email@adres.com

Expo 2015 üzerine

Dünyanın en büyük ve bir tema üzerine en kapsamlı buluşması olan Expo, 1 Mayıs tarihinden bu yana Milano'da "Dünyanın beslenmesi ve gelecek için enerji" sloganıyla sürdürülüyor. İzmir ile girdiği yarışı kazanan Milano, ilkini 1906 yılında düzenlediği Expo'dan sonra bir kez daha kapılarını dünyaya açmış durumda. Sergi alanının ihalelerindeki skandallardan, şu an 80 kişinin hapislerde yatmasına, bir türlü tamamlanamayan inşaatından başlangıçta ilginin azlığına kadar pek çok sıkıntının ardından Expo Milano 2015 amacına ulaşmış gibi gözüküyor.
 
Yetkililerle yapmış olduğumuz sohbetlerde başlangıçta ciddi sıkıntıların yaşandığını ve ilk üç ay ziyaretçi sayısının beklentilerin çok altında olduğunu öğreniyoruz. İlgiyi artırmak için özel konserler düzenlemek tartışılırken (Shakira, Bono gibi) İtalya'da tatil ile anılan Ağustos ayı geldiğinde (Ferragosto) ziyaretçi sayısında bir patlama yaşanıyor ve bunu tekrar ziyaretçiler takip etmeye başlıyor. Eylül ayının ilk haftasında günlük 250 bin ziyaretçi ile rekor kıran Expo Milano başlangıçta belirlenen 20 milyon ziyaretçi hedefine ulaşacak gibi gözüküyor.
 
1 milyon metrekareden fazla bir alana 145 farklı ülkeden katılım ve temaya uygun pavyonların tasarlandığı Expo'da özellikle dünyanın kuruluşundan bu yana Gıda / endüstri ilişkisini irdeleyen Padiglione Zero bölümü kesinlikle gözden kaçırılmaması gereken bir alan. Robotlarla ve tamamen digital ortamlarda hizmetlerin sunulduğu 'Future Food District oldukça ilgi çekici. Bunların yanında kümeler şeklinde oluşturulmuş ve temel gıdaları anlatan (pirinç, kahve, baharatlar vb) bölümler ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Bir Akdenizli olarak Bio- Mediterraneo alanını zayıf bulduğumu üzülerek belirtmek isterim.
 
Expo Milano'nun sembollerinden olan Hayat Ağacı, ses ve ışık gösterilerini her gün onbinlerce kişinin ilgi ile izlediği bir buluşma noktası olduğu gibi pek çok ülkenin Expo 2015 temalı filmlerinde de yer alıyor.
 
Katılımcı ülkelerin pavyonlarını irdelemek gerekirse başta ev sahibi İtalya olmak üzere Japonya, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa, Almanya, İspanya, Şili, İsviçre, Arjantin ve Brezilya ziyaretçi akınına uğruyor. Girişlerdeki uzun kuyruklarda iki saatten fazla bekleyenleri bulmak mümkün. Pek çok ülke Expo'nun başlangıcından önce ülkesinin ürünlerini tanıtmak amacıyla binlerce ağaç ve bitki dikmiş ve şu an hepsi ürünlerini veriyor. Özellikle Fransa'nın zekice düzenlenmiş pavyonuna bu ürünlerden oluşan büyük bir bahçeyi ziyaret ederek giriyorsunuz. Aynı şekilde Brezilya, yağmur ormanlarının üzerinde yürüyormuş algısı uyandıran tasarımıyla son derece dikkat çekici. 
 
İtalya dev pavyonu, benzersiz aynalı odalarıyla ilgi çekmekle birlikte, esas olarak Eataly, Franciacorta başta olmak üzere bölgesel ve ülkesel mutfağının başarılı sunumuyla zirveyi bırakmıyor.
 
İtalya ile birlikte Fransa ve Arjantin gibi ülkelerin pavyonları kadar mutfakları da çok dikkat çekici.
 
İsviçre pavyonu basit gözüken ama son derece derin mesajları içeren kuleli tasarımı ile tüketim toplumuna önemli bir gönderme yapıyor ve alkışı hak ediyor.
 
Birleşik Arap Emirlikleri ise ünlü mimar Norman Foster'ın tasarımı olan pavyonu ile hem 2015, hem de 2020 Dubai Expo'suna göndermeler yapıyor. Expo "Gıda" üzerine olmakla birlikte benzersiz tasarımlarıyla mimarların da mutlaka görmesi gereken bir yer açıkçası.
 
Kişisel olarak Şili pavyonuna altın madalya verilmesi gerektiğini belirtmek isterim. Expo 2015'in temasına son derece uygun bir şekilde düzenlenmiş, Şili'yi adeta içinizde hissettiğiniz, teknolojiyi ve görselliği inanılmaz derecede başarıyla buluşturan bir pavyon. Çıkışında sizi bekleyen restoran alanı ve hediyelik mağazasındaki seçeneklere kayıtsız kalmak zor.
 
