savasdas@turizmguncel.com

Aşı pasaportu tartışmaları

Aşı pasaportu tartışmaları
Koronavirüse karşı geliştirilen aşılırken ülkelerce sınırlı bir şekilde de olsa kullanıma sokulurken, aşı olanlara ek haklar sağlamanın mümkün olup olmadığı tartışma konusu.

BBC Türkçe’den Engin Karaman, aşı pasaportu ile ilgili tartışmaları irdeleyen bir haber hazırladı. Salgın karşısında aşıların etkisini arttırmak ve ekonomileri toparlamak için ‘bağışıklık sertifikası’ ya da ‘aşı pasaportu’ adı altında bir belgenin tartışıldığı kaydedile haberde, ‘’Buna göre, aşı yoluyla ya da hastalığı geçirerek koronavirüs bağışıklığı kazanan ve bunu belgeleyen kişiler ek haklara sahip olabilir ya da bazı kısıtlamalardan muaf tutulabilir. Bu haklar arasında, seyahat engellerine tabi tutulmamak, kafe, bar ve restoranlara girebilmek gibi ‘ayrıcalıklar’ gündeme gelebiliyor. Hatta bazı şirketlerin işe alımlarda benzer bir belgeyi talep etmesi de dile getiriliyor.’’ denildi.

Avustralya hava yolu şirketi Qantas’ın ‘bağışıklık pasaportu’, United Airlines, JetBlue ve Lufthansa gibi hava yollarının ise ‘CommonPass’ adlı sağlık pasaportu uygulamasını devreye sokmayı planladığı kaydedilen haberde, şirketlerin çalışanların ‘aşı olma zorunluluğu’ getirmesinin bile tartışıldığı belirtildi.

DTÖ’den net açıklama yok

Bu konuda şimdiye kadar net bir mesaj vermeyen Dünya Sağlık Örgütü ise ülkelere giriş çıkış sırasında bağışıklık sertifikasına bakılması gibi bir öneri yapmadıklarını vurguladı. Ancak WHO'nun Estonya ile Ekim ayında imzaladığı bir anlaşma, bu görüş ile çelişiyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün dahil olduğu proje, dijital bağışıklık pasaportu geliştirilmesini konu ediniyor. WHO yetkililerinden Dr. Siddhartha Sankar Datta, "Dijital aşı sertifikaları konusunda teknolojiyi nasıl kullanabileceğimizi yakından inceliyoruz" açıklamasını yaptı.

Şirketler ‘dijital pasaport için proje yarışında

Öte taraftan Unfido, Yoti, VST gibi şirketlerin dijital pasaport geliştirmek için proje yarışına girdiği belirtiliyor. Ancak tüm bu girişimlerin ve projelerin yasal ve etik yönden eleştirildiği iki temel nokta var: Kullanıcıların veri güvenliğinin tehlikeye atılması ve toplumda var olan eşitsizliklerin ve ayrımcılığın daha da derinleşmesi riski.

Veri güvenliği ve insan hakları uyarısı

BBC Türkçe'ye konuşan Exeter Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Ana Beduschi, dijital sağlık pasaportlarının Covid-19 salgınının yönetimine uzun vadede katkıda bulunabileceğini ancak veri güvenliği ve insan haklarıyla ilgili önemli soru işaretleri barındırdığını belirtiyor:

"Bireyler sağlık bilgilerinin toplanması, kaydedilmesi ve dijital pasaportlarda kullanılmasına onay verseler bile, bu uygulamalar özel bir veri koruma sistemiyle tasarlanmalı. Hükümetler, dijital pasaport geliştiren firmaların verilerin korunması yönündeki yasalara uyduklarını denetlemeli."

‘’Aşı herkes için erişilebilir olmalı'’

Beduschi, söz konusu uygulamanın toplumda yaratabileceği ayrımcılığı da şu sözlerle açıklıyor:

"Yetkililerin, restoranlara, toplu taşıma araçlarına ya da kamusal alanlara girmek isteyen herkesten düzenli olarak bağışıklık durumlarını göstermelerini istediği bir tabloyu düşünelim. Aşı olanların serbestçe dolaşabildiği, diğerlerinin engellendiği bir durumda, aşıya ya da Covid-19 testlerine erişemeyenlerin ya da buna maddi olarak gücü yetmeyenlerin özgürlüğü fiilen kısıtlanacaktır.

