email@adres.com

TÜRSAB’ta seçime doğru!

Öncelikle bu yarışın içerisinde olacak herkese başarılar diliyorum.

Yeni dönemde TÜRSAB MYK'ya başkan veya üye olarak aday olacakların çok önemli değişimlere imza atmalarına imkan sağlayacak, bilgi-birikim, farkındalık ve yeteneğe sahip olmaları gerekiyor. Zira uluslararası türizm endüstrisinde önemli gelişmeler yaşanıyor ve TURSAB’ında bu gelişmelerin arkasında kalmaması gerekiyor.

Sektör, yaşanan global krizlere paralel doğal bir eliminasyon sürecinden geçiyor. Pekçok ülkede finansal derinliği olmayan tur operatörleri iflas ederek, bir çok tüketiciyi tatillerini geçirdikleri destinasyonlarda bırakıyorlar. Bu iflaslar en fazla maddi ve manevi zararı da tatillerini almış olmalarına rağmen tatile çıkamamakla ve/veya tatil için yaptıkları ödemeleri kaybetmekle karşı karşıya bırakılan tüketicilere yaşatıyorlar.

Türkiye’yi de gelecekte aynı sorunlar bekliyor olabilir. Şu anda ülkemizde benzer bir iflasın yaşanması durumunda zorunlu seyahat sigortası sayesinde destinasyonlarda olan tatilcilerin dönüşünü sağlayacak bir mekanizma mevcut gibi görünse de, ileriye dönük tatillerini satın almış olan tüketicilerin kayıplarını koruyacak, ödedikleri miktarları iade edecek bir fon yok. Herşeyden önemlisi bu tür çürük elmaların sayısını azaltacak bir lisanslama sistemimiz yok. Ancak tüketiciler bu tür risklere karşı kendileri ek poliçelerle önlem almışlar ise zararları tazmin edilebilir.

Peki ama ne yapılmalı?


Öncelikle 1618 sayılı kanunda değişiklik yapılarak, seyahat acentalarının faaliyet alanlarını dikkate alarak yeni bir sınıflandırmaya ve lisanslama sürecine tabi tutulması gerekiyor. İşletmelerin faaliyetlerine göre öncelikle ''Tur operatörü'' ve ''Seyahat Acentası'' olarak sınıflandırılmalı. Daha sonra da istenir ise acentalar da kendi aralarında ayrı bir sınıflandırmaya tabi tutulabilir. Bu ayrıştırma artık bir zorunluluk haline gelmiştir.

Tur Operatörü kapsamında faaliyette bulunmak isteyen birlik üyelerinin belirli bir garanti fonuna bağlanarak yeniden lisanslanması gerekmektedir.  Tur operatörlüğü yapmak isteyen her işletme, heryıl yapmayı planladığı faaliyetlerin ışığında oluşturağı projeksiyona paralel büyüklükte finansal garanti (teminat mektubu, nakit garanti vs.) vermesi sağlandıktan sonra, o yıl operasyon yapmaya izin alabilmelidir. Bu işlemler her yıl her tur operatörü için tekrarlanmalıdır. Kısacası her tur operatörü o yıl sonunda ulaşmayı planladığı toplam satış hasılatına ve operatörün risk büyüklüğüne göre cirosunun %10 u ile %30’u arasında bir teminatı sağladıktan sonra satışa başlayabilmelidir. Kimsenin, gereken finansal garantileri yerine getirmeden turoperatörlüğü yapmasına müsade edilmemelidir veya kimseye yıllık belli bir kapasite ile operasyon yapacak iken dönem içerisinde verdiği garantilerin boyutunu aşabilecek operasyonların altına girmesine de imkan verilmemelidir.

3er aylık dönemler halinde tur operatörlerinin faaliyetleri takip edilmelidir. Faaliyet raporları ve satış raporlarına bakılarak operatölerin verdikleri projeksiyon ve garantilere paralel operasyon büyüklüklerinde faaliyetlerine devam edip etmedikleri denetlenmelidir. Şayet operasyon büyüklüğünde artış yönünde değişikliğe gidecek olan herhangi bir operatör var ise ek teminatları getirmesi sağlandıktan sonra buna hak kazanmalıdır.

Pekçok üllkede tatil tüketicisini korumaya yönelik bu tür kurumlar, sivil havacılık otoriteleri bünyesinde barındırılabilindiği gibi bağımsız sigorta fonları olarakta sektörü regüle etmekte ve lisanslama yetkilerini de elinde bulundurmaktadır. Ülkemizde mevcut sistemin yeniden gözden geçirilerek TURSAB bünyesinde fakat Sivil Havacılık Kurumu’nunda eşgüdümü sağlanarak bu temel sorun çözülebilir. Bu sayede de; yeterli finansal derinliği olmayan seyahat acentalarının boylarını aşan işlere girmelerinin ve dolayısı ile tüketiciyi ve sektörü zora sokacak gelişmelerin önüne geçilebiliriz.

