emirhepoglu@yahoo.com

Gençleri dinlemek için ne zaman vaktimiz olacak bayanlar baylar?

Geçtiğimiz günlerde ‘’Yan otelden adam çalma teknikleri’’ adı altında kaleme aldığım makalemin ardından yazdıklarımın bir kısmı genç kardeşlerimizi bir hayli üzmüş olacak ki uzun uzun eleştirmiş ve bu arada çözüm bekleyen sorunlarını aktarmaya çalışmışlar. Elbette onlara hak vermemek elde değil nerede ise hepimizin gördüğü, bildiği ama müdahale etmediğimiz birçok sorunu içinde barındıran problemler silsilesi. Bu hafta diğer makalenin devamı niteliğinde ve çok önemli olduğunu düşündüğüm bu konuya vurgu yapmak amacıyla, gençlere cevaben yazdığım mektubu sizlerle ve genç dostlarımla paylaşıyorum.
 
ELEŞTİRİ !
 
Haberi okurken arkadaşlarımla beraber yorumcular adına biz utandık.Merak ediyorum.Hiç gençleri dinlediğiniz oluyor mu ? En son üniversiteye ne zaman gittiniz ? Biliyor musunuz merak ediyorum, gelen acentaları ve otelcileri kovuyorlar artık.Ucuza çalıştırılıp ayakları şişene kadar koşturtulan küçücük çocuklara işi öğretmek adına yapılan işkenceyi hazmedemiyoruz.15 yaşında çocuk ne kadar işi biliyor,hayata dair ne kadar deneyimi var ki turist bile diyemediğim adamlar ona yarım yamalak anlayabildiği dilden fırça atıyor ? Egosu yüksek, hazımsız,eğitimsiz, işleriyi değiştirmek adına beğenmiyosanız burada ne işiniz var? Mantığını sürekli benimsemiş. Otelin dışında hayatı olmayan hazımsız adamlar bu çocukları nasıl ön plana atıyor? Bu mu eğitim? Bu çocukları hangi hakla günde 12 saat çalıştırabiliyorsunuz? Turizm sevgisizliği burada başlıyor işte. Pazarcı ağızıyla sonradan gel. Siz nitelikli iş gücünü düşünüyor musunuz hiç? Komik, çoğu turizmci kişisel gelişim kitaplarını okuyarak kullandıkları kelimeler çok gülünç. TOEFL sahibi,ABD,İsviçrede çalışmış. Not ortalaması çok yüksek arkadaşlarım var. 2 dil biliyor.Verdikleri ilan bile o kadar acınası ki. İyi dil bilen, üniversite mezunu, analitik düşünce vs vs görüşmeye gidiyorsun YOKSULLUK SINIRI ALTINDA bir maaş. "Hadi deneyimdir" diyor hayatının hatasını yapıyor. Yanlış turizm politikası, anutçu tipli adamlar, departman kavgaları yukarı da yorumda yazıldığı gibi SNGDBL odanın sanki çok büyük bir olaymış gibi gösterilmesi. Oraya sıfırdan gelen bir insan bile başarılı olur. Çünkü sistemsizlik var. Siz gençlere gelişecek vakit bile bırakmıyorsunuz ki 12 - 13 saat ödenmeyen mesailer, gram kadar maaş, tesisin yeterli eğitimi verememesi, vizyonsuz yöneticiler. Management Trainee zamanlarımı hatırlıyorum çok büyük bir zincir otelde satış görevindeydim .O dönemler yeni mezun olmuşum. TOEFL dan sonra Rusça sınavlarına hazırlanıyorum. Misafirler alacarte rezervasyonu yaptırmışlar orada bulunan garson çocuğa soruyorlar. Bu yemek nasıl şu yemek nasıl. Çocuğun tek söylediği , ben hiç yemedim ki bunları anlıyor musunuz ? İş görüşmesine giderken senin eğitim düzeyini değerlenirmeyen insanlar için o takım kıyafet giydikten sonra yeteri kadar morali bozuluyor insanın. Biz yaşadık onlarda yaşasın mantığı olduğu sürece Antalyanın minik salyangozları olarak kalacak çoğu turizmci. Resepsiyon arka ofiste yazanlar Gülün , Lükse sahip çıkın.. Şimdi burada duralım lüksü anlamak için köle mi olmak lazım? Hizmetle kölelik arasında çizgi çekilmemiş Türkiyede demişti hocalarımız. Haklıymış.Burada tüm yorumcuların eğitim düzeyini, çalıştığı tesisleri ve aldıkları maaşı gerçekten çok merak ediyorum. Deniz kum güneş turizmini nasıl değerleniriyorlar ? Romalıların ve Yunanlıların yaptıkları eserleri satarken, Türk kültür ve geleneğini keni dogmalarıyla nasıl baltalıyorlar ? Turizm öğretilerinin uygulanmadığı sektörde turizm işletme enüstri müh mezunu genç alırken.Yoksulluk sınırının altında çalıştırılırken o çok büyük kurumsal duruşları nerede ? Bir gidin üniversiteye payınızı alın.Bu kölelik düzeninde bu davranışları anlıyamıyorsanız hata sizindir.Önceden çalıştığım sözde marka olmuş acente de gençlerin harıl harıl KPSS e çalıştığı için KPSS kitaplarının yasaklandığını biliyor musunuz ? CV De çok iş değiştirmiş diye bir beyefeni sitem etmiş.Sadakat bir yerde uzun süre kalmak değil malesef.Eğitime aç gençleri maksimum verim minimum öğretim olarak değerlenirirseniz daha da uzaklaşıp ahlaksız tipik turizmci dışına çıkamayacaksınız.Tarih,kültür,yabancı dil,filoloji,işletme bilgisi olan insanı turizm mezunundan ayırmakta yanlış.Çift anadal mezunuyum böyle kaba bir mantık görmedim. Bu dediklerimizi düşünmenizi rica ediyorum.Biz bunları hergün konuşup gençleri turizmden farklı alanlara yönleniriyoruz.Malesef durum bu.
 
