zenginlik kazandırır. Dar boğaza giren veya büyümek isteyen firmalarla yaptığımız ortak çalışmaların sonucu bize her tür işletme yapısında körlüğün en büyük risk olduğunu gösterir. Bu durumdan kurtulmak için firmalar veya organizasyonlarda dış göz işlevi devreye sokulursa sorunlar çözülmektedir. Benzer şekilde kamu yönetiminin tekel olarak değil ancak zengin bir yelpaze oluşturacak tarzda yeniden ve doğru şekilde düzenlenmesinde sayılmayacak kadar fayda vardır.
 
Takım oyunu her tür ve seviyede kazanımı işaret eder. Çünkü her oyuncu kendi becerisini daha üst seviyeye çıkartarak hem takım içindeki yerini korumak hem de daha fazla katkı sağlamak isteyecektir. İşte bu sinerji denen el birliği ile çalışmayı değerli hale getirir. Halk tarafından çok iyi bilinene imece usule yüzyıllardır bu topraklarda olmasına rağmen ilginç bir hegemonya baskısı altında sıkıntı çekmek anlayış sınırlarını zorlamaktadır. Takım içindeki her oyuncu çok bireysel oynarsa takım kazansa da sonuçta yenilgi kaçınılmaz olmaktadır. Bir başka örnek olarak değişik çalışma disiplinlerinde eksik olan birlikte iş yapma yetisine dikkat çekmek isterim. Çünkü bu konu tüm dünya ülkeleri tarafından başarılı olarak kullanılmaktadır. Örneğin bir projede danışman, yüklenici, üretici, hizmet sağlayıcı kendi rolleri içinde devreye girip çıkarak kazanımlar elde etmektedir. Diğer yandan bu birlikte çalışma dinamiği çok önem verilen etkin pazarlar oluşturmaktadır. Bu konuda en ileri ülkeler İngiltere, ABD, Almanya ve Fransa’ dır. 
 
Peki, sistem ortada ve yöntem belirli olduğuna göre neden bizler Türk girişimci ve iş sahipleri olarak bir araya gelip benzer yapıları oluşturmayız? İşte bunu anlamak o kadar zor ki. Politikacılar özellikle bu konunun etrafında dolanarak güç oluşumunu engellemektedir. İşte bu nokta yerli üretici ve otel işletmesinin önündeki en büyük engeldir. Burada yabancı ülke etkileri, satın almalar, rüşvet gibi pek çok parametre ortaya atılabilir. Ancak deneyimlerimiz artık bu yollardan tekrar geçmemize gerek olmadığını bize göstermektedir. Böyle bir ortak çalışmanın kime ne kadar zararı vardır diye irdelemek gerekirse, sonucun çok karanlık olduğu açıktır. Çünkü kazanan yoktur ama yabancı kazanmaya devam etmektedir. Bu noktada bir fikir değişimine gereksizim var. Eğer küresel bir dünya içinde olduğunuzu kabul ederseniz yerli yabancı ayrımını daha yumuşak bir şekilde hisseder ama yapılan işleri tatlı bir rekabet ortamına döndürerek kazanımları artırmak olasıdır. Bu kısım genel anlamda en büyük eksiklik ve engel olarak görünmektedir. Çünkü bu olguyu kabul etmeyerek mevcut bozuk düzene yamalar yaparak bir yere varamıyoruz.             
 
SORULAR

Turizm hizmet ağında yerli zincir oluşabiliyor mu? Hemen var diye ahkâm kesmeyin, çünkü burada bahis konusu olan dünya çapında marka olabilmektir. O halde bunun nedenleri üzerinde durmak gerekli değil midir? Sadece tesis yapmaya odaklanan bir turizm anlayışını değiştirmek vakti gelmedi mi? Aslında tesislerde o kadar büyük problemler ortaya çıkıyor ki işin o kısmı sürekli yazarak uyarmak istediğim önemli bir onu olmasına rağmen sürekli göz ardı edilmektedir. Kötü deneyimler bir sonraki tesiste kazanç oluyor mu? Hiçbir zaman. Çünkü garip bir şekilde hatalar aynı firma, aynı patron ve aynı ekiplerle tekrarlanıyor. İşte bunun anlaşılır bir tarafı yoktur. 
   
