Bizim yaptığımız ticaret, turizm değil

Bizim yaptığımız ticaret, turizm değil
Yeni bir sezona eski alışkanlıklar ve eski bakış açılarıyla giriliyor. Turizm ile otelciliği eş anlamlı görmekte ısrar ediyoruz. Olaya bu parantez içinden bakıldığında dilimize doladığımız diğer tüm kavramlar anlamsızlaşıyor. Turizm yaşamın tamamını kucaklayan, kategorize edilemeyen, edilmemesi gereken bir kavram. Örneğin Göbeklitepe ülkemizde kültür turizminin gelişmesine katkı verecek yeni bir umut gibi görülüyor. Acaba mı?


Ondan çok önce, hakkında pek çok şey bildiğimiz 9 bin 500 yaşındaki Çatalhöyük Türk turizmine ne kazandırdı ise Göbeklitepe de onu kazandıracaktır. İddialı bir söylem gibi görünebilir ancak ne yazık ki her şey genel kültür ve anlayışa göre anlam kazanıp değer buluyor.

Çatalhöyük’ün yıllık ziyaretçi sayısı, giriş ücreti alınmamasına karşın, 50 bini bulmaz. Bilinen kaynak değerlere ve turizm merkezlerine daha yakın bu denli özgün bir değeri farklı temalarla farklı ilgi gruplarının hizmetine sokmayı becerememiş bir sektörün Göbeklitepe konusunda yaratıcı ve etkin olacağını beklemek güç görünüyor. Neden mi güç görünüyor? Çünkü, İngiltere’de Londra’ya 150 km uzaklıktaki Stonhenge’i yılda 1 milyonun üzerindeki ziyaretçi kişi başı yaklaşık 120 TL (17 Sterlin) ödeyerek ziyaret ediyor da ondan. Üstelik etrafında da önemli sayılabilecek başka bir turistik değer olmamasına karşın. Stonhenge’in sadece güz gündönümünde (23 Eylül) günlük ziyaretçi sayısı 30 bin kişiyi aşıyor. Bunu değere eklemlenen özel bir temanın yaratabileceği farklılığa dikkat çekme anlamında söylüyorum.

Göbeklitepe’nin  popülerlik kazanması, ziyaretçi sayısının artması turizm sektörünün yoğun çabaları sonucunda mı gerçekleşmiştir? Yoksa vizyon sahibi bir sanayi kuruluşunun payı daha mı ağır basmaktadır? Kazıların başlama tarihi eski ancak sponsorluk olayı henüz yenidir. ‘Göbeklitepe sadece Göbeklitepe değildir’ gibi imalı bir cümleye nokta koyup beklemeye geçelim...

Çatalhöyük de sadece Çatalhöyük değildir? Orada turizmciler için farklı ilgi gruplarına sunulabilecek farklı ürünler, hikayeler, yaşamlar vardır. Bunlar görülebilse ve sunulabilseydi Çatalhöyük tek başına turizme çok şeyler katabilir, milyonları kendine çekebilirdi. Günde en fazla 2 bin 500 kişinin ziyaretine izin verilen Peru’nun Machu Picchu’su çekebiliyorsa Çatalhöyük niye çekemesin? Göbeklitepe niye çekemesin?

Antik dünyanın binlerce yıl öncesinden beri bilinen 7 harikasından ikisine sahip bir ülkenin turizm sektörünün, aradan yarım yüzyılı aşkın zaman geçmiş olmasına karşın, bunları  iki çukura gömülü bırakmış olmasını nasıl yorumlayabiliriz? Kapadokya’yı, Ayasofya’yı çağımızın 7 harikası listesine sokamayan bir sektör bu aynı zamanda. Sektör bu konularda bir inisiyatif üstlenmiş, öneri geliştirmiş midir?  

Hem Artemis Tapınağı ve hem de Halikarnas Mozolesi sadece tapınak ve mozole değildir. Yüzlerce örnek sıralayabilirim. Bakış açınızı değiştirdiğinizde, siz de kendi uzun listenizi yazmaya başlayabilirsiniz.

Antalya’da “Golf zengin turist getirir” diyerek dar bir alanda birbiriyle temas eden çok sayıda (15-16) golf alanı hizmete sunuldu. Bir zamanlar bunu turizmimizin ruhuna uygun  “Golf turizminin kitleselleştirilmesi” olarak adlandırmıştım. Doğru olan golf sahasının hem yatırım hem de işletme anlamında pahalı olmasıdır. Zengin turist getirmesi, tıpkı sağlık, kongre turizm kategorileri için de ileri sürüldüğü gibi, gereği yerine getirilmediğinde bir mitolojidir. ABD’de de İngiltere’de de makul fiyatlarla golf oynama imkanları olduğu gibi on binlerce dolar aidat ödeyerek girilebilen golf kulüpleri de var. Durum böyle ise, zenginden neyin kastedildiği tanımlanmak ve o profildeki tüketicinin beklentileri karşılanmak durumundadır.