CEVABEN…
 
Merhaba,
 
Öncelikle makalemi okuyup uzun ve detaylı bir yorum yazdığınız için size çok teşekkür ederim.
 
Kendi yaşadıklarım ve gördüklerimden yola çıkarak yazdığım tüm makalelerim sektörün pek konuşulmayan gerçeklerini göz önüne getirmek üzere kaleme alınmaktadır. Daha önceki yazılarımı da okuma fırsatı bulursanız özellikle istihdam konusuna fazlaca değindiğimi göreceksiniz. Sektörün en büyük problemi olduğuna inandığım bu konu her yıl daha da vahim bir hal almakta ve Mas turizm yapılan Akdeniz bölgesinde en kronik halini bulmaktadır. İşin en acı yanı ise konunun asıl muhataplarının görmezden gelmek için ciddi bir çaba sarf etmeleridir. 
 
İşletmeci sermayedar tarafında ‘’50 milyon Euro yatırım yaptım otel açtım nasıl olsa personel bulurum ‘’ şeklinde popüler bir tavır benimsenmiş durumda. Bu oldukça trendy tavrın sonu ise ne yazık ki hep hüsran. Bırakın nitelikli iş gücünü oda temizliğini yapacak, restoranda boş toplayacak, sahilde şezlong düzeltecek personel bulmakta bile çok ciddi sıkıntılar yaşanmakta. Çözümü ise yine Türk tipi bir model yaratarak halletmeye çalışmaktalar, ‘’yan otelden personel aşırmak’’. Diğer tesislerden ekip olarak personel transferi yapmak bilhassa mutfak departmanına has bir durum olsa da, son zamanlarda bu diğer bölümler içinde geçerli olmakta. Yan otel ile gizlice anlaşan departman müdürü istifasını vermesinin ardından daha yan otele iş başı yapmadan personel vakumlama hareketini başlatmakta. Bu sektördeki etik kuralların hiçe sayılmasının ve ahlaki erozyonun şekle bürünmüş en belirgin halidir bence.
 
Makalemde de belirttiğim gibi eskiden bir otele iş başvurusu yapacak olan personel bayrama gidermiş gibi takıp takıştırır, traş olur, saçını toplar görünümüne büyük bir özen gösterirdi. Şimdilerde bırakın traş olmayı, saç düzeltmeyi insanlar nerede ise yataktan kalktığı gibi iş görüşmesine gitmekte. Nedeni ise sektöre karşı duyulan güvensizliğin artması. Ben bunu da turizmle alakası olmayan yatırımcı ve yerini dolduramayan yönetici taifesinin bu güne kadar yaptıkları büyük acemilik ve hatalara bağlıyorum. Her sezon sonunda cami avlusuna bırakılıp kaçılan bebek misali kapıya konulan, kimi zaman aylarca maaşı ödenmeyen, sigortası yatırılmayan, köle misali mesai bile ödenmeden çalışmaya zorlanan turizm emekçisi çareyi çoğunlukla sektör değiştirmekte buldu derken bu kötü sonuçların suçlusu olarak bu insanları gösteriyorum. Aslına bakarsanız konu oldukça derin, HD sisteminin kötü getirilerinden tutunda, teşviklerin ehil olmayan ellere dağıtılmasına ve hatta donanımı olmayan insanların baş tacı yapılma nedenlerine kadar irdelenmesi gereken bir dolu şey.
 
"Daha da kötüsü sektöre taze kan getireceğine inandığımız bir dolu gencin şımarık ve iş beğenmez bir tavır benimsemesi büyük bir hayal kırıklığı oldu‘’ derken aslında tam olarak kastettiğim ‘’Beyaz Yakalılar’’ olarak da tanımlayacağımız siz üniversite mezunu dil bilen donanımlı gençler değildi. Ben mesleki eğitim veren ve alt kadroları besleyecek diğer eğitim kurumlarını kastetmek istemiştim. Aslında yazının bütününde alt kadro istihdamını ön plana çıkartma düşüncesi vardı, demek ki başaramamışım. Bu konuya vurgu yapmadığım ve yazının bütününde yanlış anlaşılmasına neden olduğum için üzgünüm. Elbette burada yazının siz ve benzer profile sahip gençleri kapsamadığı içinde bir eksik yanı daha ortaya çıkıyor. Bu konuda beni uyarmış olduğunuz içinde ayrıca teşekkür ederim. Belki bana yazdıklarınızdan yola çıkarak ki bunlar realite, yeni bir makale kaleme almak daha doğru olacak.
 
