serdar@dm-consultancy.com

Vasat olma çünkü…

Yaşamda bazı derecelendirmeler yapmak kalite arayışı için gereklidir.

İki kutup olarak iyi ve kötü ele alınırsa ortadaki alan vasat şeklinde tanımlanabilir. Burası tam bir sığınma yeridir ve hayattan korku duyan, atılım yapma düşüncesi olmayan, ilerlemeyi asla düşünmeyen, içine kapanık, tembel sayılacak, cesaretsiz veya gereksiz ataklık yapan karakterler bu alanda yaşamlarını geçirirler. Ancak sürdürmekte oldukları yaşam coşkuyla akan bir nehir kıyısında yaşama sırtını dönerek kendisine kazdığı bir çukurda oluşan çamurlu suda boğuşmakla geçer. Elini uzatsa nehir gür ve temiz suyunu esirgemeyecek ama onda elini uzatacak yetenek yoktur. O sadece kendi çamurlu çukurunun efendisi ve kralıdır. Kapasitesi kazdığı çukurun eni, boyu ve derinliği ile sınırlıdır. Birisi bir fikir veya bilgi sorarsa sürekli aynı değerleri papağan gibi tekrarlar durur. İlerlemez çünkü çaba göstermez, sadece kendi bildiği yaşamının kaderi olmuştur. Uzay ve evren boyutunda kendi bilgisini sınamaz çünkü o da farkındadır basiretsizliğinin. Belki bir atılım yapmış, bazen diğerlerinin elindekileri alarak kendine bir yer çizmiştir. Ama o noktada kalarak debelenmekte olduğunu sadece kendi bilmez.   

Bu örnekleme gelen geçer insan tanımına uygundur. Eğer eğlence isterseniz politikacılardan başlayıp, sözde toplum önderleri, iş adamları, ünlüler ve ünsüzlere dikkat edin. Bakın bakalım ne konuşurlar, ne üretirler, neyi önerirler ve nasıl yaşarlar. Değerlendirmeyi kolaylık olsun diye maddeyi yani parasal birikimleri dışarıya çıkartıp ellerinde olan değerler seviyesinde yapın. Farkına varmadığınız belki de dikkat etmediğiniz şekilde bu insanların sadece sığ ve yetersiz laflarla karşınızda durmakta olduğunu göreceksiniz. Belki üst düzeyde bir makamı işgal etmekte, sizin adınıza geleceğinize karar vermekte ama iyice bakınca kendisi de birlikte çalışmak için seçtiği etrafındaki kişiler de aynı vasat seviye içinde olmak zorundadır.

İşte kimsenin söylemediği çağımızın en büyük sıkıntısı “vasat” lıktır. Sahi, etrafınızda âlimler, bilginler, filozoflar, inanç insanları, bilim insanları, gözü tok kişiler var mı? Olamaz. Emperyalist düzen bunun farkında olarak bazı sistematik önlemler almıştır. Toplumsal bakımdan ileri ülkelerde yanlış yapanlar bu düzeneğe takılır ve yaptıklarının karşılığını alır. Hatırlayalım, bir büyük başkan cinsel fantezisi için genç bir kızın başını yakmış ama adalet basitçe ona cezasını vermiştir. Ancak sorun bu kişinin toplum içine çıkamaması olarak gelişmemiş, vasat insanların oluşturduğu ortam onu kucaklamış, belki ona gıpta etmiş ve politik arenada kendisi olmasa da karısı söz sahibi olmak niyetindedir. Bu noktada düşünmek ve gelecek için önlem almak fayda sağlayabilir. Çünkü eğer etrafta vasat olmayan düşünce ve görüş sahibi insanlar olsa bu tipler siyasetten silinir giderdi. O halde bu hastalık gibi yayılan salgının bir ülke veya kıta özelinde değil ancak insanlığı tehdit ettiğini görebilmek gereklidir.

Bugün yaşanan tüm ahlaksızlıkların tek nedeni de vasatlıktır. Belki bu nedenle 21.yüzyıl iletişim çağı olmasına rağmen herkes yalnız ve mutsuzdur. Yan yana gelen kişilerin sohbet ederek birikimlerini aktarmaları ve olası durumlar hakkında fikir üretmesi yerine herkesin akıllı cihazları ile oynaması aslında vasat olduklarını, konuları tartışamayacak, fikir üretmeyecek kadar yetersiz olduğunu da açığa vurmaktadır. Başka bir örnek uçağa binen insanların ısrarla telefonlarını kapatmadan konuşmaya çalışması, mesaj atması, oyun oynaması, diz üstü bilgisayarda bir şeyler yazmaya çalışması ilginçtir. Eğer bu kadar çok çalışabilsek ve işe bağımlı olsak herhalde Ay’ ı ve Mars’ ı biz keşfederdik. O halde bu tavır nedir?

