Savaş Daş

Korona sonrası turizmde patlama olur mu?

Korona sonrası turizmde patlama olur mu?
Koronavirüs salgını sonrası sektörün nasıl bir seyir izleyeceği bu işle meşgul olan herkesin kafasındaki soru. Değişecek olan müşteri beklentileri ve bunun sektördeki yansımaları merak ediliyor. Peki işletme-misafir-çalışan üçgenininin ekonomik tarafında neler değişti, sektör nasıl bir yara aldı?


Koronavirüs salgınının turizm sektörü üzerindeki etkilerine ve sektörün gelecekte nasıl bir şekil alacağına ilişkin pek çok değerlendirme yapılıyor. Turizmin müşteri talebi doğrultusunda yeniden yapılanacağı hususlar elbette var ve bunlar kitle turizmi yapan tesisleri yakından ilgilendiriyor.

Yapılan kimi değerlendirmelerde ise sektörün haziran ayıyla birlikte normale döneceği ve kısa süre içinde eski günlerine döneceği ifade ediliyor. Daha çok resmi otoriteler ve kimi turizm birlik başkanınca dile getirilen bu görüş, tartışmayı hak ediyor.

Her şeyden önce bir gerçeği ortaya koymak gerekiyor; Her krizde olduğu gibi bu krizde de en büyük ekonomik kaybı yaşayacak olanlar, kuşkusuz ücretli çalışanlar olacak. Örneğin Fransa’da minimum 4 milyon çalışanın ‘izne’ gönderildiği belirtiliyor. İngiltere’de ise şirketlerin yarısının çalışanları izne gönderdiği/göndereceği belirtiliyor. Durum diğer Avrupa ülkelerinde ve ABD’e de farklı deği. İzne gönderilen bu insanlar, devlette (bizdekine benzer) bir kısa çalışma ödeneği alıyor. Örneğin TUI, İngiltere ve İrlanda’daki 13 bin çalışanından 11 binini izne gönderdi. Kısacası, koronavirüs salgını bittiğinde, turizmcinin ağırlamayı planladığı potansiyel müşterinin ekonomik durumu, koronavirüs öncesiyle aynı olmayacak ve elbette bu talebe yansıyacaktır.

Bu konuyla ilgili en sağlıklı değerlendirmeyi TUI Rusya Müdürü Taras Demura yapıyor. Söylediği şey şu: Korona sonrası talebi hesaplarken, insanların yaşadığı gelir kaybını, işlerini kaybetmesini ve dolayısıyla daha önce tatile çıkan insanların tatile çıkamayacağını hesaba katmak gerekiyor’’

Taras Demura’nın bahsettiği kitlenin, sadece Rusya’da değil, Avrupa’da da Türkiye’nin potansiyel misafirleri olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor.

İkinci mesele ise turizm şirketlerinin durumu. 2020 için aldıkları rezervasyonlar için iade ödemeleri yapan, ya da artık iade yapamadığı için kapıya kilit vurma noktasına gelen turizm şirketleri, koronavirüs salgını bittiğinde, salgın öncesindeki durumda olmayacak. Çalışanları işten çıkaran ya da izne gönderen şirketlerin organizasyon yeteneğinde ciddi kayıplar yaşanacak. Dahası, kriz döneminde ayakta kalmak için kullandıkları krediler şirketlerin üzerindeki mali yükü daha da ağırlaştıracak. Zayıflayacak olan operasyonlar, istihdamı ve çarkların dönmesini zorlaştıracak.

Üçüncü konu ise turizm sektöründe çalışanların durumu. En kötü istihdam alanlarınan biri olan turizm sektöründe çalışanlar, her krizde sahipsiz kalmaktan, kapının önüne konulmaktan ve çalıştığı iş yerinde ücretini alamamaktan muzdarip. Böylesi ağır bir krizin ardından, fırsatını ilk bulduklarında başka sektörlere gideceklerinden emin olabilisiniz. Yapılan turizm niteliksiz olunca, istihdam modeli de kaçınılmaz olarak ‘niteliksiz’ oluyor. Yıllardır sezonluk çalışan turizm işçileri ne işsizlik ödeneğinden faydalanabiliyor ne de sezon dışı dönemde iş bulabiliyor. Türkiye’de günü kurtarmak için alınan kısıtlı tedbirler turizm çalışanlarının derdine derman olmuyor.

Dördüncü ve son olarak ise, kiralık otel işletmelerinin durumuna dikkat çekmek gerekiyor. Türkiye’deki otellerin önemli bir bölümünü oluşturan bu oteller; hem sıfır gelirle kapattıkları ayların hem gelecek ayların kirasını ödemekle kalmayacak bir yandan da zayıf başlayacak sezonda işletme sermayesinden yoksun olacaklar. Bu nedenle, bahsedildiği gibi sezon haziran ayında açılsa bile, bu işletmelerin işinin oldukça zor olduğu görülüyor.

Kısacası, koronavirüs salgını sonrası turizmde işlerin normale döneceğine, insanların bir anda tatile hücum edeceğine ilişkin elde somut hiçbir veri yok. Ancak salgının ortadan kalkmasından sonra, bir iki aylık sürede bir yığılma yaşanabilir. Bu yığılma da, destinasyonlar arasında bir fiyat savaşına neden olacaktır.


Bu Makale 09.04.2020 - 14:06:55 tarihinde eklendi.


Kullanıcı Yorumları
  • Aysun 03.05.2020 - 02:33

    okuduğum en başarılı yazı, teşekkürler

  • turizimci 13.04.2020 - 02:14

    selam arkadaşlar ; bu sene çok zor bir sene kaldı ki yerli ve yabancı turistlerin gelişleri bir nebze açılmış bile olsa bu sefer acentaların durumları kritik ödemelerinde zorluklar çıkacak ötelemeler daha fazla olacak bunlar hep sorun bu seferde otelci ile tedarikci sıkıntıya düşecek bilemiyorum allah yardımcımız olsun....

  • Abdullah Emin BAYRAKLILAR 10.04.2020 - 01:41

    Bu sene turizm zor. Milletin parası olsa bile her işletme personele yeterince tatil yaptırmış olacak ücretli veya ücretsiz. O yüzden insanların tatile gelmeye izin günleri yetmeyebilir.

  • Metin bilgiş 10.04.2020 - 03:03

    İç pazar bizim gibi küçük işletmeler için büyük imkan sağlıyor Her ne olursa olsun biz iş yaparız. Ekonomik oluşumuz, tatilcinin ekonomik tatili tercih edecek olması Nitelikli bir tercih olucaz.. O büyük ve karabalık otellerden korkacak ve küçük az odalı az insanlı küçük işletmeleri tercih edecekler...

  • Çağla Akalp 09.04.2020 - 10:38

    Ben bu sene turizm olacağına pek ihtimal vermiyorum. Olsa da çok kısıtlı olur gibime geliyor. İşimiz çok zor Allah yardımcımız olsun.

  • Güven 09.04.2020 - 10:36

    Yazıda belirtilen noktalar doğru. Elbette bu durum iç pazar için de geçerli. Yani millet parasız kalmışken nasıl turizm yapacağız?

  • Cumhur Güven Taşbaşı 09.04.2020 - 09:47

    Ben yığılma olmayacağını düşününüyorum. Çünkü insanlar tedirgin onedenle bir süre beklerler sonra karar verirler.

Yazarın diğer yazıları
Tüm Yazıları
En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.