Geçtiğimiz hafta talihsiz bir olay yaşadık. 301 vatandaşımız hayatını kaybetti. Her Türk vatandaşı gibi ben de sorumluların kısa sürede bulunması ve cezalandırılması konusunda beklenti içerisindeyim. Tam da seçim sonrası, bu ülke nereye gidiyor tarzındaki düşüncelerimizin üstüne tuz biber oldu bu olay.

    Konuya PR açısından bakan birçok firma oldu bu olayı bahane bilerek. Bugün değerli okuyucularım ile bu konu hakkındaki fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

    Ülkemizde genel bir PR sıkıntımız olduğu kesin. Gerek sosyal medyada, gerekse diğer mecralarda PR çalışmalarını tek taraflı olarak yürütüyoruz. Reklamı ortaya atıyoruz, tüketicilerden gelen geri bildirimleri önemsemiyoruz veya hiç düşünmüyoruz. Deneyimsiz PR ajansları sayesinde Türkiye’de halen reklam odaklı iletişim bir ilişki olarak görülmüyor. Hâlbuki reklamlar ile yapılmaya çalışılan iletişim çalışması tamamen tüketici ile birebir ilişkiye girilen, geri bildirimler alınacağının kesin olduğu ve bu geri bildirimlere göre reklam çalışmalarınızın şekillendirilmesi gereken bir iletişim yoludur. Başarılı birkaç marka dışında Türkiye’de bu tip bir iletişim yolunu seçen çok fazla marka göremiyorum. 

    Talihsiz olayın akşamı, sosyal medya adeta yıkılıyor. Her kafadan ayrı ses, ortamda bir bilgi kirliliği. İnsanlar öfkelerini paylaşıyor, hükümet karşıtı ve hükümet yanlısı insanlar sosyal medyadan kapışıyor. Bunu fırsat bilen bazı markalar ise kendine PR çalışması yapma hevesinde. Bir banka var, bu karışıklık içerisinde kendine PR çalışması yapmaya çalışıyor. Yaptıkları aksiyonlar tamamen doğru, borç silmeler, sigortadan gelecek paraları ailelere aktarmalar bunlara kesinlikle karşı değilim ve destekliyorum. Her bankanın yapması gereken bir hareket.  Ancak, konu bu kadar taze iken, insanlar acılarını düşünür iken, para belki 20. planda iken bu tarz bir PR çalışması ile markayı ön plana çıkarmak bana göre çok yanlış bir çalışma. Bir yandan hayatını kaybeden vatandaşlarımızın bilgilerini alırken bu çalışma “bu vatandaşlar hayatlarını kaybetti ama bizden de kıyak borçlarını sildik” tarzında bir yaklaşım olmasını sağlıyor. Kaldı ki, bir anda tüketicilerin adeta saldırı niteliğindeki geri dönüşleri banka yetkililerinin daha fazla açıklama yapmasına ve web sayfalarında bu açıklamayı yayınlamasına sebep oldu. Bana göre çok talihsiz bir durum. Yapılması gereken sessiz kalmak ve insanların acılarını birazda olsa unutup, konunun paraya gelmesini beklemekti bence. Bazı markalar ise doğru olanı yaptı ve web sayfaları üzerinden yaptıkları açıklama dışında bir PR çalışmasında bulunmadılar. 

    Başa dönelim, ne demiştim, Türkiye de reklam işleri tek taraflı düşünülüyor, tüketici geri bildirimleri hesaba katılmıyor. Verdiğim örnekte banka yetkilileri sosyal medya üzerinden gelen tepkiler karşısında sürekli olarak açıklamalar yapmak zorunda kaldı. Bazıları belki tüketicileri tatmin edemedi. Buna yol açmamak için önceden tepkileri hissetmek ve PR çalışmalarını tamamen tüketicilerden gelebilecek olumsuz tepkileri de düşünerek yapmak gerekiyor. Olumlu yapmaya çalıştığınız bir sosyal sorumluluk hareketiniz bir anda gelen tepkiler üzerine çok olumsuz bir hareketmiş gibi görünebilir. 

    Bizim ülkemizdeki markaların standart olarak sosyal sorumluluk projelerini bağıra çağıra yansıtmak gibi bir huyu var. Normal zamanlarda buna tüketiciler çok fazla tepki vermiyorlar, ama kritik zamanlarda mesela manevi duyguların yoğun olduğu ve can kaybı ile sonuçlanan olayların konuşulduğu ortamlarda ön plana çıkma yarışları anlaşılır gibi değil.  İnsan hayatı üzerinden PR çalışması yapmak gibi bir niyetleri olmadığına eminim, belki de deneyimsiz ajanslar sebebi ile yapılacak çalışmaların zamanlamaları çok amatörce oluyor. Sosyal sorumluluk projelerinizi tabi ki anlatacaksınız, yapılan işler çok değerli ve çok özel işler. Ancak dediğim gibi bu projeleri tüketiciye yansıtırken daha profesyonel ve geri bildirimi önemseyen bir iş akışı yaratmak gerekiyor.  Özellikle olayın yoğun konuşulduğu mecralarda araya girmek yerine web sayfanızda yapacağınız kısa bir açıklama size daha faydalı olacaktır. 

    301 can yitirmişken tüm bunları anlatmak belki anlamsız gelebilir. Ancak, konuya birazda reklamcılar açısından yaklaşmak istedim. Tamamen gördüğümü bir tüketici olarak dile getiriyorum, kimse alınmasın gücenmesin, bazen panikle yapılan PR ve reklamcılık çalışmaları beni de çok rahatsız ediyor. 

    Tüm ülkemizin başı sağ olsun

    Sevgi ve Saygılarımla…
     

    iquee.m Genel Müdürü / Online Reklam Danışmanı
    Berkun Meral
    berkun@iqueem.com @berkunmeral

    Kullanıcı Yorumları

    Kayıtlı yorum bulunamadı...

    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Yazarın diğer yazıları :
    Gerek yok (mu acaba) dijitale!
    Turizm ve sosyal medya ilişkisi
    Yeni nesil yasaklı reklamcılık
    Online Reklamcılığın Başlama Noktası
    Bilgisayarcı çocuk
    Mobil reklamcılık
    PR’ını sevdiğimin ülkesi…
    Hedef Eğitilmiş İnsan!
    Bir reklam mecrası olarak Sosyal Medya
    Birleşik Hesaplar!
    Kulaktan kulağa sosyal medya
    Basılı Medyaya karşı Sosyal Medya
    Sezonluk reklam mantığı
    Farkedilmemiş bir konu: Bilişim
    Değişime ayak uydurun
    Sosyal medya canavarları!
    Kongreye doğru
    (Dijital) Resort Kongresi
    2014’e veda…
    Yöneticilerin ajanslarla imtihanı
    Pazarlama dersi!
    Ne bekliyorsun, anlat bilelim
    Duran varlık
    Güzel yedik ama, iyi yedik
    Yas
    Yüzüne ışık tutulmuş tavşan!
    Otellere yönelik online pazarlama önerileri
    Expolandıramadıklarımızdan mısınız?
    Dijital mahkumiyet!
    Makale Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    2018 sezonunda Avrupa'da durum ne olur?

    Daha da geriye gider
    Bu yılla aynı olur
    2016 rakamlarına ulaşır
    2015 rakamlarına ulaşır
    Belirsizlik hakim
    Ücretsiz Abone Olun