Vasat kişi kendini hiçbir şey olarak görür. Yolların bozuk olması, sıkışık trafik, çukurlar, hatta aracının lastiğinin bu nedenle patlaması, su ve elektrik esintileri, anlaşılmayan vergilerin üzerine bindikçe binmesi, hak ettiği emeğinin karşılığını alamaması, kötü iş yeri şartları, politikacının yalanları, TV lerde programların basitliği gibi şeylerden etkilenmez. Adeta Süpermen gibidir. Kendi kadar sülalesini de etkileyen sağlık, eğitim, politika gibi konulara asla ilgi duymaz ve şartların düzeltilmesi için çaba sarf etmenin gereksizliğini savunur. Nasılsa değişen hiçbir şey olmayacaktır. Vasat olmanın dayanılmaz hafifliği tam da budur. Çünkü vasat olmasa değişim için yollar arayıp, önermeler ortaya koyması, benzer konularda aynı düşünceye sahip insanlarla bir araya gelip düzeltme çabasına katkı koyması gerekir.

Taşeron sistemi tipik bir vasatlık projesidir. Bu hastalık türü 1980 den itibaren süratle her yere sıçramıştır. Nasreddin Hoca fıkralarındaki gibi tavuğun suyunun suyu doğru bir benzetmedir. İşi yandaş alır, o yanındakine devreder, alan diğerine devreder, o da diğerlerine ve sonuçta sorumlu kimse ortada yoktur. Etrafınızda yapılan işlerin kalitesi ve firmalar düzeyine iyice bakın, ne söylediğimi hemen anlarsınız. Eğer her fert kendine vasatlık testi yapsa görecektir ki, sistem vasat üzerine kurulmuştur. Son yıllarda bilinen az sayıda sanat ve düşünce insanı yanına yeni eklenen isimler var mı? Mümkün değil. Müzik, edebiyat, felsefe, resim, heykel, spor gibi kişinin temel gelişimini sağlayan dallarında ünlü olan var mı? Spor örneği ilginç bir kara mizah örneğidir. Kapasite artırıcı çalışma, antrenman ve disiplin yerine bol miktarda doping ile hem kendini hem milleti kandıran idareci ve sporcuların durumları ibretliktir. İrdeleme zahmetine girerseniz sporcunun, tesisin, şartların vasat olduğunu görürsünüz. Neden şampiyonlar yetişmez sorusunun yanıtıdır.   

Vasat bir teknik kişi, mimar veya mühendis ne yapar? Sıradan binalarla çözülmeyen alt yapı sorunları! Eğer yeni bir konut alırsanız ne kadar para verdiğinizin hiçbir önemi yoktur ve bir o kadar para daha harcamak zorunda kalabilirsiniz. Yeni evinizde vasat seramik, batarya, mobilya olabilir mi? En doğrusu içine girmeden değiştirmektir. Böylece inşaat sektörünün topallamasına katkı yaparsınız. Ama buna karşı çıkacak bir çalışmayı başlatmak, siz dâhil, kimsenin aklına gelmez. Vasatlık insanın içine işler. Bu kadar büyük paralar neden ve nasıl harcanmaktadır ve sistemde çürük elmalar neden bu kadar hızla çoğalmaktadır gibi sorulara yanıt aramak zahmetine kimse girmez. Hâlbuki Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından yayınlanan metrekare inşaat maliyetleri ile aldığınız konutun alanını çarparak o ev veya ofisin olması gereken gerçek bedeli ile uçuk yüksek satış fiyatını sorgulansa kötü mü olur? Ama yalnız değilsiniz! Aynı şey endüstriyel bina ve tesisler için de geçerlidir. İlan edilen maliyetler olması gereken rakamların kat be kat üzerindedir. İrdelenmesi gerekir ancak vasatlık buna engel olur. Çünkü zincir reaksiyon devrededir. Alan, satan, karar veren tümü vasattır.

Vasat çözüm aramaz, kararın bir parçası olur.
Vasat neyin iyi olduğunu araştırmaz, sunulanı kabul eder.
Vasat üretmek için çaba sarf etmez, hazır olanı tüketir.
Vasat hiçbir şey yapmaz, projeleri aşırma ve uydurmadır.
Vasat fikir tartışması yapamaz çünkü savunulası düşüncesi yoktur.

Ne olursanız olun ama vasat olmayın, bir fikriniz, görüşünüz, tavrınız ve duruşunuz olsun.

Bu Makale 16.05.2016 - 12:29:35 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.