Oya Narin: Martı Grubu 12 ay çalışacak işletmelere yönelecek

Oya Narin: Martı Grubu 12 ay çalışacak işletmelere yönelecek
TurizmGüncel'e konuşan Martı Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin, İstanbul'da şehir otelciliğine yatırım yapmayı planladıklarını ancak sürecin netlik kazanması için 1/100.000 çevre düzenleme planı ile ilgili kararı beklediklerini söyledi. Narin "On iki ay çalışacak işletmelere girmek istiyoruz. Arayışımız devam ediyor" dedi.


Yiğit Ünsay - TurizmGuncel


Martı Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin TurizmGüncel'e verdiği özel röportajda Türkiye'de finans piyasalarıyla turizm sektörünün yatırımcı ölçeğinde yakınlaşması sürecini, Martı Grubu olarak şehir otelciliğine dair bakışlarını ve her şey dahil sisteminin Türk turizmine etkilerini değerlendirdi.

Martı GYO'nun halka açılarak İMKB'de işlem görmesinin ardından şunları söyledi:

"Biliyorsunuz Mart Otel işletmeleri AŞ 1989’dan beri halka açık. Şimdi ise onun iştiraki olan bir şirketi halka açtık. İkinci şirketi açmak çok daha büyük bir zevkmiş. Bizim torunumuz gibi. Çok heyecanlıyız. Umarım turizm yatırımları içerisinde bu bir ilk olacak. Ortada 35 – 40 milyar dolar civarı bir turizm yatırımı var. Bunların da tabana yayılması prensibi içerisinde önümüzdeki günlerde birçok şirketin GYO’ ya dönüşerek halka arza geçeceğini ümit ediyorum. Bunun ilki olmaktan da mutluluk duyuyoruz."



TÜRK TURİZM YATIRIMCISI DÜNYAYA ENTEGRE OLMAYA BAŞLADI


Oya Narin Türkiye'de turizm yatırımlarının uluslararası finans piyasalarına entegre olma sürecinin başladığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

"Bizim Martı’yı halka açtığımız zamanki mevzuatla bugünkü mevzuat arasında büyük bir fark var. İki türlü halka açabiliyorsunuz şirketleri. Birincisi normal anonim şirketi olarak biri de GYO olarak. GYO Kanunu çıkar çıkmaz biz dönüşmek için başvurduk. GYO’nun avantajı şu: Ağırlıklı varlıkların olduğu, işletme mantığı olmayan bir şirket. Yatırımlarını işletemiyor. Muhakkak bir işletmeciye vermesi lazım veya kiralama yapması lazım. Dolayısıyla mal varlığı çok zengin olan, kira gelirleri olan bir yapı. Aynı zamanda karlılığının yüzde 30’unu temettü olarak dağıtma zorunluluğu olan ancak kurumlar vergisi de hiç ödemeyen bir model. Dolayısıyla uluslararası piyasalarda da olan bu sistemyabancı yatırımcıların da çok ilgisini çekti. Eminim bundan sonra iç piyasada birçok turizm yatırımı GYO’ ya dönüşerek dünyada finans piyasaları açısından entegre olma şansını elde edecektir."

YABANCI YATIRIMCI TÜRKİYE'DEKİ MEVZUATI ANLAYAMIYOR


Martı Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Narin yabancı yatırımcının özellikle imar kanunu nedeniyle Türkiye'deki sistemi anlamakta zorlandığına dikkat çekti:

"Türkiye turizm yatırımcılığı anlamında envanteri sebebiyle son derece ilginç bir ülke. Kültürel envanteri var, doğal envanteri var. Asya, Avrupa ve ABD’nin tam ortasında. Türkiye’nin her bölgeden nemalanması, yatırımcı davet edebilmesi mümkün. Ancak  imar kanunu konusunda olduğu gibi bazı noktalarda uluslararası yatırımcının da anlayabileceği  netliklere ihtiyaç var. İmar kanunu çok geniş bir kanun. Yabancı yatırımcılar Türkiye’de imar mevzuatını tam olarak anlayamıyorlar. Sadeleştirilmesi ve izinlerin daha süratli alınabilmesini sağlamak gerekiyor. İzin alınır veya alınmaz. Tabi iki şık söz konusu. Ancak bu süreç bazen çok uzun sürüyor. Mesela marina yatırımları, kıyı ile ilgili olan yatırımlar birçok kurumun karıştığı yatırımlar olduğu için böyle oluyor. Yatırım yapılacak turizm alanı ve merkezi olduğu zaman hiçbir sıkıntı olmuyor. Çünkü Turizm Bakanlığı bu yerlere müdahil olabiliyor ve süratle işlemler yapılabiliyor. Ancak şehirlerde, turizm alan ve merkezi olmayan yerlerde bürokrasiyle ilgili yeniden bir çalışma yapılması gerekiyor. Yabancı yatırımcı için özellikle gerekiyor. Çünkü bizler için olağan olan onlar için anlaşılmaz olabiliyor. Yerli yatırımcıyı da bu durum elbette zorluyor."

