Ali İmdat Uçar kimdir?

TurizmGüncel’in sektör kamuoyuna armağanı TurizmdenPortreler’in yeni konuğu, Antalya’nın bir orman köyünde başlayan yaşamı öğretmenliğe, oradan da turizme uzanan çalışkan bir turizm profesyoneli, Ali İmdat Uçar. 25 yıldır aynı gruba ait otellerde genel müdürlük yapan Uçar; Nazan, Evren ve Erseven üçlüsünün etkisiyle başladığı turizm yaşamını, ailesini, hobilerini dönemine ilişkin anılarını ve gözlemlerini TurizmGüncel okurları için anlattı. Keyifli okumalar...

TurizmdenPortreler - TurizmGüncel

1953 yılında Antalya’nın bir orman köyünde dünyaya gelen Ali İmdat Uçar, ev hanımı bir anne ile orman memuru bir babanın altı çocuğundan biri. İlkokulu doğduğu köyde okuyan Ali İmdat Uçar, ortaokulun bir yılını Manavgat, iki yılını da Korkuteli’de okudu. Uçar’ın kardeşlerinin biri İstanbul’da, biri Almanya’da yaşıyor, geriye kalanlar ise Antalya’da turizm-tedarik işleriyle uğraşıyor.

ucar3

ESKİ KÖY ENSTÜTÜSÜ

Liseye Aksu Öğretmen Okulunda başlayan ve 1971 yılında bu okuldan mezun olan Ali İmdat Uçar, okuluyla ilgili ilginç bir bilgi veriyor;

Öğretmen okulu bize çok şey kattı. Okuduğum okul önceden Köy Enstitüsü idi. Daha sonra öğretmen okuluna dönüştürüldü. Ama Köy Enstitüleri’nin oluşturduğu eğitim geleneği sürüyordu. Köy Enstitüsü zamanında kurulan atölyeler, pamuk tarlaları, arılar, traktörler, üzüm bağları, marangozluk, resim, müzik atölyeleri... bunların hepsi duruyordu. Biz de onları kullandık.

‘’KENDİMİ ŞANSLI HİSSEDİYORUM’’

Köy Enstitülerinin ortamını gördüğünüzde ne hissettiniz peki?

Köyde yetiştiğimiz için çok yadırgadığımız bir şey değildi fakat kurgu ve sistem köy öğretmeni yetiştirmeye dönük. Mesela iş bilgisi dersi ödevinde köprü falan yapıyorduk. Bizden öncekiler ise yemekhaneler, kooperatif binaları, derslikler yapmışlar ödev olarak. Muazzam şeylerdi. Ödev olarak yaptıkları yemekhane inanılmaz güzeldi mesela...

Kendimi bu açıdan çok şanslı hissediyorum. Orada aldığım eğitim ve öyle bir atmosferde yetişmiş olmamın avantajını yaşıyor olduğumuz rahatlıkla söyleyebilirim.

ucar4

‘’BÜYÜK OLANAKSIZLIKLAR İÇERİSİNDEYDİK’’

Çocukluğunuzu ve gençliğinizi geçirdiğiniz Manavgat, Aksu ve köyünüzde nasıl bir sosyal ve ekonomik yaşam vardı?

1960’lı yıllar... Bu günlere göre, büyük olanaksızlar içersindeydik. Köyü geçtim, ilçede bile elektrik gece yarısına kadar veriliyordu. Biz o dönemleri yaşadık.

Tabii, her dönemin zorlukları kadar güzellikleri de var. Mesela kendi oyuncağını kendin yapıyorsun. Bunu günümüzle karşılaştırdığınızda elbette müthiş bir şey. Ama değişim kaçınılmaz. Eskiden 3-5 yılda gerçekleşen değişimler şimdi 18 ayda gerçekleşiyor. Şimdi sabah kalkıyorsunuz başka bir yenilikle, akşam başka bir yenilikle karşılaşıyorsunuz.

‘’OBEZİTEDEN ÖLENLERİN SAYISI AÇLIKTAN ÖLENLERDEN FAZLA’’

Ancak gelişimle birlikte toplumdaki bazı değerler tersine döndü. Geçen bir kitapta okudum; günümüzde intihar edenlerin sayısı anarşi ve terörden hayatını kaybedenlerden çok daha fazla. Başka bir örnek ise; obeziteden ölenlerin sayısının açlıktan ölenlerden daha fazla olması.

