Koronavirüs nedeniyle otellerin değeri ne kadar düşecek?

Koronavirüs nedeniyle otellerin değeri ne kadar düşecek?
Müskebi Turizm’in genel müdürü Dr Onur Şahin, koronavirüsün sektör üzerindeki etkilerini kaleme aldı. Yapılan araştırmaların, otellerin iyi senaryoya göre yüzde 20, kötü senaryoya göre ise yüzde 35 değer kaybedeceğini gösterdiğini kaydeden Şahin, pandemi sürecinde hizmetlerin nasıl yürütülmesi gerektiğine ilişkin de görüşlerini paylaştı.

İşte Müskebi Turizm’in genel müdür Dr Onur Şahin’in ‘’Her şey normalleşecek ama ne zaman’’ başlıklı yazısı:

‘’Öncelikle, sakin olalım. Panik yapmak için yeterince gerekçe olsa da biz gerçekçi ama iyimser tarafından bakalım.

Bu durum er ya da geç, çözüme kavuşacak. Çağın her döneminde krizler ortaya çıkmıştır. Krizler beraberinde çözümleri de getirmiştir. İyi yönde olan değişimler devrim, kötü yönde olanlar kriz olarak adlandırılır ama belki de her kötülükte bir iyilik olduğu gibi bu kötü durum da beraberinde bazı iyi durumları getirmiştir, getirecektir.

Öncelikle bir durum tespiti yapalım;

Deloitte Danışmanlık ekibinin Marketing Türkiye için hazırladığı Koronavirüs salgını ve iş hayatı konulu raporda koronavirüs salgını kaynaklı krizin ilk vurduğu ve yüksek düzeyde etkilenen sektörlere baktığımızda istihdamın büyük bir yüzdesini bünyesinde barındırdığını görürüz. Bu rapora göre etkileşimin en negatif ve tahmini toparlanma hızının en düşük olduğu noktada Kültür ve Sanat ile otel ve konaklama kategorisi bulunmaktadır. Hospitality.net web sitesinde Susan R. Mellen vd. tarafından yayınlanan makaleye göre kapsamlı hizmet sağlayan, gruplara ve havayoluyla gelecek turiste bağlı oteller ile havayolu şirketleri bu süreçten ciddi şekilde etkilenecekler.

Bu etki beraberinde istihdam piyasasını da derinden sarsmaktadır. İstihdam piyasasında yaşanan bu sarsıntı, devletlerin mali güçlerinin neden asgari yeterlilikleri yerine getirmelerine imkan tanıyacak güçte olması gerektiğini bir kez daha gösterdi. Liberal ekonomi bir çarklar ve zincirler bütünüdür. Endüstri ve işletme mühendisliğinde biz sistem analizi ve zincir analojisini sık sık birlikte kullanırız. Çarklardan biri durduğunda ya da zincirin bir halkasında sıkıntı olduğunda sistemin bütünü bu problemden etkilenir. Kısıtlar teorisine göre de bir zincirin gücü en zayıf halkası kadardır. Eğer biz ülke ve kurumlar olarak ilk krizde çalışanlarımızı korumaya alacak yeterli güce sahip değilsek, bütün süreç, tedarik ve değer zinciri bu etkilerden çığ gibi etkilenecektir. Bu konuyla ilgili Mahfi Eğilmez hocanın, biraz karamsar da olsa ilgili yazısını okumakta fayda var. Kaynak≥≥≥

Bununla birlikte durumun bir de işveren ve yatırımcı boyutu var. Susan R. Mellen vd.’nin makalesinde gösterildiği üzere, RCA tarafından yapılan projeksiyonlarda 2019 yılı baz alındığında 2020 yılında ortalama otel değeri normal senaryoda %27, iyimser senaryoda %20 ve kötümser senaryoda %35 azalacaktır. Buna ek olarak otel değerlerinin 2019 seviyelerine tekrar ulaşması en iyimser senaryoda 2022, kötümser senaryoda 2023 yılını bulacaktır. Bu nedenle sektörün biraz dişini sıkması gerekecek gözüküyor.

