fetikuyucu@gmail.com

Antalya turizminde yüksek sezon yabancı giriş sayıları ve gelir, kur, faiz, parite, enflasyon ilişkisi

Zorlu bir yılı daha tamamlıyoruz. Son iki yılın dinamiklerine sosyo-ekonomik açıdan bakarsak içsel ve dışsal faktörlerin etkin olduğu gerilim, belirsizlik ve beklentilerin zor yönetildiği bir yılı geride bırakıyoruz.

Bu olağanüstü denebilecek koşullar ve gelişmeler altında yine de beklentilere nazaran kötünün iyisi bir yılı tamamlıyoruz. Antalya olarak 2015 yılında bir önceki yıla göre toplam kitle turizmi hacimde  yüzde 6-7 kayıp yaşayacağımız görülüyor.

Bugün 2010-2015 yılları arasında geçmiş 6 yüksek sezonun gelişimini; gerçekleşen sayısal girişleri, kur, enflasyon, parite ve faiz parametreleriyle inceleyip bir finansal ve kurumsal hafızayı bir kez daha hatırlatmak istedim. Bu amacım geçmiş parametre ve verilerle durum tespiti yapmak, geleceğin biraz daha öngörülebilirliğine katkı sağlamaktır. Yönetsel kararlar maalesef hala mevcut doğrularla ve yaşanmış tecrübelerle alınmaktadır.

Artık modern iş dünyamızda karar alıcılar birçok doğru veriyi araştırıp kullanır durumdadırlar. Bu verileri yorumlamak ve iyileştirmek için ciddi arge çalışmaları vazgeçilmezler arasındadır. Turizm her ne kadar hizmet sektörü ise de matematik bilimi ile iç içe bir sektördür. Her kurumun iyi bir veri bankası, bu bilgilerle karar almaya yardımcı IT altyapısı ve en önemlisi de bu bilgileri anlayan, yorumlayan ve eyleme yönelten üst yönetim yetkinlikleri olmalıdır. Yönetsel değişim/gelişim son sürat ilerlemekte, her gün yeni yöntemler konuşulur ve tartışılır olmaktadır. Bütün kurumlar daha nasıl etkin yönetiriz arayışındadır. Her şeyden önce etkin yönetim içsel ve dışsal veri kaynaklarınıza bağlıdır. Veri tabanı olmayan kurumlar / işletmeler pusulası olmayan gemiye benzer. Geleneksel yönetim anlayışı, yerini analizler ve rakamlarla kurallı yönetim dönemine bırakmaktadır. Bu yönetim tarzını benimseyen şirketler yönetsel kontrolü ve fırsatları hep elinde tutacaklardır.

Ana konumuza gelecek olursak, kısa bir özet tablo ile 2010 – 2015 arasındaki rakamsal ve mali değişimlere birlikte bakalım (Rakamlarda Antalya Hav. yabancı girişleri baz alınmıştır).
Her şeyden önce yüksek sezon yabancı misafir giriş sayıları ile para piyasası parametreleriyle ilişkisine bakalım. Özellikle bölgemizde kitle turizminin çok önemli bir potansiyeli yüksek sezon dediğimiz mayıs – ekim aylarında gerçekleşmektedir. Satış hacimlerimizin de yaklaşık yüzde 80-85 bu olaylarda oluşmaktadır. Oransal olarak yüksek satış hacminin bu aylarda oluşmasıyla birlikte gider kalemlerinin de çok büyük kısmı yine bu aylarda oluşmaktadır. Doğal olarak karlılıklar da bu aylarda oluşmaktadır. Bu yıl potansiyelde yaşanacak kayıpların ekonomik büyüklüğü üzerine birçok yorum yapıldı. Bu yıl Antalya‘nın turizm gelirlerinde kaybın 5 milyar dolar civarında olacağı ifade edildi. Bu rakamlar sektör ilgililerince çok tartışıldı. Geçen hafta da ATSO yetkilileri Antalya turizminin 3 milyar dolar kaybettiğini ifade etti. Bu rakamların çok veri temelli olduğunu zannetmiyorum.

İlk on aylık yani ocak – ekim sayısal verilerine göre 2015 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 6 sayısal kayıp var. 2014 yılı ocak-ekim arası yabancı ziyaretçi sayısı 10 milyon 716 bin 496 kişi/dönem iken, 2015 yılında 10 milyon 98 bin 614 kişi/dönem olmuş. Toplamda azalan sayı belli (619 bin 246 kişi/dönem), destinasyon olarak da kayıp 678 bin 12 kişi ile Rusya‘da. Bu kaybın tamamının Rusya ‘dan kaynakladığını varsayalım.

Paket turda ulaşım, konaklama, transfer fiyatları kabaca bellidir. 2015 yılında bir tur paketine RF pazarında ortalama 1400-1500 $ dersek, uçak maliyeti harici rakamdan yola çıkarsak (büyük gider kalemlerinden biri olan uçak maliyetinin çok büyük bölümü Antalya’da kalmamaktadır, ödemeler yurt dışıdır) kabaca 650 - 700 milyon $ lık bir konaklama – transfer vb. geliri kaybından bahsedebiliriz. Alışveriş ve kişisel harcama kayıplarını da dâhil edersek yine kabaca direkt olarak toplamda 850 -900 milyon $’lık bir kayıptan söz edebiliriz. Antalya‘nın güçlü potansiyeli bu kayıpları tolere edebilecek güçtedir. Ancak tüm tarafların kesintisiz tanıtım ve pazarlama çalışmaları ile bu kayıplar telafi edilebilir.

Aşağıdaki tabloda, özelikle yabancı ziyaretçi giriş sayılarına baktığımızda dönemsellik ilkesi çerçevesinde 2015 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 5‘lik bir kayıp görülmektedir. 2014 yılı ile 2015 dönemsel ortalamalar olarak $/TL kuru 2015 yılında 2014 yılına oranla  yüzde 31,1 artış göstermiştir. Aynı dönemde €/TL kuru yüzde 10,3 oranında artış göstermiş. Çok önemsediğimiz parametreler arasında yer alan €/$ paritesi ise 2015 yılında 2014 yılının aynı dönemine göre euro lehine önemli bir hamle yapmıştır. 2016 yılında da USD lehine gelişmelerinin devam edeceği beklenilmektedir. Borçlanmada ana parametre olan libor ise bu dönemde yine yıl ortalaması olarak 0.45 - 0.58 (libor altı ay) bandında seyretmiş yatırımcı lehine oluşmuştur. Yatırımcı için libor faizlerinin orta / uzun vadede yükselme eğiliminde olması ilave finansman maliyeti demektir. İlave riskten korunmada finansal enstrümanlar kullanılmalı günümüzde sıfıra yaklaşan faiz oranları (libor/eurobor) hedge edilmelidir.  Enflasyon ise yüksekliğini bir müddet daha korumaya devam edecektir. 2016 yılında tüm beklentilerin karşılanması dileğiyle sevdiğim bir sözü bir kez daha sizlerle paylaşmak  istiyorum.

“İstatistik bikiniye benzer. Ortaya çıkardığı şeyler müstehcen, gizledikleri ise hayatidir.”
  Aaron Levenstein


 
 
 
 



Bu Makale 04.12.2015 - 10:58:29 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
Yazarın diğer yazıları
Tüm Yazıları

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.