Gezginler neden belli gezileri tercih ediyor?

Gezginler neden belli gezileri tercih ediyor?
Güzergâh kapsamındaki geziler, aktiviteler, etkinlikler ve etkileşimler seyahat sektörü içerisinde hızlı büyüyen üçüncü kol. Genel turizm sektörüne katkısı sadece ekonomik boyutta olmayıp aynı zamanda katma değeri oldukça yüksek ve kalıcı. Yeter ki sürdürülebilir olsun.

Sadece bu alt açılım pek çok gezginin özgül olarak bazı gezileri tercih etmesinin de ana nedeni. Planlanmış bir gezideki bu alt ayrışımlar karar verme aşamasında en yüksek düzeyde tetiklenen unsur. İşte bu ayrışımlara girebilen seyahat tasarımcılarıysa birkaç defa öldüğü iddia edilen seyahat acenteciliğinin karşısında dimdik durabilen en somut örnek. Bunu sağlayıp sürdürebilen tasarımcılar kalıcılığını nispeten garanti altına alıyor. Nispeten diyorum zira bu kulvarda yerinde durmayıp sürekli daha fazlasını kovalamak en elzem kurallardan biri.

Turizm kulvarında en fazla araştırma yapılan kollar ulaşım ve konaklama olur. Ancak bu iki şah tedarikçiyi bir araya getiren seyahat acenteleri çok fazla mercek altına alınmamıştır.

Bir geziyi satın alıp almamaya karar verme sürecinde en önemli unsurlardan biri söz konusu seyahat tasarımcısının bir araya getirdiği nitelikli servisler, etkinlikler, geziler ve aktiviteler. Burada gezginler tercih vadisine girip keşif, alım, merak ve heyecan değerlerine göre kararlarını veriyor. Sıradan olanlar elenip gidiyor.

İlk soracağımız soru “Kimler gezi satın alır?” Açıkçası imkânı olan herkes diyebiliriz. Son 10 yılın verilerine bakarsak yurtiçi gezilerinde ciddi bir artış söz konusu. Ben açıkçası kurumumun verilerine bakacak olursam bu oran %70-80 düzeyinde. Gezginlerin çoğu öyle ya da böyle yurtiçinde organize bir geziye katılmış durumda.

Ne yazık ki istatiksel olarak sağlıklı verileri raporlayan bir kurumumuz yok. Bundan dolayı dışarıdaki verilere bakarak yorum yapabiliriz. Orta yaş ve üstünün daha fazla organize gezilere katıldığına dair bir genel kanı var. Bu hâlâ geçerli olabilir ancak son zamanlarda 18-34 yaş aralığındaki kitlenin de imkânları dâhilinde mutlaka rehberli organize gezilere katıldığını görüyoruz. Bunun en basit örneğini Adım Adım İstanbul® gezilerinde gözlemliyoruz. Yeni kuşak yaşadığı şehir ve ülke hakkında en donanımlı kişilerden maksimum bilgiyi edinme merakı içerisinde.

Otuz yıl öncesine kıyasla günümüzdeki geziler oldukça farklı. Geleneksel seyahat anlayışı yerini deneyimsel ve sarmal seyahate bıraktı. Yerel toplumun, sokak yemeklerinin, festivallerin, etkinliklerin, kültürel etkileşimin yer aldığı deneyimsel seyahatler tercih ediliyor. Elbette bunun sosyal medya tarafı oldukça etkin. Yani sosyal-medyada-yayınlanabilir geziler, hatta daha nokta vuruş Instagram-edilebilir seyahatler. Bu özellikle bir kitleyi ciddi anlamda tetiklemekte ama tek başına bir anlam ifade etmediği de aşikâr.

Özellikle tatil dönemlerine göre hangi gezinin seçileceği süreci tahmininizden daha zor. Bu kararı vermek için gezginlerin pek çok etkeni değerlendirmesi gerekiyor. Öncelikle süre, sonra bütçe, hava koşulları, seyahat acentesinin güvenilirliği ve kendi merakları. Ancak en önemli etkenler sizce hangisi? Gelin bir değerlendirelim…

Gezi süresi, programı ve akışı gezginlerin söz konusu geziyi seçmeleri için en önemli etkenlerin başında yer alıyor. Sonra görülecek yerlerin önemi, ünlülüğü veya bazı durumlarda maalesef Instagram-edilebilirlik derecesi.

Kültürel değer anlamında örnek vermek gerekirse bazı gezginler için Kapadokya en önemli bölge olurken başkaları için Bayburt’taki Baksı Müzesi daha önemli olabiliyor. Batıya kıyasla daha geç seyahat kavramını benimseyen Türkiyeli gezginlerin profiline bakarsak öncelik her zaman daha popüler ören yerlerini, bölgeleri listelerinde işaretlemek oluyor.

Elbette daha macera sever gezginler Süphan Dağı veya Likya Yolu gibi rotalara kayabiliyorlar. Bu aşamada kişisel tercih, beceri ve ilgi devreye giriyor.