Ancak madem bana bu konu hakkında bu kadar emek harcayıp bir dolu bilgi yolladınız, karşılığında bende gerçek manada neler düşündüğümü sizinle paylaşayım. Öncelikle makalem hakkında iyi ve kötü eleştirileri içeren blogları okumak isterim, bu konuda yardımınızı rica ediyorum. ‘’YA TURIZMCI OLUR YA SIGORTACI’’ şeklinde belirttiğiniz ebeveynlere ait düşünce yapısı oldukça doğru. Zira bundan 25 yıl evvelini hatırlıyorum da o dönemlerde çok ciddiye alınan, saygı duyulan ve herkesin ulaşamadığı son derece saygı gören bir meslekti Turizm ve Otelcilik. 
 
Ve evet bu arada kış aylarında üniversiteleri vakit buldukça dolaşıyor ve genç arkadaşlarımın sıkıntılarını bu vesile ile birebir duymuş oluyorum. Genellikle soru cevap ve sohbet biçiminde geçen bu buluşmalarda elimden geldiğince kendi deneyimlerimden yola çıkarak onlara yol göstermeye çalışıyorum. Başarıya ulaşmaları için kısa yol tuşlarını nasıl kullanmaları gerektiğine dair küçük tüyolar veriyorum. Tüm içtenliğim ve samimiyetimle aralarında sıkılıkla bulunduğum için ise şu ana kadar hiçbir salondan kovulduğum olmadı. Keza gençler yalan söyleyen, abartı yapan birini samimi konuşan ve doğru söylediğine kanaat getirdikleri diğerinden ayırmasını gayet iyi biliyorlar. Bu bağlamda gençlerimizin sezgilerine sonuna kadar güveniyorum.
 
Gençlerin bana bu güne değin aktardıkları sıkıntılarını an başlıkları ile ele alacak olursak:
Staj döneminde yaşanan sıkıntılar ve ardından gelen büyük hayal kırıklığı
Okul sonrası iş bulmak konusunda sıkıntı yaşayacaklarını düşünüyor olmaları
Diplomalı oldukları için ayrıcalıklı olduklarını düşünmeleri ve buna bağlı olarak çabuk terfi isteği
Alaylı olarak tabir edilen uzun yıllarını mesleğe vermiş ancak okumak yerine çalışarak deneyim kazanmış insanların altında çalışmanın verdiği rahatsızlık
Ve en popüler hatta altın soru ( ki hiç sektirmeden öğrencilerin tümü bunu soruyor ) NE ZAMAN GENEL MÜDÜR OLURUM ?
 
HOP DEDİK BEYLER !
 
Son dönemlerde staj adı altında öğrencilere kadrolu eleman gibi iş yaptırıldığı yadsınamaz bir gerçek. Bu konuda öğrencileri ezen tesisler gibi onları koruyup kollamayan okullarda son derece suçlu bence. İş müfettişlerinin son dönemlerdeki sıkı denetimleri vesilesi ile normal bir çalışanın mesai saatleri ve kanuni haklarının iadesi sorunları nerede ise çözüldü. Ama aynı durum stajyerler için geçerli değil. Tüm sezonun yükünü stajyerlerin üzerine yıkmaya yeltenen bir dolu tesis var güneyde. Bunları bizzat yaşamak beni de fazlasıyla üzmekte. Geçtiğimiz haftalarda Antalya’da oldukça iddialı bir tesisin lobi tuvaletinde karşılaştığım houseman daha önce seminere gittiğim bir okulun öğrencisi çıktı. Beni tanıyan bu genç bir çırpıda şikayetlerini sıraladı oracıkta. 12 saat çalışmasından tutun da, tüm lobi tuvaletlerinin sorumluluğunun ona verilmesine, kötü lojman şartları ile tüm bunların karşılığında aldığı üç kuruş stajyer maaşına ve üstüne üstlük yediği fırçanın haddi hesabı olmayışına kadar bir dolu üzücü anekdot. Üzülmemek hak vermemek elde değil. Bu, sektörün son yıllardaki en vahim durumlarından biri. Çözümü elbette var ama yukarıdan bir yerlerden müdahale ve ciddi bir irade istemekte. Özellikle okulların bu konuda dik bir duruş sergilemeleri gerekiyor. Zira okul bu tür yozlaşmalara izin vermediği sürece tesisin bir yaptırımı olamaz. Okul dilediğinde ya da şikayetler çoğaldığında öğrencilerini çekme hakkına sahip. Bu konuyu da ayrıca değerlendirmek gerektiği düşüncesindeyim. 
 
