Vay anasını sayın seyirciler!

    Motivasyon Atölyesi - Emir Hepoğlu
    Köşe yazısını paylaş : | Yazıcı Dostu Gösterim | Arkadaşına Gönder
    Y kuşağı temsilcisi genç turizmci kardeşlerime ithafen; ne olacak bu ülkenin hali?

    Geçtiğimiz günlerde bir gurup Y kuşağı çocuğu bendeniz  X kuşağı amcalarını ablukaya alarak sıkı bir sorgulama olayına giriştiler. Sohbetin konusu memleketin malum durumu ve buna bağlı olarak turizm sektöründeki düşüşler, tatsızlıklar, rakamlar vesaire idi.

    Koyu bir umutsuzluk aurasına bürünmüş bu genç dimağlar severek ve isteyerek girdikleri turizm sektöründen nefret ederek ve haykırarak kaçmak istiyorlardı. Hiç de haksız sayılmayacaklarını ve çoğu konuda yerden göğe onlara katıldığımı söyleyince önce bir afalladılar ardından bu davranışımın  nedenini anlamaya çalıştılar.

    -Bakın gençler sizin dertleriniz belli, ben de çoğunu biliyorum, söylim miiii ?

    -Lütfen söyleyin

    -OK o zaman dinleyin bakın, sırasıyla...

    *kötünün ötesinde bir staj deneyimi

    *berbat lojman koşulları

    *hakaret ve aşağılama

    *fazla mesai

    *tüm amelelik işleri ve dahası

    *kölelik düzeni

    *hedef koyamama

    *önünü görememe

    *rol model bulamama

    *yöneticilerin yönlendirme yapmaması

    *diplomanın pek bir işe yaramadığını görünce yaşanan travma

    *1 sezon içinde Genel Müdür olamama vs.

    -bu mudur gençler ?

    -budur

    -OK o zaman Y kuşağı olmanızın getirileri olan ve çoğu yaşıtlarımın asla anlamaya yeltenmeyecekleri konuları bir sonraki sohbetimize kadar bir kenara bırakalım ve geçmişe kısa bir yolculuk yapalım.

    Yaş olmuş 45, kadayıfa yüz tutmuş mabadımızda hala bir sızı, hala bir sızı. Bir nedeni var elbette, kamink sun, bekleyin geliyor.

    Uçak düşürmece oyunu akabinde toplumsal olarak yaşadığımız depresyonvari durum hiç de azımsanacak gibi değil, millet olarak nerede ise çılgınlık sınırındayız.

    Consiparcy Theory filmindeki Mel GIBSON hesabı her bir halttan vazife çıkartmak kitlesel bir ruh haline dönüşmüş durumda.
    Bunun en bariz kanıtı ise evinizdeki aptal kutusunun içinde bir yerlerde.

    Yereliyle, ulusalıyla irili ufaklı yüzlerce kanalda her MOKOKO hakkında yorum yapan, hatta birkaç şeyi aynı anda yorumlamaya çalışan ucube sürüsü bolca kafa ütüleyip, ahkam kesmekte.
    Her günümüz, her dakikamız ayrı bir aksiyon. Senaryolar değişken olmakla birlikte, adrenalin seviyemiz bir yukarı, bir aşağı seyretmekte. Allaha çok şükür hiç de sıkıcı bir yaşamımız yok, nerede hareket, orada bereket bir nevi düsturumuz olmuş.

    Vay anasını sayın seyirciler

    45 yıllık kısa yaşamım boyunca 103 yaşındaki Kanadalı Justin amcanın gördüğünün 1000 katı ekşın yaşamışımdır güzel ülkemde.

    İlk aksiyonum doğmadan birkaç saat önce İstanbul Saraçhane’de polislerin benim de fiili manada içinde bulunduğum taksiyi durdurmaları ile başlamış.

    Sancıları başlayan anneciğimi alelacele taksiye atan peder beyin heyecanı fotoğrafmen kursağında kalmış. Zira o gün Deniz GEZMİŞ ve arkadaşları hapishaneden kaçmışlar, yani sizin anlayacağınız ülke dandini durumda ve ben doğmak istiyorum. Sonra bakmış polis amcalar harbiden de takside hamile kadın var, onun yüzü hürmetine salıvermişler bizi.

    Otur oturduğun yerde, çıkma dışarı oğlum, bak keyfine şeklinde yönlendiren bir büyüğümüz olmadığından soğuk bir Salı sabahı Süleymaniye Doğumevi'nde teşrif buyurmuşuz mavi gezegene.
    Beş, altı yaş civarında kendimi bilmeye başladım. Hala o yıllardan kalma birkaç sabit hatıram var, yıllar geçse de onlar hep taze bende.  Ülkede sürekli bir kavga, gürültü olduğuna o yaşlar itibari kanaat getirdim. Çocukluğum, yağ, tüp, ekmek ve kimi zaman kasap kuyruğunda geçti. Benim için gıcık bir iş olsa da yine de görev addederek kusursuzca yerine getirmeye çalışırdım.

