akgulbirgul@gmail.com

Dünya Pazarlama Zirvesi WMS İstanbul’un ardından

Dünya Pazarlama Zirvesi WMS İstanbul’un ardından
4 Aralık Salı günü Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen zirveye ilgi yoğundu, öyle ki ek salon açarak katılımcıları zirveden mahrum bırakmama yoluna gidildi. Organizasyonda bazı küçük aksaklıklar vardı örneğin konusu ağırlıklı olarak dijital olan bir organizasyonda hala giriş kartı almak için uzun kuyruklarda beklemek zorunda bırakılmak dijitalleşemememizin en büyük kanıtı gibiydi veya bir su sponsoru bulunmaması nedeniyle su sebili önünde uzun kuyruklar oluşması… Yine de çok önemli bir organizasyondu ve söylenene göre 4 bin kişiye ev sahipliği yaptı.


 
Açılış konuşmasını yapan İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Avdaviç İstanbul’un marka değerinden bahsetti.

Avdaviç’in ardından sahneye çıkan pazarlamanın duayen ismi, Philip Kotler ‘‘Türk markaları da dünya markaları arasına girebilir, bunun için geç değil’’ dedi. Burada uzun uzun konuşulanları aktarmayacağım. Duayen ismin ‘‘satış asırlardır devam ediyor, pazarlama ise 110 yıldır var’’ cümlesi bu yazımın ana konusu olacak.

Pazarlama ile satışı birbirinden ayırmayan kurumlar uzun vadede pazarlamada başarılı olabilirler mi?

Satış ile gelen sıcak paranın pazarlamadan da bekleniyor olması en büyük hata…

Pazarlama bir ürünü satışa çıkarıp onu satmak değildir, pazarlama o ürünün neden alınması gerektiğini tüketiciye anlatmaktır, o markanın tüketici tarafından sevilmesini, sürdürülebilir olmasını sağlamaktır. Pazarlama tüketicinin ihtiyaçlarını belirler, topluma faydalı bir marka olma yolunda kuruma değer katmak için çalışır. Pazarlama ürün piyasaya çıkmadan önce başlar ve hiç bitmez. Pazarlama bir departmana mal edilemeyecek, yalnızca o departmandan beklenemeyecek kadar önemli bir konudur. Pazarlama çalışanları misafiri otele çekmek için birçok senaryo oluşturabilir, çeker de ancak konusu hizmet olan bir sektörde o misafirin sizi yeniden tercih etmesi veya kendi sürekli aynı bölge veya tesise gitmeyi tercih etmese bile markanızı, tesisinizi tavsiye etmesi tamamen ekibinizin işidir. Kapıdan girip, lobide içtiği kahveye, odasına bırakılan küçük bir jestten, kahvaltıda gülümseyen yüze kadar tesisle temasta ve iletişimde olduğu her an pazarlama devam etmektedir. Hal böyle olunca pazarlamaya biraz reklam, iki kampanya, şurada ilan, burada röportaj gözüyle bakamayız, bakmamalıyız. Pazarlama çalışmaları kısa sürede sonuç verebileceği gibi uzun bir dönemde de etkileri görülmektedir.

Bugün sanat dendiğinde aklınıza ilk hangi marka geliyor? Bu marka sanat konusunu bundan yaklaşık 50 yıl önce sahiplenip topluma bu yönde değerler aktarmış ve sanatsal etkinlik dendiğinde akla gelen ilk isim olmayı başarmıştır. Bu bir pazarlama başarısıdır. Bu konuya değer veren üst yönetimlerin inanması ve desteklemesi ile uzun yıllara dayanan bir yolculuğun eseridir, bir günde olmamıştır.

Bir marka reklam dopingi ile hızla tanınabilir ancak tavsiye edilir, tekrar alışveriş yapılabilir, güvenilir ve sevilir olması bu kadar hızlı olmayacaktır.

Doğru bir strateji ve planlama ile pazarlama yapılması durumunda markaya yepyeni dinamikler kazandırılabilecektir. Düzensiz veya plansız hareket edip bütçeyi savurmak yerine, bir stratejiye ve 5-10-20 yıllık eylem planlarına dayanarak markanızı sevilen, güvenilen, tercih edilen markalar arasında konumlandırabilirsiniz. Zaten sevilen, tercih edilen bir marka iseniz de yeni dinamikler ve mutlaka yeni söylem ve vaadler geliştirmeniz gerekmektedir, çünkü hiçbir sadık müşteri aynı kalitede ürünü çok daha uygun alabilecekken sizi tercih etmeyecektir.

Bu Makale 10.12.2018 - 13:30:13 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.