İSTANBUL KISA SÜREDE 15 MİLYON TURİST AĞIRLAMAYA BAŞLAYABİLİR

Oya Narin TurizmGüncel'e verdiği röportajda Martı Grubu olarak şehir otelciliğine yöneleceklerini, bu konudailk hedeflerinin İstanbul olacağını ancak sürecin netlik kazanması için yeni çevre düzenleme planı çalışmalarının netlik kazanmasını beklediklerini belirtti:

"İstanbul’da bir şehir oteli açma niyetimiz var. Ancak her futbolcu sahaya çıkarken gol atacağım der. Bazen atarsınız bazen atamazsınız. İstanbul  böyle bir yer. İstanbul’da hakikaten arazi bulmak çok zor. Devletimiz de bunun farkında. Onlar da bu konuda çalışma yapıyorlar. 1/100.000 çevre düzenleme planı şu anda askıda. O askıdan indikten sonra itirazlar da olmazsa net bir şekilde turizm alanlarını daha iyi tespit edebileceğiz. Ondan sonra bir çalışma yapacağız. İstanbul şu anda 100  bin yatak kapasitesine sahip. Bunların bir kısmı belediye belgeli, bir kısmı bakanlık belgeli. Çok daha fazla yatak kapasitesine ihtiyacımız var. İstanbul’da sekiz milyon turist ağırlıyoruz . Bunun çok kısa sürede on beş milyona çıkması mümkün ancak ulaşım, havaalanı imkanları gibi şeylerin de ayarlanması gerekiyor. Sadece oteli yapıp turisti getirmekle iş bitmiyor. Bizim şehir otelciliğine bakışımızda başlama noktası İstanbul. Tatil otelciliğinde biliyorsunuz on iki ay nakit yaratma gibi bir imkan yok.  Tesislerin çoğunu altı- yedi ay çalıştırıyoruz. Dolayısıyla on iki ay çalışacak işletmelere girmek istiyoruz. Arayışımız devam ediyor."



HER ŞEY DAHİL SATIŞI KOLAYLAŞTIRDI

Türkiye'nin ilk resort otelini bünyesinde bulunduran Martı Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin Türk turizm kamuoyunda bir süredir tartışılagelen her şey dahil sistemi hakkında ise şunları söyledi:

"Her şey dahil sisteminin mass turizme çok olumlu bir etkisi oldu. Bu kadar büyük bir mass turizme biz yatırımcılar olarak hazırdık. Fakat birçok küçük beldemizde güvenlik, altyapı anlamında hazır değildik. Hazırlıksız yakalandık. Ekonomiye kesinlikle dönüşü oldu. Ancak bir takım sıkıntılar da yaşadık. Mesela turistin 90’lı yıllarda küçük beldelerde sıkıntıları oldu. Hanutçuluk tabir ettiğimiz şeyler yüzünden. Bu konuda biraz mütecaviz davranan vatandaşlarımız oldu. Bunlar sıkıntı verdi. Onun dışında fiyatlarda bir takım sıkıntılar yaşandı. Misafir otelden çıkıyor, bir balık lokantasına gidiyor. Diyelim ki balık yemek istiyor. 15 pound’a yiyeceğine, hesap 50 pound geliyor. Orada münakaşa ediyor ama hakkını bir yere kadar savunabiliyor. Çünkü bilmediği bir ülkede, yabancı olarak kavga ediyor."

"Bu şikayetler neticesinde sanırım tur operatörleri ve biz de her şey dahil çıkınca tercih etmeye başladık. Çünkü misafir böylece belli bir zaman tesiste kalıyor. Dışarı çıktığında istisnalar hariç programla çıkıyor.  Dolayısıyla binlerce, milyonlarca turist getiren tur operatörü kendini bir anlamda daha huzurlu hissediyor. Bizler açısından da iyi oldu, satışımız kolaylaştı. Çünkü Türkiye destinasyonunda ağırlıklı aile pazarı çalışıyoruz. Tabi aileler gelince çocuklara hayır diyemiyorlar. Çocuklar dondurma istiyor, pizza istiyor. Bunlar her şey dahilde ekstra değil. Avrupa’da özellikle bütçesine hakim kesim her şey dahili tercih etti. Turist tesise girdiği an ne para ödeyeceğini biliyor. Kaldığı süre boyunca hiç para düşünmüyor. Gün içinde hepimiz kaç kez para düşünüyoruz acaba? Ve bu bizi aslında ne kadar huzursuz ediyor? Her şey dahil ile müşteriye müthiş bir psikolojik  dinlenme imkanı da veriyorsunuz. Kaldığı süre boyunca para düşünmüyor. Bu inanın çok önemli bir şey. Her şey dahil bu anlamda çok faydalı."

TÜRKİYE TURİSTLE İÇ İÇE YAŞAMAYI ÖĞRENMELİ

"Sistemin zararlarına gelirsek de esnaf ve beldelerin gelişimini ortaya koyabiliriz. Orada 'Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar?' durumu var. Önce yapılsın sonra müşteri sokağa mı çıksın, yoksa önce müşteri çıksın bizimkiler mi öğrensin? Kim öğrenecek? Biz öğreneceğiz, imar plancıları öğrenecek, belediyeler öğrenecek, güvenlikten sorumlu olanlar öğrenecek, esnaf öğrenecek. Neyi öğrenecek? Turistle iç içe yaşamayı. Onların estetik ve kültürel anlayışına uygun lokantalar, dükkanlar, eczaneler,konser salonları vb. sunabilmek gerekiyor. Bunlara güneydetam olarak hazırlanamadık. Birçok beldemizde bu düzeni kuramadık. O nedenle her şey dahil hala Türkiye için çok geçerli bir paket. Dünya için de özellikle krizden sonra iyi bir sistemdir. Ancak bu bizi tesislerin dışındaki alanlar üzerinde çalışmaktan imtina ettirmesin. Şu anda güney bölgesinde bu konuda bir hamle yapmamız gerektiğini düşünüyorum."





Bu Haber 30.09.2010 - 19:51:33 tarihinde eklendi.
Kullanıcı Yorumları
Henüz yorum yapılmadı.
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.