Birgül Akgül

Çevre katili günübirlikçilerin çöp terörüne nasıl dur diyeceğiz?

Çevre katili günübirlikçilerin çöp terörüne nasıl dur diyeceğiz?
Bayram tatilinde, kalabalıklardan uzak yerlerde doğa ile iç içe dinlenmeyi hedeflerken, doğanın insanlar tarafından nasıl kirletildiği acı gerçeği ile yüzleşip türlü hüzün içinde Antalya’ya döndüm.

Uzun zamandır merak ettiğim Kaz Dağlarında serin sularda yüzmek isterken, şelalelerin, akarsuların kıyısında öbekler halinde yığılmış pet şişeler, teneke kutular, plastik poşetler, karpuz kabukları, bebek bezleri ile çevrelendim. Doğa böylesine cömertken ondan faydalanan insanların mangala, pikniğe gittikleri yerleri çöplüğe çevirmelerine anlam veremiyorum. İnsanımız açık havada ailesi ile güzel zaman geçirsin, bunu çok gören yok ancak kullandığı alanı tahrip edip gidenleri ülkesine düşman olarak görüyorum. Daha da ileriye gideyim, vatan haini olduklarını düşünüyorum.

Edremit Belediyesi bence hızla bir sosyal sorumluluk projesi başlatmalı. O güzelim beldelerini, dağlarını, cennet köşelerini korumak için halkı eğitici, teşvik edici çalışmalarda bulunmalı. ‘’Piknikten Geri Dönüşüme’’ kampanyası yapılabilir veya çöpünü giderken yanında götürenlere, indirim, market, tekstil kuponları verilebilir… Çevre dernekleri veya çevre ile ilgili ticari faaliyet yürüten kurumlar bilinçlendirici ve teşvik edici sosyal sorumluluk projeleri geliştirebilirler.

copler

Aynı durum Akyaka için de geçerliydi. Akyaka, Muğla’nın o harika beldesi ve büyüleyici Muğla Evleri. Buz gibi Azmak Nehri, burada yaşanır dedirtiyor insana ancak bayramlarda Akyaka’dan kaçıp gitmek şartıyla! Azmak Nehri’nin kıyısı da çöplük gibiydi. İnsanlar geliyor, yiyor-içiyor çöpünü bırakıp gidiyor. Sahile gitmek için nehrin üzerinden bir köprüden geçiyorsunuz. Sola döndüğünüzde onlarca kitesurf havada rengârenk görüntü oluşturuyor. Biraz daha yürüyeyim, yaklaşıp birkaç fotoğraf çekeyim dediğinizde sazlık kıyısında sizi yine çöpler karşılıyor. İnsanın vicdanı sızlıyor, biz neden hala medeniyetle buluşamıyoruz demekten kendini alamıyor. Çok yazık. Bence yoğun dönemlerde Akyaka gibi küçük beldelere girip çıkan araç sayıları kontrol altına alınmalı, hele ki pandemi döneminde. Bu beldelerin kapasitesi günlük on bin kişi civarında, buralara bayram gibi zamanlarda günübirlik gelen kişi sayısı ise bunun yirmi katına çıkıyor. Esnaf iş yapsın diyenler olacak, esnafla da sohbet ettim. Onlar da bu aşırı yığılmadan, gelen kitlenin çoğunun çevreyi kirletip gitmesinden şikâyetçi. Binlerce arabanın küçücük beldelerde yarattığı tıkanıklık ve hava kirliliği de var tabii.

Bayram tatilinde gördüm ki, resmi makamlar kurallarını oteller gibi kontrol altında tutulabildikleri yerlerde uyguluyor. Sokaklar, beldeler ana baba günü gibiydi. Maske takma, sosyal mesafe kuralları hiçe sayıldı. Bayramda bu yönde anonslar, uygulamalar yapılmalı idi.

copler1

Otellere genelge gönderip üzerinden üç gün geçmeden denetmen gönderen bakanlığımız turizm bölgelerinde vaka artışları yaşanmasını istemiyorsa, sokak için de önlemler almak zorunda. Şurada sezonun bitmesine bir şey kalmadı, bazı bölgeler eylülü görür, Antalya ise ekim kasımda da hareketlilik yaşar. Demek ki önümüzdeki üç aya çok dikkat etmek gerekiyor! Kaybettiği ayları biraz da olsa telafi etmek isteyen işletmeler alınmayan önlemler nedeniyle yine zor duruma düşebilir. Bu gün seyahat yasağını kaldıran ülkeler, vaka artışı gözlemlerse aynı gün yeniden yasak getirebilir! Vakalar artarsa, bunca genelge, önlem, tedbir amaçlı yatırım yine otelcinin, acentecinin, operatörün, esnafın kasasını zarara uğratmayacak mı? Turizm çalışanları işsiz kalmayacak mı? Zaten işsiz olanlar sektörü terk etmeyecek mi? Sağlık Bakanlığı ile Turizm Bakanlığı turizm beldeleri başta olmak üzere, sokaklardaki bu kontrolsüzlükle ilgili çalışmalar yapmalı. Bir tarafta sıkı denetim, diğer tarafta saldım çayıra mevlam kayıra olmaz.

Sonraki yazımda tecrübeli turizm yöneticileri ve çalışanlarının sektör açısından önemine değineceğim. Malum son yıllarda yeni nesil övülüp her biri dâhiymiş gibi lanse edilirken, mevcut iş gücü ise yeriliyor, olgun yöneticiler dinozor ilan ediliyor. Hâlbu ki farklı nesillerin harmonisi gerekiyor. Bu yanlış yaklaşımı ve nedenlerini ele alacağım makalem yakında sizlerle olacak.


Bu Makale 13.08.2020 - 11:44:13 tarihinde eklendi.


Kullanıcı Yorumları
  • Mahnut Aydın 15.08.2020 - 11:33

    Çevre katili, yazınızı beğendim . Bana göre corona' dan daha önemli olan kronik salgın. bu konuyu gündeme taşıdığınız için teşekkür ederim.

  • Etem Kılıç 13.08.2020 - 05:20

    Öncelikle duygu ve düşüncelerimi tamı tamına yansıtmış bir yazı olmuş, bunun için özellikle; teşekkür ederim. Üzülerek belirtmek isterim ki; bu önemli sorun, sadece bayram tatillerinde ve yazınızda belirttiğiniz yerlerle sınırlı değil. 5 Temmuz Pazar günü, İzmir-Aydın-Milas güzergahında gördüklerim karşısında şaşkına döndüm. İzmir-Aydın otobanı üzerinde bulunan tünel yakınındaki dinlenme alanı ve dinlenme alanına yakın yol kenarlarında çok çöp vardı. Ayrıca, Söke Milas yol kenarları ve Bafa gölü kenarlarındaki dinlenme ve manzara seyir yerleri, çöplerle dolu idi. ( pet ve içki şişeleri, çöp dolu poşetler ve her türlü çöp) gördüklerim karşısında şaşkına döndüm ve ülkem adına, insanlarımız adına çok üzüldüm. Her zaman gurur duyduğumuz, can feda dediğimiz, güzel ülkemize bu kötülüğü nasıl yapabiliyoruz. Acaba, nasıl olsa bir temizleyen var, diye mi düşünülüyor??? çok yazık!!!. Dönüşte, Aydın Belediyesini aradım, gördüklerimi anlattım, ilgili yerlere, kurumlara bilgi vereceklerini söylediler. Ayrıca, CİMER'i aradım, belirttiğim yerlerin, yol kenarlarının temizlenmesini, istediğimi söyledim.

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.