Öte yandan elbette kapitalist düzen içerisinde gezinin fiyatı belki de en önemli etken ancak bu bazı koşullar içerisinde biraz olsun arka plana itilebiliyor. Seyahat acentelerinin tıpkı diğer kar amaçlı kurumlar gibi ticari beklentileri olmak zorunda. Burada talep edilen ücret ile verilen servis dengesi çok açık ve net olmalı. Her ürünün ucuz ve pahalı versiyonları var, bu bir gerçek. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak ürününüz nerede duruyor ve bu duruşunu ne kadar sağlayabilir onu değerlendirmek önemli; kısacası ne yaptığını bilmek. Günümüz seyahat dünyasında her bütçeye göre hizmet veren kurum var, olmalı da. Ama bu kurumlar kendi içlerinde, inandıkları felsefe ve karakterlerine göre her serviste yetkin olamazlar, olmamalılar. Her kurum kendi meselesi ve müşterisine ulaştırmak istediği servis kalitesi doğrultusunda bir politika gütmeli. Bunu da sürdürülebilir kılmalı. Özünde bir seyahat tasarımcısı nereden neyi satın aldığını bilmeli, bunu piyasa koşullarında nasıl satabileceğini kendi yapısı içerisinde irdelemeli, ticari rekabet ve hizmet çerçevesinde elbette değerlendirmeli ve bunu olabildiğince açık bir şekilde tüketiciye ulaştırmalı. Son sözün her zaman tüketicide olduğunu da asla unutmamalı.

Seyahat acentelerinin asıl amacı gezilerini daha cazip hale getirebilmek. Yoğun çalışan gezginleri, emeklileri, serbest çalışanları, tatil dönemlerini, gezi sürelerini ve gezi içeriklerini çok dengeli kurmak zorundalar. Gezi içerikleri çok açık ve doğruyu yansıtacak şekilde yazılıp her platformda tüketiciye ulaştırılabiliyor olmalı. Görsel verileri ise kaliteli ve özgün olmalı.

Seyahat acentelerinin öncelikle genel piyasa koşullarına, daha sonra da kendi zaman dilimlerine ve planlama dönemine göre gezi kurgulamaları gerekir. Tasarımcılar daha sonra bu gezi kapsamındaki eşsiz özelliklerini işlemeyi amaçlamalı. Kopyala-yapıştır dünyasının dominantlığı içerisinde kendilerini ayrıştırıp özgün içerik yaratmayı hedeflemeli. Emin olun ki bilinçli bir tüketici bunu hemen fark edebiliyor. Genel, yuvarlak ifadelerden kaçınıp tam ve gerçek içerik paylaşılmalı, satır arası gizlilikten uzak durulmalı. Laf kalabalığından sıyrılıp nokta vuruş vurgular yapılmalı. Bu açıklık gezginler tarafından samimiyetle kucaklanıyor.

Örneği panoramik gezi ifadesinden artık sıyrılmalı. Gezgin fiilen ne gezdiğini, ne satın aldığını bilmeli. Bu, kurum olarak sizin müşterinize karşı olan en samimi yaklaşımınız. Ekstra gezi satışları çok net ifade edilmeli. Ne yazık ki ekstra gezi satan bazı kurumlar gezi almayanları şehir dışında bir benzincide bırakıp nispeten cezalandırıyor. “Ekstra gezi almazsan başına ne geliyor gör” gibi bir politika izliyorlar. Bunlar temelden yanlış uygulamalar. Her zaman en önemli unsur kurumun bir kişiliği olması. Ne yapmak istediğini bilmesi ve bunu uygulayabilecek yüreği olması. Yoksa herkesin her şeyi yapabildiği bir dünyada yaşıyoruz.

Tüm bu unsurlar doğru kurgularla tasarlanıp uygulanınca karşınıza bir duruş ve kişilik çıkıyor. Bu duruş hem tüketici hem de sağlayıcı için gerçek bir değer. Şu gerçek asla unutulmamalı; her gezgin sizinle gezmeyecektir, siz de her gezgini gezdirmeyi amaçlamamalısınız. Davul bile dengi dengine çalar, insanlar arasındaki yakınlaşmalar, arada eşitlik olursa güzeldir. Anlaşma ve dostluk da böyle sağlanabilir. Birbirine uygun kişilerin birlikte olmasında fayda vardır. Birlikte seyahat eden, aynı beklentilere sahip, aynı bilinçteki gezginler gezilerinden çok daha fazla keyif alırlar. Bunu da bir aşamada seyahat tasarımcısı öngörebiliyor olmalı...



Bu Haber 30.03.2020 - 17:29:44 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • deniz tüfekçi - 04.04.2020 - 10:15

    Ders almak,öğrenmek ve sonrasında uygulamak lazım Türkiye2nin en başarılı organizasyonlarını yapan bir kurumun başındaki kişiden. Bu tür bilgileri kıskançlıkla dağarcığında saklamak yerine gönülü paylaşmayı da becerebilmek de bir kalite ölçeği. Teşekkürler Zekeriya Şen.

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.