Gezegenin beslenmesi ve gelecek için enerji temasında toplumları birleştirmeyi amaçlayan ve bu amaçla hazırlanarak imzaya açılan Milano Sözleşmesi, umarım ülkelerin dikkatini çeker ve gelecekte sürdürülebilir gıda üzerine doğru kararlar alınır. Ben payıma düşeni yaptım ve imzamı attım!
 
Expo genel anlamda başarılı gözükmekle birlikte sürdürülebilir gıdanın en büyük düşmanı olan bazı şirketlere (kartellere) yer tahsis edilmesi nedeniyle şiddetle eleştirilmesi gereken yumuşak bir karına da sahip.
 
İsim vermeden örneklemek gerekirse Afrikadaki kıtlık dönemlerinden sabıkası olan bazı firmalar hangi yüzle sürdürülebilir gıda konulu bir Expo'ya alınıyor anlamak mümkün değil.
 
Aynı şekilde Fast - food çılgınlığını pompalayarak geleneksel mutfakların, kültürlerin ve lezzetlerin bir nevi katili olan ve tüketim toplumu yaratılmasında etkisi tartışılmaz gazlı içecek firmaları ile hamburgerciler ne münasebet?
 
Expo'da bu tür firmalar ancak teşhir edilebilirler, temsil değil! Expo bu konuda özellikle çevrecilerce acımasızca eleştiriliyor ve kesinlikle haksız değiller.
 
TÜRKİYE ULUSAL GÜNÜ
 
Gelelim Türkiye'ye...Türkiye ulusal günü ilan edilen 14 Eylül'de pavyonumuzu ziyaret ediyoruz. İlgili Bakan Nihat Zeybekçi beraberinde bir heyetle katılım göstererek protokol çalışmalarını yürütüyor. Türkiye'den bunun dışında katılımcı sayısı bir hayli az. Zaten genel olarak Expo Türkiye'de beklenen ilgiyi görmedi. Bu arada bu önemli etkinliği atlamayan ATO (Ankara Ticaret Odası) ile Kıyı Ege Belediyeler Birliği'ni ve bağlı belediyeleri katılımları nedeniyle kutlamak gerek. Expo'ya katılım konusunda uzun süre tartışmalar yaşayan Türkiye, dönemin Başbakanının son anda ikna edilmesiyle katılma kararı almış, alakasız bir şekilde Ekonomi Bakanlığı'na yüklenen sorumluluk göstermelik bir ihale süreci sonunda alelacele bir firmaya verilmiş. İhaleyi alan firma stant yapımı işinden uzak olduğu ve süre kısıtlı olduğu için işi İtalya'dan bir alt taşerona vermiş. "Geleceğin gıdası için tarihi kazmak" gibi bir sloganla yola çıkılmış. Sembol olarak bereketi ve 'birlik içinde farklılığı simgeleyen' nar seçilmiş. Göbeklitepe'den günümüze Anadolu'nun gıda merkezi olduğu anlatılmaya çalışılmış. 
 
Türkiye ulusal günü nedeniyle Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) sunumlar yapıyor, ikramlar yapılıyor, o olmazsa memlekette açılış falan yapamadığımız Anadolu Ateşi davul çalıyor, Mehteran gösteri yapıyor. Gün boyu süren folklör gösterileri alkış alıyor. Akşam da Burhan Öçal ve arkadaşları bir performans sergilediler. 
 
Bunlar hemen her turizm fuarında izlemekte olduğumuz görüntüler. Ancak burası bir turizm fuarı değil!
 
Burası bir tema üzerine yoğunlaşılan ve ülkenizi bu yönde tanıttığınız dev bir sergi alanı. Göstermelik kahve ve baharat sergileri, bir çini odacık içerisine 3 tane 82 ekran led tv koyarak ve etkinlik alanında bir projeksiyon makinası ile yaratılmaya çalışılan görsellik, İstanbul'un tarihi siluetinin katili  "Skyline" tasarımlı çatı Expo için son derece ironik. Ebru sanatıyla, çini ve mozaikle Exponun teması olan dünyanın beslenmesinin alakasını anlayan beri gelsin. Eskiden TRT yayını arıza yapınca Necefli Maşrapa koyarlardı, burada ise Çeşm-i Bülbül var girişte.
 
Oldukça ilgi gören çay, kahve büfesinin yanında esnaf lokantasından hallice bir görüntü veren yemek bölümü ise tam bir düş kırıklığı. Oysa mutfak kültürümüzü yansıtacak bir restoran oluşturulabilirdi. Ülkemizin isim yapmış, nezih restoranlarından hiç olmazsa biri burada yer alabilirdi. Yetkililerin en azından Azerbaycan'ın teras restoranını gezip bana hak vereceklerine eminim. Aynı şekilde Arjantin, Şili, Fransa, Tunus hem para basıyor hem de mutfaklarını en iyi şekilde tanıtıyor. 
 