Egosu yüksek ve Otelin dışında hayatı olmayan hazımsız adam ve kadınların var olduğu ve insanlara işkence çektirdikleri MOBBING yaptıkları bir gerçek. Ancak tüm bunlardan yola çıkarak kişilerin eğitimsizliğine dem vurduğunuz vakit büyük bir hataya düşersiniz bunu da bilahare hatırlatmak isterim. 25 yıllık turizm yaşamım boyunca farklı ülkelerde, destinasyonlarda ve şehirlerde çalışma fırsatı yakaladım. Tüm bunlar benim için toplamda inanılmaz bir deneyimdi. Bir çok turizmci tanıdım, ülkemin turizm alanında buralara hangi zorluklardan geçerek geldiğini gözlemlemeye çalıştım. Eleştirilecek bir dolu hatalı durum olduğunu gördüm, şartlar ve zaman ile alakalı olarak doğal süreç olduğuna kanaat getirdim. Ve en sonunda öğrendim ki Türk turizmi ve otelciliğini bugüne taşıyan omuzlar çoğunlukla ALAYLI diye tabir ettiğimiz emekçi insanlardı. Pera Palas, Tokatlıyan ve Bristol Hotel ile başlayan ardından Hilton, Sheraton ve Etap Marmara ile devam eden gelişim sürecinde daha sonraları terfi alarak önemli görevler üstlenen insanların hepsinin üniversite mezunu olmadığını hepimiz biliyoruz. Ancak bu güzide topluluk zaman içerisinde kendini geliştirerek birkaç yabancı dil konuşur, Londra ya da Paris deki muadilinden daha iyi bir hizmet verebilecek kadar mükemmeliyetçi bir hale gelmiş oldu. 
 
Bu onların en büyük başarısıdır. Bu noktada ince bir çizginin üzerinde durduğumuzun farkında olalım. Ne diplomayı yüceltmek de okumamışlığı aşağılamak da bizi ciddi hatalara sürükleyebilir. Eğitimin önemi elbette ki yadsınamaz. Ancak bir takım imkansızlıklardan dolayı yeterli eğitimi alamamış meslektaşlarımızı da hor görmek hiç mi hiç doğru değil. Ayrıca Diploma denilen o selülozik materyalin insanı insan yaptığı, ya da birilerini adam ettiği insanlık tarihinde görülmemiştir. İnsanın içinde varsa, ailesinden doğru terbiye aldıysa, ahlaklıysa, gelişime açıksa, doğru ve dürüst ise, değil genel müdür, oteller zinciri koordinatörü , beş yıldızlı bir otelin lobisinde ayakkabı boyacılığı yapsa dahi, diploma sahibi bir dolu boş adamdan daha değerli olmalıdır bizim için. Zira kendi çabasıyla öğrenerek konuştuğu birkaç yabancı dil vasıtası ile Türk Turizmine daha fazla hizmet etmektedir beklide bu insan. 
 
KUSURA BAKMAYIN AMA BİZE UYMAZSINIZ!
 
Çektiğiniz sıkıntıların, yaşadığınız kötü deneyimlerin bazılarına bende bizzat şahit oluyorum. Bahsettiğiniz donanımlarınız beni çok mutlu ettiği gibi heyecanlandırıyor da. Sizler gibi genç arkadaşlarımın olması geleceğe ve ülkeme olan inancımı artırıyor.  TOEFL sahibi, ABD ve İSVİÇRE de iş deneyimine sahip, üç dil bilen ve aksanlı olarak konuşan, o kültürlere ait tarih , müzik ve edebiyat bilgisine sahip olan aydın bir kesimden bahsediyorsunuz, kesinlikle gurur verici bir durum. Ancak tüm bu donanımlarınız ile bize çok fazlasınız kusura bakmayın. 
 
Bize yarım yamalak İngilizce konuşan, Rusçayı belli alanlarda kullanmak üzere öğrenmiş, sahte diploma sahibi, ağzından küfürü düşürmeyen, gömlek düğmeleri karnına kadar açık, marka giyen ama giydiği markanın adını bile becerip  söyleyemeyen, elinden COHIBA puroyu, kolundan çakma ROLEX i eksik etmeyen, evli ve çocuk sahibi olmasına rağmen zamparalık yapmanın sektörün bir getirisi olduğunu düşünen, çok düşünmeyen, günü kurtarmaya odaklanmış, anket manyağı, gecenin bir yarısı alkollüyken lobide müşteri dövmeyi adet haline getirmiş ki bu dayak yiyenler genelde RUS vatandaşları ( sanırım bu kadar çok güzel kadına sahip olmalarından dolayı intikam alınıyor ), borç harç alınmış ikinci  el  4 X 4 ile hava atmaya çalışan,  çevre yapmak için birtakım sektörel toplantılara katılan ama hiç konuşmayan gergin yapan ( ki zaten konuşacak bir şeyi yok ), oldu ki konuşmak zorunda kaldı doluluklardan, fiyatlardan, verdiği aksiyonlardan bahseden, başka türlü kurtarmıyor ağabeycim, rekabet var diyerek sürekli hayıflanan, Facebook’da her gittiği eğlence mekanını fotoğraflarıyla kanıtlamak istercesine paylaşan, doyumsuz, çapsız, karakteri oturmamış ( olmadığı için elbette ), dolu gözükmeye çaba harcayan boş adamlar lazım, sizler değil kusura bakmayın, şansınızı ya yurt dışında ya da başka sektörlerde deneyin lütfen.
 