Fransa’daki Sarı Yelekliler eylemlerinde de görüldüğü üzere, sistem tıkanmış durumda. 1938’de dünyada üç yönetim şekli var; kapitalizm, komünizm, faşizm. 1968’de komünizm ve kapitalizm var ve 1998’de ise sadece kapitalizm var. Şimdi de kapitalizmin tıkanıklığının sıkıntılarını yaşıyoruz.

ucar17

‘’DÜNYA BİR AÇMAZIN İÇİNDE’’

Dünya bir açmazın içinde sanki. Şu anda dünyanın değişik yerlerinde yaşanan şeyleri art niyetli ya da anarşi gibi algılayabilir mevcut yönetimler, ama bunun nedeni tıkanmadan kaynaklanıyor. Çalışanların maaşlarını baskılarsan, bu sefer ürettiğin bir şeyi satamazsın. Yani asgari geçim standartlarının tutturulması aynı zamanda sistemin de panzehiri...

TAYİNİ KENDİ KÖYÜNE ÇIKIYOR

Liseyi Aksu Öğretmen Okulunda bitirdiniz. Sonra nasıl şekillendi hayatınız?

Aksu Öğretmen Okulunu bitirdikten sonra köy öğretmeni olarak tayinim çıktı. Antalya’nın Gündoğmuş ilçesine bağlı bir köydü bu. Bir yıl orada çalıştıktan sonra, tayinim kendi köyüme çıktı. Orada birinci sınıftan alıp dördüncü sınıfa kadar getirdiğim öğrencilerim oldu. Fakat uzun süre tayinimiz çıkmadı. Köyde sıkıntı içindeyiz ve kent yaşamına bir türlü ulaşamadık. Ben de ‘olmazsa istifa edip yükseğini okuyayım’ dedim.

ucar10

12 EYLÜL DÖNEMİNDE SÜRGÜN VE ÖĞRETMENLİKTEN İSTİFA

Öğretmenlikten istifa ederek Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsüne geçtim. Orayı bitirdikten sonra da İstanbul’a tayinim çıktı. Esenler’de İbrahim Turhan Lisesi var, orada görev yapıyordum.

12 Eylül döneminde beni oradan sürgün ettiler. Kahramanmaraş olaylarından dolayı boykot eylemi yapmıştık. O zaman ortalık bayağı bir karışıktı. Sürgün sonrası tayinim Şişli’de Namık Kemal Ortaokuluna çıktı, oradan da geçici görevle Çemberlitaş Kız Lisesi’ne gittim. O arada da haftanın iki günü İtalyan Kız Ortaokulunda derslere gitmeye başladım. Öğretmenler boş günlerinde özel okullarda derse girebiliyordu.

Dört yılı Antalya’da köyde ve 10 yılı da İstanbul’da olmak üzere toplam 14 yıl öğretmenlik yaptım ve sonrasında öğretmenlikten istifa ettim.

12 EYLÜL’ÜN ALİ İMDAT UÇAR’A İKİNCİ CEZASI

Neden istifa ettiniz?

İstifanın bir yanı ekonomik. Öğretmen maaşları bugün de yetersiz, o gün de yetersizdi. Okulda müdür yardımcısıydım. Bu görevim devam ederken, okul müdürümüz, ‘seni başmuavin yapalım’ dedi. Milli Eğitim’e yazı yazdı ancak Milliği Eğitim’den ‘yöneticilik yapamaz’ diye yanıt geldi. Nedeni ise 12 Eylül döneminde yaptığımız boykot. ‘İnsanlar neden öldürülüyor’ dedik altı-üstü. Yani 12 Eylül’ün bana ikinci bir cezası oldu.

ucar9

EŞİMLE BİRLİKTE ŞİRKETLERİN DEFTERLERİNİ TUTMAYA BAŞLADIK

Bunun üzerine yöneticilikten tümden ayrıldım Haftanın bir günü tamamen, diğer günleri yarım gün boştu. O dönemler eşim de Büyükşehir Belediyesinde ekonomist olarak çalışıyordu. Şirketlerin defterlerini tutmaya başladık. Baktık ordan bir gelir elde ediyoruz. Bir de, öğretmen arkadaşım Tunç Gülbağ, Laleli’deki İGS mağazası ürün satış hesaplarını tutmamı önerdi.

