Mövenpick genel müdürü hedeflerini ve personel politikalarını anlattı

Mövenpick genel müdürü hedeflerini ve personel politikalarını anlattı
Geçtiğimiz günlerde Mövenpick Hotel İstanbul'un genel müdürlüğü görevini devralan Bozkurt Atabek, tesiste İsviçre detaycılığı ile Türk misafirperverliğini harmanlayacaklarını belirtti. Atabek, Mövenpick'in eğitimli personeli elde tutmak için yaptığı çalışmalar ve grubun yeni yatırım planları hakkında da bilgiler verdi.


Savaş Daş - TurizmGüncel

On yıldır Mövenpick Hotel İstanbul'un genel müdürlüğü görevini yürüten Frank Reichenbach, geçtiğimiz günlerde bu görevi Bozkurt Atabek'e devretti. Otelin çiçeği burnunda yeni Genel Müdürü Atabek, tesiste nasıl bir yönetim anlayışı izleyeceğinden grubun yeni yatırım planlarına, bu yılki hedeflerinden eğitimli personeli tesise nasıl bağladıklarına kadar pek çok başlıkta sorularımızı yanıtladı.

İSVİÇRE DETAYCILIĞI İLE TÜRK MİSAFİRPERVERLİĞİNİ BİRLEŞTİRECEĞİZ

Oteli 10 yıldır İsviçreli Frank Reichenbach yönetiyordu ve kendi sistemini kurmuş olmalı. Siz tesiste nasıl bir sistem kurmak istiyorsunuz?

Sayın Frank Reichenbach'ın burada 10 yıllık bir yönetim geçmişi ve oturtmuş olduğu bir sistem var.  Güzel de bir sistem ve başarılı oldu. Ancak hiçbir şey değiştirilemez değil. Burada yapmak istediğimiz en önemli şey İsviçre yönetim anlayışı ve detaycılığını, Türkiye'nin misafirperverliği ve kişiselleştirilmiş servisi ile birleştirmek. Yani eski yönetim anlayışını geliştirerek daha iyi yerlere ulaşmayı hedefliyoruz. İster istemez bir sentez yapmak durumundayız. Çünkü bir İsviçreli genel müdür ile bir Türk genel müdürün işletme anlayışını ancak bu şekilde birleştirebilirsiniz.

MÖVENPİCK'İN BAŞARISININ ALTINDA 4 TEMEL NEDEN VAR

Başka otellerde de görev yaptınız. Yerli otellerle zincir markaları ya da Mövenpick'i kıyasladığınızda nasıl bir fark görüyorsunuz?

Mövenpick, otelcilik işine ilk olarak 1973 yılında girdi. Şirket daha önce gıda ve restorancılık alanında faaliyet gösteriyormuş. Bu nedenle Mövenpick'in yiyecek-içecek kısmı çok güçlü. 42 yıldır otelcilik yapan ve 24 ülkede 82 oteli olan Mövenpick'in başarısı tesadüf olamaz. Bunun sebepleri var; sistematik olması, detaylara özen göstermesi, iyi personeli seçebilmesi ve bu personeli uzun süre otellerinde tutabiliyor olması. Saydığımız kriterler, bırakın İstanbul'u, dünya için çok önemli. Çünkü her yerde sürekli bir profesyonel göçü yaşanmakta.

Mövenpick'i Türk otelleri ile kıyaslarsak, artıları ve eksileri olduğunu görüyoruz. Her iki tarafın güzel yanlarını birleştirdiğimizde bence çok güzel yerlere gelebiliriz. Mövenpick gibi bir markanın İstanbul'da başarısız olması düşünülemezdi, ki geçen sene bu otel Avrupa'nın en iyi iş oteli seçildi.

Yabancı zincirlerin Türkiye'de olması çok büyük bir avantaj. Çünkü kendi yaptıklarımızla otelciliğimizi bir yere kadar geliştirebiliriz. Sonrasında bizim de dünyaya açılıp başka ülkelerde başka otellerin, başka zincirlerin neler yaptığını görüp, onları alarak otelciliği bir adım daha öteye götürmemiz gerekiyor.

