prophetzekeriya@hotmail.com

Turizm ve din

Aslında bir süredir, en ufak negatif oluşumdan ilk etkilenen yerlerden birisi olan şirin ilçemiz Alanya'yı kaleme alıyordum. Ama gündem o kadar hızlı değişiyor ki! Çamlıca'ya cami, otellere mescit yapılması ve odalara Kuran-ı Kerim konulması gündemimize oturdu. Alanya yazımı bir sonrasına saklayıp, yeni gündemimizin sebep ve sonuçlarını anlatmaya çalışacağım.

Ortadoğu bölgesi, yeryüzünün kaosa en yatkın bölgesidir. Niye Avrupa, Amerika, Uzak Asya bir peygamber çıkarmamış da Hz. Muhammed dahil 25 peygamberin hepsi bu topraklara gönderilmiştir? Peygamberler, adaletsizliğin ve sapkınlığın zirveye çıktığı toplumlarda sevgi ve hoşgörüyü ön plana çıkartıp toplum kurallarını oluşturmak ve insanların bir arada huzurlu yaşaması için Allah tarafından, öğretilerinin yayılması amacı ile gönderilmişlerdir.  Bunu yaparken de, coğrafi ve iklim koşullarını göz önüne alarak yiyecek ve içecek esaslarını bile oluşturmuş Hristiyanlık'ta sağlık açısından faydalı olduğu tespit edilen şarap kutsal içecek, domuz da ana besin olarak kabul edilirken İslamiyet'te iklim itibarı ile şarap ve domuz yasaklanmıştır.

Alkollü içeceğin sıcak havada, insan üzerindeki etkisi malumdur. Zaten üzüm bağı da iklim olarak uygun değildir. Domuz da her şeyi yediğinden, sıcak iklimde bakteri yayılmasına ve salgın hastalıklara sebep olacaktır. Onun için ana besin olarak çift tırnaklı hayvanlar esas alınmıştır. İslamiyetin ilk yıllarında, giyilen kıyafetler sadece örtünmek amaçlı olduğundan kadın ve erkekler beraber namaz kılarken secdeye gidildiğinde edep yerlerin karşı cins tarafından görülüp, namazın ciddiyetinin bozulması üzerine kadınların toplu namazlarda arka tarafta saf tutulması uygun görülmüştür.  

Yani dinler zorluk çıkartma değil sevgi, saygı ve hoşgörü yollarıdır.  Devleti idare edenlerin eğer yönetim demokratik sistem ise, halk tarafından seçilenlerin ilk görevi bağlı bulundukları toplumun yaşam kalitesini yükseltmek, adil bir düzen içinde eşit olarak yaşamalarını sağlamaktadır.  Maalesef Ortadoğu'da, çevremizdeki ülkelerde de göreceğimiz üzere devleti idare etmeye çalışanların basiretsizliklerini örtmek için somut değil, soyut şeylere tüm enerjilerini vermektedirler. Bunda da en büyük doneleri dindir. Yani 25 peygamber gönderilen Ortadoğu, halen akıllanmamıştır!  

Peki gündemimize girenlere bakalım. Çamlıca'da bir camiye ihtiyaç var mıdır? Civardaki camiler dolup taşmakta da, müminler namaz kılacak cami mi bulamıyor? Tüm İstanbul'a hakim olan bu tepede yapılacak cami şehrin silüetine ne getirip ne götürecektir? 15 milyon İstanbul vatandaşına ait bu tepe için İstanbul halkı ne düşünmektedir? İnsanlar, ibadetlerini otel odasında yerine getirmektedir. Ayrı bir mescit açılması, her şeyden önce finansal olarak ölü yatırım alanı oluşturacaktır. Misafir kitlesi değişik din ve inançdan insanlar olduğundan yarın birgün, diğer dinler içinde ibadet alanı zorunluluğu doğacak. Bu konu şikayet unsuru olarak, diğer dinlere mensup radikaller tarafından otel yönetimine yansıtılacaktır. Bu alanların kilitli olmaması durumunda, diğer dinlere mensup radikaller tarafından fiziksel tacizi gündeme gelebilir. Şehir otelciliği belki, ama sejour otelciliğinde tamamen probleme açık bir konu olacaktır.  

