Nevin Akçelik kimdir?

Nevin Akçelik kimdir?
Turizmden Portreler’in yeni konuğu Türkiye turizmine gönül veren bir kadın, Club Nena’nın yönetim kurulu başkanı Nevin Akçelik. Nevin Akçelik, Bitlis’te başlayıp İstanbul’a ve Antalya’ya uzanan, sonrasında ise turizmle yoğrulan yaşam hikayesini Turizmden Portreler’e anlattı. Keyifli okumalar...
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?
Nevin Akçelik kimdir?

Turizmden Portreler - TurizmGüncel

Nevin Akçelik 31 Ağustos 1958 yılında Emin ve Saime Öztorun’un kızı olarak Bitlis’te dünyaya geldi. Aile esnaflık, tüccarlık ve zaman zaman da müteahhitlik yapıyordu. Emin bey aslen bir asker çocuğu. Nevin Akçelik dedesi ile ilgili olarak, “Dedem 1915 yılında askerlik yapmış, savaşların içinde bulunmuş bir isim. Baba tarafında ‘Binbaşı Haldun’un torunuyum, öyle bir lakabı vardı.” diyor.

Nevin Akçelik39

6 yaşında İstanbul macerası...

Öztorun ailesinin Bitlis’in geniş ve ileri gelen ailelerinden olduğunu anlatan Nevin Akçelik, altı kardeş olduklarını söylüyor. Altı yaşında İstanbul macerası başlayan Nevin Akçelik, o döneme ilişkin şunları paylaşıyor:

Üç kız, üç erkek olmak üzere altı kardeşiz. Ben dördüncüyüm. Her bir kardeşin arasında 2-3 yaş var. Anne tarafının ailesi çok daha önce İstanbul’a taşınmıştı. Ben 1964 yılında, altı yaşında iken okula başlamak üzere İstanbul’a geldim. Bir yandan da onlarda müthiş bir çocuk özlemi vardı. Dayılar, teyzeler evlenip gitmiş, kalmışlar tek başlarına... İstanbul-Fatih’te bulunan Akdeniz Caddesinde anneannemin yanında kaldım. Orada Atikali İlkokulunda okudum. Üçüncü sınıfta Bitlis’e döndüm. Çünkü ailemi çok özlemiştim. O dönem İstanbul’daki dayılarım da tekstil ve otelcilik işleriyle uğraşıyorlardı...”

Nevin Skçelik38

İstanbul’a temelli dönüş

Üçüncü sınıfı Bitlis’te okuyan Nevin Akçelik’in 9 ay sonra ikinci İstanbul macerası başlar. Ancak bir farkla: bu sefer tek başına değil, ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınmıştır. Ailenin İstanbul’a taşınmasıyla bu sefer İstanbul’da iş kovalamaya başlayan Emin bey ilk zamanlarda biraz bocalamış. Nevin Akçelik, Emin beyin İstanbul’daki iş yaşamına adaptasyon süreci ile ilgili olarak, “Bitlis’te iken hayatlarında ne mevcutsa İstanbul’da onları hayata geçirmeye uğraştılar. Zamanında bunlar tabi büyük babalardan kalan paralar, miraslarla iş yapıyorlardı. Bilirsiniz, doğulu iş adamları o zamanlar İstanbul’a gelip mal alıp tekrar şehirlerine dönüyorlarmış. “ diyor...

Asker çocuğu/torunu olmanın vermiş olduğu disiplinin tüm ailenin genlerine işlediğini söylüyor Nevin Akçelik; duruşumuz sanırım biraz oradan kaynaklanıyor. Dedem çok disiplinli bir adam ve babam da onun ilk erkek evladı.

Hayatın doğalında ticari bakış açısına sahip oldum”

Biraz doğulu olmaktan da kaynaklanan, iş hayatındaki ailelerin bir özelliği vardı; o ailelerde çocuklar ticaretin nasıl yapıldığını, nerede ne olduğunu anlamaya/öğrenmeye çalışırlar. Mesela İngiltere’den oğluma ve kızıma silgi getirtmiştim. Oğlum kendi silgisini satmış, sonrasında kız kardeşinin silgisini alıp onu da satmıştı” diyen Nevin Akçelik, ticaret yapan bir ailede yetişen çocukların yaşamın doğal akışı içinde ticari bakış açsına sahip olunduklarına dikkat çekiyor.

Nevin Akçelik29

İstanbul’a taşınan Akçelik Ailesi Fatih’te Vatan Caddesinde yaşamaya başlar. Annesi çok varlıklı bir ailenin kızı olan Nevin Akçelik “Amcalarımın da İstanbul’da kendilerine ait yerleri var bir amcam Mersin’e yerleşiyor bir diğer amcam garaj işletiyor babam da böylelikle tekstil ve ticaret hayatına atılıyor ve bunu böyle sürdürüyor. Ortanca abim İstanbul Üniversitesi’nde iktisat okudu, bir diğer abim fabrikada çalışmaya başladı ve genel müdür oldu. Ablam evlenince Bitlis’te kaldı. Beş kardeş İstanbul’da okuma hayatları böyle ilerledi.” diyor...