Yıllık kazancı 1-5 milyon dolar olan golf müşterisinin beklentileri ile 50-100 bin dolar olanınki aynı olamaz. Bu beklentilerin içinde golf sahasının niteliğinden çok oraya gelen golf tutkunlarının statüleri, eğlence, yeme ve içme farklılıkları, sağlık koşulları, sunulan diğer hizmetlerin niteliği gibi konular ön plana çıkabilir. Bu konularda kafa yormadan yatırım yapmak kitabı tersinden okumaya benzer.

Kimse, çok sınırlı durumlar dışında, bir ülkeye, bir kente, şu otelinde kalmak, bu golf sahasında oynamak için gitmez.  Esas olan, kişiyi oraya gitmeye zorlayacak farklı, özgün, nitelikli, güvenilir ürün zenginliğidir. Otel, konaklama tesisi, golf sahası araçtan öte bir şey değildir. Konaklama tesislerini, golf sahalarını, ören yerlerini, kıyıları, nitelikli turistlerle dolduracak olan budur. Anadolu bunu gerçekleştirecek fırsatlarla ürünlerle dopdolu.

Bırakın artık şu otel merkezli doldur kapa ziyaretçi ticaretini turizm diye tanımlamayı. Ticaret de en az turizm kadar saygın bir iştir. Ancak turizm ile ticaret farklı şeylerdir. Havaalanından alıp konaklama tesisinde belirli süre hizmet verdiğiniz kişiler turist, yapılan iş de turizm olarak adlandırılamaz. Bu tam anlamıyla bir AVM ticaret işidir. İyi para kazanıp döviz girdisi sağlayabilir, istihdama önemli katkılar sağlayabilirsiniz. Ancak yaptığınız iş ticarettir, turizm değil. Turizm olabilmesi için işin içine daha farklı karşılıklı etkileşimlerin dahil edilebilmesi gerekir. En önemli turistik ürünlerden biri, tüm bileşenleriyle yerel halkın bizatihi kendisidir.

Bu nesnel gerçeklik fark edilip kabullenilmeden turizm sektöründe bir başarı olası değildir! Turizmin kültürü, sağlığı, sporu, güneşi, kongresi olmaz. Anlayın artık bunu. Yarattığınız yaratacağınız her yeni ürün her yeni özgün cazibe, adına ne derseniz deyin, nasıl sınıflandırırsanız sınıflandırın hepsi tarafından kullanılır. Turizmi 12 aya yayacak olan anlayış da budur. Ne turizmi kategorize etmek ve ne de 12 aya yaymak gibi özel bir strateji olmaz, olamaz. Bunların hepsi farklı ve sürekli değişen taleplere uygun ve uyumlu, özgün, nitelikli, güvenilir ürün paletinizin zenginliğine bağlı. Onunla orantılı olarak hepsi birlikte kendiliğinden gelişir.

Gelin bunu tartışalım. Ancak o zaman “20 milyon turist 50 milyar Avro turizm geliri” hedefinin kolaylıkla gerçekleştirilebilir olduğunu görebiliriz.

Özellikle Antalya için turizmin “A”sı burada turizm adına yapılanın “Turizm” değil “Ticaret “ olduğunun kabul edilmesidir. Neden mi? Turizm, konaklama tesisinde konaklamak, konaklatmaktan ibaret değildir de ondan. Turizm konaklama tesisinden çok, çok daha fazlasıdır.


Bu Haber 11.03.2019 - 17:02:30 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Serdar Sağlamtunç - 18.03.2019 - 02:24

    Sayın Hocam, Çok haklısınız ve sorun herhalde yetkinlik ve bilgi ile bir araya gelip ortak uygulama projeleri oluşturma eksikliği. Keşke turizmi bakanlar veya profesyonel hale gelmiş birlikler yerine yöresel zenginliklere ve özgün farklılıklara zemin oluşturacak proje paydaşları oluşturup yön verebilse. İşaret ettiğiniz "ticaret" unsuru aslında çok önemli ama daha da vahimi biz ticareti de bilmiyoruz. Bize miras kalmış eski eserlerin kıymetini bilmediğimiz gibi eğer tarihi eserlerin yıkılıp yeniden yapılması çatlak fikri gerçekleşirse o zaman felaket olur. İlginç olan bunu deneyip abuk örnekleri serpiştirdiler bile. Golf sahaları yapıldığı seneler yöredeki bazı tesislerin danışmanlığını yapıyordum ve Sorgun yöresinde çok eski ormanlar içinde ağaçların kesildiğine şahit oldum. Dünyada golf sahası orman içine yapılmaz, saha orman şekline getirilir. Henüz bu farkı bile bilmeden tacir turizmci kafası ile gitmekteyiz. Yazık. Yapılacak o kadar ilginç projeler var ki, ama yatırımcılar sağır ve kör. Sonra İspanya bizim modeli çaldı diye iddia ediyorlar. Bilmiyorlar ki, sadece Bask bölgesinde 7 adet Michelin restoran var. Randevu alma süresi en az 3 ay. Bizdeki boyuta bakarsanız, o günkü STK başkanının dediği gibi, bizim arabalarda en az 4 Michelin var. Traji komik.

En Çok Okunanlar
Bunları Okudunuz Mu?
Yazarlar
Tüm Yazarlar
GÜNCEL HABERLER
SEKTÖREL HABERLER

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.