Bilim insanları Van Gölü suyunda şifa arıyor

Bilim insanları Van Gölü suyunda şifa arıyor
Van Valiliği ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin (YYÜ) ortaklaşa düzenlediği ‘Van Gölü Suyunun Sağlık Turizmi ve Cilt Bakımı Açısından Değerlendirilmesi Çalıştayı, Edremit İlçesi’nde bulunan Merit Şahmaran Otel’de başladı


Turizm Güncel

Yüzünci Yıl Üniversitesi ve Van Valiliğinin birlikte düzenlediği ve 2 gün sürecek olan çalıştayda konuşan Vali Münir Karaloğlu, Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise en büyük sodalı gölü olan Van Gölü’nün su sporları bakımından her türlü sporun yapılabileceği önemli bir merkez olduğunu belirtti. Denizden 1640 metre yükseklikte, 450 metre derinliği olan Van Gölü’nin macera arayanların, adrenalin ve fotoğraf tutkunlarının değişmez adresi olduğunu söyleyen Karaloğlu: “Bu değerimizi, bugün başka bir yönüyle masaya yatıracağız.” dedi.
 
Vali Münir Karaloğlu, Van Gölü suyunun egzama, sedef hastalıklarına şifa olduğu yönünde halk arasında söylenen ve deneme yanılma yoluyla elde edilen söylentiler olduğunu belirterek: “Bugünkü çalışmayla bunlardan hangilerinin doğru olduğunu, bilimsel bir temeli olduğunu ortaya koyacağız.” dedi.
 
“VAN DENİZİ SUYUNUN EGZEMA, SEDEF HASTALIKLARINA ŞİFA OLDUĞU YÖNÜNDE HALK ARASINDA SÖYLENTİLER VAR”
 
Van Gölünin güzellik ve sağlık açısından hangi iksirleri sakladığını, hangi dertlere derman olduğunu bilim adamlarının çalışmaları neticesinde masaya yatırarak bilimsel bir temele oturtacaklarını anlatan Karaloğlu, şunları kaydetti: “İnsanoğlu güzellik ve sağlığın peşinde hep koşar olmuştur. Güzellik; hepimizin âşık olduğu, aradığı, bulmaya çalıştığı; sağlıklı yaşam ise sırlarını çözmeye çalıştığımız bir alandır. Bu iki değeri Van Gölü üzerinden görmeye çalışacağız. Van Gölü suyunun egzama, sedef hastalıklarına şifa olduğu yönünde halk arasında söylenen ve deneme yanılma yoluyla elde edilen söylentiler var. Bugünkü çalışmayla bunlardan hangilerinin doğru olduğunu, bilimsel bir temeli olduğunu ortaya koyacağız. Bu çalışma sonucunda gerçekten güzellik ve sağlık açısından Van Gölü’nün hangi fonksiyonlar icra ettiğini ortaya koyabilirsek bundan sonra bölgenin turizmi ve Van Gölünin değerlendirilmesi açısından çok önemli bir iş yapmış olacağız.” dedi.
 
SEDEF HASTASI OLAN ALMAN TURİSTİN DÖNEMİN VALİSİNE YAZDIĞI MEKTUP

1980’li yıllarda sedef hastası olan, Van Gölü’ne girdikten sonra iyileşen ve burada tesis yapmak için dönemin Valisine mektup yazan kişiyi anımsatan Karaloğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “1980'li yıllarda bir Alman turist, iki yıl üst üste Van'a gelir ve döndükten sonra dönemin Valisine mektup yazar ve ‘Bana fırsat verin, bir tatil köyü oluşturayım ve her yıl 10 bin Almanı Van’a getireyim. Çünkü her yıl on binlerce Alman, aynı özellikteki gölden istifade etmek için İsrail'e gidiyor. Ben bunları Van’a getirebilirim.’ der. Ama Türkiye o yıllarda enerjisini gereksiz konularda harcadığı için bu konuya eğilmemiştir. O, bugüne nasip oldu. Bugün yapacağımız çalışma; bu şehrin, Van gölü havzasının, bu bölgenin önünü açar diye temenni ediyorum.”
 
“VAN DENİZİ BU HAVZAYA 7 BİN YILDIR HAYAT VERİYOR”

“Van Gölü; bu bölgeye, bu havzaya 7 bin yıldır hayat veriyor. 7 bin yıldır medeniyetler bu havzaya sahip olabilmek için savaşıyor. Bunun tek sebebi Van Gölünin bölgeye hayat vermesidir. Onun için Van Gölüni çok iyi korumamız gerekir. Katı atıkların denize atılmaması için belediyelerimizin daha çok emek vermesi lazım. Van Gölüni gözümüz gibi korumamız lazım. Bu bir değerdir. Bu değeri korumazsak elimizden akıp gider. Hızlı bir şekilde hem atık suların hem de katı atıkların Van Gölüne ulaşmaması için gerekli tedbirleri alıp Van Gölüni korumamız gerekir. İnşallah bu çalışma; bizim ortaya koyduğumuz 2023 vizyon çalışmalarımızın da bir parçasını oluşturur. Van'ın hem bölgesinde hem de dünyada söz sahibi olacak bir kent olmasını arzu ediyor ve bunun için çalışıyoruz.”
 