Modacı olmak istiyordu

Ailesiyle beraber bütün eğitim kurumlarına ulaşmanın mümkün olduğu Çapa’da yaşamaya başlayan Nevin Akçelik, ortaokulu Çapa-Şehremini’de bitirdi. Ticarete eğilimi vardı ve kafaya taktığı meslek de modaydı. Bu nedenle meslek lisesine gitmeye karar veren Akçelik, Selçuk Meslek Lisesine kaydolur. Sonrasını ise şöyle anlatıyor:

Zaman içerisinde hayallerimi gerçekleştirdim. İnsanın başarı öyküsünde hayallerinin yeri çok büyük. İnsanoğlunun hayatında bir yol varsa oranın yüzde 50’sinde hayaller yatıyor. Meslek lisesi, hayallerime başlama noktası oldu. Ailem moda tasarım ve gelişimi istedi. En azından elin bir sanat tutar, ileride sana bir atölye açarız dediler. Kendimi kalabalığın içerisinde sivrileştirmeyi biliyordum. Kendime ait olan o özgüveni o yaşlarda aldım. Özgüvenle birlikte bir özgürlük ve aykırılık da oldu tabi.

Nevin Akçelik15

Hayallerimi gerçekleştirmem için kabuklarımı kırmam gerekiyordu”

İki abim var. Babam ise disiplinli bir adam. Bu saatte gideceksin bu saatte evdesin gibi kız çocuğuna karşı katı kurallar vardı. Ama o zamanki hayata bakış açım, duruşum ve hayallerim hep bir tık önde gitmiş. Hayallerimi gerçekleştirebilmem için kabuklarımın kırılması gerekiyordu. Kendinizi 16 -17 yaşlarında ispatlamanız gerekiyor. 18 yaşında zaten nişanlandım ve evlendim.”

18 yaşında liseyi bitiren Nevin Akçelik, ‘kendimi modanın içinde buldum’ diyor; Defilelerimiz oldu. Sürekli yapmış olduğum Haute Couture (Kişiye özel tasarlanmış kıyafet -TG) kıyafetleri yaptığımız defilerle sergiliyorduk. Bunun ticarete dökülüş hikayesi de şöyle. Lise ikiden sonra yaptığımız her kıyafeti satıp ticarete dönüştürme eylemi başlamıştı. O zamanın en çok bilinirliği olanlardan biri Vakko’ydu. Vitali Hakko hayalimiz vardı. Çünkü o işin duayeniydi, bizler ise onun takipçisiydik. Vitali Bey bir okuldu ve bize çok destek oldu. Hatta aldığım ilk parayla bir Fransız kumaşı aldım ve kendime çok güzel bir kıyafet diktim. Yaptığım işlerin paraya dönüşmesinin tadını o yıllarda almaya başladım.

Nevin Akçelik6

Nadir bey benimle evlenmeyi çok istiyordu”

18 yaşında evlendiğinizi söylediniz. Biraz detay anlatır mısınız? O kadar genç yaşta neden ve nasıl evelendiniz?

Nadir (Akçelik) Bey, dayımın yakın bir arkadaşıydı. Benimle evlenmeyi çok istiyordu. Dayıma ‘Özellikle senin ailenden biriyle evlenmek istiyorum’ diyormuş. Nadir Bey 1949, ben 1958 doğumluyum. Dayım da ‘Benim bir yeğenim var ama küçük verirler mi bilmiyorum’ dese de Nadir Bey sorun yok ben tanışmak istiyorum deyince dayım da önce abisiyle tanış demiş. Nadir, Cemal abimle görüştükten sonra bir akşam bizim evimize yemeğe geldi dayımla birlikte. Bizim hayatımıza böyle girmiş oldu. Ocak ayında tanıştık. Arkadaşlık dönemi olmadı görücü usulü olduğu için. Ben hala okuyordum ve okuldan sonra hemen eve gitmek zorundaydım. Okul çıkışıma gelirdi öyle görüşürdük. Bu bize daha bir sevgi kattı. Mart ayında nişanlandık Temmuz ayında da evlendik. Nedir Bey o dönem Kemerburgaz’ın Akpınar köyünde kömür madenleri işletiyordu.

Nevin Akçelik20

1979’da enne oldu

Genç yaşta evlendiniz hayalleriniz yarım mı kaldı?