DOĞAN ERSEVEN İLE TANIŞIYOR

Orada, şu anda çalıştığım şirketin patronu Doğan Erseven ile tanıştım. Onların da Laleli’de bitmek üzere olan bir otel inşaatları vardı. Doğan Erseven, birini buluncaya kadar, benden otelleri, Grand Ons’un iç hesaplarına bakmamı istedi. ‘Tamam ona da bakayım...’ dedim.

Profesyonel Otelcilik serüveniniz de bu şekilde başladı o zaman?

DOĞAN ERSEVEN İKİ KAT MAAŞ VE BİR ARABA VEREREK UÇAR’I İŞE ALIYOR

Doğan Erseven bir gün bana, ‘şu anda ne kadar maaş alıyorsun?’ diye sordu. 600 lira dedim. ‘Peki emekli olsan ne alırsın?’ dedi. Bir araba parası dedim. Bana döndü ve, ‘Sana iki katı maaş bir de araba, gel bundan sonra bizim otelde çalış’ dedi.

darseven
Ali İmdat Uçar - Doğan Erseven

‘’YA PATRONUN KAFASI BOZULURSA...’’

‘İki kat maaş, bir de araba.. İstifa edip burada çalışacağım ama patron kafası bozulur da ‘yarın gelme’ derse ne yapacağım’’ diye de düşünüyorum bir yandan. Çünkü devlette işim garanti.

1987 yılında öğretmenlikten istifa ederek Doğan Erseven’in Grand Ons otelinde işe başladım.

ucar15

NAZAN HANIM HENÜZ LİSE ÖĞRENCİSİYKEN EVLENİYORLAR

Ali İmdat Uçar iş yaşamında ortaya çıkan değişimi anlatırken, biraz da özel yaşamından bahsetmesini istiyoruz. Ne zaman kiminle evlendi, çocuğu var mı, boş zamanlarında ne yapar? Ali İmdat Uçar başlıyor anlatmaya...

O dönemler Topkapı-Sur dışında oturuyorduk. Orda evimiz vardı. Karşı komşumun kızıyla tanıştım. Nazan o zaman lise son sınıftaydı. Ben de eğitim enstitüsünde öğrenciydim ve okulum bitmek üzereydi. O henüz öğrenciyken evlendik, yıl 1978’di.

Peki evlendikten sonra Nazan hanım okuluna devam edebildi mi?

Devam etti, hatta son sınıfta çocuğumuz oldu (gülüyor). Şimdi olsa öyle bir şey yapar mıyız? Yapmayız herhalde. ‘Hele bir okul bitsin’ falan deriz mutlaka.

OTELCİLİĞE GEÇİŞTE ÜÇ FAKTÖR: NAZAN, EVREN, ARSEVEN

Turizm sektörüne geçmemde ekonomist olan eşimin, Doğan Erseven’in ve Kenan Evren’in büyük etkisi var. Yaşamda etkisini önceden hesaplayamadığımız, bilmediğimiz rüzgarlar var...

Çalışmaya başladığınız otelden biraz bahseder misiniz? Nasıl bir tesisti, kimler konaklardı, fiyatlar nasıldı?

‘’BAŞKA BİRİNİ BULMANIZA GEREK YOK, ALİ BU İŞİ YAPAR...’’

Ben orada işe iç muhasebe yaparak başladım. Bir yıl kadar bu görevde devam ettikten sonra genel müdürümüz işten ayrıldı. O ayrıldıktan sonra hep beraber müdür aramaya başladık. Çıkan müdür arkadaş şirkete, ‘başka birini aramayın Ali yönetir burayı’ demiş. Bana sordular ama ben böyle bir deneyimim olmadığı için kabul etmedim. Sonra başka birisini buldular. Ama o da annesi vefat ettiği için işi bıraktı ve o da giderken, ‘başka birini aramanıza gerek yok Ali burayı idare eder’ demiş. Bunun üzerine Doğan Erseven, ‘yapsan da yapamasan da bu işi üstleneceksin. En nihayetinde bana hesap vereceksin.’ dedi.

