Zekeriya Şen

Makineyle hafifleyen, insanla derinleşen seyahat

Makineyle hafifleyen, insanla derinleşen seyahat

Seyahat, artık yalnızca bir yerden başka bir yere gitmek değil; aynı zamanda bir ruh halinden başka bir ruh haline geçmek demek. Ama son yıllarda bu geçişin satır aralarında sıkışan, insanı yoran, heyecanı törpüleyen bir unsur var: süreçler. Araştırma, karşılaştırma, fiyatlar, kıyaslamalar, aktarmalar, koltuk seçimleri, iptal koşulları, ek ücretler… Aslında en zor olan yolculuk değil, ona olan hazırlık. İşte tam bu noktada, son dönemin en çok konuşulan kavramlarından biri olan agentic yapay zekâ*, seyahatin gidişatını sessiz ve derin bir şekilde değiştiriyor.

Bugün yapay zekâdan söz ederken çoğu zaman otomasyonla karıştırıyoruz. Oysa mesele yalnızca daha hızlı cevap veren sistemler ya da akıllı arama motorları değil. Agentic yapay zekâ, bir seyahatin tüm adımlarını planlayabilen, karar alabilen, bir görevi yalnızca desteklemekle kalmayıp onu üstlenebilen, arka planda bir zihin gibi çalışır. Sizin desteklenmiş zihniniz gibi. Yani “yardımcı” olmaktan çıkıp, belli sınırlar içinde uygulayıcı hâline gelen bir teknoloji.

Bu dönüşümün seyahat planlamasındaki en kritik vurgusu, bir gezginin sevdiğiyle sevmediğini birbirinden ayırt edebilmesinde yatıyor. İnsanlar hâlâ hayal kurmayı seviyor ve bu insan var olduğu sürece değişmeyecek. Her seyahati seven ruh, nereye gideceğini düşünmeyi, görsellerle ilham almayı, hikâyelere kapılmayı seviyor. Sevmedikleri şey ise bu hayali somut bir plana dönüştüren karmaşık, tekrarlı ve çoğu zaman keyifsiz süreçler. Agentic yapay zekâ tam da bu boşluğa yerleşiyor: hayali bozmadan, angarya olarak tanımlanan süreçleri ortadan kaldırma vaadiyle.

Ama en büyük fark, bu teknolojinin önce müşteride değil, seyahat acentaları yani içeride çalışmaya başlatılması. Satış danışmanları, çağrı merkezleri, pazarlama hedeflemeleri, içerik üretimi, hatta yazılım geliştirme gibi alanlar…

Seyahat şirketlerinin mutfağında, görünmeyen tarafta ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Ama burada dikkat edilmesi gereken bir şey var: Herkes aynı araçları kullanıyorsa, verimlilik kendi başına yarışta öne geçmeyi sağlamaz. Burada asıl soru, bu araçların hangi kişinin hikayesini daha iyi anlattığı.

Çünkü seyahat, ne kadar dijitalleşirse dijitalleşsin, özünde duygusal bir sektör. İnsanlar yalnızca en uygun uçuşu değil, kendilerini anlayan bir dili, güven duydukları bir rehberi, “beni tanıyorlar ve anlıyorlar” hissini arıyor. Yapay zekâ, bu noktada insanın yerine geçmiyor; aksine, insanın asıl yapması gereken şeye alan açıyor. Operasyondaki işler azalınca anlatı öne çıkıyor. İnsanlar birbirine daha kolay bağlanıyor ve ilham alıyor.

Bu, özellikle kültür turizmi yapan, butik çalışan, derinlikli deneyimler sunan markalar için önemli bir eşik. Çünkü bu nitelik görünürlüğü yüksek ama içeriği yüzeysel olanla, sessiz ama derin olan arasındaki mesafeyi kısaltma potansiyeli taşıyor. Doğru kullanıldığında yapay zekâ, zaten büyük olanı büyütmekten çok, özgün olanı daha anlaşılır ve sade yapabilir

Elbette bu yeni dünyanın riskleri de var. Para kimin hesabına yatıyor? İptal olduğunda sorumluluk kimde? KVKK gereğince veriler nerede tutuluyor ve korunuyor? Gezgin, hangi noktada insanla temas ediyor, hangi noktada tamamen algoritmaya teslim oluyor? Bu sorular, seyahat sektörünü yalnızca teknolojik değil, etik bir sınavla da karşı karşıya bırakıyor. Şeffaflık, güven ve sorumluluk kavramları, yapay zekâ çağında yeniden tanımlanmak zorunda.

Bu kadar değişiklikten sonra aklıma bir soru takılıyor: İnsan, ilerde yolculuk ederse ne yapacak? Bana kalırsa cevap çok net. Yapay zekâ, seyahati insansızlaştırmıyor; tam tersine, insanı merkeze geri çağırıyor, öne çıkartıyor. Makine, sıkıcı işleri yapıyor; insan ise anlamlı işleri yapıyor.

Önümüzdeki birkaç yıl içinde, seyahat deneyimi büyük ihtimalle daha az stresli, daha sohbet eder gibi, daha kişisel bir pozisyona evrilecek. Elli seçenek yerine üç doğru öneri sunan sistemler değer görecek ve norm olacak. Ama bu önerilerde esas farkı öykü yaratacak. Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bir yolculuğu yolculuk yapan şey hâlâ hikâyesi.

Asıl soru artık şu değil: Yapay zekâyı kullanacak mıyız? Şimdi asıl soru: Bu yeni aklı, seyahatin ruhunu zedelemeden nasıl kullanacağız?

*Kendisine verilen bir hedef doğrultusunda, insan müdahalesi olmadan karar alabilen, plan yapabilen, adım adım harekete geçebilen ve süreci uçtan uca yürütebilen yapay zekâ sistemleri.


Bu Makale 21.01.2026 - 10:20:13 tarihinde eklendi.


Kullanıcı Yorumları
Henüz yorum yapılmadı.
Yazarın diğer yazıları
Tüm Yazıları
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.