Hayalim üniversiteydi ve benim gidebileceğim üniversite de sadece Ankara’da vardı. Ailemin beni Ankara’ya göndermesi mümkün değildi. Ama ben imtihanlara girmek istedim, kendimi kanıtlamam gerekiyordu. Olmazsa Beyoğlu Olgunlaşma’ya gidecektim Üniversite okumak istiyordum. Evlenince kısmet oldu. Nadir Bey de başka bir hayata başlıyor, madene biraz alışmaya başladım. Altı ay sonra hamile kaldım. Büyük kızım Aralık 1979’da doğdu. Böyle bir serüven ve hayat mücadelesi geliyor. Doğu kökenli olsak da daha modern yetiştim ama doğu ve alevi kökenli bir aileye gelin gittim. Nadir ailenin tek erkek evladı. Tabii sorumluluklar genç yaşta çok ciddi yükleniyor. Ne kadarını kaldırabilirsek ne kadarını yüklenebilirsek. İşte orada aileme bir kere daha teşekkür ediyorum. Çok zorlukla da yaşasak o mücadele bize çok şey kazandırmış. Hiçbir şey hayatımızda kolay olmamış. Bunlar size evlilik hayatınızda ve yaşam öykünüzde katılıyor. 1982 yılında oğlum Umut doğdu. 1987 Nisan’da küçük kızım Ceren doğdu.

Club Nena’nın temelinin atıldığı güne denk geldiği için sınava giremedi

Üniversite okuma hayalleri devam eden Nevin Akçelik, 1990 yılında Nadir beyden habersiz sınavlara başvurur. Ancak gel gör ki sınav tarihi ile Club Nena’nın temelinin atıldığı tarih çakışır. Nevin Akçelik, Nadir beye ‘ben okumak istiyorum’ demiş ancak Nedir Bey ‘O tarihte bizim Antalya da temel atma töreni var mümkün değil’ der ve Nevin hanım üniversite hayalini bir kez daha ertelemek zorunda kalır. Ancak yine de bu hayalin peşini bırakmaz ve 30 yıl sonra, 2015 yılında hayalini gerçekleştirir.

Nevin Akçelik3

Madencilikle Uğraşan Nadir Bey, bir anda otelciliğe girmeye karar verir. Antalya’da tahsisler dağıtılmaya başlanmıştır ve burada Nadir beye de bir arazi verilir. Akçelik, otelciliğe nasıl girdiklerini ise şu sözlerle anlatıyor:

Ben Ankara’ya gidip bakayım, neymiş”

Biz orman tahsisli bölgelerinde iş yaptığımız için 85-86 yıllarında Ankara’dan bize böyle bir teklif geldi. Antalya’da turizm yatırımı için arazi tahsisleri yapılıyor. Bize böyle bir tahsis isteyip istemediğimizi sordular. Bizim de o zaman iyi bir orman mühendisimiz vardı. O bize teklifleri sundu. Nadir Bey ‘Ben bir gideyim de Ankara’ya bakayım nedir ne değildir’ dedi. Bir o tarihlere kadar Antalya’ya gelirdik ama Alanya İncekum taraflarında tahsisli alanlarımızda kalırdık. O zamana kadar küçük de olsa otellerimiz vardı.

200 dönümlük bir arazi...”

Nadir Bey Ankara’ya gidince parselleri görüyor ve biz atlayıp inceleme için Antalya’ya geliyoruz. Bütün harita mühendisleriyle, orman mühendislerimizle beraber 1988 yılında geldik burayı inceliyoruz. Burası 200 dönümlük bir arazi ve denize sıfır. Yanımızdaki İber Otel’in tahsisli alanı da bize aitti. Yapar mıyız eder miyiz derken Nadir Beye “Şahane tam hayalimizdeki gibi bir yer” dedim. Nadir Bey Ankara’ya gidip onayladı. O zaman böyle fahiş fiyatlar yoktu hediye gibi bir şeydi. Çünkü siz ormancısınız ilk hak size veriliyor. Orman Bakanlığı’nın birtakım prosedürleri var. Biz, Club Ali Bey ve Turanlar hep aynı senenin aile yatırımcılarıyız.

Nevin Akçelik18

Arazinin yarısını Alkoçlar’a vermişler

Biz böyle bir başladık fakat Nadir Beyin bir tarafı turizmciliği hiç istemiyordu ve işi ağırdan almaya başladı. Oysa Club Ali Bey hemen başladı inşaata. Biz burayı 200 dönüm diye bilirken bize bir haber geldi. Arazinin 95-100 dönüm olduğunu, burada başka birine daha tahsis verildiğini öğrendik. Nadir onun mücadelesini vermedi. Zaten gönülsüzdü
‘Hakkımda hayırlı olsun’ dedi ve biz böyle başladık. Bizim arazinin yarısını Alkoçlar’a vermişler. Alkoçlar araziyi Kaptanoğlu’na, Kaptanoğlu da Ayüpoğlu’na sattı. Yani öyle öyle 10 el değiştirdi orası. Sonra geri bize teklif ettiler yok dedik. Bizden çıkmış olan şeyi artık almayız bu bize yeterli dedik. Velhasıl bunun sonucunda biz sınırlarımızı biçtik ve projelerimize başladık.”