‘’Aşı ve test herkes için erişilebilir değilse toplumda varolan eşitsizlikler derinleşir’’

Şimdiye kadar salgından daha çok etkilenen bazı kesimler için bu durum daha da orantısız bir etki yaratır. Aşı ya da testlerin herkes için erişilebilir olmadığı durumda dijital pasaportlar toplumda var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirir."

Koronavirüs aşısı

Koronavirüs aşısının zengin ve yoksul ülkeler arasındaki dağılımı eleştirilere konu oluyor. Uzmanların bu soruna ilişkin çözüm önerisi, dijital aşı pasaportu gibi uygulamalar kullanıma girmeden önce, Covid-19 testlerinin ve aşının herkes için erişilebilir olmasının garanti edilmesi.

'Kısıtlanan özgürlüğü kısmen geri getirebilir'

Oxford Üniversitesi Uehiro Uygulamalı Etik Merkezi'nden Dr. Rebecca Brown ise bağışıklık sertifikası uygulamalarının "kısıtlanan özgürlükleri kısmen geri getirebileceği" görüşünde:

"Covid-19 salgınıyla başa çıkabilmek için şimdiye kadar insanların özgürlüğünün ciddi şekilde kısıtlanması gerekti. Bu kısıtlamalar virüsün yayılmasını önleme ve insanları koruma hedefiyle temellendirildi. Bağışıklık kazanan bireyler, virüsü kapma ve yayma açısından daha az risk teşkil ediyorlarsa, onların seyahat özgürlüğü başkalarının sağlığı üzerinde artık risk oluşturmuyor demektir. Bu noktada, insanların hareketini kısıtlamanın gerekçesi ortadan kalkmış olur. Bağışıklık kazanmış bireyleri karantina altında tutmak için herhangi bir gerekçe bulunmuyor."

‘’Ek bir engel olarak görülmemeli’’

Brown'a göre, insanların özgürlüğünü kısıtlayan şey aşı pasaportları değil, karantina uygulaması. Koronavirüs kısıtlamalarının zorunluluk olduğunu kabul eden Brown, "Söz konusu pasaportlar kısıtlanan hakları bir nebze geri getirebilir. Bu nedenle ek bir engel olarak görülmemeli, bağışık kişilerin kısıtlamalardan muaf olmasını sağlamanın bir yolu olarak düşünülmeli" diyor.

'Geçiş kartı olarak kullanılması hak ihlali yaratır'

Kanada Dalhousie Üniversitesi'nden biyoetik uzmanı Dr. Francoise Baylis, benzer bir seyahat düzenlemesi için aşı pasaportlarının kullanılması durumunda bunun "ayrımcı olmaması ve kişilerin haklarını gözetmesi gerektiğine" vurgu yapıyor.

‘’Bireylerin ve ülkelerin ayrımcılığa uğrama riski var’’

Baylis, aşı sertifikasının günlük yaşamda bir tür "geçiş kartı" gibi kullanılmasının yeni bir fikir olduğunu söyleyerek buna karşı çıkıyor:

"Dijital aşı sertifikasının kamusal alanda, iş yerlerinde, tiyatrolarda, spor salonlarında, ibadethanelerde bir tür geçiş kartı olarak kullanılmasını reddetmek için sayısız gerekçe bulabiliriz. Zengin ve fakir bireyler ve ülkeler arasındaki eşitsizliklerin derinleşmesi tehlikesi var. Aşıya ulaşamayan bireyler ve ülkelerin ayrımcılığa uğraması tehlikesi var. Herkesin akıllı telefonu olmamasına dayanan bir ayrımcılık tehlikesi var. Tüm ülkelerin dijital güvenliği sağlayacak altyapıya sahip olmaması riski var. Hükümetlerin, şirketlerin ve diğer otoritelerin kişisel verilere ulaşarak gizliliği ihlal etmesi tehlikesi var. Liste uzayıp gidiyor." HABERİN DEVAMI≥≥≥


Bu Makale 19.12.2020 - 18:53:56 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
Yazarın diğer yazıları
Tüm Yazıları
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.