Dil yok, turizm eğitimi yok ama öğretmen okulunda aldığımız iyi eğitim ve insanlarla kurduğumuz iyi ilişkilerin çok büyük yararını gördüm, hala da görüyorum. Aldığınız temel eğitim önemli...

ucar16

UÇAR, 94 ODALI GRAND ONS OTELİN GENEL MÜDÜRÜ OLUYOR

94 odalı bir oteldi Grand Ons. 1988 yılında dönemin en iyi 4 yıldızlı otellerinden biriydi. Müthiş bir talep vardı. Otel devamlı doluydu. Seri İsrail, İspanyol, Alman gruplar gelirdi. Fiyatlar o günün koşullarına göre gayet iyiydi. Dışarısı çok fazla nitelikli değildi o nedenle otel içi eğlence çok gelişmişti. Bir gecede bir kamyon bira sattığımızı hatırlıyorum.

‘’GENEL MÜDÜR ORKESTRA ŞEFİDİR’’

Otele genel müdür oldunuz ancak tecrübeniz yetersizdi. Sorun yaşadınız mı ya da ne tip sorunlar yaşadınız?

İyi bir çekirdek kadromuz vardı. Genel müdür de orada orkestra şefi gibi bir konumda. Her departmanın kendi işini götürebildiği ahenkli bir işleyiş var. Şu andaki genel müdürlük için de aynı şey geçerli. Genel müdür otelin her işiyle tek tek ilgilenemez. Bu bir organizasyon. Şanslıyım, çok değerli çalışma arkadaşları denk geldi bana, bugün de öyle.

ucar12

TÜROB’DA EĞİTİM KOMİTESİ BAŞKANI

O dönem hızlı turizm eğitimi alabileceğiniz bakanlık-özel sektör iş birliği ile yapılan 4 aylık eğitimler vardı. Meslek liselerinin sayıları daha sonra artmaya başladı. Ben eğitim kökenli olduğum için bu işi eğitimli personelin yapması gerektiğinin farkındaydım. Daha sonra, Otelciler Birliği’nin yönetim kuruluna girdim. O zamanlar Otelciler Birliği, Türkiye Otelciler Birliği konumundaydı. Orada eğitim komitesi başkanıydım ve turizm eğitimiyle ilgili bayağı çalışmalar yaptık Ali Güreli başkanlığında. Hüseyin Şahin, Timur Bayındır, Kasım Zoto, Müberra Eresin...

Türkiye’deki üniversitelerin turizm bölümlerinden öğretim üyelerini topladık. Sektörün gereksinimleri ve müfredatlarla ilgili çalışmalar yapıp, raporlarını cumhurbaşkanına, başbakana, Milli Eğitim Bakanlığı’na, Kültür ve Turizm Bakanlığına, Talim Terbiye Kurulu’na ilettik.

‘’AB ÜYELİK SÜRECİ SEKTEYE UĞRMASAYDI...’’

Yakın zamanda da turizm meslek tanımlarını yaptık. Ankara’da Merkezi Yeterlilik Kurumu var. Bu kurum tam çalışabilmiş olsaydı... Bizim AB ile olan üyelik süreci yavaşladı veya sekteye uğradı. Uğramasaydı, şimdiye sertifikasyona geçmiş olacaktık ve bu sertifikalar diplomadan daha önemli olacaktı. Sadece okuldan mezun olmak yeterli değil. Bu işi yapmaya yeterli misin? Tıp Fakültesini bitirebilirsin ama doktor olabilecek durumda mısın? Tüm meslekler için bu geçerli olmalı. İşte o sertifika bu işe yarayacaktı.