Family Club konseptini inşa etmeye başlıyorlar

Bu olaydan sonra Nadir Bey arazinin sınırlarını belirler ve otel projesini hayata geçirmek için çalışmalara başlar. İstanbul’un en iyi mimarları ile görüşürler. Çünkü değişik bir konsept yaratmanın peşine düşerler. Otel, hem Osmanlı tarihini hem de ailen kültürünü yansıtsın isterler. Hedef kitle olarak kendilerine aileleri seçerler ve bu nedenle oda-kahvaltı veya yarım pansiyon yerine, 1992 yılında her şey dahil family club konseptini inşa etmeye başlarlar.

Nevin Akçelik7

Nevin ile Nadir ‘NENA’da bir araya geliyor

Otel yapılır ancak isminin ne olacağı henüz belli değildir. Nevin Akçelik, ‘Club Nena’ isminin hikayesini de şöyle anlatıyor:

İsmini son dakikaya kadar düşünememiştik. Patent alma döneminde herkes isimler yazıyordu. O zaman Grida mı yapsak diyorduk. Çünkü buranın en meşhur balıklarından biriydi. Bölgenin tarihini çok araştırıyordum.

Bizim Nadir ile olan aşkımızı açıkçası herkes bilirdi. Hep el eleydik. Her yere beraber giderdik. Antalyalı çok yakın bir aile dostumuz bize, “İkinizin isminin ilk iki harfleri olan Ne ve Na (Nena) koysanıza. Sevginizi ve aşkınızı buraya yansıtın” dedi. Böyle yansıtılan bir şey çok daha kalıcı olabiliyor. Çünkü biz de telaffuzu kolay ve akıcı olan bir isim arıyorduk. Mesela bir ara dediler ki ‘Akçelik konulsun’ ama telaffuzu zordu. Tam isim olmuyor, oturmuyordu hiç bağdaşmadı. Kahkahalar attık güldük tersi nane olur diye düşündük. Nadir “Aşkım kulağa çok hoş geliyor neden olmasın” dedi. Böylece orada Club Nena’nın Nevin’iyle Nadir’ini birleştirdik. O dönemde Vaya Con Dios’un ‘Nah Neh Nah’ diye bir şarkısı vardı ve cuk oturdu. 1997’de Açtığımız zaman müthiş bir patlama yaptı. Herkes buranın bir Alman oteli olduğunu sanıyordu ve kuyruklar oluyordu.

Nevin Akçelik37

Nadir bey inşaat halindeyken oteli satmaya yeltenir ancak bir engelle karşılaşır

1994 yılına gelindiğinde, otel henüz kaba inşaat halindeyken Nadir Akçelik oteli satmaya yeltenir. Çünkü istekli çoktur, güzel teklifler gelmektedir. Ancak bir sorun vardır: Nevin hanım oteli satmayı kabul etmez;

Kesinlikle istemiyorum senin 3 tane çocuğun var. Biz turizmci olmayabiliriz ama işletme felsefesine ve işletme ruhuna sahibiz dedim. Eğer buna sahipse bir işletme, o konsepti oturtabiliyor. Bu senin çocuklarına bırakabileceğin en iyi miras.

Çünkü biz sadece taşa toprağa yatırım yapıyorduk. Diyarbakır’da Eskişehir’de yatırım yaptı ama Antalya Lara yoktu hiç bomboştu buralar. Biz Türkiye’de bu bölgeye tatil köyü konsepti için yatırım yapan 13. yatırımcıyız. Bütün bir blok çıkan bir otel değiliz. 15 tane bungalov oteli olan 99 dönüm tahsisli alan üzerinde kurulmuş bir konseptiz. Yani 2 kattan oluşan 24 daireli 4 tane de 1030 odalı bloklar halinde ağaçlık bir alan. Yüzde 60 yeşillik alanı mevcut.”

Nevin Akçelik32

Dayı bey projede değişiklikler yapmış

Bir sene sadece proje üzerine çalıştık. 336 oda üzerinde koyduk konseptimizi. Aile oteli olacak dedik. Ne istediğimizi bildiğimiz için zaman içinde oturtabildik. Dayıma gösterdik projeyi. Projede değişiklikler yaptı. Hamam, sauna ve spa kısmı daha denize yakın kısımlardı. Oralar çok güzel yerler. ‘Bunları oralara koymayalım daha arkalara koyalım. Daha ölü yerleri değerlendirmiş oluruz’ dedi. Mantıklı geldi bize de. Projedeki değişiklikleri yaparak konseptimizi ve inşaatımızı oturttuk. Satmaktan da vazgeçince 95 yılına kadar geldik.”