70-80 milyon dolar harcayan lüks otellerde havalandırma, bulaşık yıkama ve pişirme sorunları varsa burada bir sorun yok mudur? Dünya son 10-15 yıldan beri yeşil proje ile başlayıp çevre duyarlılığına tam uyuma kadar tüm tedbirlerini almış durumda. Çünkü artık tek bir dünyanın var olduğu herhangi bir köşede oluşan olumsuzluğun tüm dünyayı etkilediği gerçeği nihayet tüm ülkeler tarafından kabul gören bir görüştür. Fosil yakıtları enerji kaynağı olmaktan çıkartmak, nükleer enerjiyi sonlandırmak, temiz enerji üzerinde çalışmalar yaparak katkı sunmak yarışı son on yıldan beri hızla devam etmekte ve ülkeler bu konuda yarışmaktadırlar. Bizim özellikle turizm konusunda bu çerçevenin neresinde olduğumuz, HES ve nükleer santral inadının hangi aşamada olduğu ortada. Yeşil Doğa isimli program ne kadar gösterilse, güzel tabiatın tahribatı ne kadar kayıt altına alınsa, TEMA Vakfı her vesile ağacın önemini anlatsa, LÖSEV çocuklardaki kanser vakalarının artışını anlatsa da bu uyarıların dikkate alınmaması bir körlük veya umarsızlık değil de nedir?     
 
Pahalı yatırım yapılarak açılmış tesislerde satın alınmış pahalı bulaşık makinesinden çıkan ürünleri garson marifetiyle elde bezlerle parlatmak iş midir? Yerli cihazlar batılı benzerleri kadar marifetli midir? Yoksa reklamlarda dünya markası ve sanki icat gibi izlenim verilmesi ne kadar doğrudur? Bu soruları artırabilir ve her biri için dosyalar dolusu yazı hazırlanabilir ancak çözüm nerededir ve bizim neye odaklanmamız gerekir konusunda geniş bir mutabakat ortamı sağlamamız gerekiyor. Burada asla yerli yabancı ayırımı veya biri için üstünlük derecesi oluşturmak amacında değilim. Yeter ki kendi ürün ve işletmelerimiz bu konuda gerektiği kadar doğru yaklaşımlara sahip olsunlar. Bırakın bu fazla şişinmeleri de ayaklarınız yere basarak turizm konusunda ortak kararlarla işi baştan ele alıp ilerleme ve gelişmelere bakalım. Çünkü eğer bu konuda gereken hassasiyeti geç olmasına rağmen alamazsak çok yakın bir süreçte belki gelecek on yılda turizm ortada kalmayacak. Çünkü doğal ortadan kalkarsa tesislerde kimleri ağırlayacağız? Şahsi görüşüm, bu sorunun turizmle ilgili olan ve iddialı iddiasız bilgi paylaşan herkesin ve STÖ lerinin yanıtlamasıdır. Bu kadar farklı görüş, farklı sesler ve farklı bakış açısı olunca resmin şaşı görülmesi tesadüf değildir.    
 
Sonuçta turizmi ayrılmaz bir bütün olarak ele alarak gıda üretiminden sağlıklı beslenme sistemine, çevre ve atık kontrol düzeneklerinden işletmelerin gereksinimi olan dayanıklı ve kullan at ürünlerin hiçbiri atlanmadan hepsi hakkında sınırları belli olan genişlikte çalışmaların yapılarak sebep sonuç dengesini kurarak yeniden bir temel güçlendirmesi yapılması gerekiyor. Şimdi burada bahsi geçen çalışma ve kapsamın zamana yayılarak yapılması yerine yeni düşünce sistematiği içinde maddelerin elden geçirilmesi ve ilişkilerin düzenlenmesi yeterli olacaktır. Bu kadar basit bir yöntemin yıllara yayılarak çok uzaklara ötelenmesi tipik bir iş bilmezlik örneğidir. Benzer olarak sadece kıyılar değil ancak ülkemizin içinde bulunduğu coğrafi yerleşimin bilincinde olarak ilk aşamada Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve daha sonra Asya, Amerika kıtalarını hedefleyen programlar yapılabilir. Eğer yeteri kadar sağlam ve politikadan uzak planlamalar yapılabilirse çok kısa erimde turizmin bacasız endüstri olduğu gerçeği ispatı ile karşılaşılması olasıdır. Zaten bu çizgi yakalanmaya gayret edilse ülkemizdeki turizmde mevcut olan çoğu çarpık düzenekler ortadan kalkacaktır. Bilgi, deneyim, çalışma, uluslar arası ortamı değerlendirme, ortak projeler gerçekleştirme aşamalarını kolaylıkla geçecek yeterli insan ve beyin gücüne sahibiz. 
 
Artık tam kapsamlı tasarrufa yönelmek gerekiyor, her türlü akılcı çözümler devreye alınmak kaydıyla.
 

Bu Makale 21.04.2014 - 10:06:52 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.