“VAN DENİZİNİN KIYMETİNİ BUGÜNE KADAR BİLEMEDİK”

Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz da çalıştayda yaptığı konuşmada Van Gölü’nün Bitlis ve Van için önemine vurgu yaptı. Van Gölü’nin bugüne kadar kıymetinin bilinmediğini, bu sebepten dolayı da Türkiye’ye gelen yabancıların Akdeniz ve Ege sahillerini tercih ettiğini anımsatan Yılmaz, Van Gölü’nin en önemli özelliğinin ise en az kirlenmiş deniz olması olduğunu kaydetti. Macaristan’da meydana gelen bir olay sebebiyle açık denizlerin, özellikle de Karadeniz’in kirlendiğini anımsatan Yılmaz şunları kaydetti: “Deniz ürünleri açısından da sıkıntılı olduğunu biliyoruz. Bizim denizimizin özelliği en az kirlenmiş deniz olması. Biz bir ölçüde kirletiyoruz; ama çok şükür bunun tedbirlerini de yakın tarihte başlatılan çalışmalarla almaya başladık. Bitlis'in Van Gölü'ne kıyısı olan ilçelerinde çalışmalar devam ediyor. Katı atıklarla ilgili de bir birlik kuruldu. Bu birlik vasıtasıyla da evsel atıkların toplanması ve depolanması kararlaştırıldı. Çalışmalar bitmek üzere. İnşallah kısa sürede onlar da faaliyete girdiğinde Bitlis tarafından kirlenmeyi önlemiş olacağız. Sağlık açısından göl suyunun faydalı olduğunu duyuyorum. Fakat bunun altyapısını da oluşturmak gerekir. Van Gölüyle ilgili yapılacak ortak çalışmaların hem Van'a hem Bitlis'e büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bölgemizdeki iklim özellikleri insanları bunaltmadan gelip dinlenebilecekleri bir ortam sağlıyor. Bu, bölgemiz için büyük bir nimet. İnşallah bu nimeti; Türkiye'ye, dünyaya duyurma şansımız olur. Sadece ilimiz için değil ülkemiz için de önemli bir çalışma olacağına inanıyorum.” diye konuştu. 
 
“VAN DENİZİ’NİN SUYU, EGZAMA, SEDEF VE CİLT HASTALIKLARINA İYİ GELİYOR”

YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Ceylan da yaptığı kısa konuşmanın ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Peyami Battal’ın başkanlığını yaptığı ilk oturumda İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi M. Zeki Karagülle ‘Şifalı Su olarak Bilinen Van Gölü Suyunun Değerlendirilmesi’ ile ilgili bir sunum yaptı. Van Gölü’nin romatizmal hastalıklar için ideal bir su olduğunu anımsatan Karagülle, göl suyunun eklem kireçlenmesi, yumuşak doku romatizması ve her kürlü kronik ağrılara iyi geldiğini belirtti. Van Gölü suyunun iyi geldiği hastalıkların başında sedef hastalığının geldiğini ifade eden Karagülle: ”Sedef hastalığının sodyum bikarbonatlı sularla tedavisi çalışmaları kanıtlanmış. Ayrıca egzama ve diğer bazı cilt sorunları için de faydalıdır. Buradaki banyo uygulamaları güneş uygulamaları ile birlikte popüle edildiğinde bayağı güçleniyor.  Strese, aşırı kiloya, yaşlanmaya, özellikle cilt yaşlanmasına karşı olumlu etikleri var. Ayrıca bu suyun günlük kullanıma sunulması da mümkün. Paketlenmiş göl suyu kristalleri, paketlenmiş çamurlar, kozmetik ürünler hatta şişelenmiş minerallenmiş su tarzında kullanımlar da potansiyel olarak mümkün.” diye konuştu.
 
İlk oturumun sonunda ise İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Gürdal da: ‘Van Gölü’nün Biyoiklimsel Özellikleri’ konulu sunum yaptı. Van Gölü Suyunun Sağlık Turizmi ve Cilt Bakımı Açısından Değerlendirilmesi Çalıştayı’na Bitlis Belediye Başkanı Fehmi Alaydın, Vali Yardımcıları Hüseyin Demirbaş, Nurullah Ertaş, Gürpınar Belediye Başkanı Fuat Atan, Edremit Belediye Başkanı Abdulkerim Sayan, İl Emniyet Müdürü Ayhan Falakalı, ilçe kaymakamları, Bem-Bir-Sen Van Şube Başkanı Harun Altın, kurum amirleri, sivil toplum örgütü temsilcileri ve davetliler katıldı.


Bu Haber 10.12.2010 - 10:31:09 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.