Nevin Akçelik ve Nadir Akçelik, otelin arazisinde toprak olmadığı için buradaki tahsise yakın mesafedeki kendilerine ait 75 dönümlük araziden Club Nena’nın arazisine binlerce metreküp toprak taşırlar ve otelin peyzajını yaparlar. Nevin hanım odaların ve oda içindeki eşyaların tasarlanması sürecinde en ince detaya kadar işin içine girer. Amacı kısa vadeli değil, uzun vadeli kullanılacak, kullanımı kolay ve dayanıklı bir tasarım geliştirmektir;

Osmanlı cumbalarını yatak başuçlarına uyarladı

Kumaş istiyorlar, eller yağlı kumaşlara değecek, yataklar dayanacak duvara, güzelim yatak odası kire pasa dönüşecek. Her sene başlıkları değiştirmem gerekiyor. Yani o kumaş bana çok aykırı geliyordu. Çok mimar geldi gitti yapamadık odayı. Birçok otel geziyorsun o zamana kadar. Ankara da tanıdığımız çok iyi bir mimara anlattım bunları. Ahşap istiyorum deyince çizer misin bana dedi. Dış proje mimarımızın yapmış olduğu cumbalarımız var kafeslerimiz var Osmanlı tarzı mimariye hâkim. Ben bir gün odamda yatarken o Osmanlı cumbalarını görünce dedim ben bunları yatak başuçlarına aktaracağım ve bunu çizdim.”

Nevin Akçelik12

Kısacası oteldeki oda tasarımlarının tamamını Nevin Akçelik yapar. Oda tekstilleri için atlayıp Denizli’ye giderler. Nevin hanım Denizli’deki fabrikanın sahibine, “Ben binlerce kumaş dokutacağım sizin böyle bir fabrikanız var mı?” demiş. Fabrika sahibi ise “Hanımefendi bizim asıl yerimiz İstanbul’da” demiş.

Tesiste 200’ün üzerinde ağaç ve bitki çeşidi var

Benim Vakko’dan bir geçmişim olduğu için Vitali’nin fabrikasına gittim. 10 bin metraj kumaş lazım dedim ve birlikte yola çıkarak ilk kumaş dokumamıza, modellerimize başladık. Vakko’dan o zaman tırlar dolusu ithal yapay çiçek geldi. Lobi ve restoran gibi güneşin görmediği birçok alana yerleştirmek için.” diyen Nevin Akçelik, açılışının üzerinden 24 yıl geçen tesiste ciddi anlamda ithal çiçek ve ağaç da bulunduğunu, 200’ün üzerinde bitkiye ev sahipliği yaptığını söylüyor.

Nevin Akçelik36

Ağır bedeller ödendi”

Nevin Akçelik, “otelciliğe başladığınızda zorlandınız mı?” sorumuzu ise şöyle yanıtlıyor:

1997 yılında acentelerle görüşmeler başladı. Turizm hayatına profesyonel olmasa da o zamanlar başladık. Bütün kademelerinde, 90lardan bu zamana kadar bütün proje olarak işletme bazında bunları yaşamam bu aşamalarda olman hayatımda birçok şeyi kolaylaştırdı.

Tabii ki zorlandım, ağır bedeller ödendi. Reklamasyonlar geldi. Tabi o dönem her şey dahil konseptinde iyi olan bu bölgedeki otellerin hiçbirinde aqua park yoktu. Biz 3 tane aqua park açtık. Bizden sonra Club Ali Bey yaptı çünkü oranın müşterisi de bize geliyordu. Fransa’dan tırlarla masa, sandalye ve şezlong getirttik. 40 gün sürdü. Hayatımda hep ilklere imza attım.”

Nevin Akçelik25

Peki ilk yıllarda zarar ettiniz mi?

Zarar etmedik ama acentelere bir bedel ödedik. Kontrat yapmasını bilmiyorduk. O zaman acentecilerin ve müdürümüzün yaptıklarını zaman içerisinde kendimize uyguladık. Ticaret sadece kar amaçlı olmamalı. Tabii ki birtakım şeyleri olmalı ama sonuçta ticaretin de kendi getirdiği bir kar marjı olacak. Biz kendi kar marjımızı biliyoruz, neyin nerede olacağını biliyoruz ama turizmde bizim anladığımız, bildiğimiz ve kavradığımız şey insana olan yatırım. Öncelikle personel ve müşteri memnuniyeti. Kaliteli malzeme, kaliteli işlem ve bütün işleyiş müşteriye yönelikti. Personelimize yatırım yaptık, onları kucaklayıp bir aile gibi olduk.

Peki neden otelcilikte büyümek yerine tek tesiste kalmayı seçtiniz?

Biz tek firma olarak değiliz. Akçelik Madencilik olarak geçiyor. Biz maden alanını çok genişlettik. İlk etapta otelcilik bizim için bir renkti. Çünkü turizm sadece dünya kültürlerinin bir arada birleştiği bir alan ve ben bu alana hizmet ediyordum. Bir iş dokunabildiğiniz, gidebildiğiniz oranda sizin işinizdir. Gidemediğim, dokunamadığım, bakamadığım iş benim değildir.

