Market poşetinden günüllülük esasıyla Turizm Fonu'na büyük fırsatlar çıkar

Market poşetinden günüllülük esasıyla Turizm Fonu'na büyük fırsatlar çıkar

Değerli turizm sektörü dostları ve ilgili otoriteleri 24.12.2018 tarihli makalemi hatırlatmak, biraz da bu güncel konulara bağlayarak açmak ve gündeme taşımak istiyorum.


Hatırlatma ile başlayalım;

"Döviz lazımsa dön turizme bak!

Turizm sektörü Türkiye'de yıllar itibariyle öncelikli ve stratejik sektörler arasında olmamıştır. Her kalkınma ve hükümet icraat planlarındaki satırlarda iyi niyet ve temennilerle yer almıştır.

Günümüz dünya ülkelerinde turizmin iş hacmi, birçok sektörün önüne geçmiştir. Ülkelerin ihracat gelirleri içerisindeki payı önemli ölçüde artmıştır. Birçok ülke ihraç kalemlerinde turizm gelirleri yıllar itibarıyla ağırlıklı olarak artmaya devam etmiştir.

Turizm sektörü, uluslararası ekonomilerde önemli gelir kaynağını temsil etmektedir. Birçok gelişmekte olan ülke içinde ana gelir kaynaklarını oluşturmaktadır. Küresel çapta 1,3 trilyon dolarlık iş hacmine dayanan sektörde rasyonel büyüme devam etmektedir. Sektör küresel olarak ortama yüzde 4'lük bir büyüme ile dünya ekonomisinin büyüme performansının üzerinde bir gelişim göstermektedir.

Modernleşme, ulaşım ve iletişim kanallarının çeşitlenmesi, ulaşılabilir olması insanların farklı yerleri, farklı ülkeleri gezme görme merakını arttırmaya devam etmektedir. Turizm ekonomisi de buna paralel olarak sağlıklı büyüme göstermektedir. Turizm, kalkınma ile yakından ilişkilidir ve giderek artan sayıda yeni destinasyon sisteme dahil olmaktadır. Endüstrileşmiş ve gelişmiş ülkelerdeki turizmin bu küresel yayılımı, inşaattan tarıma, telekomünikasyondan birçok ilgili sektöre kadar ekonomik ve istihdam faydaları yaratmıştır.

Turizmin bir ülkenin ekonomik refah ve kültürel gelişmişlik düzeyine katkısı yadsınamaz bir gerçektir. Turizm sektörü ekonomide itici güç olmasının yanı sıra en önemli özelliği insanlık üzerindeki barış ve kaynaştırıcı özelliğidir.

Biraz da işin ekonomisine ülke özellinde bakalım. Gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere tüm ülkelerde dış gelire ihtiyaç vardır. Bu dış gelirler gerek mal gerekse hizmet sektörleri aracılığı ile sağlanır. Turizm birçok ülke için iç kaynaklardan yaratılan katma değeri yüksek bir sektör konumundadır. Bazı ülkelerde GSYH önemli girdilerini oluştururlar ve önemli döviz açığını finanse ederler.

Ülkemizde son 20 yılın rakamlarına baktığımızda;

·Turizm Gelirlerinin GSYH İçindeki payı ortalama yüzde 4,

·Turizm gelirlerinin İhracat gelirlerine oranı ortalama yüzde 20 civarında, son iki yıl olan 2016 ve 2017 de ortalama yüzde 16 ile pay almıştır.

Akdeniz Çanağında ezeli rakiplerimizden İspanya ya baktığımızda turizm gelirlerinin GSYH içerisindeki payı yüzde 11'e dayandığını görüyoruz. İspanya'nın turizm geliri ise 82 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

Türk turizmi, yarattığı gelirler ile politika ve ilgi eksikliğine rağmen kendi dinamikleri ile büyük başarılara imza atmıştır.

2017 yılında ülkemiz dış ticaret açığı 77 milyar olarak gerçekleşti. 2017 yılında turizm gelirlerinin dış ticaret açığını kapamadaki payı yüzde 34 olarak gerçekleşti. Bugün gelinen noktada ülkenin çok ciddi bir stratejik turizm politikası olsa turizm gelirleri en az 50 milyar dolar olurdu.

Keza ülkemizin turizm gelirleri 2012 yılında 37 milyar dolar idi. Son 5 yılda rasyonel sektör politikaları, stratejik planlar ve öncelikli sektörler arasında olsa idi bugün her yıl ortalama yüzde 7 büyüyen bir yapı ile 47-48 milyar dolar gelire ulaşırdık ve dış ticaret açığını kapama payı yüzde 62 olurdu.

Bunlar yapılsaydı, sizce bugün dövizde yaşanan dalgalanma veya artış bu denli gerçekleşir miydi? İnanın bu dalgalanmanın boyutunu yüksek turizm gelirleri daha aza indirirdi.''

İŞİN ÖZÜNE GELİNCE;

Son altı aydır ekonominin dinamikleri gerek içsel ve gerekse dışsal sosyo-ekonomik faktörlerin etkisi altında kalmaktadır.

Konu yine şoklar etkisi ile döviz açığının oluşturduğu makro ekonomik risklerdir. Bu oluşan risk nedeniyle döviz, borçlanma / dış fon ihtiyacı daha fazla artmaktadır. Böylelikle dış açık negatif yönde artmaktadır.

Turizm sektörü gelirlerini çıkarırsanız 60-65 milyar dolar civarında bir cari açık oluşuyor. (2018 tahmini rakam)

O zaman yapılacak tek şey rekabette üstünlük sağladığımız, tamamen iç üretim ile hizmet/gelir (net döviz girdisi sağlayan) üreten turizm sektörüne tam destek vermektir.

Bu da STK'ların desteği ve kamunun ana strateji olmalıdır. Bu ancak uzun soluklu iletişim ve tanıtım bütçesi ile gerçekleşebilir.

Bugünlerde en önemli gündem konularından biri market poşetleri konusu, bu konu turizm sektörü ve çevre bilinci ile direkt ilgili ve insanlar üzerinde farkındalık yaratacak bir konu olup doğru kurulanır ve şeffaf, hesap verilebilir yapı kurulursa müthiş bir tanıtım fonu bütçesi yaratılır sonuç ülkeye ve sektöre önemli farkındalık kazandırır.

Market poşetlerine Turizm Bakanlığı çevre bilinci / turizm ilişkili vb logolu baskı tasarlar. Bunlar ilgili tutardan satılır ancak burdan zaten Maliye Bakanlığı pay almayacak (İçişleri Bakanının açıklaması) Sosyal Yardımlar Bakanlığı bu kısmı (büyük) payı alacaktır.

Peki bu payı bu proje ile en az 50 milyar dolar beklenti içerisinde olduğumuz ve bugün kamu otoritesinin son altı aydır döviz ihtiyacı gerekçesi ile gündemin ilk sıralarına aldığı artık önemsediği sektöre aktarsak tüm paydaşlara hizmet etmiş olmazmıyız?

"Eğer istek varsa bir yol vardır"

Einstein



Bu Haber 06.02.2019 - 10:47:23 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.