Buraya kadar yazdıklarımı sektörün özeleştirisi olarak almanız mümkündür. Okuduktan sonra sektör içinden bir dolu eleştiri almamda mümkün elbette. Ama benim yaptığım herkesin gördüğünü, bildiğini yazıya dökmekten fazlası değil. Tüm sektörün bu ve benzeri model yöneticilerden oluştuğu gibi bir genelleme yapmakta olabildiğince büyük bir hata olur. Zira öyle profesyonel yöneticilerimiz var ki sektörde beklide benzerleri dünyada yok. Kötü örneklerin çoğalması iyilerin bir süre için gölgede kalmasına neden olabilir. Benim umudum ise yine sizlersiniz. Sizin güçlü durmanız, iradeli ve sabırlı olmanız, yılmamanız sektör ve Türkiye için çok önemli bunu asla unutmayın lütfen. Geleceğimiz ve umudumuz yine sizlersiniz. Her ne kadar acı çekseniz de, aşağılansanız ve beklide ötelenseniz de size yalvarırım yılmayın. Gün gelecek sizi öteleyen, zorlayan ve yıldırmaya çalışan bir dolu gereksiz zihniyet sizlerin gücü, donanımı ve iradesi karşısında pes edecek ve yok olup gidecekler. Hiçbir meslek gurubu yok ki emek vermeden zirveye ulaşılsın. 
 
ÖRNEĞİN!
 
Ben İstanbul’un Karaköy semtinde Perşembe pazarı olarak bilinen ve zamanında Türkiye ekonomisinin karaciğeri olarak adlandırılan bir sanayi bölgesinin en eski esnaflarından birinin çocuğuyum. Rahmetli babamın sayesinde esnaflığın ne demek olduğunu, ticaret yapmanın zorluğunu, insan ilişkilerini ve ustalığı öğrendim. Her sömestr girdiğim bu ortam sayesinde Cihangirli Ermenileri, Galata’lı Musevileri, Dolapdere’li Kürtleri, Kasımpaşa’lı Romanları, Polonyalı hediyelik eşya ve viski kaçakçılarını, Nurosmaniye’li kuyumcu Süryanileri, Rum’ları, Arapları, Lazları, Trakyalıları ve daha yüzlerce farklı profili küçük yaşta analiz etme şansım oldu. Sefarad Yahudilerinden büyük bir tüccar olan Alfons Torres’i de tanıdım,  Urfa’lı hamal Kadir ustayı da. Her biri kendi içerisinde bir başarı hikayesi barındıran bu renkli karakterlerin ortak tek bir özelikleri olduğunu yılar sonra anlamış oldum.  ‘’İRADE’’, ayaklarını yere sağlam basmak, rüzgarlarda, fırtınalarda devrilmemek, kök salmak, ısrarcı olmak, sürekli şikayet etmemek, şartları zorlamak ve yılmamak. Elbette bu örnekleme yaptığım her bir karakterin bu şekilde sağlam bir duruş sergilemek için ciddi sebepleri vardı. Kimi çoluk çocuğuna akşam bir parça ekmek götürme kaygısıyla, kimi ise inancı sebebi ile  ötelenmiş olmasından sağlam durmak zorundalardı. Ve hepsi başardı, hayata karşı, hayatın zorluklarına karşı ciddi direnç göstererek hepsi kazandı. Büyük yaralar alanlarda oldu, bu uğurda sağlığını kaybeden ve hatta bu dünyadan göçüp gidenlerde. Bu emekçi, iradeli ve güçlü insanların önünde saygıyla eğiliyorum.
 
Y KUŞAĞI
 
Konunun bir de sizleri bir hayli ilgilendiren bilimsel bir boyutu da var, son olarak ona da değinmek istiyorum ‘’ Y KUŞAĞI ‘’. 
Değerli dostum eğitim uzmanı Fulya Engin Yerlikaya ‘’Y KUŞAĞI’’ nı şöyle tanımlıyor ki beklide bu tanımlama arkasından başka tartışmaları da doğurabilir:
 