Öte yandan Nadir turizmi sevmedi. Hiçbir zaman da çok sıcak bakmadı. Otelcilik ve turizm sektöründeki yaşam biçimini beğenmiyordu. ‘Genç bir karım, çocuklarım var. Burada en çok paranın, alkolün ve belli şeylerin olduğu yerlerde farklı bir mantaliteye sahip alanlar var. Bir de bir kamyon kömür senin kaç ay sattığın paraya eş değer’ diyordu. Yani ben paramı farklı bir sektörde kazanıyorum. Bana onun döngüsü çok daha iyi olabiliyor. Bir de o kadar insanla uğraşmıyorum. Şimdi, nurlar içinde yatsın, hayatta olup görseydi...”

Nevin Akçelik34

Nadir Akçelik ne zaman neden hayatını kaybetti?

2006 yılında akciğer kanserine yakalandı. 8 aylık bir süreç… Ocak ayında Nekerman’ın bir fuarına gittik, ana katalogdaydık. Acenteler bazında çok iyi bir oteldik. İçerisinde her şey dahil bilinirliği olan, marka olan bir Club Nena vardı.. Almanya ve İsviçre’de fuarlarımız oldu. Nadir bey çok öksürüyordu o zaman. Yavaş yavaş da kilo kaybına başlayınca tedirgin olduk.

Nadir beye kanser teşhisi konuyor

Antalya’da Tomografi ve MR sonucunda akciğer kanseri teşhisi konuldu. Nadir beye söylemedik gizledik. İstanbul Çapa’da çok iyi dost olduğumuz profesörler vardı. Hemen onları aradım. Yanlış olabilir mi böyle bir durumla karşı karşıyayız diye gönderdim sonuçları. Küçük hücreli bir tümör maalesef yapılacak hiçbir şey yok dediler. Biz apar topar İstanbul’a geldik. Bir hafta ondan sakladım. Çocuklarıma nasıl söylerim diye düşündüm tek başıma taşımanın çok ağır olduğunu her bir gün hissettim. Yıkılıyordum gün be gün. Sonra çocuklara anlattım ve onlarla bir hocaya gittik. Bunu Nadir beye aktarmanız lazım. Bilmeli ki tedavi süreçleri başlasın. Ameliyat olamayacak dediler ve üç ay ömür biçtiler.

31 Ağustos doğum günümdü, 1 Ağustos’ta Nadir vefat etti”

Tabii o zaman her şeyi unutuyorsun. Paran, mevkiin, hiçbir şey umurunda değil. Biz ümidi elden bırakmadık. Hayat sevincimiz, sevgimiz el ele biz bunu da yeneceğiz dedik. Bir üç aya daha geçti, bir üç ay daha geçti. Yendik yüzde yüz sıfırlandı. Metastaz yapmadı. Çünkü benim her şeyden önce ailem gelir ve işim ikinci eşimdir benim. O zaman hiçbir şey gözüme gelmedi. Birinci önceliğim kocamdı benim için. 8 ay yaşadı. 1 Eylül’de kaybettik. 31 Ağustos doğum günümdü. Çocuklar hastaneye pasta getirdiler. Ben bunu Nadir’in yanında yapamazdım. Çocuklarımı da kırmamak adına başka bir yerde kutladık.”

Nevin Akçelik13

Nevin hanımın omuzlarındaki yük ağırlaşıyor

Nadir beyin ölümü Nevin hanıma hem büyük bir darbe vurmuş hem de omuzundaki yükü ağırlaştırmıştır. O zamana kadar biraz daha işin vitrin kısmında yer alan Nevin Akçelik, bu sefer şirketin hesap kısmı, gelir ve gider dengeleriyle uğraşmaya da başlamak zorunda kalır, Akçelik, “Hep Nadir beydeydi o işler. İşin en büyük yükü gelir gider dengelerini oturtabilmek. 3 tane çocuk, hayatın sana getirdiği zorluklar, varlık, maden, otel, Nadir’in aile tarafındaki sıkıntıları derken kendimi yazıhanede buldum. O duruşu sergilemeye çalıştım. Kocamın bıraktığı bayrağı teslim aldım ve taşımaya başladım.” ifadelerini kullanıyor.

"Oğlum 'Anne ben okumayacağım' dedi"

Nevin Akçelik’in kızlarından biri evlenip Toskana’ya yerleşir. Burada satın aldıkları 200 dönümlük araziye inşa ettikleri Dojo Bianco isimli oteli işletmeye devam ediyor. Akçelik, “Diğer kızım Ceren ise Miami’de. Aslında Bahçeşehir Üniversitesinde okuyordu. Babayı kaybedince ben okumayacağım dedi. Miami’de arkadaşları olduğu için üniversiteyi orada bitirdi. Turizm okudu. Büyük kızım Bilkent işletme mezunu. Oğlum da Bilgi Üniversitesindeydi. O da ‘Anne ben okumayacağım sana yardım edeceğim’ diyor...