Odalara Kuran'ı Kerim konulması konusuna gelince. Kuran'ı Kerim'e bizim yaklaşımımız ile diğer dinlerin mensuplarının kutsal kitaplarına bakışı arasında fark var. Bizim, Kuran'ı Kerim'i elimize almadan önce abdest alma alışkanlığımız var. Yani temiz olma zorunluluğu. Ayrıca, inanç ve alışkanlıklarımıza göre bizim için bayrak gibi özel bir anlamı var. Herhangi bir şekilde kötü kullanıma mazur olması veya içine yazılar yazılması durumunda ne olacaktır? Hepsini bir tarafa bırakın, gusül abdesti almayan birisinin kutsal kitabımızı eline alması ne kadar doğru olacaktır? Yani kısaca çoğu zaman problem ve kargaşaya sebep olacak, otel yönetimi ile misafiri karşı karşıya getirecektir. Lütfen kutsal kitabımıza bu kötülüğü yapmayın. Belki resepsiyonda bulundurabilir ve istek üzerine misafire sunulabilir.  Bunların yerine, toplumun yaşam standardını yükseltmek ve daha iyi ve güçlü bir Türkiye oluşturmak için devlet yönetimine talip olan sayın hükümet yetkililerinin böyle soyut meseleler ile uğraşmak yerine, aşağıdaki somut meselelere enerjilerini vermesi daha iyi olmaz mı?  

- Türk turizmcisi niye dünyanın en pahalı elektrik, gaz, benzin, alkollü içecek, et ve süt ürünlerini kullanmaktadır?

- 2023 turizm planı niye hayata geçirilmedi? Turizm Üst Kurulu niye oluşturulmadı?

- THY grevi ile işinden edinen kalifiye personelin yeri nasıl doldurulmuştur? THY'de, halen uluslararası standartta güvenli uçuş gerçekleşiyor mu?

- 2002 ile 2011 arası dış ticaret açığı 518 milyar dolar. Bunun sebebi nedir? Ekonomimize katkısı ne olmuştur?

- 2002 ile 2011 arası turizm gelirimiz 182 milyar dolar. Bu sektörün önünü açmak için ne yaptınız?

- 2003'te 13.4 milyar TL olan hane halkı borcu, 2011 yılında 236 milyar TL'ye çıkmıştır. Bunun sebebi nedir?

- Yeni yürürlüğe giren ve özellikle çiftçilik amacı ile kullanan halkda ödeme güçlüğü sebebi ile sorun olan B2 yasası ile 25 milyar dolar gelir bekleniyor. 2012 bütçesinden sadece faiz ödemelerine ayrılan tutar 50,3 milyar TL. Belki yakında satış sırası Haydarpaşı Garı ve diğer tarihi değerlerimize gelecek. Bu durum, daha ne kadar sürecek?

- Irak'ın durumu artık hepimizin malumu. Suriye izole ediliyor, bir süre sonra ikinci bir Irak örneği ile karşılaşacağız. Büyük ihtimalle, ABD'deki seçimlerinden sonra sıra İran'a gelecek. Anglo - sakson Hristiyan ülkelerin, bu ülkelere yaptıkları eylemlerde en büyük savunmaları; özgürlükler, dikta yönetimi ve dinsel terör. Türkiye'de, yavaş yavaş bu ülkelerin rejimlerine benzer bir rejime gidiş var mıdır? Benzerlik olduğu takdirde İran'dan sonra sıranın bize gelme tehlikesi var mı? Biz dahil 4 ülkeden alınacak topraklar ile anglo- sakson ırkın ve kontrolsüz kapitalizmin rahatlıkla at koşturacağı bir Kürdistan kurulma ihtimali var mı?  Devletimizin bu konuda bir öngörüsü ve planı var mı?  

Son olarak bir konuya değinmeden geçemeyeceğim. Herkes kürtaj konusunda birşeyler söylüyor. Ama şu bilinmeli ki ''Hiç kimse doğmamış olsa bile bir annenin, çocuğundan ayrılmasının verdiği acı ve utancı anlayamaz. Bunu, sadece analar anlar''. Bir ana bu utancı ve acıyı gözönüne alıyorsa, mutlaka çok önemli bir sebebi vardır!! 

Bu Makale 03.07.2012 - 14:26:23 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • K. Ünsal BARIŞ - 16.06.2012 - 09:07

    Zekeriya Bey, muhafazakarlık kelimesinin üst aşamasının adını bir türlü koyamadım. Yorumunuza ben de katılıyorum. Ülkemin geleceğinden çok enişeliyim. Bugün sessiz ve seyirci kalmayı tercih eden korkak kafaların yarın biz ne yapmışız diyecekleri muhakkak. Geçmiş yazılarım ile ilgili çok nazik yorumunuza çok teşekkür ederim. Yazı yazacak heyecanımı kaybettiğim için yazı yazmayı bıraktım. Sevgilerimle...