İş hayatında sayısı en hızlı artan kesim, 1980 sonrası kuşağıdır. Son nüfus bilgilerine göre 71 milyon dolayındaki nüfusun % 20 sini bu kesim oluşturuyor. Y kuşağındaki gençler bağımsız, girişimci, geri bildirim almaya istekli ( bunu yaptığı iş için “ aferin “ beklemek olarak yorumlamak mümkün ) , kısa zamanda başarı beklentisi içinde olan, özgürlüğü ve esnekliği seven, makro yönetimden hoşlanmayan, girdiği ortamda esneklik ve aksaklıkları hemen fark eden ve bunları düzeltmek için istek duyan kişiler olarak tanımlamak mümkün. Bu kuşağın, kendilerinden önceki kuşaktan çok farklı bir zeminde yetiştiği muhakkaktır. Bu gençlerin gelişiminde ve hayatlarının tümünde elektronik ortam büyük yer almaktadır. Bu yaş aralığındaki çalışanların en belirgin özellikleri, evin çocuğu ve okulun öğrencisi olmak ile işyerinin çalışanı olmak arasındaki farkı kavrayamamış olmalarıdır. Bu gençler evde bir sorun yaşadıklarında bunun çözümünü anne babalarından okulda bir sorun yaşadıklarında da çözümü öğretmen ve okul yöneticilerinden bekleme alışkanlığı edinmişlerdir. Böylece kendilerini ilgilendiren her konuda çözümü dışarıdan beklemektedirler. Bu nedenle bu kuşak, iş ortamında gerçekçi olmayan taleplerde bulunmaya ve aslında kendileri çözebilecekleri sorunlar hakkında sadece “ eleştiri “ yapıp, çözümü de dışarıdan beklemeye eğilimlidirler. Çok kısa süre içerisinde hızla yükselmek de gerçekçi olmayan beklentilerin başında gelir. Y kuşağından bir gencin kariyer beklentisini sorup, ona kulak verseniz, öyle bir yükselme hedefleri sıralar ki, 28 yaşında emekliliğe ayrılacağını sanırsınız.
 
 
Yılmamanız ve mücadele etmeniz dileği ile 
Saygılarımla
 

Bu Makale 17.10.2012 - 15:40:20 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • DERYA - 09.10.2012 - 03:10

    Yenibiriş(Zeynep Mengi)LinkedIn üzerinden profesyonelce yazmak... http:fb.me2uwKdYQ2o adlı yazı herkes tarafından okunmalı... Keza diğer yazarlar ve yorum yapanları(İş ararken yaşadıkları) Neden olmasınTeşekkür ederim. İyi çalışmalar:))

  • Emir HEPOĞLU - 09.10.2012 - 12:28

    Derya hanım yarın itibari ile hafta sonuna kadar İstanbulda olacağım. Dilerseniz konu hakkında görüşebiliriz, belki sizin cafe seçici bir ortam olabilir bizim için. emirhepoglu@yahoo.com saygılarımla Emir HEPOĞLU

  • DERYA - 08.10.2012 - 04:14

    Cevap vermeyecektim bunu Murat Arslan istedi Murat Arslan(sizin İddialarınız)öncelikle sektörü bilmediğinizi bir kez daha iddaa ediyorum bir kez daha mücadele etmediğinizi iddaa ediyorum…basit zihniyetlerin algılayamayacağı ortam ne demektir? siz kimsiniz ki insanların kapasitesini eleştiriyorsunuz Keninizi kanıtlayamayacağınız plat102ormlarda egoistlik gereksizdir… Siz kimsiniz,ne iş yapıyorsunuz diye bir soru sormadım Siz önce Egoist kelimesinin anlamını öğrenin lütfen.Egoist olduğum fikrine nereden kapıldınız acaba? EGOİSTkeninden başka kimseyi düşünmeyen, bencil insan sıfatıdır. Egoizm genel anlamıyla bireyin keni çıkarları doğrultusunda hareket etmesidir. DİPNOT FB Departmanında Barmaid,ÖnBüroda Resepsiyonist,Rezervasyon Elemanı olarak görev yaptım 15 YAŞINDAN BERİ TURİZM OTELCİLİK SEKTÖRÜNDE KAZANDIĞIM TECRÜBE İLE İSTANBUL KURUÇEŞMEDE ÇOK ÜNLÜ BİR CAFE’NİN SAHİBİ VE İŞLETMECİSİYİM:)))) UMARIM AYDINLATABİLMİŞ VE KANITLAYABİLMİŞİMDİR:))) 2013 İSTANBULDA AÇILACAK OTELİMİZİN YÖNETİCİ KADROSUNDAYIM Emir BeyBasit zihinlerin algılayamayacağı,seçici olacağı bir plat102ormda buluşmak dileğiyle Tekrar Teşekkürler,Saygılar.

  • Murat ARSLAN - 08.10.2012 - 01:34

    Derya Hanım, öncelikle sektörü bilmediğinizi ir kez daha iddaa ediyorum bir kez daha mücadele etmediğinizi iddaa ediyorum.. şimdi sektörü bilmek bu işi 15 yaşından beri yapmaksa o eleştirdiğiniz kişilerde sektörü biliyor o zaman ?? bu yeterince aydınlandı.. 2. olarak, mücadele konusunda hala eleştirel davranıyorsunuz bahane üretiyorsunuz.. bence bahanelerle savaşılmaz.. yılların birikimi assistant housekeeper? peki bu yolda eğitimsiz ezenlerle başetmek için ne yaptınız? ilk önce bunu sorarım? yorumlarınızda bile hala egoist tavrınız devam ediyor? basit zihniyetlerin algılayamayacağı ortam ne demektir? siz kimsiniz ki insanların kapasitesini eleştiriyorsunuz? egoistlik yerine göre faydalıdır. keninizi kanıtlayamayacağınız plat102ormlarda egoistlik gereksizdir.. bi kez daha makaleyi okumanızı tavsiye ediyorum.. çözüme çare olmanızı diliyorum .. sevgilerimle..