    İki apartman sonrasında aradaki boş arsada her Allahın günü maçımız olurdu arkadaşlarla. Tabi ki polis amcalar bizi oradan kovmadıkları sürece. Zira istisnasız haftada birkaç gün bir cenaze kaldırırlardı bizim arsadan. Bazen de tesadüfen biz bulur haber verirdik büyüklerimize. Bir gün sağ taraftan, diğer gün sol taraftan gencecik bedenler duvardaki karşıt sloganlar ve Fatiha eşliğinde uğurlanırlardı öteki dünyaya.

    Vay anasını sayın seyirciler

    Hiçbir şey olmadığı gün öğrenci evine baskın ya da çatışma olurdu İstanbul’un muhtelif mahallelerinde. Nispeten sakin günlerden sayılırlardı. Ya da arada sırada şikayet üzerine, sırası ile karakola sorguya götürürlerdi babalarımızı. Anarşist misin diye sorarlardı o vakit pek terörist demezlerdi.  Bir gün nezarette yatırır, sorgusunu alır, çay ısmarlar sonra da eve yollarlardı.

    Günlerden bir gün çok erken bir saatte tankları, askeri cipleri, makineli tüfekleri ile askerleri gördük sokaklarda. Darbe oldu dedi büyüklerimiz. Ekşın’ın kralını bu vakit gördük desek yeridir, detaya gerek yok,  gerisi en teferruatlısından malumunuz.

    Sonraki yıllarda sıklıkla karşılaştığımız darbe, darbecik ve teşebbüslerinin yaşattığı toplumsal travmalar akli denge terazimizin şaşmasına neden oldu. Düşünsenize hep bir çatara patara, hep bir hareketlilik, hep bir diken üstü yaşam modu ‘’çıldırmaya az kaldı doktorum nerede‘’ nakaratı dilimizde pelesenk.

    -Hani şimdi siz bana ağlanıp duruyorsunuz ya ne olacak bu memleketin hali diye ?

    -Evet

    -Hah işte bu memlekette aksiyon hiç bitmeyecek. Arada durağanlaşıp, sakinleşecek, es verecek, nefes almamızı sağlayacak. Ama çok geçmeden tekrarlayacak, canımızı tekrardan acıtacak.

    -Ama biz güven istiyoruz, inanmak istiyoruz

    -Önce ülkenize, sonra sektöre inanın. Bunca çatara pataranın içinde turizm ve otelcilik nereden nereye geldi araştırın. Sorun google amcaya size tüm detaylarıyla anlatsın. Ayrıca bizim kuşağın da güvendiği bir şey var !

    -Nedir ?

    -Siz


    Motivasyon Atölyesi -
    Emir Hepoğlu
    emirhepoglu@yahoo.com

    Kullanıcı Yorumları

    cengiz caner - 31.10.2016 09:30:57
    ağzına sağlık emircim
    Özlem Demirtaş - 5.11.2016 10:03:25
    Harika anlatım olmuş...