Uçuş kısıtlamaları, yasaklar, maske eldiven gibi konularda bir sürü uzman olan olmayan kişi tarafından haddinden fazla bilgi verilmektedir. Biz biraz sektör özelinde bilgi verelim:

Türkiye’deki vaka sayılarının artması ile 17 Mart 2020 ve sonrasında yurtiçinde neredeyse hiç rezervasyon gelmiyor-du. Bununla birlikte çoğunluğu Haziran ve Temmuz ayına ait olmak üzere rezervasyonların neredeyse %25’i iptal edildi, birçoğunun para iadesi yapıldı. İptal süreci devam etmektedir.

Elbette bu süreç birçok yönüyle zorlu bir süreç. İnsanlar korkularından kurtulmadan ya da kabul etmeden tatil ya da eğlence düşünemeyecektir. Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidinde belirtildiği gibi en önemli fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçları yani fonksiyonel ihtiyaçlar karşılanmadan daha haz odaklı ve sosyal ihtiyaçlar ikinci plana atılacaktır. Bununla birlikte tatil bir keyif aracı olmaktan öte sağlığımızı ve bağışıklığımızı güçlendirecek, stres seviyemizi normalleştirecek ve geleceğe dair algımızı pozitif yönde etkileyecek önemli bir ihtiyaçtır.

Ben şahsen, ilk rezervasyonun gelmesiyle birlikte bir umut ışığı göreceğimizi düşünenlerdendim ki iki gündür öyle de oldu. İroni şudur ki yeni rezervasyonlar sokağa çıkma yasağının akabinde gelmiştir. Önümüzdeki süreç, hayatımızda olmazsa olmaz birtakım değişiklikler ve alışkanlıklar getirecektir. İnsanı atalarından ve diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği zekası ve bu sayede ortaya çıkan uyumlanma yeteneğidir. Teşbihte hata olmaz, nasıl ki güneşin zararlı ışınlarından korunmak için güneş yağı kullanıyor, güneşin en tepede olduğu saatlerde güneşe çıkmıyorsak bu dönemin de getirdiği şartlara uyumlanarak yeniden eski günlere dönülecektir. Elbette hijyen beklentisi özellikle önümüzdeki iki yılda üst düzeyde olacaktır ama bu hali hazırda olması gereken bir durum değil midir?

Biz turizm işletmecileri ve çalışanları olarak üzerimize düşenleri yapmak adına, özellikle bu yıl başta yerli misafirlerimizin otele araçlarıyla gelip kimse ile temas etme endişesi yaşamadan giriş işlemlerinin tamamlandığı, ortak alanların sosyal mesafeyi dikkate alacak şekilde konumlandığı, şezlongların sürekli temizlendiği, daha geniş alanlara yayılmış güneşlenme alanları kurguladığımız bir hizmete doğru yeniden organize olmak zorundayız.

İçeride çözebileceğimiz konularda kontrol bizde belki ama özellikle elimize yüzümüze direkt temas eden çamaşırhane ve kimyasal ile gıda gibi dışarıdan alınan hizmetler var. Bu tedarikçilerimizi de mutlaka kontrol etmeli ve en az içeride alacağımız önlemler kadar üzerinde durmalıyız. Buradaki hatalar telafisi mümkün olmayan tahribatlara yol açabilir.

Her bir negatif yorumun etkisinin en az 5 pozitif yorumla dengelenebildiği günümüzde, müşterilerimizin bizi vezir de rezil de edebileceği bilinciyle hareket etmeli ve önlemlerimizi en başında almalıyız. Evet maliyetlerimiz yükselecek ama özellikle bugünlerde hedef kitlelerimize sunduğumuz hizmeti doğru aktarmanın en ucuz yolunun yine bizi tavsiye edecek ve otelimizde kalma deneyimine sahip misafirlerden geçtiğini bilmeliyiz.

Özetle, 2020 yılının kazanç yılı olmayacağı kesin. Oyuna ara vermek isteyenler ya da kural değişikliklerine uyum sağlayamayanlar daha sonra isteseler de oyuna devam etmekte sıkıntı yaşayacaklar. Bu döneme uyum sağlamaya çalışanlar ise daha sonra yaşanabilecek benzer krizlere de hazırlıklı olma yeteneği kazanacaklar.

Neler değişecek, her şey dahil sistem nasıl dönüşecek, misafirlerin beklentisi ne olacak, onlar beklemeden biz neyi sunmalıyız konuları da bir başka yazının konusu.’’



Bu Haber 20.04.2020 - 11:08:11 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.