  • DERYA - 03.10.2012 - 01:49

    Cassier Rumuzlu:))) Burası forum sayfası değil Sizin şu tavrınız çok mu etik?Siz ve arkadaşınız okusanız daha mantıklı Dikkatinizden kaçmış,Çalışıyorum Emir BeyBasit zihinlerin algılayamayacağı,seçici olacağı bir plat102ormda buluşmak dileğiyle Teşekkürler,Saygılar.

  • Ozan - 03.10.2012 - 01:02

    Merhaba, Ben sektördeki bence en büyük eksiklikten bahsetmek istiyorum. İşletme sahipleri ünvan almamış her insana indirim teklifinde bulunabilir, çalışma saatlerinde esnek davrana bilir istediğini yaptırabilir haakı olmasa bile yapabilme gücü vardır ve bu insanların sttandart bir karakter seviyesi olmadığı gibi eğitim seviyeside yoktur. Konuşulan konulara baktığımda hep şu noktaya geliyoruz yapabiliyorlar çünkü ortada bir ünvan yok sadece bir sıfat var turizimci yanına ne isim yazarsanız yazın niteliğin seviyesi belli değildir, Bence turizmdeki en önemli sorun ÜNVAN sorunudur ben lise ve lisans eğitimimi turizm alanında yaptım uzun yıllardır çalışıyorum hep bunun eksikliğini çektım hatrı sayılır bir puanla Türkiyenin en önemli üniverstesinde eğitim aldım ama sektör bana hiç de iyi davramadı, Kızgınlığım aslında bu konuda akademik kariyeri olan bakanlık düzeyinde çalışan insanların hala bu konuda kimseye yardımcı olmamasıdır. Şöyle düşünelim bir mühenislik fakültesini bitiren yada hukuk fakültesini bitiren insan bir ünvan sahibidir bir inşaat firmasının sahibi ne olursa olsun mühenisine gereken saygıyı göstermek zorundadır çünkü ehliyet sahibidir ve genç arkadaşlarım sadece bu ehliyet sahibi mühenislerin yanında staj ve deneyim kazanırlar dolayısı ile hakları en kötü ihtimalle keni ünvanına sahip deneyimli insanlar tarafından belirlenir bu hukuk sistemindede böyledir ünvanı olan her iş alanında böyledir. Bir inşaatı yapmak için nasıl mühenis gerekiyorsa bir turizm firmasında da bu ehliyete sahip insanların belli bir seviyede çalıştırılması zorunlu kılınmalı hatta tüm departmalar için ayrı eğitim ehliyetleri verilmeli ve ehil olmayan kimsenin bu departmanlarda çalıştırılmaması gerekir.Bunlar benim nacizane fikirlerim. Saygılar..

  • cassier - 03.10.2012 - 09:24

    Derya Hanım , Bence sizi bu nahoş tarzınızdan dolayı işe almamış olabilirler. Hatta eleştiri mektubunda bahsedilen karakterlerden birkaçının tanımına da uyuyorsunuz. Ben şahsen sizinle aynı tesiste çalışmak istemem. Murat Beyin de dediği gibi belki makaleyi bir defa daha okumanız konuyu anlamanız açısından daha faydalı olabilir.

  • DERYA - 02.10.2012 - 02:17

    Murat Arslan Bey Siz benim ne demek istediğimi anlamamışsınız.Yazının bir kısmını alıp altına yazdığım için kızıyor ve O kısmı da anlamıyorsunuz İnanırsınız ya da inanmazsınız ama beni de olur olmaz şeylerle suçlayarak hiçbiryere varamazsınız. Mücadele etmediğimi,fedakarlık yapmadığımı,çalışmadığımı,ne biliyorsunuz,beni tanımıyorsunuz ki? Sektörü bilmediğim,tanımadığım iddiası:))))kusura bakmayın burada siz saçmalamışsınız. Turizm otelcilik Meslek Lisesi ve Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunuyum. 15 yaşından beri Turizm Otelcilik sektöründe çalışıyorum.Alt kademeden başlayarak bu noktaya geldim. İşimi severek,isteyerek yaptım,yapıyorum da. 5 yıldır ne iş yaptığımı sormuşsunuz 2007 Kasım ayından beri İstanbul da Asistant Housekeeper olarak çalışıyorum.Umarım aydınlatabilmişimdir. Saygılarımla...