Almanya’daki bir federal bölgeden diğerine giden bir avukat, gittiği eyalette yeniden yeterlilik belgesi almak zorunda örneğin.

ucar18

‘’TURİST BAŞINA HARCAMDA HİÇBİR ZAMAN TATMİNKAR BİR DÜZEYE GELEMEDİK’’

Ali İmdat Uçar’a, 80li ve 90’lı yıllarda İstanbul’a gelen turist profilini soruyoruz. Türkiye’nin hiçbir zaman kişi başı harcamada tatminkar bir noktaya gelemediğini söyleyen Uçar, şu değerlendirmelerde bulunuyor:

Turist başına harcamada hiçbir zaman tatminkar bir seviyeye ulaşamadık O dönemde de birtakım sıkıntılar oldu. Mesela Almanlar ve Fransızlar yoğun olarak otobüsle Yugoslavya üzerinden gelirlerdi. Bir ara Yugoslavya’daki karışıklıklar nedeniyle bu durdu. Sadece hava yoluna kaldı ama günümüzdeki gibi yaygın ve gelişmiş bir hava ulaşımı yoktu.

‘’YUGOSLAVYA’DAKİ KARMAŞA BİZİ ETKİLEDİ’’

Bu otobüslele gelenlerin içinde, çok sayıda üst harcama grubuna mensup emekliler oludu. Bu nedenle Yugoslavya’daki karmaşa bizi oldukça etkiledi kısa sürede. Ama o dönem Almanya’dan Fransa’ya, ABD’den Avustralya’ya kadar, her yerden gelen vardı İstanbul’a. Şu anda ise Ortadoğu ve Uzakdoğu.

ucar5

‘’AVRUPALI TURİST GÖNÜL RAHATLIĞI İLE TÜRKİYE’YE GELEMİYOR’’

Peki bu durum geçici mi yoksa İstanbul’a gelen turist profili giderek doğuya mı kayıyor?

Bu siyasi gerginliklerle ilgili bir durum. Avrupa ile Türkiye arasında gerilim var ve bu henüz tam olarak çözülmüş değil. Bu politik gerginlik tam rahatlamış değil. Bu nedenle gönül rahalığı ile Türkiye’ye gelmiyor henüz.

‘’TURİZM YERİNDE İHRACATTIR’’

Toplumun turizme bakışı nasıldı o dönem, ‘turizm boş iş’ deniyor muydu?

Turizm için iki şey gerekiyor; biri yatak diğeri ulaşım. Özal’ın turizm hamlesiyle birlikte oluşan altyapı sonrası yatak sayısı artmaya başladı. Önceden çok azdı yatak. Antalya önceden birinci derecede tarımla uğraşırdı.

Turist bir domates, bir elma tüketiyor ve siz taşıma yapmadan yerinde ihracat yapıyorsunuz. Bunu gördü insanlar. ‘Turizmciler ihracatçı sayılsın’ diye boşuna söylenmiyor.

İŞE TOPLU TAŞIMAYLA GİDİP-GELİYOR, BOL KİTAP OKUYOR

Ali İmdat Uçar iş dışındaki zamanlarını nasıl değerlendirir, ilgi alanları neler?

İstanbul’da zaten 8-10 saat çalışıyoruz. 8 saat uyuyoruz. 2 saat geliş-gidiş. Ve size 4 saat kalıyor. İşte bu geriye kalan 4 sati çok iyi değerlendirmek gerektiğini fark ettim. Bir kere toplu ulaşım araçlarıyla daha çabuk gelip-gidebiliyorsunuz. Ben o süreyi kitap okuyarak değerlendiriyorum. Ortalama ayda, bir kitap okuyabiliyorum.

ucar11

Ne tür kitaplar okursunuz, son okuduğunuz kitap hangisi?

Şu anda Homo Spiens’in yazarı Yuval Noah Harari’nin ‘’21. Yüzyıl için 21 Ders’’ isimli kitabını okuyorum. Henüz 65. sayfadayım ve çok ilginç bir kitap. Bu 65 sayfayı oturup yarım gün konuşabilirim.

Ondan başka, İlber Ortaylı’nın kitaplarının yarısını okumuşumdur. Popüler kişisel gelişim kitaplarının çoğunu okumuşumdur. Psikoloji ve tarih kitaplarına meraklıyım.

‘’HAFTANIN İKİ AKŞAMINI DIŞARIDA ARKADAŞLARIMLA GEÇİRİYORUM’’

Sabah 08.00’da evden çıkıp akşam 20.00’da döndüğünüz bir işin temposunu taşımak çok zor. Bu nedenle haftada iki gün dışarıda yemek yiyorum. Eşim de bu konuda anlayış gösteriyor bana. Bir gün hafta içi bir gün de hafta sonu dışarıda arkadaşlarımla meyhaneye ya da bir restorana gidiyorum. Güzel sohbet ortamı oluşuyor. Güncel konulardan, okuduğumuz kitaplardan konuşuruz. Keyifli geçer.

