serdar@dm-consultancy.com

Veriler

TDK Sözlüğü, veri sözcüğünü, gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları, bilgi, bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey olarak açıklamaktadır.

Yani elle tutulur ve mesnet yapılabilir büyüklükler söz konusu. Öyle ki veri olmadan ulaşılmak istenen sonuç sadece tahmin olabilir ve kişiye göre farklılık arz edebilir. Doğru bir sonuç olması için verilerin bilgisi oldukça önemlidir. Diğer bir yaklaşımla veriler varsa sonuca kolaylıkla ulaşılabilir.

Şimdi turizm ile ilgili verileri ele alıp sonuca ulaşmaya çalışalım. Daha önce dikkat çekmek için açıkladığımız en temel “çevre-tesis-insan kaynağı” eşkenar üçgeni ile başlayalım. Burada en önemli olan şey, üç kenarın bütünlüğü oluşturmak için aynı özellikte ve şartlarda olmasıdır.    

Çevre

Temiz olma şartına bağlı olarak hava, su, deniz, enerji olarak ilk akla gelen maddelere gıdayı da eklemek gerekli. Bunun nedeni henüz algı alanımızda olmayan ancak turizmde ileri ülkelerin itina ile ele aldıkları bütünsel kavramdır. Hava temiz olursa yağan yağmurun toprak altında depoladığı su ve onun besleyeceği gıda temiz olur. Bu çevrimi çok iyi anlamak gereklidir.

Hava temiz olmalıdır çünkü ilk aşamada insan yaşamı için nefes almaktadır. Eğer hava kirli ise vücut bu kirliliği süzmek için farklı önlemleri işin içine sokacaktır böylece organların normal çalışma dengesi bozulur. Sağaltımla ilgili bu küçük ama ölümcül detay nedense atlanmaktadır. Kadim Ayurveda bilgi ve uygulama prensiplerine göre gıdanın vücuda fayda vermesi için tohumdan ürün haline gelmesi, depoda saklama ve sonunda pişirilip tüketilene kadar içindeki mineral ve vitaminleri tutması gerekir. Aksi takdirde yenen şey sadece mideyi doldurur, bağırsağı şişirir ve fayda vermez. Ancak bu zincir etki sürecinde zarar verebilir ve kişi sağlığını kaybedebilir. İşte bugün sağaltımın “müşteri” boyutuna getirildiği azgın kapitalizm sistemi belki çarklarını çeviriyor ama bir adım sonrasında yaşanacak zarar bellidir. Sağlıklı bir vatandaş ile sağlığı bozulmuş olan vatandaşın devlet bütçesine olan yükü tartışma götürmez şekilde hesap edilebilir verilere sahiptir. İsteyen hemen hesaplayabilir.

Her zaman ve koşulda hava temizliği için çok ciddi tedbirler alınmak zorundadır. Bugün tüm şehirler çok kirlidir. En kolay tespit, kapalı ortamlarda bile yüzeyde görülen toz tabakasıdır. Aynı tozu soluduğumuzu necip halkımız henüz anlamamaktadır. Tozu ortadan kaldırmak ağaçlandırma ile mümkündür ama bitki ile değil. İkisinin arasında çok büyük fark var. Diğer bir tedbir inşaat alanlarında alınmalıdır. İnşaat sektörü de etrafa yayılan malzemenin para israfından daha fazla kanalizasyon sistemine giderek tıkanmalar yapacağı sakıncasını keşfedememiştir. Moloz, çimento ve diğer inşaat kirliliği havada uçuşarak nem ile aşağıya yapışmaktadır. Buna ilave olarak özellikle dizel yakıt atıkları ile oluşan nem hava kirliliği yanında kiri artırıcı etki yapmaktadır. Bunu önlemek çevre dostu yakıt kullanan toplu taşıma araçlarını artırmak ile olabilir.

Çoğunlukla turistik tesislerde toz bir tehdit olarak algılanmaz. Nasılsa onu temizleyecek ekipler vardır. Ancak sorun bütünsel olarak ele alınmalıdır. Herhangi bir ortamda oluşan bir kirlilik hava hareketi ile uzun mesafeler kat edebilir. Bunun tedbiri alınabilir mi? Eğer istenirse teknik olarak olasıdır. Peki, bu husus turizm yatırım ve işletme planına alınabilir mi? Alınmalıdır ama herhalde bunu algılamak zor geliyor.

Doğal varlıklar olarak kabul edilecek orman, bitki örtüsü, deniz, akarsular çok titizlikle korunmalı, daha iyi ve kaliteli olması için planlamalar yapılmalıdır. Artık tesisi yap içine turist dolar mantığı terk edilmelidir. Ama burada büyük zıtlıklar mevcuttur. Örneğin en önemli orman arazileri sözde değerli metaller için resmen katledilmektedir. Nedense hiçbir yetkili bunun kar-zarar hesabını yapmamaktadır. Sadece yansız, teknik bir olabilirlik raporu hazırlansa doğalı olduğu gibi bırakmak özellikle turizm gelirlerini artırıcı etkiye sahip olduğu çıplak olarak görülecektir. İşte bu nedenle ÇED raporları çok önemlidir. Peki, bu kadar hoyratlık neden? Bu soruyu turizmden gelir elde edenlerin daha sık ve gür sesle sorması gerekmez mi?

Tesis

Bu konuda edilecek hiçbir laf yoktur. Çünkü turizmde potansiyelini hesaplayamayan, misafir profilini doğru tespit edemeyen, 5* tesis yapmayı marifet sanıp içine 2* müşteri dolduran zihniyet turizmden gelir elde edebilir mi? Önceki yazılarımda çok fazla bilgi ve önerme yaptığım ve dikkate alınan veya düzeltilen konu olmadığı için sözün bittiği yerdir diye noktalıyorum. Ancak aynı rahatsızlık restoran ve hastane projelerinde de geçerlidir. Bar zaten ortadan kalktı ve bu şartlar altında elde edilen hasılat kara mizah olarak başarıdır.

İnsan kaynağı
Eğitim seviyesi ve okulların durumu ile bu okullarda okuyan, sanki zorla seçim yapmış gençler ile çok kırılgan olan hizmet sektörü ileriye gidemez. Toptan bir değişim gereklidir. Müfredat, ders nitelikleri, eğitmen ve kapsam çok dikkatli ele alınmalıdır. Önümüzde İsviçre, ABD, İngiltere, Almanya gibi eğitim konusunda ileri ülkeler varken neden başlar kuma sokulur?  
Eğer turizm için eğitilmiş insan kaynağınız yoksa istediğiniz kadar tesis yapın, belki işletirsiniz ama asla para kazanamazsınız.

Turizm ile yakından ilgili olan KDV oranları, içki satışı ve düzenlemesi, diğer meslek grupları ve ticaret erbabı ile ortak yapılması gereken düzenlemeler, müzeler, ören yerleri, toplu taşıma, kolay ulaşım, güvenlik, yerli turizmin geliştirilmesi gibi kendi başına çok kapsamlı ve sorunlu konular da beklemede duruyor. Hepsinin çözümleri var ama… 

Gelelim sonuca. Eldeki bu veriler ile turizmin geleceği ve kazanımı hakkında siz ne düşünürsünüz? 

Bu Makale 13.08.2018 - 15:24:38 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.