Bu ayrım gerçekleştikten sonra, seyahat acentaları arasında da bir takım ek düzenlemelere gidilmelidir.

Özellikle faaliyet alanlarına göre seyahat acentaları da yeniden bir sınıflandırmaya tabi tutulmalı ve bu sınıfların hakları da güvence altına alınmalıdır.

Sadece tur operatörlerinin tatil paketlerini satacak olan seyahat acentalarının kooperasyon ve/veya bağımsız birliktelikler kurmalarına olanak sağlanmalı ve tur operatörleri karşısında daha dik durmalarının yolu açılmalı bu konuda seyat acentalarına öncülük edilmelidir.

İnternet üzerinden e-ticaret yapan tur operatörlerinin ve seyahat acentalarının da lisanslaması yine yukarıdaki kurallara bağlı olarak yeniden düzenlenmelidir. Tur operatörlüğü lisansı almış olan işletmelerin belirli sayıda markayı aynı lisans ve aynı garanti kapsamında yaratmalarının önü açılmalıdır.

Bir başka önemli konu; özellikle incoming yapan seyahat acentalarının haklarını koruyacak düzenlemeler yapılmalıdır. Incoming yapan ve  bu uğurda önemli giderlere katlanan seyahat acentalarının getirdikleri müşterilerin, incoming yapmayan seyahat acentaları tarafından, haksız rekabet boyutuna varan fiyat kırmalarla, yok pahasına günübirlik turlara çıkarılmalarının - serbest rekabet ilkelerine ters düşülmeyecek şekilde - önüne geçilmelidir.

 

Bu Makale 15.08.2011 - 10:25:24 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Caner ÖPER - Fethiye - 16.08.2011 - 11:13

    Sayın Kırlı Bey de " kavram kargaşası" na önemli bir noktadan temas etmiş. TURSAB yönetmeliğince; bölgesel olarak lokal hizmet veren ve incoming faaliyeti yapmayan acentelerinin kuruluşuna nitelik ve nicelik bakımından bazı sınır ve standartlar getirilmelidir.! Aksi takdirde Sn. Çiçek'in belirttiği gibi yurtdışındaki globaz kriz kaynaklı doğal eliminasyon, yurtiçindeki haksız rekabet ortamı ile birleşince turistik tüketici zarar görüyor. Bütün bunların sonucunda ise mikro açıdan turistik hizmet arz eden işletmeler, makro açıdan ise tüm ülke turizm ekonomisi zarar görmektedir.

  • Fahrettin ÇİÇEK - 16.08.2011 - 09:56

    Sayın Ahipaşaoğlu Hocam, sanırım cevap hakkım doğdu. Benim de tam üzerinde durmak istediğim konu buydu. Bizler 20.000 TL ye A sınıfı işletme belgesi verdiğimiz her acentayı tur operatörü olarak addeder ve ona tur operatörlüğü yapma izni verir, tur operatörlüğü faaliyetinde bulunan işletmeleri farklı bir bond sistemine bağlamaz isek, sektörün geleceğini ve tüketicieri ağır risklerle karşı karşıya bırakmış oluyoruz. Zaten terminolojimizde kavram kargaşası var. Seyahat Acentası kavramı, hem kendi anlamında hem de Tur Operatörü anlamında kullanılıyor. Yapılması gereken gerçek anlamda tur operatörlüğü yapan işletmelerin ''Tur Operatörü'' olarak lisanslanması ve farklı bir bond sistemine tabi tutulmasıdır. İngiltere'de ki ATOL - CAA, Hollanda'daki SGR, Belçika'da ki GfG, İrlanda'daki CAR gibi...

  • Ali KIRLI - 16.08.2011 - 09:10

    Fahrettin beyin değerlendirme ve önerilerine katılıyorum. Bunlara ek olarak ; BYK lar daha işlevsel olmalı , aynı beldede birden fazla şubeye izin verilmemeli. örneğin Marmaris de 240 Seyahat acentasının 41 i Incoming, 200 ü Local acenta olup, aynı sokak ta 1 merkez acentasının 3 de şubesi bulunmakta. hatta marmaris de 7 şubesi olan Sey. Ac. bile var .1618 sayılı yasa nın yeni düzenlemesinde bunlarda göz önünde bulundurulmalı.

  • prof. dr. suavi ahipaşaoğlu - 16.08.2011 - 12:26

    Meerhaba, Herkesin söylediğinin tam tersine 1618 sayılı yasa, olağanüstü dönemde çıkarılmış olmasına rağmen, o kadar iyi ve çağının ilerisinde hazırlanmış bir yasadır ki A grubu Seyahat Acentalarının tanımı adeta tur operatörünü tarif etmektedir. Acentalar açısından yeni bir yasadan ziyade mevcut yasanın tam ve eşit uygulanması daha önemlidir. Önceliğin mevcut kanunun uygulanmasına verilmesini öneririm.

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.