İKİ TANE TORUNU VAR

Biraz da çocuklarınızdan bahseder misiniz?

İki tane kızım var. Biri evli İşletme mezunu, iki çocuğu var. Aynı zamanda dedeyim yani. İkinci kızım ise elektrik elektronik mezunu. O da bir yıl oldu işe başlayalı. ABD’ye gidip bir programa katıldı, dilini geliştirdi. İşini severek yapıyor.

ucar13

NAZAN HANIM TARİH BÖLÜMÜNÜ OKUYOR

Eşim de şu anda ikinci üniversiteye başladı. İstanbul Üniversitesi, Tarih ikinci sınıfta. Bu nedenle zaman anlamında çok da çakışmıyoruz.

Bir şirket bünyesinde yaklaşık 25 yıldır, çok büyük kısmı genel müdürlük olmak üzere, görev yapıyorsunuz. Sirkülasyonun bu kadar yüksek olduğu bir sektörde bir şirkette bu kadar uzun süre nasıl çalıştınız?

‘’SENDEN İYİ PARON VARDIR’’ VE ‘’SENDEN İYİ GENEL MÜDÜR VARDIR’’ AMA...

Doğan Erseven bana, ‘’mutlaka senden daha iyi genel müdür vardır, ama ben bilmiyorum’’ diyor. Ben de ona, ‘’daha iyi patron vardır, ama ben de bilmiyorum’’ derim. Bizimki biraz dostluğa da dönüştü ama bir mesafemiz hep vardır. Nitelikli bir iletişimimiz vardır. Yemeğe de gideriz, sohbet de ederiz ama ele ense bir durumumuz yok. Zaten, şirketteki çalışma süremin bu kadar uzun olmasının bir nedeni kuduğumuz seviyeli ilişkidir. Bir diğer nedeni, belki de birinci neden, patronluğun bir meslek olduğun bilmem. Patronluk bir meslek ve sen de bir genel müdürsün. Dediği gibi değilse anlatacaksın. Anlatamıyorsan genel müdürlük yapamazsın.

Son dönemde aynı yazarın ‘’Kadın Beyni’’ ve Erkek Beyni’’ isimli kitaplarını okudum. Yazar keşke ‘’Patron Beyni’’ diye bir kitap da yazsa. Çünkü patron beyni diye bir beyin var. Ben bazen arkadaşlarıma ‘’bu patronlar birbiriyle akraba’’ derim.

ucar1

PATRONU İKNA EDECEKSİN

İlla patronun dediğini yapacaksın diye bir şey yok. Ama onu ikna edeceksin. Öteki türlü zaten devamlı patronun dediklerini yapacaksan genel müdür olarak verimliliğin olmaz. Öyle olursa patron der ki, ‘’2 bin liraya şuraya bir eleman alayım, istediklerimi yapsın’’. Genel müdür donanımlı olmalı, kültürel alt yapıya sahip olmalı ve empati kurabilmeli... Öteki türlü işin içinden çıkmak pek mümkün değil.

O DÖNEMİN ÜNLÜ TUİZMCİLERİ

Turizme başladığınız yıllarda sektörde ‘idol’ olarak adlandırılabilecek isimlerden kimler vardı.

Tanıdığımız çok donanımlı turizmci büyüklerimiz vardı. Plan Tur Hüseyin Abi (USTA), İspanya çalışan Arar Tur’dan Sinan Kocapınar ve ortağı Mehmet abi vardı örneğin. Orion Tur’un sahibi Ersan Atsür vardı. Avustralya, Kanada, ABD gibi uzak ülkelerden çalışır ve hala devam ediyor. Universal Tur’dan Hülya Aslantaş vardı... Bu arada kapanan acenteler de oluyordu. Bu isimler hakikaten tutarlı, nitelikli ve sağlam turizmcilerdir. Bunlar gibi onlarca isim sayabiliriz.

ucar14

‘’EGE’NİN BİR KÖYÜNDE...’’