Nevin Akçelik9

Akçelik, Nadir beyin vefatı sonrası iş yaşamında karşılaştığı zorlukları şöyle anlatıyor:

Maden sektörünü biliyordum ama Nadir Bey kadar işin içinde değildim. Ocakların çalışma sistemlerini, bir sürü arabanın, kepçenin, çukurun, anlaşmalarımızın falan kurucusu olan patronu kaybediyorsunuz. Bütün donanımı bilgiyi...

Şimdi ben Club Nena’nın bu zamana kadarki sürecini nasıl anlatıyorum size? Çünkü bütün bilgi ve donanıma sahibim. Gözümü kapasanız nerede ne var gösteririm. Kontrat aşamalarını anlaşmalarımızı her şeyi oturur tek tek kontrol ederim. Evet, ben zor bir patronum.

"Club Nena bir okul gibi..."

Bir sistem kuruyoruz. Ticaretin getirisi ve götürüsü var. Eğer dengeler oturmuyorsa, ufukta bir şeyler belirgin değilse, elini taşın altına koymuyorsan, hayatın zorluklarını çekmiyorsan o iş yürümez. Club Nena bir okul gibi, buradan çıkan personeli herkes alır. Çünkü burada bir disiplin var. Burada iyi eğitiyoruz. Koç Üniversitesinden Sabancı Üniversitesinden Akdeniz Üniversitesinden hep hocalar getirttirip tüm birimlere sürekli eğitim veriyoruz. Genel müdürümü İtalya’ya gönderdim. 5 yıl koçluk eğitimi aldırdım. Bunlar ciddi miktarda bir yatırımdır. Maaşlarımız hepsinden fazladır. Onları daha çok sahipleriniz. Ama biz onlardan sistem ve çalışma istiyoruz. Kurallarım, prensiplerim ve kırmızı çizgilerim var.”

Nevin Akçelik 24

Keşke turizme hiç girmeseydik dediğiniz oluyor mu?

Zaman zaman olmuştur ama ben her zaman, her yaptığım işi çok sevdim. Sevdiğim için de bu duruma gelebildim. Balkonumdan baktığım zaman dünyanın bütün kültürlerinin burada olduğunu görüyorum. Hristiyanından Musevisine her bir şey var burada. Ama sonuçta biz insanız. İnsan olarak bakıyor ve onları kucaklıyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, bir kadın olarak onların karşısında rol model, ileri görüşlü bir kadını temsil ediyoruz. Tepside kahvemizi kendimiz ikram ederiz. Elimizde çok çalışanımız olur ama biz kendimiz alır misafirimize ikram ederiz, hizmeti bilen ve seven insanlarız. Yemeyi sevdiğimiz kadar yedirmeyi de severiz. Bizim kültürümüz böyle bir kültür.

Kadın çalışanlara daha çok yer verebiliyorum”

Genelde erkek egemen bir sektörde patronluk yapan bir kadınsınız. Dezavantajı ve avantajı oldu mu bunun size?

Ben çok öyle değerlendirmiyorum. Avantaj veya dezavantaj diye bakmıyorum. Mesela çalışanlarımın çoğu kadın. Kat görevlilerinin hepsi kadın. Kadın çalışanlara daha çok yer verebiliyorum, onları daha çok koruyabiliyorum, onların haklarının her zaman öncülüğünü yapmışızdır. Ama bir yatırımcı olarak baktığım zaman erkek egemenliğinin ağır olduğu bir ortam burası.

Nevin Akçelik24

İş konusunda kadın erkek tanımıyorum”

Ben alkol kullanmıyorum. Alkollü bir ortamda hiçbir zaman bulunmadım da. Benim için öncelik iştir. İş olduğu zaman kadın ve erkek tanımıyorum. Beni de öyle tanımlarını istemiyorum. Burada en önemli şey istikrar ve koymuş olduğumuz hedefler. Zaman içerisinde mutlaka zorluklar gelmiş olabilir ama burada duruşunuzdan ödün vermiyorsanız, kalitenizden ödün vermiyorsanız, bunca yıla dayanan bir başarı öykünüz varsa ve buradan kazandıklarımı yatırıma dönüştürmüşsem bu da benim için çok büyük bir getiridir.

Madenciliği oğluma bıraktım”

Oğlunuz da yetişti tabi bir yandan?

Akçelik Madencilik’i verdim oğluma. O da çok güzel başarılara imza attı. Malkara kısmına ayrı bir yatırım yaptı. Kemerburgaz’dan artık yavaş yavaş çıkmaya çalışıldı. Çünkü orası havaalanı oldu. Böylece oradaki alanı küçültüp daha çok Tekirdağ bölgesine yatırım yaptık. Oğlum oradan İstanbul kontaklı çok güzel işlere adım attı. Tabi gençler teknoloji ile birlikte inovasyon yaratıp sizlere harika şeyler verebiliyorlar.