HEDEFTE KADIKÖY VE KAPADOKYA VAR

Mövenpick'in agresif yatırım yapma eğiliminde olmadığı biliniyor. Türkiye'de yeni yatırım planlıyorlar mı?

Köklü bir otelcilik tecrübesine sahip olan Mövenpick, çok dikkatli ve organik büyümeye özen gösteren bir otel şirketi. Türkiye'deki otel yapma furyasından dolayı her yıl Mövenpick'e de teklifler geliyor. Bunları çok dikkatli değerlendirip, sadece şirketin geleneklerine, tarzına ve organik büyüme yapısına uygun olabilecek yatırımlarla ilgilenmek istiyor.

İstanbul'un Kadıköy bölgesinde yatırımlara öncelik vermek istiyoruz. Şu anda yaptığımız birtakım görüşmeler var bu bölge için. Daha sonra ise Kapadokya ve Türkiye'nin birkaç noktasında daha projelerimiz olması söz konusu. Ama bunların üstüne hemen atlayıp, 'birkaç tane otel açıp otel sayımızı arttıralım' şeklinde bir düşüncemiz yok. Mövenpick'in geleneklerine uyabilecek ve elbette karlı olabilecek yatırımlarla ilgileniyoruz.

YENİ OTELLERE İHTİYAÇ VAR AMA...

Artan yatak arzı nedeniyle Türkiye'de (özellikle de İstanbul'da) otelciliğin sürdürülebilir olup olmadığı tartışılıyor. Dolulukların düşmesi ve rekabetin giderek daha fazla fiyat endeksli olması sektörü zora sokuyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

İstanbul'da yapılan her otelin dolması gibi bir durum söz konusu değil. Olaya karlılık açısından bakmak lazım. Geçen seneden bu seneye ziyaretçi sayısı yüzde 5 arttı. Yatak sayısında ise daha hızlı bir artış olduğu belirtiliyor. Bir kere piyasaya yeni giren her otelin fiyatları biraz düşürerek müşteri kitlesi oluşturması gerekebiliyor. Bu, işin doğasında var. Öte taraftan, İstanbul'un belli bölgelerinde hala otel ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. İstanbul'un 2013-2014 kongre sayıları incelendiğinde, küçük de olsa, bir düşüş olduğu görülüyor. Bunun en büyük nedeni, belli noktalarda İstanbul'un doyum noktasna geliyor olması. Özellikle İstanbul'daki ulaşımın giderek zorlaşması ve belli bölgelerde yapılacak kongreler için yeterli sayıda yatak olmaması, daha büyük organizasyonlar için yeterli yatak sayısına sahip oteller ve kongre merkezlerine ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Yatırımların durmaması ama doğru yerde doğru şekilde yapılması gerekiyor. Mesela şu anda “Taksim bölgesine bir otel yapmak istiyorum” deseniz, bence verimliliği yok. Çünkü maliyetleri çok yüksek. Ancak Kadıköy'de bu tip bir yatırıma ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

PERSONEL SİRKÜLASYONUMUZ İSTANBUL ORTALAMASININ ALTINDA

Otel yatırımlarında maliyet hesaplaması yapılırken bina ve içine yapılan giderlerin hesap edildiğini belirten Bozkurt Atabek, aslında otellerin en önemli maliyetlerinden birinin personel olduğunu söylüyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor:

Türkiye konaklama sektörünün en büyük sorunlarında biri kalifiye eleman bulmak ve onu elde tutmak. Hangi ölçekteki otel için ne kadar kalifiye elemana ihtiyacınız var, bu elemanları nasıl eğiteceksiniz ve nasıl elde tutabileceksiniz? Bunlar çok önemli şeyler. 13 yıldır açık olan Mövenpick Otel, İstanbul ortalamasına göre çok düşük bir personel sirkülasyonuna sahip.  Bu da otelin ne kadar iyi yerleşmiş olduğunu ve sisteminin ne kadar doğru işlediğini gösteren bir kriterdir.