Bir turizmci olarak ne tür tatilleri seversiniz?

İnsanın tatil alışkanlığı zaman içinde değişiyor. Gençlikte mesela eğlencesi bol olan yerler öne çıkıyor. Çocuk sahibi olduktan sonra rota, aktivitesi bol olan her şey dahil otellere dönüyor. Ama artık bizim çağımızda Ege’nin bir köyündeki, denize girebileceğin, oturup kitap okuyabileceğin Butik bir otel arıyorsun. Bu tip yerler çok daha cazip benim için. Bizim Bodrum’da, 25 sene önce aldığımız, bir devremülk var. O zamanlar pek otel yoktu ve devremülk çok cazipti. Hala orayı da kullanıyoruz.

Yurt dışında sen sevdiğiniz şehirler hangileri, yurt dışında tatil yapar mısınız?

Yurt dışındaki şehir gezilerim genellikle iş seyahatlerim sırasında ya da iş seyahatimi biraz uzatmak şeklinde oluyor. Ancak eşimin durumu farklı. O, aile veya arkadaşlarıyla Amerika, Uzakdoğu gibi turlara çıkar. En son Singapur’un da içinde olduğu bir gemi turu yaptılar.

Diğer yandan, bu tip turlara katılamamanın eksikliğini de hissediyoruz. Tek başına gezip tozma değil de, rehberli turlar anlamlı geliyor bana. Bu şekilde gezdiğiniz yerler hakkında bir sürü şey öğreniyorsunuz. Katıldığım birkaç rehberli gezide rehberin dibinden ayrılmamaya çalışıyordum.

ucar6

‘’NAPOLİ’DEKİ KURALSIZLIK BENİ ETKİLEDİ’’

Türkiye dışında sizi en çok etkileyen şehirlerler veya görmeyi istediğiniz şehirler hangileri?

Selanik, ilginçtir orada kendimi çok rahat hissediyorum, huzur buluyorum. Yine Siena ve Prag beni etkilemiştir. Napoli’de bütün arabalar yamuk yumuktur ve kimse kurallara uymaz. Oradaki kuralsızlık beni çok etkilemişti.

MAYA UYGARLIĞININ İZİNİ SÜRMEK İSTİYOR

Maya Uygarlığı'na ev sahipliği yapan Meksika ve Peru gibi ülkelere gitmek istiyorum. O dönemle ilgili okuduğum birkaç kitap var ve beni gerçeken etkiledi. Onların bir anda nasıl ortadan kalktığını hep merak etmişimdir. Hoş, sonradan öğrendim gerçeği.

ucar19

‘’ÖĞRETMENLİĞİ HİÇ BIRAKMADIM’’

Öğretmenlik gibi bir ‘idealizm’ mesleğini bırakıp otelci oldunuz. Hiç pişmanlık duyduğunuz oldu mu?

Asında öğretmenliği tümden bırakmadım ve bu benim için psikolojik açıdan rahatlatan bir şey oldu. Eskiden direkt Papalığa bağlı olan İtalyan Kız Ortaokulu’nda, haftada bir-iki gün olmak üzer, 10 yıl boyunca öğretmenliğe devam ettm. Diplomamız olduğu için, yarım gün derse gidip geliyordum.

Öte yandan, öğretmen olmanın etkisi devam ediyor hayatımda ve davranışlarımda. Devletin veya toplumun koyduğu kurallara uymamız gerektiği için değil, bizim iyiliğimiz için konulmuş kurallar olduğu için bu kurallara uymamız gerekiyor. Bu kurallara uyduğumuz zaman daha rahat ediyor, daha sağlıklı oluyoruz. Bu sorumluluğun bilincine varınca ondan sonra hep dikkat diyorsun. Polisin GBT kontrolüne ‘’ben teröriste mi benziyorum’’ diyerek itiraz eden insanlar var. Halbu ki, bırak baksın. Güvenlik kontrolü, kar lastiğinin olup olmaması, kırmız ışıkta bekleme, ehliyet kontrolü... Bunların tamamı toplumun yararına şeyler. Öğretmen bunu bilir ve öğrencilerine de öğretir. Bu bir sorumluluktur.

