email@adres.com

Turizmde Kadın

Lider kimdir? Doğru zamanda doğru kararlar veren, kitleleri peşinden sürükleyen, karizmatik, sağduyulu, ileri görüşlü, girişimci ve GÜÇLÜ. Tüm bu kavramları bir kenara bırakalım ve güçlüyü aklımızda tutalım.
Bir liderde olması gereken en temel özellik güçtür. Tanımlamak gerekirse; şöyle uzaktan bir göründü mü heybetiyle sarsmalı herkesi. Kızdı mı gözlerinden ateş, burnundan duman çıkarmalı, mıhlamalı karşısındakini olduğu yere. O kadar güçlü olmalı ki, sözüm ona kızgın demiri eliyle tutmalı ve bir gram acı hissetmemeli. Demir gibi bir iradesi, taş gibi bir kalbi ve duvar gibi bir duruşu olmalı bizim liderin. Tüm bu tanımları aklımızdaki tek bir canlıyla özdeşleştiriyoruz değil mi? ERKEK…

Şimdi tanım böyle olunca bizim turizmde de yöneticiler, liderler çoğunlukta erkek oluyor tabii.  Hemen bir istatistikte bulunacak olursak turizmde çalışanların, kadın erkek sayıları aşağı yukarı eşitken, üst düzey yönetim kadrosunda kadınların yüzde 10’u bile geçmeyen, ciddi bir eşitsizliğini görüyoruz.  Eğri oturalım doğru konuşalım, bizim üst düzeydeki kadın yöneticilerimiz nasıl bu görevlere gelmişler? Gözlerinden alev saçarak ya da birkaç kişiyi pataklayarak değil elbette, fakat bir erkek kalıbında hareket ettikleri aşikâr.

Neden bir kalıp var ve özellikle kadınlar bu kalıbı doldurdukları sürece söz hakkına sahip olabiliyorlar? Hep öğretilmemiş miydi bize kalıpları kırmak, kalıplaşmaya karşı durmak. Peki ya bu güç kavramı da nedir?

Sanırım hata en baştan kaynaklanıyor bir liderin tanımındaki gücün gerçek anlamından. Toplum olarak yanlış öğrendiğimiz gücün gerçek tanımından. Güç eşittir erkek kavramından. Kabul, güç eşittir erkek evet ama ne gücü; kas gücü.  Sene milattan önceyi göstermediği, fuları kravatı bir kenara fırlatıp otelin inşaatında çalışmadığınız, ya da bir box maçında oyuncu olmadığınız sürece kas gücüne yüzde kaç ihtiyacımız var turizmde ve diğer birçok meslek dalında?

Eğer gücün gerçek tanımının kas gücünün ötesinde olduğunu anlayabilseydik sizce de bu oranlarda bir değişim olmaz mıydı? Peki ya nedir bu gerçek güç?

Kişilik gücü, duruş gücü, zorlukların karşısında fikir üretebilme gücü, ayakta sapasağlam durabilme gücü, düşüncelerini savunabilme gücü ve daha birçok aklımızda soyut olarak canlanabilecek kavramlar. Güç denilince; 180 cm boyunda bir kas yığınının bileğiyle yapacağı işin, düşünce gücüyle kırılması olmalı aklımıza gelen.

Tam da gücün gerçekteki karşılığını anladığımız anda düğümler çözülüyor ve üst düzey yönetimdeki kadın eksikliğinin gerçek sebeplerinden en birincisi ortaya çıkıveriyor. Kadın olmanın verdiği hormonsal, fiziksel, ailesel, kadın-kadın anlaşmazlığı, kadın-erkek eşitsizliği ve daha birçok sebebin en başında olanın, aslında yanlış bir sözlük anlamından kaynaklanması geliyor; Güç.

Gerçekte olması gerekene gelelim; bir lider kadın mı olmalı yoksa erkek mi? İkisi de değil bir lider en başta insan olmalı. Bir erkek ya da bir kadın kalıbında hissetmemeli kendini ve karşısındakini o şekilde tanılandırmamalı. Karşımızdakini cinsiyetiyle değil de mesleğindeki başarısıyla görüp takdir etmeyi başarabildiğimiz anda iki cinsiyet arasında üst düzey kadrolaşmada eşit bir dağılım olacağını göreceğiz.

Son olarak olması gereken ama aslında en başında bilmemiz gereken gücü gerçek anlamıyla kullanmak. Eğer mesleğimiz gerektirmiyorsa, kendi fikirlerini altındakileri korkutup ürküterek benimsetmek için değil, bir kadına kadın olduğu için çeşitli yaptırımlarda bulunmak için değil, insanlık adına insan olarak ve karşımızdakinin de insan olduğunu unutmadan hareket etmeliyiz.

 

Bu Makale 12.03.2015 - 10:19:16 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.