Konaklama sektöründe başarının kuşkusuz en önemli parametrelerinden ikisi doluluk ve karlılık. İstanbul özelinde son yıllara baktığınızda bu iki başlık için neler söyleyebilirsiniz?

2013 yılında yaşanan Gezi olaylarından dolayı hem doluluklarda hem karlılıkta bir düşüş yaşandı. 2013 yılına kadar hızlı bir yükselme gösteren doluluklar ve oda fiyatları bu dönemde bir sekteye uğradı. Ancak hemen sonrasında toparlanma süreci başladı ve 2015'in şu döneminde birazcık daha kendi ayaklarının üstünde durabilir duruma geldi.

Avrupa'da oda fiyatlarının bu kadar yüksek olması oradaki yaşam maliyetleri ve kentin ne sunduğu ile ilgili. Örneğin Paris'te, Londra'da kaç tane Michelin yıldızlı restoran var, İstanbul'da kaç tane? Oda başına geliri arttırabilmemiz için Kültür Bakanlığı'ndan, devletten aldığımız desteğin katlanarak artması lazım. İstanbul'un marka değerinin yükselmesi gerekiyor.

MADDİ İMKANLAR VE PERSONEL MEMNUNİYETİ

Otelimizde personel sirkülasyonu İstanbul ortalamasının çok altında dediniz. Bunu nasıl sağlıyorsunuz?

Personele sunulan maddi imkanları gözardı etmek mümkün değil. Yeni açılan otellerin piyasaya girmesiyle yapı iyice dinamik bir hale geldi. Bu kadar dinamik bir yapıda elbette oteller arasında personel geçişi olması normal. Bu geçişlerin en büyük nedeni piyasaya yeni arz olan oteller ve kalifiye elemana duyulan ihtiyaç.

Bizim otelimizde çok fazla personel değişikliği olmamasının nedeni adilane bir ücret politikasının yanında, personel memnuniyetinin en önde tutulan konulardan biri olması. Personel kendisine değer verildiğini, insan olarak değerli olduğunu hissettiği anda orada çalışmaya devam ediyor. Yani personel, daha çok para alacağı ancak mutlu olmayacağı bir yerde çalışmaktansa, mutlu olduğu yerde çalışmayı tercih ediyor. Mövenpick'in en büyük başarılarından birisi bunu sağlamak olmuştur. Mövenpick artık bir okul olmuştur. Buradan ayrılan personel, başka otellerde çok iyi yerlerde başlıyor. Diğer yandan biz çalışanlarımız için kariyer planlaması da yapıyor, diğer açılan Mövenpick otellerine terfi etme imkanı sağlıyoruz.

PERSONEL, ALABİLDİĞİ SORUMLULUK ORANINDA YETKİLENDİRİLİR

Otellerdeki sorunlardan biri de çalışanlara sorumluluk verilip yetki verilmemesidir. Siz otelinizde yetki-sorumluluk dengesini nasıl kuruyorsunuz?

Bizim mantalitemizde, her personel, misafirin karşılaştığı her türlü problemi çözme konusunda her türlü yetkiye sahiptir. Aslolan, misafire zamanında ve doğru hizmeti sağlayabilmektir. Buradaki tüm çalışanların görevi, müşterinin karşılaştığı sorunları çözmektir. Dolayısıyla sorunu çözmek için yetki almasına gerek görmüyoruz. Şöyle ki, personel o anda ortaya çıkan problemi çözmek için neyi öngörüyorsa o şekilde çözebilir. Bunu açıklayabildiği sürece en ufak bir sorun yoktur. Personel, alabildiği sorumluluk oranında yetkilendirilir.

Peki 2015 yılı için doluluk ve ciro anlamnda hedefiniz nedir?

Geçen yılı yüzde 74 dolulukla kapatmıştık. Bu yıl bunun bir iki puan üstüne çıkmayı hedefliyoruz. Şu anki verilere göre hedeflerimize ulaşıyoruz. Gerek lokasyon, gerekse zincirimizin desteği noktasında biraz daha şanlı bi otel olduğumuzu inkar edemem.





Bu Haber 24.07.2015 - 21:51:01 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.