‘’PSİKOLOJİYE MERAKLIYIM’’

Öğretmenlikten sonra başka bir mesleği seçme şansınız olsaydı hangi mesleği seçerdiniz?

Otelcilik mesleğini seçtiğim için memnunum ama otelcilik haricinde başka bir mesleği seçmek durumunda olsaydım, bu meslek psikoloji olurdu. Psikolojiye çok meraklıyım.

ucar2

İSPANYOL KADIN TURİSTLE YAŞANAN TRAJİK OLAY

Meslek yaşamınızda başınızdan geçen, unutamadığınız bir hikayeniz var mı?

Trajikomik, hatta trajik bir anım var. Bizde konaklayan bir İspanyol grup vardı. Akşam iki kız kardeş barda oturup içiyorlar. Sabah geliyoruz kadınlardan biri ‘barmen gece gelip odamın kapısını çaldı, odama girdi ve beni taciz etti’ şeklinde şikayette bulunuyor. Biz dedik ‘hay allah, ne yapacağız, ne edeceğiz’ diye düşündük. Barmen ‘ben yapmadım’ diyor ama, çaresi yok göndereceğiz personeli. Barmen anlatıyor, ‘barda elimi okşadı’ falan diye ama biz misafire inanıyoruz. Meğer kadının psikolojik problemleri varmış. İkinci gün İspanya Konsolosluğundan ve Bakırköy’den görevliler geldi. Ve kadına özel kolları bağlı gömleği giydirerek otelden çıkardılar. Zapt etmekte zorlanıyorlardı. Çok acı bir durumdu, hepimiz ağladık. Böylece bardaki arkadaş da kurtuldu. Barda çalışan görevli, ‘elimi okşadı ve beni odasına çağırdı. Gitmediğim için de böyle yaptı’ dedi.Böyle bir trajedi yaşadık ve ben bunu hiç unutmam.

ucar



Bu Haber 03.01.2019 - 15:15:45 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Sefer Gümüş - 04.01.2019 - 02:39

    Ali İmdat Uçar’ı NEE yıllarından(1974)tanırım.Kibar,beyefendi,hümanist,demokrat bir arka. daşımdır.Geleceğini iyi planlayıp başardığı için O’nu tebrik ediyorum.Tanıdığım günden bu yana olan geçmişine de hep sahip çıktı. Ali’yi Grand Ons’taki otelciliğinden bu yana turizmci olarak da tanıma Dorsay’ın buldum.Ailem,çocuklarım,arkadaşlarım zaman zaman çalıştığı otellerde kalmışlığımız oldu.Hepimiz birbirimize memnuniyetlerimizi anlattık.Okul arkadaşlarımızla ,dönem arkadaşlarımızla buluşmalarımız oldu.Arkadaşlarımız içerisinde saygın bir kişiliğe sahiptir.Sevgilerimle

  • Gulseli Hayal - 04.01.2019 - 10:32

    Ali beyi birkaç kelime ile ifade etmek gerçekten zor Sektörde sohbetine doyamadığım her uğradığımda yeni bir şeyler öğrendiğim hala öğretmen kişiliği olan bir turizmci Keşke insanlar onun yarısı kadar idealist ve duyarlı olabilse İyki varsınız

  • FERHAT SADİ - 04.01.2019 - 09:37

    Ali İmdat Uçar Üstadımızı tanıttığınız için öncelikle TURİZM GÜNCEL ekibine teşekkür ederim. Turizmde , eğitimin sadece dil bilmek olmadığını , insanlarla olan iletişim , patrona ve personele olan bakış açısıyla yıllardır Genel Müdürlük görevi olan ince çizgiyi , elinde tutması mükemmel . İstanbul'a gittiğimde Üstadımızla , sohbet edip bilgi alışverişinde bulunmak mutlu eder. Saygılarımla

  • Tarkan Akyüz - 03.01.2019 - 11:03

    Ali Imdat Ucar Yardimseverliligi ile,Mutevaziliği ve sevecenligiyle Turizmcilerin gonlunde taht kurmustur.Kendisi Turizmde Duayendir.Herkes tarafindan cok sevilir.Mukemmel bir insandir.Personeline cok deger verir.Allah onu başimizdan eksik etmesin.Varol Ali imdat abi.

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.