  • Zekeriya Can - 13.06.2012 - 03:55

    Nazik yorumunuz için teşekkür ederim Sayın Barış. Ama nacizane düşüncem, şu andaki gidişatın bir muhafazakarlaşma olmadığıdır. Çünkü muhafazakarlıkta, din öğretileri ve toplum alışkanlıklarını esas alan bir asalet vardır. Halbuki yaşadıklarımız, kaynağı belli olan bir rüzgara kapılan gazellerin sağa sola savrulmasından başka bir şey değildir. Aynı gazeller,hatta daha fazlası 1982 Anayasasına 92 ile evet dedi. Şimdiki bakışları ise ortada. Duruşta asalet olmadığından,rüzgar değişdikçe yönleri de değişecektir. Biz sanal gündemler ile meşgul edilirken, asıl bakmamız gereken somut veriler dikkatimizden kaçıyor. O verilere görede Türkiye finansal olarak iflasa, siyasi olarak ise çok soru işaretleri taşıyan bir belirsizliğe doğru hızlı adımlar ile gidiyor. Asıl üzücü tarafı, bu gidişatın sağlıklı olmadığını ilk bilmesi gereken iş hayatının ileri gelenleri ve dernek temsilcilerinin. Kenilerinin ve temsilcileri oldukları kesimin haklarını koruma yetisini kaybetmiş durumda olmaları. Kapılarını sütçü yerine başkasının çalacağından korkuyorlar. Ama bilmezlermi, Korkunun ecele faydası olsaydı, Azrail işsiz kalırdı Yani, bu değerlerimiz zamanı geldiğinde, zaten korkuları ile yüzleşecek. İnşallah o zaman gelmez Keni dernek temsicilerimiz de aynı. Yukardaki konular ile ilgili olarak. Bir Allahın kulu çıkıp, babalar gibi bu oluşumlar sonucu sektörün karşılaşacağı olumsuzlukları dile getiremiyor Sadece bize sorulmadı deyip, sıyrılmaya çalışıyorlar. Çamlıca Cami projesi ile ilgili olarak da, proje sahibi ve takipçilerini. Adaleti ile meşhur Hz. Omere havale ediyorum. Herhalde, öteki dünyada bu zevatlar Araf tepesinde onay beklerken yanlarına gelip, şöyle diyecek. Ulan bre zındıklar, münafıklar. Size emanet edilen yetim hakkını nasıl Allahın adını kullanıp lüzumsuz yerlere harcarsınız Bu ara yazılarınızı özledik Ünsal Bey. Yeni nesle, bu mesleğin Hanımefeni ve Beyefenilerin mesleği olduğunu ve Hanımefeni ile Beyefenilere hizmet verdiğini anlatacak gerçek bir Beyefeni gerekiyor. Rüzgar geçdikten sonra bunalıma girmesinler..:)) Sevgi ile kalın..

  • K. Ünsal BARIŞ - 12.06.2012 - 06:08

    Zekeriya Bey, bu günkü hükumet görevde kaldıkça daha da muhafazakarlaşmamız kaçınılmaz olacak. İzlediğim kadarı ile halkın 70i muhafazakarlaşmaya hiç itiraz etmiyor, hoşuna bile gidiyor. Eskiden muhafazakar kesim otellere adım atmazdı, şimdi ise keni sektörlerini oluşturdular. Otelcilik örf ve adetleri, prosedürler, ilkeler hızla değişiyor. Bu durum bize turist mi kazandırır yoksa turist profili mi değişir, bunu yakın zamanda göreceğiz. Çamlıcada yapılacak camiye gelince RTE Kısıklıda oturduğu için, keni şan ve şöhretine uygun, korunması kolay, girip çıkması güvenli, İstanbula imza atabileceği bir cami yaptırma isteği çok doğal. Biliyorsunuz hemen hemen bütün Padişahlarımızın keni isimleri ile anılan camileri var da RTEnin niye olmasın? O da son Padişahımız değil mi? Ayrıca Padişahlarımız keni adları ile anılan camileri keni aile kabristanları olarak belirlemişler. Muhtemelen RTE de yarınını düşünüyordur. Ancak padişahlarımız keni adları ile anılan camileri keni öz varlıkları ile yaptırmışlardır. Çamlıcada düşünülen cami ise devlet parası ile yapılacaktır. Cami uğruna Çamcıcanın telef edilecek güzel çamlarına şimdiden üzülüyorum. Yazık bu güzel İstanbula...

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.