email@adres.com

Tüketiciyi nasıl koruyacağız?

Bugün Bamtur yarın bir başkası...

Tüketiciyi nasıl koruyacağız?  Tüketicinin tur operatörlerine karşı güvenini nasıl garanti altına alacağız? 

‘’Seyahat Garanti Fonu’’ nun kurulması kaçınılmaz bir gerekliliktir.  

Sektör, yaşanan global krizlere paralel doğal bir eliminasyon sürecinden geçiyor. Pekçok ülkede finansal derinliği olmayan tur operatörleri iflas ederek, bir çok tüketiciyi tatillerini geçirdikleri destinasyonlarda
bırakıyorlar. Bu iflaslar en fazla maddi ve manevi zararı da tatillerini almış olmalarına rağmen tatile çıkamamakla ve/veya tatil için yaptıkları ödemeleri kaybetmekle karşı karşıya bırakılan tüketicilere yaşatıyorlar.

Türkiye’yi de gelecekte aynı sorunlar bekliyor olabilir demiştim Ağustos ayındaki yazımda. Şu anda ülkemizde benzer bir iflasın yaşanıyor ve zorunlu seyahat sigortası sayesinde destinasyonlarda olan tatilcilerin dönüşünü sağlayacak bir mekanizma mevcut gibi görünse de, ileriye dönük tatillerini satın almış olan tüketicilerin kayıplarını koruyacak, ödedikleri miktarları iade edecek bir fon yok. Herşeyden önemlisi bu tür çürük elmaların sayısını azaltacak bir lisanslama sistemimiz yok. Ancak tüketiciler bu tür risklere karşı kendileri ek poliçelerle önlem almışlar ise zararları tazmin edilebilir.

Peki, ama ne yapılmalı?

Öncelikle 1618 sayılı kanunda değişiklik yapılarak, seyahat acentalarının faaliyet alanlarını da dikkate alarak yeni bir sınıflandırmaya ve lisanslama sürecine tabi tutulması gerekiyor. İşletmelerin faaliyetlerine göre
öncelikle ''Tur operatörü'' ve ''Seyahat Acentası'' olarak sınıflandırılmalı. Daha sonra da istenir ise acentalar da kendi aralarında ayrı bir sınıflandırmaya tabi tutulabilir. Bu ayrıştırma artık bir zorunluluk haline gelmiştir.

Tur Operatörü kapsamında faaliyette bulunmak isteyen birlik üyelerinin belirli bir garanti fonuna bağlanarak yeniden lisanslanması gerekmektedir. Tur operatörlüğü yapmak isteyen her işletme, heryıl yapmayı planladığı faaliyetlerin ışığında oluşturacağı projeksiyona paralel büyüklükte finansal garanti (teminat mektubu, nakit garanti, sigorta teminatı vs.) vermesi sağlandıktan sonra, o yıl operasyon yapmaya izin
alabilmelidir. Bu işlemler her yıl her tur operatörü için tekrarlanmalıdır. Kısacası her tur operatörü o yıl sonunda ulaşmayı planladığı toplam satış hasılatına ve operatörün risk büyüklüğüne göre cirosunun %10 u ile %30’u arasında bir teminatı sağladıktan sonra satışa başlayabilmelidir. Kimsenin, gereken finansal garantileri yerine getirmeden turoperatörlüğü yapmasına müsade edilmemelidir veya kimseye yıllık belli bir kapasite ile operasyon yapacak iken dönem içerisinde verdiği garantilerin boyutunu aşabilecek operasyonların altına girmesine de imkan verilmemelidir.

Ayrıca, her tur operatörü taşıdığı kişi başına belirli bir ücreti bu fona ödemelidir.

Fonun giderleri bu ücretler aracılığı ile karşılanabilecek ve aynı zamanda fonda önemli bir kaynak ta biriktirilmiş olacaktır. Ülkemizde satılan yıllık iç ve dış turizm paket sayısının 10 milyonlarla ifade edilebildiğini düşünür isek, kişi başına alınabilecek 2,5 TL lik bir fon payının yıllar içerisinde fonun ulaşabileceği büyüklüğü tasavvur edebiliriz. Fon güçlendikçe de olası iflaslarda tükecinin korunması noktasında önemli bir işlevi fon rahatlıkla yerine getirmiş olabilecektir. Fon bu işlevi sadece ekonomik olarak değil aynı zamanda operasyonel olarakta üstlenebilecek donanıma sahip olacak, gerektiğinde uçak tutup iflas sonucu destinasyonda kalan tatilcileri de sorunsuz geri getirebilecektir.

3er aylık dönemler halinde tur operatörlerinin faaliyetleri takip edilmelidir. Faaliyet raporları ve satış raporlarına bakılarak operatölerin verdikleri projeksiyon ve garantilere paralel operasyon büyüklüklerinde
faaliyetlerine devam edip etmedikleri denetlenmelidir. Şayet operasyon büyüklüğünde artış yönünde değişikliğe gidecek olan herhangi bir operatör var ise ek teminatları getirmesi sağlandıktan sonra buna hak kazanmalıdır.

Pekçok üllkede tatil tüketicisini korumaya yönelik bu tür kurumlar, sivil havacılık otoriteleri bünyesinde barındırılabilindiği gibi bağımsız sigorta fonları olarakta sektörü regüle etmekte ve lisanslama
yetkilerini de elinde bulundurmaktadır. Ülkemizde mevcut sistemin yeniden gözden geçirilerek TURSAB bünyesinde fakat Sivil Havacılık Kurumu’nunda eşgüdümü sağlanarak bu temel sorun çözülebilir. Bu sayede de; yeterli finansal derinliği olmayan seyahat acentalarının boylarını aşan işlere girmelerinin ve dolayısı ile tüketiciyi ve sektörü zora sokacak gelişmelerin önüne geçilebiliriz.

Bu ayrım gerçekleştikten sonra, seyahat acentaları arasında da bir takım ek düzenlemelere gidilmelidir.

Özellikle faaliyet alanlarına göre seyahat acentaları da yeniden bir sınıflandırmaya tabi tutulmalı ve bu sınıfların hakları da güvence altına alınmalıdır.

Sadece tur operatörlerinin tatil paketlerini satacak olan seyahat acentalarının kooperasyon ve/veya bağımsız birliktelikler kurmalarına olanak sağlanmalı ve tur operatörleri karşısında daha dik durmalarının yolu
açılmalı bu konuda seyat acentalarına öncülük edilmelidir.

İnternet üzerinden e-ticaret yapan tur operatörlerinin ve seyahat acentalarının da lisanslaması yine yukarıdaki kurallara bağlı olarak yeniden düzenlenmelidir. Tur operatörlüğü lisansı almış olan işletmelerin
belirli sayıda markayı aynı lisans ve aynı garanti kapsamında yaratmalarının önü açılmalıdır.

Bir başka önemli konu; özellikle incoming yapan seyahat acentalarının haklarını koruyacak düzenlemeler yapılmalıdır. Incoming yapan ve bu uğurda önemli giderlere katlanan seyahat acentalarının getirdikleri müşterilerin, incoming yapmayan seyahat acentalar tarafından, haksız rekabet boyutuna varan fiyat kırmalarla, yok pahasına günübirlik turlara çıkarılmalarının - serbest rekabet ilkelerine ters düşülmeyecek şekilde - önüne geçilmelidir.

 

Bu Makale 05.11.2011 - 13:56:56 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.