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Yazarın diğer yazıları :
    Eğer otelciysen...
    Alayınıza selam olsun!
    Fuar ve selfie sezonu açıldı
    Direnen Gezi'den Trendy Gezi'ye
    Turizmcinin bilgisayar & sosyal medya ile imtihanı!
    Turistlerin kullandığı tuvaletler Testere filminin platosu gibi
    Turizmin ırkçı hortlakları
    Güneyde sezon başladı ancak...
    İş'in yoksa gel ( Mümkünse kendi aracınla ya da dolmuşla ! )
    TRT'nin turizm kanalı neden Antalya değilde İzmir'de?
    Yaz aşkları
    Altın portakal fiyasko mu, büyük bir başarı hikayesi mi?
    Ödülünmü var derdin var!
    Otellerde hijyen uygulamaları
    Ne kadar güçlü olduğumuzun farkında değiliz
    Ben Meclis'e girdim, hadi sıra sizde
    Kelle paça
    Tokmak
    Turizmde yeni trendler / İkinci Adam Operasyonu
    İş arama ve taciz sezonu başladı
    Benim güzel kadınlarım
    İş çok beğenen yok mu?
    Android otelci
    Memleketin giriş kapıları
    Salvador Dali’nin ruhu bizim barmenlerde yaşıyor
    Alaçatı ayrı bir dünya
    Bir dernek doğuyor, sancısını başkaları çekiyor
    Doğası, gereği kültür başkenti
    Herkesin kendine göre bir Bodrum'u var
    Hediyelik
    Signs - Görüntü Kirliliği
    Turizm hakkında yazmak ne ister?
    Rakamlara takıldık kaldık
    YIL 2012 VE NİHAYET 12 AY TURİZM EMRİNİZDE
    BEŞ YILDIZLI OTELLERDEN SOSYETE GETTOLARINA KUMARHANELER
    Ekranda, beyazperdede, kitapta oteller
    İlginç otel hikayeleri
    İLGİNÇ OTEL HİKAYELERİ II
    Özeleştiri Grubu
    Kıbrıs turizmi kime ait?
    Her şehrimize bir logo bir de tema lazım
    SAKINCALI DİYALOGLAR
    Sakıncalı Diyaloglar 2
    ANTALYA ZEYTİNKÖY’DEN DÖNDÜ NİNE 2011 SEZONU İÇİN TURİZMİN FALINA BAKTI
    www.sabunprojesi.org
    İNOVASYON EN BÜYÜK EKSİĞİMİZ
    MISIR VE TUNUS OLAYLARINI TÜRK TURİZMCİLER BAŞLATMIŞ…!
    AŞK TESADÜFLERİ SEVER VE HOTEL BABYLON
    YÜRÜYEREK ANTALYA ANALİZİ
    SAKIP AĞA’NIN AYAKKABILARINI BOYADI HAYATI DEĞİŞTİ
    DİKKAT OTELCİLER İNTİHAR EĞİLİMİNDE
    ANTALYA’DAN KISA KISA
    MOBBİNG DİYALOGLARI
    KONSEPT SAVAŞLARI
    TV ÖDÜLLERİNİN ARDINDAN
    KEYFE KEDER PERSONEL İSTİHDAMI
    TÜRK İŞİ MOBBING TACIZING
    DOMINIQUE STRASUSS KAHN IMF BAŞKANI DEĞİLDE ROOM MAID OLSA İDİ…!
    ADINI TURİZM BAŞKENTİ KOYDUK AMA…
    OTELLERİMİZ NE KADAR GÜVENLİ…!
    OTEL ODALARINDA INOVASYON
    KAÇAK İÇKİ SADECE TURİST Mİ ÖLDÜRÜR ?
    Antalya Kaleiçi'nin hali ne olacak?
    Makro bakış açıları ve mikroya indirgenmiş sorunlarımız
    Altın Portakal Film Festivali sahil kasabası etkinliğinden uluslararası organizasyona nasıl dönüşür?
    Türk turizminin image maker ihtiyacı
    Test: Hangi tip otelcisiniz?
    Tarih öncesi stajyerlik durumları
    Neyzen meyhane müdavimlerinin acıklı hikayesi
    Neandertal'den bu yana hedefler
    Portakal şehrinin hikayesi
    Personel lojmanında kötü bir şeyler oluyor
    İstihdam değil istismar!
    Fil Osman Angry Bird'e karşı
    Yan otelden adam çalma teknikleri
    Zirveden indim şehre: TTZ - 2012
    Ah güzel İstanbul ne yapmış insanlar sana böyle?
    Cihangir Chronicles
    İstanbul ve turizmi ağzından düşürmeyenlere!
    Know how Antalya'nın neyine?
    Gezdim, gördüm, yazdım
    Turizm sektöründeki kadınların şikayeti var!
    Antalya'da bir eğlence adası var, haberi olan var mı?
    Güneyden haberler
    Kısır döngü!
    Saruman Dayı'dan istihdam sorununa kesin çözüm
    Hatıralarımın kahyası mısın be adam?
    Antalya Tünektepe 'L' tipi cezaevine dönüştürülsün, ilk konuğu da Fazıl Say olsun!
    Resort Turizm Kongresi'nin ardından kulislerde konuşulanlar
    En büyüğü bizimkisi!
    Antalya Kaleiçi 1. Uluslararası Jazz Festivali
    Marka olmadan sen sen değilsin!
    Yüksek sezon diyalogları
    Kariyer mi, ekmek parası mı?
    Hoşçakal Antalya'nın gülü, Hoşçakal Oya ablam!
    İşyerinde motivasyonu sağlama teknikleri
    Anneme turizmci olduğumu söylemeyin, o beni genelevde piyanist sanıyor
    Filistin askısı
    Nereden geliyorsunuz? - Kaynımgillerden!
    www.turizmdeyeniyalanlar.com
    Portakallı kek
    Marka değilsen, sen sen değilsin
    Sesli makale - Sincaplar ağlıyor duydun mu?
    Evrimini tamamlamamış kıllı neanderthal güneye inince
    İşsiz otelcinin sektördeki imaj sorunsalı
    Sovşıl medya hakkında bir yazı daha
    Geçen hafta bir acente müdürü dövdüm!
    Mahmut, duydun mu la griz varmış bu sene?
    Göcek Koyları
    Goç ne la? ( Yeni çağın trendy mesleği koçluk)
    Palmalife Style
    Tüm zamanların en büyük hastalığı; kıskançlık
    Egomaniacus Nonempaticus Hotelierus
    İnoveyşınmen ( inovationman )
    Adetten
    Mecburen
    Ne yapmalı? Ne yapmamalı?
    Kaç yıl oldu?
    Vay anasını sayın seyirciler!
    Absürt turizm münasebetleri
    Biz çok acayip kurumsalız
    Makale Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    2017 sezonundan ne bekliyorsunuz?

    2016 yılı ile aynı olur
    2016'nın üzerine çıkarız
    2016'daki sayılara bile ulaşamayız
    Ücretsiz Abone Olun