Yolda olmanın ilhamı: Havaalanları

Yolda olmanın ilhamı: Havaalanları

Havalimanlarıyla ilgili ciddi sorunlarımız var ne yazık ki. Havalimanlarına sadece uçağımıza binmek hatta uçağımızı yakalamak için gidiyoruz.


Bunun sonucu olarak ya gergin, ya stresli, ya münakaşa halinde ya da sürekli bir acele içerisindeyiz. Bu ruh hallerimizden dolayı belki de modern zamanların en ilginç ve önemli alanlarının zevkine varamıyoruz. Onları fiilen yaşayamıyoruz hatta belki yaşamamaya kodlanmış durumdayız. Oysa ki, kanımca havalimanları başlı başına birer güzergâh, seyahatinizin başlangıç ya da bitiş noktası. Seyahatinizin en önemli halkalarından biri.

Her gidiş terminalinde sayısız öykünün başlangıcı ilhamı var. Burada var olanların bir kısmının seyahat planları belki birkaç gün öncesinde hayata geçti; bir kısmı bunu uzun zamandan beri hayal ediyordu; bir kısmı da belki üç uzun yıl boyunca para biriktirmiş, bir hayalin gerçekleşmesi için burada; bazıları uzun yıllar yurtdışında çalıştıktan sonra hayatını sığdırdığı üç bavul ile memleketine geri dönmek üzere burada. Bu öyküleri bilemesek de hayal edebiliriz.

Havalimanlarının en önemli cazibe merkezi terminaller arasına yerleştirilen o donuk, keyifsiz karakterler ile süslenen ekranlar. Uçakların havadaki durumunu bize aktaran duygudan yoksun o ekranlar. Ama uçan herkesin odağı olan bu dijital kutular, alır bizleri hayal dünyasına taşır. O an baktığımız seyahat edeceğimiz güzergâhın yanında gördüklerimiz bizi rüyalara sürükler, hayallerimizi tetikler, anlık olanakların güzelliğini yansıtır, sonsuzluğu ve seyahat etme dürtümüzü kamçılar. Hâlihazırda zaten bir yere doğru yol alacağımızdan bu yeni gördüğümüz güzergâhlar bizimle kalır ve aklımızın bir köşesinde ilham olarak karşımıza çıkar.

Anadilimizi bilmeyen insanlarla, anadilini bilmediğimiz, garip mimarilerle bezenmiş bir güzergâha yapılan yolculuk. Kimliklerimizin bilinmediği yeni maceralar. Bir güzergâh hakkında az bilgiye sahip olmak hayal gücünü tetikler. Havalimanında yer alan ekranlarda gördüğümüz tek bir şehir ismi örneğin Trablusgarp, Roma, Abu Dabi üzerinden Maskat, Cape Town, Akra, umutsuzluğun düşmanları. Bu güzergâhlar evdeki durağanlık ve klostrofobi dayanılmaz hale geldiğinde birer ilham olarak hayallerimize doğarlar.

Havacılığın ne kadar mucizevi ve ayrıcalıklı bir araç olduğunu genellikle unuturuz veya umursamayız. Sabah Mumbay’ın sokaklarında seyyar satıcıların ekmek arası patates köftesini tadarken akşam kendimizi İstanbul’un meyhanelerinden birinden demlenirken bulabiliriz. Bunu sağlayan ise uçaklar ve havaalanları.

Bir yere varmak bazen zahmetli olabilir, uzun uçuşlar, kötü servis ve uçaklar vs. ama indikten sonra karşınıza çıkan o farklılıklar ister istemez içimizdeki gezgin ruhunu kamçılar. Birazdan ne göreceğim merakının dayanılmaz cazibesi, içimize sine sine o farklı kültürün açılımlarını gözlemlemek... Reklam panolarında gördüğümüz farklı tanıtım vurgusu bile değişiklik bir perspektif sunabilir.

Bu bakış açısından asla utanmamalıyız veya feragat etmemeliyiz. Alternatif gerçeklerin varlığından kendimize anlar çıkarmalıyız ve bunları benimsemeliyiz. Tunus, Haydarabat, Galiçya veya St. Gallen, buralardaki yolların bile birbirlerinden farklı olduklarını anımsayıp buna göre hayata bakışımızı yönetebilmeliyiz. Bu farklılıklar ile hayat daha güzel ve daha anlamlı. Önemli olan bunları ayırt edebilecek algı açıklığına sahip olmak.

Havalimanlarının nispeten kötü tecrübe mekânları olmasının aksine, kendi başlarına bizlere çok ama çok farklı bilgilerin öğretildiği önemli alanlardır. Bir sonraki seyahatinizde (neresi olursa olsun) o havalimanına bu kurgu içerisinde bakmanızı öneririm.



Bu Haber 24.08.2019 - 13:35:46 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.