  • Murat ARSLAN - 01.10.2012 - 06:10

    Derya Hanım, öncelikle makale yi tekrar okumanızı tavsiye ederim.. zaten makalenin birkısmında olan yazının aynısını altına yazarak eleştirmişsiniz bu bir saçmalık bence.. Makale çok gerçekçi olmuş ve buda size uymamış anlaşılan? diyorsunuz ki beni işe çağırmadılar çok fazla geldiğiniz gerekçesiyle? o 5 yıl süre zarfında ne iş yaptınız? bene biraz sizi eleştireyim.. bence sektördekileri eleştirmeden önce gerçekten sektörü iyi bilmeniz gerekiyor.. Makaleninde dediği gibi o şımarık dediğiniz kesime karşı yılmadan ve fedakarlık ederek mücadele etmeniz lazım.. bunu egoistlik yaparak yapamazsınız.. bunlarla bilginizle savaşmalısınız ve onların üstüne geçtikten sonra yoketmelisiniz ki gelecek nesil bunlarla problem yaşamasın.. ki ben sizde şunu gördüm sizdede bu ne zaman müdür olcam sevdası var.. kariyer.net te yazılan her ilana dönülmüyor biliyorsunuz.. ve bu ticari rekabet ortamında kimse 1000 lira vermek yerine 2000 lira vermez.. bunu keninizi kanıtlayıp haketmelisiniz.. bene makalede Emir Beyin belirttiği gibi yılmak yok diyorum savaşıcağız kazanıcaz diyorum..

  • DERYA - 01.10.2012 - 03:40

    Siz dalda mı geçiyorsunuz Mücadele demişsinizKime karşı şımarık,küstah,seviyesiz,dengesiz cahiller için mi. Yakarıda yazdığınız yazı çözüm sunmuyor,Varolan sorunları dile getirmişsiniz…. Yazının sonunda Y KUŞAĞI EKLEMİŞSİNİZ BAHANELER DE HEMEN HAZIR Y KUŞAĞI (1980 sonrası kuşağıdır. ) Ben o kuşakdan değilim 36 yaşındayım. Tatile gittiğimiz otellerde görüyoruzKimlerin İşe alındığını Sözüm ona bu 5 otellerin Web Sitelerinde VİZYON VE MİSYON adı altında birsürü şey sıralarlarFakat gelin görün ki bunun anlamını bilmeyen Yöneticiler İnsan Kaynakları Departmanı işin başındadır Çeşme Ilıca da yeni açılacak olan 5 lı Otelde iş görüşmesi vardı(İNANMAZSANIZ ADINI VEREBİLİRİM) Yoldan geldiğimiz için,Sizin gibi tuvalete girme gafletinde bulunduk…İnşaat pisliği yetmiyormuş gibi,yerlere tuvalet kağıdı atılmış,sular akmıyor,pislik içinde…Sonra Excutive Housekeeper olduğunu öğreniğimiz yabancı bayan tuvaletten çıktı,yapmacık tavırlar içinde sanki haberi yokmuş gibi musluğu gösterdi,(su akmıyor ne yapıcam gibisinden,kenisine ıslak menil vermek zorunda kaldım) Sözde Excutive Housekeeper(KAT YÖNETİCİSİ) olan(BİRİ YABANCI,BİRİ TÜRK)Hayatlarında değil oda temizlemek,banyo tuvalet temizliği yapmamış kişiler oturmuşlar,Müdürlüğü masada direktif vermek olduğunu zanneden bir avuç cahil……….??????? İş Başvurularına gelinceŞenlik dizboyu……. Özellikle Kariyer.net ve Yenibiriş İş başvurusu yaptığım 5 Otelden 2007 de başvuru yapmışım,2012 de cevap geliyor En son LINKEDIN Sayfasında gördüm.Beyaz Eşya mağazasında çalışmış HOOOOP Turizm Otelcilik sektöründe İstanbul da Eylül ayında yeni açılan otelde işe başlamış(BEN DE HALA CV YE CEVAP BEKLİYORUM) Çoğundam aldığım cevapKUSURA BAKMAYIN AMA BİZE UYMAZSINIZ SİZ BİZE ÇOK FAZLASINIZ… YA DA HİÇ CEVAP VERİLMEZ…? Y KUŞAĞI ‘NA GELİRSEK ( 1980 sonrası kuşağıdır. ) Ve en popüler hatta altın soru ( ki hiç sektirmeden öğrencilerin tümü bunu soruyor ) NE ZAMAN GENEL MÜDÜR OLURUM ?Dan öncesi var Y kuşağı İş Görüşmelerinde MASABAŞI İŞ İster. BUNLAR KİM Mİ? ÖZEL ÜNİVERSİTE MEZUNLARI DİPNOT ÖZEL ÜNİVERSİTE MEZUNLARI OLDUĞUNU İDDİA EDEN BU KİŞİLERİN BİRÇOĞU ÜNİVERSİTEDE SINIFTA KALDIKLARI İÇİN OKULDAN ATILIP SERTİFİKA İLE TURİZM OTELCİLİK SEKTÖRÜNDE ARZI ENDAM EDEN KİŞİLERDİR…

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.