Eda Özsoy - TurizmGuncel

AKTOB Yönetim Kurulu üyesi olan Yağcı, aynı zamanda Dünya Turizm Örgütü İş Konseyi üyeliğini yürütüyor. Turizmin uluslar arası bir iş olduğunu anımsatan Yağcı. “Dünyada neler olup bittiğini, kimin nasıl , ne zaman hareket ettiğini takip edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ançak genel çevrede neler olup bittiğini anladıktan sonra şirketler doğru ve akıllı stratejiler üretebileceğini belirtiyor.

Dünya turizm hareketinin 900 milyonlara ulaştığını belirten Yağcı, “2009’dan sonra krizin etkileri geçince, trilyonların üzerindeki insanların hareketini konuşacağız” bilgisini veriyor.

TÜRKİYE DENİNCE AKLA BİR İKİ ŞEHİR İSMİ GELİYOR

Dünya Turizm Örgütü toplantılarına katıldıklarını belirten Yağcı, “Türkiye, dünyada turizm alanında tanınan bir ülke ancak birkaç şehir akla geliyor. Bunun sayısını arttırmak lazım. Dünya turizm şehirleri sıralamasında Türkiye’nin birden fazla  şehirle isminin anılmasını gerektiğini söylüyor. Antalya 9 milyon turisti ağırladı. Bunu 15 milyon turiste çıkarabilecek bir potansiyele sahip. Paris, Barselona, New York’un yanında Antalya’nın da isminin geçmesi lazım” diye konuşuyor.

HEP AYNI ŞEYLERİ SÖYLÜYORUZ

Türkiye’nin 50 milyon turist hedeflediğini anımsatan Yağcı, konuşmasını şöyle sürdürüyor:


 “50 milyon turisti düşünüyoruz ama hep aynı şeyleri söylüyoruz. Burada biraz özeleştiri yapmamız gerekir. Çoğumuz gerçeklerin farkındayız ve gerçekler üzerinde yoğunlaşıyoruz. Ama tek eksik kalan tarafımız gerçeklerin sonucu olan problemleri ve eksiklikleri çözmek için çözüm yollarında takılıp kalıyoruz. Burada çok yol almamız lazım. Ortak akla, inanca, birbirimizi hazmedebilme özelliklerine ve en önemlisi aynı amaç etrafında ortak paydada buluşmamız lazım. Bu paydanın bileşenleri kamu sektörü ve özel sektördeki tüm aktörlerdir.

Turizmi gerçekten benimseyen ve Turizmi Türkiyenin en önemli sektörlerinden biri kabul eden anlayışın önümüzdeki yıllarda 50 milyona ulaşacak altyapı ve üstyapı hazırlıklarını programlı şekilde yapması lazım. Çevresel düzenlemeler kaçınılmaz bir gereksinim.

Çözümler ve yapılacaklar az çok belli. Bunlar daha da geliştirileribilir fakat çıkmazımız yaptırım olanağının olmaması veya bir kısım için etkin işletilememesi . Erk sahibi kurumların ve otoritenin bir an önce bu yolda harekete geçmesi lazım. Malesef daha öncede belirttiğim gibi bizler söylüyoruz fakat yaptırım noktasında geri kalıyoruz.

Fakat geleceğimiz açık ve çok parlak; doğru sonuca er veya geç ulaşacağız. Fakat tüm uğraşlar 5 yılda yapılacak işlerin 10 yılda yapılmasını engellemektir. Çünkü zamanı kaybetmenin , boşa harcamanın kimseye faydası yoktur özellikle rekabet yoğun bir sektörde.