Club-Nena-Genel-289950

Turizmden ayrılanlar doğrusunu yaptı”

Otelciliği sürdürmeyi düşünüyor musunuz, uzun vadeli bir planınız var mı?7

Şu an hiçbir şey düşünmüyorum. Çünkü gelecek çok güzel görünüyor. Gençlere en azından burada imkanlar sağlıyoruz. Gayet iyi gittiğini görüyoruz. Şartlar bizi değiştiriyor, zaman zaman bıkkınlığımız olabiliyor. Tanıdığım çok iş adamı turizmden çekildi. Bence doğrusunu yaptılar. Yani insanla uğraşmak o kadar zor ki gittikçe hevesiniz kırılıyor.

İnsan psikolojisini bilmek hayatımda çok işime yaradı”

Dünyaya bir daha gelsem yine turizmcilik yaparım diyor musunuz?

Hayalimde turizmcilik yoktu. İlk başta hayalimde iyi bir eczacı olmak vardı. Çocukken ne olmak istiyorsun diye sorduklarında eczacı olmayı çok isterdim, kendimi oraya çok yakıştırırdım. Okul seçerken ailemin de yön vermesiyle moda ve tasarım içinde kendimi buldum. Ama bir yandan da insan psikolojisini merak ediyordum. İnsan psikolojisini bilmek hayatımda o kadar yardımcı oldu ki... İnsan psikolojisini iyi biliyorsanız ve işinize dokunuyorsa bu çok önemli. O kadar çok çalışıyorum ki size anlatamam. Çalıştıkça herhalde enerjim ve hafızam güçleniyor. Bunu aileme ve çocuklarıma borçluyum. Çünkü çok güzel bir ailem var. Ne yaptığından emin olduğum, yüreğinde iman ve bayrak sevgisi olduğu ve Türk kadını olduğum için açılan kapılar beni daha çok besliyor. Emekli olur muyum? Allah kısmet ederse bakalım. Benim dünürüm 80 yaşında İtalyan ve Monte Belle diye bir oteli var. Şu an otelin başında. Ben 80 yaşına kadar çalışır mıyım sanmıyorum. Ama ben de yavaş yavaş, herhalde 65’imden sonra dinlenmeye çekilirim diye düşünüyorum.

Sizin hayalinizdeki tatil nasıl bir tatil? En sevdiğiniz 5 şehir?

Ben kayak yapmayı çok seviyorum. Yurtdışına gidip Fransa’daki İsviçre’deki bilinen adı olan yerlerde yaparım. Orada çocuklarımla dünyanın en mutlu insanıyım. Üç çocuğum ve torunumla bir tatile gittiğim zaman benim gözüm hiçbir şey görmüyor. Zaman zaman da buna vakit ayırmanın olanaklarını sağlıyorum. Zaman zaman beni kaçırıyorlar. En son 31 Ağustos’ta İtalya’da bir adaya beni kaçırdılar. Orayı çok merak ediyordum. Tekne kiraladık ve Dalmaçya koylarını gezdik. Hindistan’ı merak ediyorum, orayı görmedim.

Floransa çok güzel bir şehir. Bana tarihi çok güzel anımsatan bir şehir. New York müthiş hareketi ve enerjisiyle bazen beni bile hareketlendiren bir şehir. Miami’ye çok sık gidiyorum. Orada yürüyüş ve spor yapmak güzel, doping sağlıyorum. Fransa’da Courchevel ve Val-d'Isère’de dağlarındaki kayak yerlerinde gezinti ve kayak yapmayı çok seviyorum. Çok profesyonel bir kayakçı değilim ama fena değilim, kendimi iyi idare ediyorum. “

Ekran Resmi 2021-12-14 16.24.14

Meslek lisesi yaptılar

Nevin Akçelik, söyleşimizin sonunda bir ek yapma gereği daha duyuyor. O da ailenin yaptırdığı meslek lisesi. Eğitime önem veren ve meslek lisesi kendisi için ayrıca önem taşıyan Nevin Akçelik, yaptıkları okula ilişkin şu bilgileri paylaştı:

1985 yılında Nadir Bey, Eyüp’e bir okul yapmayı düşündü. Bir meslek lisesi yaptırmayı istedi. ‘Benim eşim meslek lisesi mezunu ve ben çok iyi bir eşe sahibim. Geleceğin annelerine de böyle bir okul açmayı düşünüyorum’ dedi. Böyle bir projeyle biz yola çıktık. Haydar Akçelik Meslek Lisesi adını koyduk. 1987 yılından beri eğitim veren bir okulumuz var. Orada binlerce çocuk eğitiliyor. Benim en güzel şeyim o, eğitime yatırım. Zaman zaman kendimize görev bildiğimiz alanlarımız var. Mütevelli heyetiyim, Böbrek Yetmezliği Vakfının komite üyesiyim. Hayatınızda böyle alanlarda yer vermezseniz sizin ufkunuz daralır. Ben hayatımda hiç oldum demiyorum, ne olacak diyorum.”



Bu Haber 14.12.2021 - 15:47:36 tarihinde eklendi.
Kullanıcı Yorumları
Henüz yorum yapılmadı.
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.