Geleceğin gıdası için tarihi kazmak diyerek yola çıkılıyor. M.Ö. 10.000'lere tarihlenen Göbeklitepe 'şeklen' dahil ediliyor ancak Şadırvanlarla, sufi müzikleriyle, padişah sofralarının anlatımıyla ve koca Expo alanında sadece bizim pavyonumuzda bulunan mescitimizle (evet Mescit!) tasarımın kalbi tamamen Osmanlı ve İslam kültürü üzerine kuruluyor. Zaten bu durum Sayın Bakanın basın açıklamasında da açıkça yer alıyor:

"Açık, yarı açık ve kapalı olmak üzere üç ana bölümden oluşan pavyonda, Osmanlı saraylarının kubbe ve kule mimarisi, kemerler, köprüler, ulu çınarlar, çeşme, geleneksel Türk evleri, medreseler ve Türkiye'nin yeni logosunun simgeleri sembolize ediliyor." Mescit (Prayer room) konusunu Expo yetkililerine özellikle sordum, başka hiçbir ülke pavyonunda ibadete ayrılmış bir alan yok. Bu anlayış sonucu elbette şarap, rakı gibi Anadolu kültüründe tarih boyunca yer alan alkollü ürünler pavyonumuzda yer almıyor."

Dünyanın kuruluşuna tarihlenen Göbeklitepe'den bu yana Anadolu'da var olan yaşamı, tarihi ve kültürü yok sayarak Osmanlı ve İslamla kısıtlayan bu zihniyetin geleceğin gıdasını üretmesinden vazgeçtim, Anadoluyu saman ithal edilen bir ülke haline getirmesine şaşmamak gerek. 
 
Yetkililere diğer pavyonları gezip oradaki görselleri, Expo teması üzerine çekilen filmleri, ülke tanıtımında kullanılan değerleri incelemelerini şiddetle tavsiye ederim.
 
Buna rağmen pavyonumuza ilgi yüksek, insanlar Türkiyeyi merak ediyor, görmek istiyor. Düz ayak, gezilmesi çok kolay bir pavyon. Bence pavyonumuzun yüz akı tohum takasına ayrılan sembolik bölüm olmuş. Kısacası Expo'ya bakışımız turizm politikamız gibi: Kendimizi yok etmemize rağmen turizm sürüyor.
 
Son olarak pavyonda kendilerine yer verilen Antalya 2016 Expo'su için bir uyarıda bulunmak isterim: Şu anda tam bir fiyasko olarak gözüküyor. Yetkililerin ve ilgililerin bu konuya acilen müdahale etmelerini öneririm.
 
 
 
Norman Foster imzalı BAE Pavyonu
 


Expo genel

 
Türkiye Ulusal günü kutlamaları

 
Antalya 2016

 
Baharat sergisi
 

 
Kahve sergisi

 
Sufi müzik dinletisi


 
Osmanlı şadırvanı

 
Antalya 2016 Maskotları



İtalya pavyonu aynalı odalar
 


Milano sözleşmesi



Future Food District
 
 

Bu Makale 12.08.2016 - 11:08:53 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • SABAN OKSUZ - 31.01.2016 - 09:07

    EXPO ANTALYA...icin bakanligin sezon kurtaricisi(KALDIRAC) olarak beyanindan sonra yorumlarimi dile ve kaleme getirmis idim...Ama maalesef TURIZM GUNCEL (editor,moderator vsvs)leri yayinlamdilar...Basin gercekleri yansitacak ki ilgililerin agzi yansin...ama nafile...Sn Sarac mesaji vermis...Sn Cengiz de farkina varmis...EXPO Organizasyonu SLOGAN TEMASI ILE Dizayn edilip,yurutulmesi gereken bir aktivitedir.Yani muhtelif sehirlerde uygulanan TURIZM TANITMA FUARI degildir...(SIS KEBAP,LOKUM,MEHTER aksesuar olmalidir ana TEMA degil)Konusu ve Temasi oyle bir islenmelidirki tadi yillarca devam etsin (lokum,sis kebap gibi gecici olmasin)(Bknz:LONDRA/KRISTAL PALAS-PARIS/TOUR EIFFEL-ISPANYA/SEVILLA etc etc...Yani EXPO isi basarili olursa ilerde o bolgeye muthis donusumu olan bir organizasyondur (ancak sanayi ve ekonomi agirlikli konseptlerde...cicek bocegi gorecegiz)Biz saksidaki cicegi bile iki sezon zor yasatan bir milletiz...Insanlar bu FUARLAR esnasinda sehirlerini yeniden yarattilar...Biz AKSU xxx donum arazi icinde ozellile DOGA ,CICEK VE COCUK KONSEPTINI nasil becerecegiz...bilemiyorum...ANTALYA DENIZ,GUNES VE KUMU var biliyoruzda oraya gelen insanlar SEHIR gormek isterler...vsvsv...Hepimize kolay gelsin...

  • Zafer Cengiz - 10.10.2015 - 03:15

    Milano Expo 2015 için değerli ve detaylı yorumlarınızla birlikte Antalya Expo 2016 için ŞU ANDA TAM FİYASKO olarak, çok hayati bir uyarı yapmışsınız. Fakat bu konuda da önde gelen detayları ve hataları irdeleyerek bir Özet AÇILIM Yaparsanız, mutlaka gerekli mesajlar ve dikkate alınacak katkılar sağlayacaktır Sn.Saraç! Zararın neresinden dönülse KARDIR Ama..? Anlamayana da davul zurna Az değil mi?

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.